1. YAZARLAR

  2. SHENI HAMID/Londra

  3. Avrupa’nın çatlakları ile Timur’un filleri
SHENI HAMID/Londra

SHENI HAMID/Londra

Avrupa ve Londra Temsilcisi
Yazarın Tüm Yazıları >

Avrupa’nın çatlakları ile Timur’un filleri

A+A-

Saat sabahın dört buçuğunda British Airways’ten cep telefonuma gönderilmiş mesaj alarmıyla uyandım: ‘Almanya’dan İngiltere’ye yapılacak olan bugünkü uçak seferiniz, kötü hava şartları dolayısıyla iptal edilmiştir’… Ne halt ederseniz edin! demedikleri kalmış sadece bu ani mesajın sonunda ya, hadi onu da biz diyelim.

Hotel odamın sessizliği içerisinde alelacele eşyalarımı toparladım ve sabahın zifiri karanlığını yaran kar taneleri altında, Köln’ün ıssız sokaklarını aşarak, şehrin tren istasyonuna doğru yola çıktım.

Hedef: İlk treni yakalar yakalamaz, Düsseldorf şehrindeki uluslararası havaalanına ulaşmak! 

Amaç: Havaalanındaki British Airways gişesine varır varmaz, mümkün olan ve sefere hazır ilk uçuşu garantileyerek, Londra’ya geri dönmek! 

Sonuç: Günün ağıran ışınlarıyla beraber gelen ve beş saatlik bir sıra bekleyişinin ardından ‘o gün, hiçbir uçakta yer bulunamadığı için, yabancı bir ülkenin kimsesiz şehrinde, ertesi gün akşamına kadar mahsur kalmak! 

Günü kovalayan diğer saatlerde, kar - kış - fırtınanın keskin bıçak darbelerine karşı hala direnmeye çalışan azmimle ‘What doesn’t kill you, makes you stronger (sizi öldürmeyen şey, güçlü kılar)’ deyişi aklıma takılmış, nihayet mümkün olan ilk hotelde konaklayabilme muradına eriştim. Gündüz ve gece benimdi artık; ne de olsa daha önce hiç ziyaret etmediğim, dilini fazla bilemediğim ve içinde hiç kimseyi tanımadığım koskoca bir şehrin buzlu caddelerini, sarsılmaz bir yalnızlıkla fethetmek de ayrıcalıktır. Gerçekten de bu yeganeliği, uykusuzluğumun son damlasına kadar kullandım, ta ki hava tekrar zifiri karanlık olup, vakit gece yarısını ve yine sabahı buluncaya kadar.

Hani ‘cesaret ile aptallık arasında mevcut kılınabilecek, ipince bir çizgi vardır ya ve işte o çizginin hangi tarafında durmamız gerektiği kararı da sadece bize aittir’… İşte tam öyle bir çizginin ‘cesaret’ kısmında yer almayı tercih ederek ‘memleketin yurtdışında kötüleştirilen imajını kurtaracak’ istikrarlı bir yolculuğa çıkışımın azmi olarak görmeyi seçtim vahim vaziyeti ben de…. Ama... ‘Böyle bir amaç uğruna bir araya gelmiş ve gelecek kaç kişi gösterile bilinir ki?’ diye düşünmeden de geçemiyordum nedense… ’Yoksa büyük bir çoğunluk, yüce devlet makamından, olur da bir koltuk kaparız’ kaygısına mı düşmüş ki, memleketi yurtdışında doğru dürüst tanıtmayı başaramaz olmuş artık?... Hele rakip parti taraftarı gruplar, FETO’cular, PKK’cılar, YPK’cılar…. nam-ı diğer bölücüler dört bir yanda kol gezerken! Hele bazı menfaatçiler memleketi dıştan edilecek müdahaleler yoluyla bölmeyi ilke edinmiş iken ve aynı doğrultuda hassasiyetle hesaplanmış bir zincir reaksiyonu başlatmışken; hele, Türkiye’den Avrupa’ya kaçıp, memlekete dair olumsuz propagandalarını yayan o bazı TC vatandaşlarının yoğun mevcudiyetinden artık yolda yürünmezken… Nerede kaldı bizim vatansever, milletsever memleketim insanı?! Nerede kaldı vatandaşın dayanışma tablosu?! Sağda solda birkaç temsilcilik açmaktan; yılda iki üç konferans düzenlemekten ya da Avrupa illerini ziyarete gelen sayın hükümet yetkilileriyle ‘kim daha fazla foto çektirecek’ kaygısına düşmekten ibaret mi olaya başladı vatan sevgisi?! 

