1. YAZARLAR

  2. SHENI HAMID/Londra

  3. AB GÖÇMEN FONUNUN KAYIP EURO’SU NASIL KURTULUR?
SHENI HAMID/Londra

SHENI HAMID/Londra

Avrupa ve Londra Temsilcisi
Yazarın Tüm Yazıları >

AB GÖÇMEN FONUNUN KAYIP EURO’SU NASIL KURTULUR?

A+A-

Bundan neredeyse üç yıl önce Avrupa Birliği tarafından ‘Türkiye’deki Suriye’li göçmen ve mültecilerin ağırlanilabilinmesi konusunda destek gösterilmesi’ başlığı altında, Türkiye’ye €6 Milyar Euro’luk bir fon akışının sağlanmasına yönelik karar verilmişti.

2016’daki bu anlaşma uyarınca, Türkiye’ye verilecek para desteğinin sebebi özetle:

*‘Suriye’den yola çıkarak TC sınırları dahiline ulaşan; ya da yine aynı vesileyle TC topraklarından geçerek, Avrupa ülkelerine doğru akacak göçmen seli kontrolünün gerçeklestirilmesi’…

*İlaveten, yine aynı ödemeyle ‘TC sınırları içerisinde ağırlanılacak malum mağdurların, yaşam şartlarının iyileştirilmesi’…

*Artı, ‘Aynı misafirlerin, evsahibi vatandaşla uyum içerisinde yaşayabileceği yönde ağırlanması için, işler bir düzenin kurulması’ idi…

 

Tabi ki aradan aylar geçti… İşin hassasiyetine dair acı tatlı pekçok tecrübe yaşandı… Ve nihayet, eyyam gelip günümüze dayanırken, BBC’nin 16 Eylül 2019 tarihli haberinde -tesadüf bu ya- sözkonusu para yardımına dair saptanmış bir farklılığa işaret ediliverildi. Haber uyarınca:

‘Bahis konusu ödemeye dair, alıcı taraf (yani Türkiye), ülkeye aktarım anlaşması belirlenmiş bu bütçenin sadece €3 Milyar Euro’luk kısmının tarafa ancak ulaştığını’ ifade ediyordu.

Meselenin tezat kısmındaysa öte yandan, ödemeyi göndermekle yükümlü Avrupa Birligi diyordu ki: ‘Şimdiye değin Türkiye’ye gönderilmiş paranın toplamı €5.6 Milyar Euro’yu bulmuştur’.  

Sozkonusu haberin mısralarında ilaveten ‘Türkiye’de misafir edilen Suriye’li göçmenlere yönelik yapılmış desteklerin %70 civarindan %40’a düşüş oranına’ işaret edilirken; ‘…bu destek azalışının, AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini kaybetmesine de rastlayan tesadüfüyle olan alakasına’ gönderme yapılıyordu.

Şimdi… Bütün olup bitenleri ile halihazırdaki bu haberi küçük bir köşede tutarken; konuyla alakalı muhasebe hesabı değerlendirmesi ayrıcalığının, FAK-FUK-FON’cu uzmanlara bırakılmasını tavsiye edeceğim.  

Çünkü artık bu safhada kayıp olmuş (ya da kayıp olabilir) fon tartışmasından gayrı elde zaten fazla kalmamıştır.

Dolayısıyla ‘geçmiş hatalarımızdan ders alınılması umuduyla’ yola yeniden çıkarken,

*göçmenlik/mültecilik hususlu o kaçınılmaz gerçeğin özüne,

yani,

*halen dört cihanda sıcak sıcağına süregelen göç hareketlenmelerine

Ve

*bazı uygulamalara daha sarsılmaz adımlarla tekrardan başlanılması mevzusuna

dikkat çevirilmesini önereceğim.

 

Hele,

‘Irak’taki huzursuzluk yaratan ayaklanmalar ile bazi Ortadogu’lu ulkelerden kaynaklanan goc gercekleri’ ayyuka çıkmışken!..

Aynı alakayla bilindiği gibi, Irak devleti hizmetlerinin yetersizliği ile isyan etmiş olan Iraklılar, ülkelerinde tecrübe ettikleri, -başta- işsizlik ve altyapı eksikliğinin de bıkkınlığıyla sokaklara dökülmektedir. Tabi yine aynı bezgin çoğunluk, kötü yaşam şartlarından kurtulma çözümleri arayıp dururken; komşu ülke Turkiye’yi de bir refah kapısı olarak görmektedir.

