İNANÇ UYSAL

İNANÇ UYSAL

Yazarın Tüm Yazıları >

ANDIMIZ

A+A-

Açık söylemek gerekirse andımıza farklı kesimler tarafından yüklenen anlamların çok fazla olduğunu düşünüyorum. Bu saatten sonra okunsa da okunmasa da kimsenin hafızasında düşünüldüğü gibi bir etki bırakacağı zamanları çoktan geride bıraktık bence. Bunun sebebi yeni Türkiye değil ama yeni dünya.

Kabul edelim ki 1995 sonrasında oluşan dünyada andımızda yer alan vurguların karşılığı yok. O üretim kapitalizmi döneminin jargonuydu ne yazık ki. Millet olma şuuruna çok daha uzun bir zaman önce sahip olmuş olsa da Nasyon kelimesinin evrildiği 1789 dan sonraki burjuva galibiyetinin etkilerini hisseden Türk Milleti de o zamanın jargonuna uydu.

1995 le birlikte ise 1980 de başlayan ve özellikle iletişim araçlarının gücüyle pratiğe dönüşen globalizmin dili hâkim artık. Jürgen Habermas’ın 1996 yılında yayımlanan öteki olmak ve ötekiyle yaşamak kitabının 32. Sayfasında şöyle bir başlık var örneğin “Ulus Devleti aşmak: Fesih mi dağıtmak mı”. ?Yani aslında hamaseti bir tarafa bırakırsak şu an yaşadığımız tartışmaların asıl kaynaklarının kendi fikirlerimiz olmadığını feci bir şekilde görebiliriz.

Bir önceki dönemin arızalarına bulaşmayacağım. Ama bu gün kendimizce yaptığımız defansların asıl kaynaklarını görmek gerek öncelikle. Yani neye hangi saiklerle karşı çıktığımızı yerine koymayı planladığımız şeylerin nerelerde nasıl üretildiği çok önemlidir. Bu anlamda aklıma hep şöyle bir soru takılır mesela:”Ramboyla beraber SSCB ye karşı savaşırken özgürlük savaşçısı olarak kutsanan Mücahidler”le ilgili Hollywood’un şu anki fikri nedir acaba?

Bütün bu andımız meselesiyle zerre kadar alakasının olmadığını düşündüğünüz şeyleri çok kısa özetlememin temel sebebi aslında entelektüel tepkilerimizin bile dizayn edildiğine dikkat çekme çabam.

Şimdi gelelim Andımıza, derdi milliyetçilik olanın özellikle Türk Milliyetçiliğinden rahatsız olmasını anlamak açıkçası pek mümkün değil. Hatta bunu İslam adına söylemek işte çok daha anlaşılmaz bir mesele. Benedict de Spinoza 1600 yılların sonlarına doğru yazdığı Teolojik- Politik inceleme kitabında üç büyük semavi dinden bahsederken Türkler (İslam) şeklinde bir ifade kullanıyordu örneğin. Ya da geçtiğimiz yıllarda ortaya çıkan Boşnakça bir ilmihalde geçen “Od kad si Turcin” yani ne zamandan beri Türk’sün sorusu ortada dururken neden Türk kelimesinden bu denli rahatsız olunur ki.

Son dönemde büyük bir hız kazanan Osmanlıcılık akımının tabiileri aslında Osmanlı İmparatorluğunun kendisine seçtiği ismin 19. Yüzyıla kadar Devlet-i Aliye olduğunu bilirler mi.. 19. Yüzyıldan sonra bazen sonuna Osmaniye yi eklediklerini. Peki, büyün bir batının Osmanlıdan Türk İmparatorluğu diye bahsettiklerini. 12. Yüzyıldan beri Anadolu’ya gelen hemen her gezginin seyahatnamelerinde Türkiye ifadesini kullandıklarını bilirler mi peki. Evet, Türk diye bir millet vardır. Ancak bu millet Türk keimesini kendisini tanımlamak için hiç kullanmamış, bayraktarlığını yaptığı mefkure ne ise onu temsil etmek için kullanmıştır. Ve bu son bin yıldır İslam’dır…

Bu örnekler çok daha uzatılabilir ama ben son olarak üç kelimenin etimolojilerini vererek konuyu kapatmayı tercih ediyorum:

ULUS: Divan-ı Lügat-it Türk de kent anlamına gelmekle birlikte Moğolca ülüşmekten gelir... Kağan ailesi arasında pay edilen ülke

Millet: Din, töre, bir din ve töreye bağlı cemaat anlamına gelir. 1860 dan sonra önce Türkçe de daha sonra ise Arap dillerinde farklı bir anlam kazanmıştı.

Ümmet: Arapça bir anadan doğanlar soy ve aşiret demektir

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.