Velhasıl, içimde yeşeren tek ümit kırıntısıyla, Avrupa’da faaliyet yürüten Avrupa Türk demokratlar Birliği’ni (UETD) düşündüm. Belki, belki bu kanaldan bir bütünlük sesi çıkacaktır umuduyla gelmemişiydim ki şimdi zaten Almanya’ya… Hani, memleketim insanını tekrar birlik olmak üzere davet etmeye… Bu yolda mücadele etmek için çıkmamışıydım ki dünya seferine zaten…( Bakalım, konuyla ilgili çağrımı kaç ileri görüşlü vatandaş duyacak; vaziyeti zamanla beraberce göreceğiz). Dolayısıyla, bereket versin ki, 10 Aralik’ta Köln’de UETD tarafından gerçekleştirilmiş ve pek çok saygın ismi gururla ağırlayan ‘1. Uluslararası Kadınlar Zirvesi’nin, anlamlı başarısı, içime bir umut ışığı getirdi. Bu anlamlı etkinliğin parlayan -ve ileride parlayacak- isimlerini, artık diğer gözlemlerimde sıralayacağım lakin, ‘Memleketim insanını bir arada, özveriyle yüklü, aynı amaç içerisinde, çalışıyor görmek’ Avrupa’nın karlı yollarında aştığım binlerce kilometreye değecektir’ fikrini de aşıladı karamsarlıklarım arasına.

Özellikle, TC’nin, yurtdışında ikamet etmekte olan Türkler tarafından daha yoğun bir sahiplenme ve yüceltmeyle temsil edilmesinin gerektiği dönemde, UETD tarafından gerçekleştirilmiş zirvenin, tüm bölücü niyetlere karşı ilettiği ‘dayanışma mesajı’ vatansever herkes tarafından örnek olarak görülmelidir.

Fakat ‘Tavuk mu yumurtadan çıkar; yoksa yumurta mı tavuktan?’... diye düşünecek olursak, iste bu hassas kısırdöngüde unutulmaması gereken mühim bir unsur da belirecektir karşımızda: Türkiye’deki rahat koltuklarında oturarak, yurtdışındaki temsilcilerin ülkeyi daha sağlam bir dayanışmayla temsil etmesini bekleyen sayın baylar ve bayanlar, sizler de bulunduğunuz yerde kolları sıvamalısınız. ‘Aman dört bir yanda memleketi güzelce temsil edelim; aman birlik ve bütünlük yolunda hepimiz el ele verelim; aman, bölücülük propagandası yapan o hayırsız vatan hainlerinin çenesini kapatalım; biz anavatandaki mekanımızdan, sonuna dek arkanızdayız aman… aman… aman…’deyip de biz, dört bucaktaki diğer vatandaşlarınıza, önce, iyice gaz veren; ardından da iş icraata dönüşür dönüşmez, birden bire ortadan kayboluveren bazı tiyatrocular! Siz de senaryonuza biraz çeki düzen verin ve mağrur TC’inin cesur hükümetine beraberce, daha yoğun bir dayanışma örneği göstererek sahip çıkalım! Çünkü, yaz-kış demeksizin, vatan için gönül yolculuğuna çıkmış yalnız Don Kişot’ları el illerinde sahipsiz bırakarak yapılmaz bu işler!

‘Ülkemizin, tüm vatanseverlerine ihtiyacı vardır. Koltuk sevdası peşinde koşan yalakalara değil! Sayın başkanın yürekliliğini izleyecek cesur askerlere ihtiyacı vardır yöremin! Kendi çalıp, kendi oynayan aktivite gruplarına değil! işte ancak o zaman, bizleri içten ve dıştan bölmek isteyen o hainlere karşı ayakta durabiliriz. Bu amaçla, artık birlik olmanın zamanı gelmiştir Türkiye! Artık birlik olmanın vakti gelmiştir Avrupa! Artık birlik olmanın yeridir dünya! Mücadelenin yükleri tek bir kişi ya da azınlığın omuzları üzerine yıkılmaz.

Aksi halde, Nasreddin Hoca ile Timur’un Filleri fıkrasında öngörülen mesaj gibi afallar kalıveririz sonunda. Kısacası, aklımızı biran önce başımıza toplayarak, iç ve dışta milli birlik ruhuyla hareket etmezsek, gelecek yolunda ilerlerken oluşuverecek çatlaklar dolayısıyla, karşımıza çıkmış yürekli dostları da kaybedeceğiz. 

Tek Millet!

Tek Bayrak!

Tek Vatan!

Tek Devlet!

hatırına, kopmamalıyız birbirimizden.

 

Email: shenihamid.london.uk@gmail.com

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.