Yine yukarıdakine benzer şartlar dahilinde tecrübe edilmiş bir hareketlenmenin yakın tarihçesine baktığımızda hemen hatırlayabiliriz ki: 2011'den bu yana Irak'ın Kürt Bölgesi'nde, 250.000'den fazla Suriyeli mülteci yer değiştirmistir. (Hem Irak’tan Suriye’ye; hem de Suriye’den Türkiye ile diğer refah coğrafyalarına doğru gerçekleştirmiş bir akış seliyle).

 

Öte yandan kapsam dahilinde…

Kendilerini doğrudan etkileyecek tüm bu hareketlenmeleri izleyen evsahibi ülke vatandaşları, ‘Suriyeli veya diğer göçmen/mülteci misafirlerin, ana yurtlarına geri döneceği nihai günü bekleyedururken’ gerçekler şeması yeniden teyid edilmiştir ve Dünya Mülteci Organizasyonu (DMO), kaçınılmaz bir hakikati kamuoyuna duyurarak, aynı özlü tartışmalara taze bir dinamik kazandırmıştır:

Yani DMO, 2019 yılındaki istatistik açıklamasıyla ‘Dünya çapında 70.8 milyon insanin zorla yerinden edildiğini ve 37.000 insanin sırf çatışma veya zulümler yüzünden -hergün- evlerinden kaçmak zorunda kaldığını’ hatırlatmıştır!

Bağlam itibarının açılım sıralamasında, günümüz göçmen/mülteci çoğunluğunun yaklaşık % 67’sinin,

6.7 milyon civarıyla Suriye’den...

2,7 milyon civarıyla Afganistan’dan...

725.000 civarıyla Sudan’dan...

2,3 milyon civarıyla Güney Sudan’dan...

1,1 milyon civarıyla Myanmar’dan...

900.000 civarıyla Somali’den...

ve

720,300 civarıyla Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nden yola ciktiğı kaideye alındığnda, evsahibi topraklara ulaşacak yeni ‘misafirlerin ağırlanışında’ sade şeker ile kolonyanın yetişmeyeceğinin farkına varmak ise hiç zor sayılmayacaktır.

Uzun lafın kısası

Geleceğimizi etkileyecek kaçınılmaz gerçekler pratiğe dökülürken, her iki tarafin (yani, evsahibi ile misafirin) dogal dinamiği muhafaza edilmelidir. Evvela: Kapasite, evsahibi, misafir, ihtiyaç, öncelik hakkı, dayanışma,  işbirliği, sürdürülebilinir kalkınma ve denetleme sıralamasından başlanılarak.

Artı, aynı vesileyle müteakiben…

*Küresel alanda göç mevzusunu tecrübe etmekte olan evsahibi ülkeler ‘konuya dair politika seçeneklerini, zamanın değişken şartlarını da dikkate alarak, sürdürülebilinir bir kalkınma planıyla düzenlemeli+kontrol etmelidir’.

*Tabi ki bu sürdürülebilir koodrinasyonlar, toplumun tüm kesimlerini kapsamalıdır.

*Dahası bütün çalışmalara uluslararası kuruluşlar, genel-yerel idareler, sivil toplum kuruluşları, belediye meclisleri, medya, özel sektör vb gibi tüm yapılanmalar -disiplinli bir işbirliğiyle- dahil edilmelidir.

*Nihayetinde, kutuplar arasındaki olası yanlış anlaşılmalara yol açabilecek bütün fon akışları, parasal kullanımlar vs… sistematik bir denetim kurulu tarafından (ve ilgili katılımcıların makul kararlarla sececeği bir gözetmen otoritesi altında) silbaştan kurulmuş mekanizmalarla kontrol edilmelidir (-ki tecrübesiz elemanların yeteneksizliği(?) dolayısıyla bazı çatlaklardan sızıp kaybolmasın gerekli fonlar).

 

Çünkü gerçekten de…

Evsahibi ile misafir konulu ana düzenin hak ve layığıyla muhafaza edilebilmesi için,

artık

çok daha az kellam

ile

daha çok az para israf edilmesi;

ama 

çok daha tutarlı icraatların gösterilmesi

zamanı gel-miş-tir.

İlgililere duyrulur.

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.