1. YAZARLAR

  2. HAKAN POLAT

  3. ARİF olmak başka ŞEREFSİZ olmak başkadır başka!
HAKAN POLAT

HAKAN POLAT

Yazarın Tüm Yazıları >

ARİF olmak başka ŞEREFSİZ olmak başkadır başka!

A+A-

Sene 91 veya 92 …

Ankara Basın Yayın yıllarımız.

Aylardan Mayıs ve Siyasal Bilgiler Fakültesinde İnek Bayramı var.

Öğrenci komitesi  organizasyonu yapıyor ve sanatçılarda katılıyor bu bayrama. Sol ve komünist görüşlü öğrenciler kendi sanatçılarını Ülkücüler kendi sanatçılarını getirip hem propaganda hem de ufakta olsa gövde gösterisi yapıyorlar. Tabi köfte satan, kek satan, içecek satan  öğrenciler derken herkeste ufak  bir telaş.

Duyduk ki, okuldaki solcular grup yorumu getireceklermiş, biz de gaza geldik ve Ozan Arif’i getirelim dedik ve bizim arkadaşlar görüşmeye gittiler .Geldiklerinde suratlarından düşen bin parça.

Şerefli ozanımız, çocuklardan para istemiş ve para olmazsa kesinlikle gelmeyeceğini beyan etmiş bir de akıl vermiş kendince ulu ülkücü sanatçımız.

Bizim çocuklar, öğrenci olduklarını, paralarının olmadığını, sol sanatçıların hiç para almadıklarını, bu bayramın bir propagandaya dönüştüğünü, zaten okulda hareket olarak zayıf olduğumuzu,  gelmesinin ülkücü öğrenciler için moral olacağını söylemelerine,  ısrar etmelerine ve nerdeyse yalvarmalarına rağmen para olmadan gelmem diyen ve yıllarca ülkücü hareketin çektiği acıları, zulümleri paraya ve siyasi istikbale çevirmeye çalışan bir şerefli ozan.

Bu şerefli Ozan, para para deyip de gelmeyince sevgili ağabeyimiz Hilmi Şahballı'dan gelmesi için rica ettik. 

Ülkücü hareketin gençlerine canım kurban diyen Hilmi Şahballı fakülteye gelip iki türkü, peşine de "Çırpınırdı Karadeniz" i okuyunca ağzımız kulaklarımıza vardı. Buradan da kendisi hayırla yad edelim, Allah selamet versin Hilmi Şahballı ağabeyimize.

Bir ömür boyunca ülkücü hareketten beslenen, cebini  dolduran, binlerce şehidin, milyonlarca gönlü yaralı insanın  üç kuruşunu rant kapısına çeviren, herkesin görünce saygı gösterdiği, gençlerin önünü iliklediği, eline öpmeye çalıştığı ama siyasi emel ve ikbaline ulaşamayınca  içindeki mikrobu ahlaksızca kusabilen bir adamdır bu şerefli ozan.

Oysa ki, ülkücülük ahlakın ve erdemin bedene bürünmüş halidir. Edebin ve ahlakın birincil vasfı haddini bilmektir.

Devlet Beyi seversiniz veya sevmezsiniz ama , şu bir gerçektir ki, ne zaman Türkiye’nin başı sıkışsa, ne zaman memleket ahvalinde huzursuzluk cereyan etse  kendisinin ve partisinin çıkarlarını gözetmeksizin elini taşın altına koyan bir liderdir.

 Özellikle 15 Temmuz FETÖ’cü  kanlı darbe girişiminde gösterdiği tavır takdire şayandır.

FETÖ’yle mücadelesi  sadece 17/25 Aralık sürecinde başlamamış, yıllardan beri sürmekte olup partisini her daim bu tip ajanvari yapılanmalardan korumuştur.

Gelinen süreçte, Devlet Bey toplumun her kesimi tarafından alkışlanıp saygı görürken, bizim şerefli ozanımız pala bıyıklarını bura bura düştüğü gayya kuyusunda hala 80 öncesinde kalma kafa yapısıyla ve etrafındaki üç beş tane Bozkurt’a benzeyen çakal bozuntusuyla kendi tiyatrosunu oynamakta.

Şunu untma ki, Ülkücü hareketin ekmeğini yiyip hakkını gasp eden hiçbir zaman iflah olmaz şerefli arif.

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.