1. YAZARLAR

  2. GÖNÜL AKKUŞ

  3. Alevilikte ve Bektaşilikte cenaze erkanı
GÖNÜL AKKUŞ

GÖNÜL AKKUŞ

Yazarın Tüm Yazıları >

Alevilikte ve Bektaşilikte cenaze erkanı

A+A-

Hacıbektaş’ta insanların ölümü ‘Hakk’a yürüdü’ şeklinde ifade edilir. Ölmek, hayvanlar için kullanılan bir sözcüktür. Bir kişi Hakk’a yürüdüğünde soyulur ve çenesi bağlanır. Elleri yanlarına bitiştirilir. Bir kişiye kızıldığı zaman:

“Elleri yanına gelesice” denilerek beddua edilmesi bundan dolayıdır. Hakk’a yürüyen kişi ‘rahat döşeği’ ya da ‘Hakk döşeği’ denilen yere yatırılarak üzeri örtü ile kapatılır. Üzerine şişmesin diye demir bıçak konur. Uzak yakın tüm Akrabalarına ve konu komşu, tanıdıklara haber verilir.

“Ölüm haktır! Yaşarken iyilik edene ne mutlu! Hayırlı evlat yetiştirmişse, bir eser bırakmışsa, konu komşu ondan razıysa ne mutlu!  Allah’ın huzuruna bu dünyada hesabını görüp alnı ak çıkmışsa ne mutlu!” gibi sözlerle sohbet ederler. Cenazeye geleceklerin durumlarına göre zamanlama yapılarak sabahtan kazan kurularak Hakk döşeğinden alınır. Teneşir denilen 69-70 cm yüksekliğindeki yere sırt üstü yatırılır.  Cenaze teneşire götürülürken Dede:

Ber cemâl-i Muhammed, kemal-i İmam Hasan, Şah Hüseyin, Ali’yi pir bilene verelim candan selavat..! Dünya  geçicidir..! Ahiret yurdu kalıcıdır..! Tanrı’nın hükmü yürüdü..! Ulu Tanrı seni kutlu bir menzile yetirsin..! Kabrin nur, mekanın cennet olsun..! Şah-ı Merdan seni sancağının altında saklasın! Beklesin..! Gerceğe hü..!”  der.  Cenaze yıkanırken mürşidi, müsahibi, yakınları başında bulunur. Erkekse erkek, kadınsa kadınlar tarafından cenaze yıkanır. Su gayet ılık, soğuğa yakın olur. Tırnakları kesilir. Etek traşı yapılır. Yöre büyükleri:

“Kadınlar yaşarken her an temiz olmalı” derler. Yıkama işi boyunca:

“Ey esirgeyen bağışlayan Allah’ım  yargılamanı dilerim!” denilir. Allah, Muhammed, Ali ve on iki imamların adları söylenir:

“Allah’tan geldik, yine O’na döneceğiz. Emir büyük yerden yargı Allah’ındır” der. Ölenin affedilmesi için Allah’a yakarır. Yıkamak işi önce edep yerinden başlanır. Temizlik bezi denen bezle yıkadıktan sonra onu atar, yeni bir bez alarak abdest aldırmaya yüzünü yıkayarak başlar. Ancak, ağzını burnunu yıkamaz. Dudaklarının içini, dışını, burun deliklerini, göbeğinin çukurunu sıvazlar. Bunu üç kez yapar. Sonra ellerini kollarını birlikte yıkar.  Başını da sıvazladıktan sonra ayaklarını yıkayarak abdesti  tamamlamış olur. Abdest aldırma işi bittikten sonra, cenazenin üzerine ılık su dökülür. Saçı varsa kesilir. Sakalı kesilmez, taranmadan kokulu bitki sabunla yıkanır.

