1. YAZARLAR

  2. SHENI HAMID/Londra

  3. Arap kardeş ile bizim wild west!*
SHENI HAMID/Londra

SHENI HAMID/Londra

Avrupa ve Londra Temsilcisi
Yazarın Tüm Yazıları >

Arap kardeş ile bizim wild west!*

A+A-

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki bazı ülkelerle dostluk ilişkilerini sağlamlaştırmaya karar verdi ve ABD Savunma Sekreteri James Mattis, geçtiğimiz haftalardan başlayarak, bu alana yönelik yaptığı ziyaretlerine kayda değer bir yoğunluk sağladı.

Üstelik simdi, ABD Başkanı Donald Trump’in da katılımıyla daha fazla önem kazanan ve Ortadoğu’nun popülerliğini göklere çıkarıveren seferlerin amacını, Amerika, gururla ilan etmekten de kaçınmadı tabi ki: ‘ABD ile başlıca Arap ülkeleri ve bazı Kuzey Afrika ülkeleri arasındaki işbirliğini arttırmak; ayni zamanda da bölgede terörle mücadele konusunda beraberce çalışmak’.

Lakin… Bu malum coğrafya diliminde güvenlik sağlama felsefesi şöyle dursun, ABD’nin Ortadoğu topraklarına yakından gösterdiği ilginin saymakla bitmez nedenleri arasından ‘Arap ülkelerinin kendi aralarındaki dayanışma yönünde pekişiveren ilişkileri’ sunulabilir. İlaveten, ABD’nin doğu topraklarına yönelik ilgisinin bilinç altında yatan diger sebebine ise, ‘dunya ekonomisinde Gahrisafi Milli Üretim sıralamasında (CIA World Factcbook uyarinca) baştan 17. büyük ülke olarak kabul edilen Türkiye’nin istikrarlı yükselişini’ de eklemek yerinde olacaktır. Hatta, Credit Suisse’in** geçtiğimiz yılki raporuna göre, ‘Türkiye, dünya sıralamasında 10. büyük askeri silah donanımı ile askeri güce sahiptir ve bu gerçekler de Türkiye’yi bulunduğu coğrafyada Rusya’dan sonra gelen, en büyük kuvvet olarak nitelendirmektedir.

Tüm bu etkenlere, Rusya’nın giderek yaygınlaşan politik ve ekonomik gücü; Çin’in ticari alandaki ısrarcı küreselleşmesi bile katılabilir. Fakat bu arada, İran’ın nükleer silah geliştirme alanında su altından ilerleyen çalışmalarını ve Kuzey Kore - Amerika arasında artan politik gerginliği de unutmamalıyız. Özellikle Kuzey Kore’nin ‘basta ABD olmak üzere, tüm gelişmiş ülkelerin gözünü nükleer savunma teknolojisi yoluyla korkutmaya çalışması, ne ABD’nin ne de diğer ülkelerin algılamasından kaçarken… Bu safhada ABD’nin, doğuya yönelik dostluk ziyaretlerini güvenlik ve işbirliği sloganlarıyla pekiştirmesi, zamanlaması kıvamında ayarlanmış bir mesaj niteliğiyle bile görülebilir.

Aslında bu malum ilişkilerin özünde yatan daha derin temel su ki, Ortadoğu ve Kuzey Afrika çerçevesinde odaklanmış başlıca 20 ülke, kendi aralarında yaklaşık toplamı 400 milyona ulaşan nüfus çoğunluğu ile dünya nüfusunun yüzde altısını oluşturmakta ve 3 Trilyon (Dolarlık) Gayrisafi Milli Hasılasıyla (GSMH) da küresel alandaki GSMH’nin 4’unu meydana getirmektedir. İşte bu özel önem doğrultusundan yola çıkan ABD Savunma Sekreteri Mattis, ziyaret ettiği ülkelerin öncülüğüne Sudi Arabistan’ı alırken, iki ülke arasındaki buluşma amacının ‘ABD-Sudi Arabistan arasındaki güvenlik ve dayanışma işbirliğinin sağlamlaştırılması’ olduğu tekrar etti. Laf aramızda, Ortadoğu’da savunma alanında yaptığı finans yatırımı ve askeri masrafları ile Sudi Arabistan’ın eli açık ülkelerin en başında yer aldığını çoğumuz biliyoruz.

