1. YAZARLAR

  2. NURAY BAŞARAN

  3. Ankara’da neler oluyor?-1
NURAY BAŞARAN

NURAY BAŞARAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Ankara’da neler oluyor?-1

A+A-

"Ankara'da neler oluyor?"  açık bir soru cümlesidir. Soru, açık ve basit olduğu kadar, karmaşık ve derin yanıtlar içerir.  Bu basit soru; en çok kullanılan ve merak edilen, cevabı arananlardandır. Bazen bu soru, sorunu bulmanın ve çözmenin de yolunu gösterir.

Özellikle siyasetçi, yazar- çizer veya bürokratsanız, günde en az bir kez bu soru size sorulur.  Ankara’da yaşamayanların Ankaralıları ilk karşılama, hatta telefonda konuşuyorsan 'alo' sonrasındaki ilk cümlesidir, "Ankara’da neler oluyor?" sorusu.

Soru cümlesinin sihri, bazen cevabının çok şeyi kapsamasında gizlidir. Hatta kimi zaman, anlamlandıramadığımız olup bitenler için daha ileri giderek, "Ankara'da neler oluyor, bilmek mümkün değil’ deriz.  Kısacası, Ankara ve orada neler olduğu önemlidir. Çünkü Ankara, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile beraber tüm halkın beden ve ruhlarının katılımıyla ‘Kurtuluş Savaşı’ndan kanla ve canla elde edilmiş Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eder ve Ankara, o Cumhuriyetin başkentidir. Aynı zamanda Ankara,  ‘devlet aklı’ anlamında da kullanılır.

Uzun zamandır çoğu insan, Ankara’daki ‘devlet aklı’nı aramaktadır ya da olup olmadığını merak etmektedir.

Başta özgürlükler ülkesi, yeni yüzyılın süper gücü ABD; her gün kendisine yeni ‘devletcik’ler yaratan ve yüz yıllık projeler tasarlayan Birleşik Krallık İngiltere; kendilerini refah ve huzurun ülkesi olarak tanımlayan AB ülkeleri;  devlet aklına sahiptir.  Bu durumu, o ülkenin vatandaşları bilir. Devletler de bunu vatandaşına hissettirir. Vatandaş arkasında bir devletin varlığını hissettiğinde, kendisini güvencede hisseder. Vatandaşın sadece malı mülkünü korumak adına değil, değerleri adına bu varlığı hissetmesi çok önemlidir. Bazen devletler, halkın seçtiği kişilerle halkın önünde çatışır ki, geçtiğimiz haftalarda birkaç bölüm olarak yazdığımız ABD Başkanı Trump’ın durumu buna en iyi örnektir.

Devletler, sermaye ve iktidar (siyaset ve siyasetçi) anlamında birbiriyle ayrılmaz bir bütündür ve birbirlerinin parçalarıdır. Bazen devletler, sermayedarını ya da burjuvazisini kendisi yaratır. Kuruluş döneminde Türkiye Cumhuriyeti, kendi burjuvazisini kendisi yaratmıştır. Tersi de olabilir ki, bazen sermaye (burjuvazi), kendi devletini yaratır. Her ikisi de birleştiğinde, kendi iktidarını ve kendisini yönetecek kişiyi belirler. Bunun en son örneği, bir anlamda Fransa’da yaşanmıştır.  Rothschild Ailesi, Fransa’daki son seçimlerin belirleyicisi olmuştur. Burjuvaziyi temsil eden Rothschild ailesi, kendi iktidarını yaratmış (seçtirmiştir).

Fransa’dan yola çıkınca, son yıllarda küresel sermayenin bazı devletler üzerinde iktidarlar ve siyaseti büyük ölçüde belirlediğini çok net görebiliriz. Özellikle az gelişmiş toplumlarda ve gelişmekte olan ülkelerde,  iktidardaki kişiler, elitler ve burjuvazi tarafından seçilmiş durumdadır. Bazılarında bunlara Kral,  Emir, gibi isimler verilmiştir. Afrika’da da kabile  ‘Reis’leri vardır. Ortadoğu’da ise küresel sermayenin enerji bazlı post modern darbeleriyle birlikte, yine sıcak siyasi gelişmeler ve iktidar değişimleri olmuş ve olmaya devam etmektedir. Saddam’ın düşürülmesi ve Kaddafi iktidarının yıkılışı, bunlara en iyi örnektir. Suudi Arabistan’daki gelişmeler, Katar ve Suriye’deki değişimleri de bunlara ekleyebiliriz.

Peki, coğrafi olarak tam bu haritanın (bölgenin) göbeğindeki Türkiye’de neler olmaktadır? Stratejik olarak çok kritik önemde bir coğrafyada bulunan Türkiye Cumhuriyeti, batı ve küresel sermaye için uzun yıllar bölgede  ‘model ülke’ konumundaydı. "Güçlü asker ve güçlü devlet" anlayışı, bunu zorunlu kılmıştır. Kurtuluş Savaşı sonrasında oluşan kurucu irade, ülkenin en önemli gücü olarak TSK’yı ön planda tutmuş ve ülkenin geleceğini koruma ve yaşatma görevini bu kritik önemdeki kuruma vermiştir. Bu kurum da kendisine verilen ve emanet edilen Cumhuriyeti korumak görevini elinden geldiğince yapmıştır.  Zaman zaman da iktidarları düşürüp ülkeyi bizzat kendisi yönetmiştir. 2002’ye kadar bu süreci yaşadık. ABD’nin bölgedeki BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) planı tutmayınca, kartlar yeniden karıldı. Artık şartlar değişmiştir. Küresel projeler ile Türkiye, küresel sermaye, küresel siyaset ve küresel iktidarlar ile tanışmıştır. Ama...

Yarın, ikinci bölümde, "ama"dan sonrasını anlatmaya devam edeceğiz.

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.