Sonra sol tarafa çevrilir. Sağ tarafına bir kere; sonra sağ tarafı çevrilir, sol tarafı da bir kere yıkanır. Bu şekilde sağ ve sol tarafı da üç kez yıkanır. Yakınları orda bulunanlar, dua ve dualar okuyarak üçer kez helalık suyu dökerler. Yıkayıcı cenazeyi hafif kaldırarak karnını sıvazlar. Eğer bir şey çıkarsa yeni bir temizlik bezi ile temizler. Cenaze bol su ve sabunla yıkanır. Yıkamadan sonra peşkirle kurulanır. Kefen gömleği giydirilir. Geride kalanlara bu bir görevdir. Cenazenin sarıldığı bez beyazdır. Kefenin beyaz olması, erkeklerin üç parça, kadınların beş parça olması dinsel gelenektir. Bez az olursa, tek parça da olabilir. Makas ve iğne kullanılmaz.

Zaruret zamanında erkeklerde ve kadınlarda aynıdır. Bir kat sarılır. Zorunlu hallerde ölüye nasıl bez bulunursa o sarılır. Mecbur kalmadıkça tek kat yapılmamalıdır.

Normal kefen erkeklerde gömlek: Kolları ve yakası olmayan, yanları dikişsiz, yensiz, yakasız, boyun kökünden ayaklarına kadardır. Buna ‘Ahiret Gömleği’ denir. Cenazenin boyunun iki katı uzunluğunda kefen bezi kesilerek ikiye katlanır. Cenazenin başı girecek kadar yer açılır. Gömleğin bir katı cenazenin altına serilir. Ortadaki açıklığa cenazenin başı denk getirilir. Kıvrılarak cenazenin üstüne örtülür. Eteklik, cenazenin boyu kadardır. Sağdan ve soldan genişçe cenazeye sarılır. Sargı, cenazenin boyundan üç karış (60 cm kadar) uzundur. Cenaze bunun içine konur. Baş, bel ve ayak ucundan düğümlenir. Açılma ihtimaline karşı bağlanır. Kadınlarda buna ilaveten başörtüsü baş ve yüze örtülür. Göğüs örtüsü eteklik ve sargının üzerine konan eni yarım metre uzunluğu cenazeyi örtecek kadardır. Baş örtüsü ve göğüs örtüsü örtülür, sargı bezi ayak ve başucundan bağlanır. Kefen bezinden üç dört temizlik bezi, üç adet bağ kesilir. 10 cm eninde 150 cm’deki bu bağlar baş, ayak ve beline bağlanır. Cenaze tabuta konulurken mezara indirmeye yarar. Kabir de çözülür. Kız ve erkek çocuklara sargı ve eteklik sarılır. Aynıdır.

Bazen meftanın gözleri açık olur. Bu yöre halkınca:

Aman..! Bunun kimi var gurbette hasreti kimi bekliyor?”  denilerek değerlendirilir. Oğlu, kızı yada  sevdiklerinden biri gözlerini sıvazlayarak kapatır. Nadir de olsa bazısının gözünün açık olması durumunda:

“Muradını almadı gözü açık gitti!” denilerek kapatılır. Halk arasında bir dileğine kavuşamayanların:

“Bu dileğim olmazsa gözlerim açık gider” demesine karşılık olarak cenazenin gözlerinin açık olması buna yorulur ve:

“Vay..! Amanın..! Gözü açık gitti.” Denir. Cenaze kadınsa eline ayağına kına konduktan sonra tahta tabuta konur ve tabuta yazma örterler. Şehit cenazesiyse Türk Bayrağı örtülür. Cenaze evinin önündeyken ve cenaze namazı kılınırken ‘Helallik’ alınır. Buna ‘tezkiye’ denir. Yani cenaze yakınlarının komşularının rızasını almıştır.  Dede, topluma bir konuşma yapar;