Fazla geçmeden, Sudi Arabistan gezisini izleyen günlerde, Mısır’a ayak basan ABD Savunma Sekreteri, ‘Mısır’ın, Süveyş Kanalı üzerindeki kontrol ayrıcalığı itibarıyla, bütün dünya ülkeleri için önemli bir avantajla kabul edildiğinin de farkındaydı. Dahası, Mısır’ın, Sudi Arabistan, Birleşik Arap Emirliği ve Kuveyt ile yakın geçmişte yapmış olduğu (ve günümüzde hala, çeşitli finans-yatırım projelerinin eklenmesiyle kuvvetlendirilen) ‘ülkeye yönelik 12 Milyar (Dolarlık) finans desteği anlaşmasının’ ardından, bölgede yoğunlaşan batılı ilgisinde hangi yönde gelişeceğini tahmin etmek zor olmayacaktır.

Mısır’ın akabinde, Savunma Sekreteri Mattis, Israil Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin'le görüşmek üzere Israil’e geçti. Israil’in Amerika için taşıdığı önem saymakla bitmez, lakin gündemle alakalı olarak hatırlayacağımız ana unsur sudur: ‘Ortadoğu’daki stratejik konumu ve bölgede savunma alanında yaptığı eli açık yatırımlarıyla, Sudi Arabistan’dan hemen sonra -ikinci sırada- gelmeyi başarmış Israil,  ABD’nin en hatırı sayılır dostudur’.

İsrail ziyaretini takiben, Mattis’in güncesine Qatar ve Djibouti de eklendi. ABD Savunma Sekreteri’nin bu ülkelerdeki görüşme amacı aynen yukarıda belirtildiği gibiydi. Öte yandan, zengin ülke Qatar’ın maddi cömertliğinden ve batı toprakları üzerinde yaptığı trilyonlarca dolarlık yatırımlarından, az çok hepimizin haberi vardır. Buna eklemek gerekirse, Qatar’ın ABD ile arasında süregelen kırkbeş yıllık dayanışma ilişkileri günümüzde halen, her iki ülke topraklarında ‘istikrar, ilerleme ve kalkındırma projeleri’ adi altında devam etmektedir. Dahası, NATO’yu ve Amerikan askeri operasyonlarını yakından destekleyen Qatar, ‘ISIS, Suriye ve Irak’a askeri alanda yapılan havadan müdahaleler söz konusu olduğunda, ABD’ye büyük bir saha güvencesi de sağlamayı sürdürmektedir.

Gelelim Djibouti’ye…

Stratejik konumuyla, Afrika’nın Boynuzu denilen bölgede, önemli bir yer işgal eden ülkenin ABD yandaşı hükumeti, diğer bati devletleri tarafından da hoş görülmüş bir ayrıcalığa sahiptir. Üstelik, ABD ve Djibouti arasında 2003’te yapılan anlaşmadan bu yana, ‘Afrika at Camp Lemmonier’ isimli bir alanda ABD askeri mevcudiyetini kendi evladıymış gibi barındıran ülke, destekçisi Amerika’ya, sınırları dahilindeki tüm deniz ve havalimanlarını da istediği zaman, serbestçe kullanma imtiyazlarını tanımaktadır.

Yukarıdaki saptamaların özetine dayanarak, ABD'nin, Ortadoğu ve Kuzey Afrika topraklarına endekslenmiş yoğun dostluk alakasına artık alışmaya başlamalıyız. Çünkü başta bu temel öğelerden yola çıkarak, ABD tarafından gerçekleştirilecek herhangi bir ‘Ortadoğu ve Kuzey Afrika konulu dayanışma ziyaretinin’ kimlere, nasıl daha fazla fayda sağlayacağını kolaylıkla görebiliriz.

 *Wild West: Vahsi Bati

** Credit Suisse: Uluslararası alanda faaliyet gösteren, finans-yatırım yaptirim gucu kuresel alanda bbüyük etkenler sunan ve ana idaresi Isvicre’de bulunan bir finans kurulusu- yatırım bankasidir.

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.