1. YAZARLAR

  2. SHENI HAMID/Londra

  3. AB-BREXIT Boşanma Davası
SHENI HAMID/Londra

SHENI HAMID/Londra

Avrupa ve Londra Temsilcisi
Yazarın Tüm Yazıları >

AB-BREXIT Boşanma Davası

A+A-

Uluslararası finans piyasaları açısından bakıldığında Birleşik Krallık (Great Britain-GB), maddi alanda kişi başına düşen yüksek gelir ortalaması ve avantajlı ekonomisi ile değil sadece Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerine, dahası, bağlantı içerisinde bulunduğu bütün ülke ekonomilerine de önemli bir partner gücüyle katılmaktadır. Fakat, geçtiğimiz yılki BREXIT* oylamasıyla ülke, sosyal, politik ve özellikle ekonomik alanda çalkantılı bir döneme girdi. Tabi ki bu aşamada, Birleşik Krallık, kaydadeğer büyüklükte bir sarsıntıya uğramamış olmasına rağmen, BREXIT kapsamına alınacak ihtiyatlı bir denge sağlayabilme yoğunluğuyla, finans piyasalarının kıldan ince keskinliğindeki köprüsü üzerinde de ilerlemeye başladı.

Ne Avrupa  Birliği (AB) için ne de Birleşik Krallık (GB) açısından bakıldığında, artık bu ayrılık yolunun bir  dönüş noktası kalmadı. Şimdilik. (Lakin aramızda kalsın, Brexit karşıtçıları arasında yaygınlaşmış ve gerçekleştirilmesi yönünde çalışan bir umuda göre, ‘bu ayrılık davası sürecinde, GB belki bir referandum daha yapabilir ve sonuç bu kez AB’deki üyeliğe devam edilmesi yönünde çıkabilir.’ Bunu zaman gösterecek)

Öte yandan, dünya kamuoyunu yakından ilgilendiren şu anki gündemden başlarsak, GB Başbakanı Theresa May, 50. Madde olarak nitelendirilen AB’den boşanma  dilekçesini AB Konsey Başkanı Donald Tusk’a Nisan ayı ortasında sundu. Artık sıra,  AB27 olarak tanımlanan birlik üyesi temsilcilerinin bir araya gelerek, 44 yıllık üyeleri GB’in, kaderini şekillendirmesine geldi. Fakat, AB diplomatları, GB’in birlikten ayrılış sürecini mümkün olabildiğince zorlaştırmayı planladıklarını da açıkça ilan etti. Hatta, gündemin karar verici diplomatları, ‘ayrılık süreci aşamasında GB’a alabildiğince büyük cezaların getirilebileceğini; ve bu taviz vermezlikteki amaçlarının, diğer AB üyesi ülkelerinin gözünü korkutmak olduğunu’ dahi ima etmeye başladı.

Bu esnada politik çevreler tarafından kabul edilmiş olan gerçek şu ki, her iki taraf arasındaki boşanma görüşmeleri neredeyse iki yıla kadar varabilir, çekişmeli, uzun ve yorucu bir vakit alacaktır. Özellikle, iki taraf arasındaki ekonomik işbirliği ve finans akışı; GB’in diğer AB ülkeleriyle ticari alanda paylaştığı ortak pazar içerisinde kalıp kalmayacağı (ve bu sonuca dayanarak yapılacak, ekonomik sektörler arasındaki olası bürokrasinin engellenebilmesi planları); taraflar arasında yeni bir ticaret anlaşmasının düzenlenmesi; ülke sınırları arasındaki geçişlerin kontrolü; AB üyesi ülke vatandaşlarının GB’da serbestçe yaşayıp çalışma koşullarının geleceği (dolayısıyla GB vatandaşlarının AB ülkelerindeki ayni konu içerikli kaderi); GB’in cömertçe sağladığı, yardıma muhtaç çoğunluğa yönelik bedava barındırma ve para desteğinden, AB üyesi ülke vatandaşlarının belki de yoksun bırakılacak oluşu ve bunun uyandırdığı endişe; GB kapsamındaki İskoçya ve Kuzey İrlanda’nın AB’deki kaderi… bu boşanma davası sırasında değerlendirilecek ana sürüncemeli maddeler arasında yer almaktadır.

Her şeye ilave olarak, AB ailesi içerisinde bulunan ve BREXIT karşıtlığı ya da desteği fark etmeksizin tüm AB ülkelerinin, GB ile ayrılış safhası aşamasında çözümlemesi gereken diğer sorunlar da mevcuttur. Örneğin, AB topraklarını hakimiyeti altına almış irticacı-mürteci dalgası; terörizm; Rusya’nın ve Türkiye’nin durdurulmaz yükselişi; İran-Çin arasında geçtiğimiz yıl yapılmış 600 Milyar ’lık ticaret anlaşmasının gelecek on yıl içerisinde Avrupa’yı etkileyecek yankıları, sadece bu sorunların başlangıç noktasını oluşturuyor. 

Uzun lafın kısası bu yıl başta, Hollanda, Fransa, GB, Almanya olmak üzere, seçimler dalgasına girmiş Avrupa topraklarında, nihayet BREXIT’in de pratiğe dönüştürülmesiyle, dünya borsaları bu hareketlilikten payına düşen bir heyecanı yaşamaya başladı. Üstelik bu safhada tecrübe edilen AB ve GB ilişkilerinin geçiş donemi istikrarsızlığı, küresel arenada da ‘politik ve ekonomik risk’ değerlendirmesiyle takip edilen küçük bir endişe dahi yaratmaktadır. Konuyla alakalı yakın gelecekteki endişe senaryosunun özünü ‘her iki taraf (AB-GB) arasındaki ekonomik isleyişin dengesi ve sözünü ettiğimiz hükümetlerin finans idaresindeki performansı’ oluşturmaktadır. Bu heyecan akabinde, kamu finans ve yatırım olanaklarının negatif yönde etkilenmeye başlaması ve dolayısıyla gayrisafi milli hasıla çerçevesinde, devlet borçlarının da istikrarsızlığa doğru endekslenmiş durumdaki artışı doğal karşılanmalıdır. Diğer taraftan daha uzak gelecekte karşılaşılması mümkün bir çalkantı senaryosunu da ele alırsak, ‘her iki taraf (AB-GB) açısından, ekonomik yapının tekrar düzenlenmesi sırasında belirecek yeni  sorunlar ile özel sektörün yatırım ve faaliyetleri alanındaki akıbetinin belirlenmesi’ darken, BREXIT’in Avrupa ve dünya piyasaları üzerinde daha pek çok yankı uyandıracağına dair emin bir karar verebiliriz.

*(BREXIT: Açılımını ‘Great Britain’s Exit -from EU-’ tanımlamasından alan bir kısaltma olup; Türkçe tercümesiyle, Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği üyeliğinden çıkışı anlamına gelmektedir).

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.