“Ey cemaat mü’min müslüm erenler..! Canlar, bacı kardaşlar! Allah’a kul, Muhammed’e ümmet Ali’ye talip olan canlar! Eğer ki, erelim derseniz sefaya, binlerce selavat verelim Muhammet Mustafa’ya..! Burada bulunan cümle canlar! Hakka yürüyen… kızı, …oğlu dünyadan ahirete göçen kervanına katılmış, aramızdan ayrılıyor! Kendisi hal diliyle bizlere sesleniyor. Tenim teneşirde ruhum ruhaniyette, beşeriyet aleminde yedik içtik. Konduk göçtük. Emir Hakk’tan geldi! Bir içim su ile yedi adım yolun hakkı var. İşte hepinizin huzurundayım..! Bilerek bilmeyerek bir hakkınız varsa haklarınızı helal eyleyin.  Diyor. Kardeşiniz.  Ey Ehli Beyt muhibi canlar! Merhum canımız, dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkıyor. Ama yakınları aramızda. Eli erde, yüzü yerde, özü Dar’ı Mansur’da Hak Muhammet Ali divanında gözü cem erenlerinde kulağı Pir’de, hakkını vermeye, döktüğünü doldurmaya, yıktığını kaldırmaya, dost gönlünü sevindirmeye hazırlar. Hakkı olan ağrınmış, incinmiş, gücenmiş, kimler varsa dile gelsin. Hakkını istesin. Bu divan hak divanıdır. Allah..! Eyvallah..!” dedikten sonra:

“Canlar ! Hakka yürüyen bu er’i ya da bacıyı yaşamı süresince nasıl bilirsiniz.?” Cemaat:

İyi biliriz!” dede:

Bu canımızı Hakk-Muhammet Ali yoluna inanmış Ehl-i Beyt dostu olduğuna tanıklık eder misiniz.” Cemaat:

Ederiz..!”  Dede:

Üzerinde hakkınız varsa helal eder misiniz?.  Helal eder misiniz? Helal eder misiniz?”  diye üç kez sorar. Üç kez cemaat:

Helal olsun..!” der. Dede:

Helal olsun diyen diller, Hakk Muhammet Ali razı olsun!” dedikten sonra dede duaya başlar. Hakk’a yürüyen canımız için ‘El Fatiha!’ der ve okur.

 Cenaze namazı kılınır. Yapılan törenlerde köylüler arasında bazı fikir danışmaları yapılır:

“Elim elde iken, Muhammed Miraç’ta iken, vakitsiz namaz nerede kılındı” sorusu:

“İşte bu cenaze namazıdır.” diye cevaplandırılır. 

Diğer tarafta mezar kazılma işleri de tamamlanmak üzeredir. Mezar kadın içinse göğüs hizasında erkekse göbek hizasında kazılmıştır. Cenaze mezara çocukları, kardeşleri ya da yeğenleri tarafından kıbleye (güneye) çevrilerek hafif sağ tarafına yatırılır. Oğulları veya yakını gözüne toprak koyar. Bazı kişiler ölmeden kime:

“ Yavrum ölünce gözüme toprağı sen koy..!” demişse toprağı o koyar. Üstüne üçgen tahta döşenir. Buna ‘Sapma Tahtası’ denir. Üstüne toprak atılarak toprağın ortası hafif çukur bırakılır. Mezarın başındakiler ayrılmaya başladığında dede mezarın üstüne can suyu denen suyu döker.

Halk arasında söylenen:

“Aman..! Döşüme su dökülecek..! Ben doğruyu  söylerim..!” sözü bundan dolayıdır.

Cenaze evinde Hakk’a yürüyen için yemek verilir. Buna ‘Kazma Takırtısı’ denir. Un helvası yapılır.  Hacıbektaş’ta halk:

Ölünün evinde kırk gün ışık yanar ve konu komşu yemek getirir. Bu günlerce devam eder. Hakk’a yürüyen yaşlı ise:

“Allah elden avuca koymadı. Ölüm nur, alem nur” derler.

Başınız sağ olsun! Allah, gençlere ömür versin! Toprak yaşını evlatlarına versin!” Derler. Hakk’a yürüyen gençse ani ölümse sel kaza vs. Doğum üzerine öldüyse, askerde şehit olduysa bunlara ağıtlar yakarlar. Meftanın kırkında “Dardan İndirme” erkanı vardır. Cümlemizin geçmişinin ışığı bol olsun. Saygılarımla.

 

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.