1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. AYM kararı karşısındaki “sevinç çığlığı!''
AYM kararı karşısındaki “sevinç çığlığı!''

AYM kararı karşısındaki “sevinç çığlığı!''

Avaztürk Genel Yayın Yönetmeni Zihni Çakır, Ankara temsilciliğini yaptığı Yenisöz Gazetesinde Anayasa Mahkemesi'nin, Can Dündar ve Erdem Gül'le ilgili verdiği kararı kaleme aldı.

A+A-

Anayasa Mahkemesi'nin, Can Dündar ve Erdem Gül'le ilgili verdiği karara dair tartışmalar çok su götürür.

Burada tutuklu yargılamalardan haz aldığımı falan söylemiyorum; lakin tutuklamanın gerekçeleri oluşmuşsa, hukukun üstünlüğüne darbe vurulmaması gerektiği de tartışılmaz.

AYM, Vatana İhanet ve Casusluk suçlamalarının muhatabı olan Gül ve Dündar'ın “haklarının ihlal edildiği” yönündeki müracaatlarını haklı bulurken, bunu düşünce özgürlüğü gibi kalıplara oturtarak, ‘sıradan bir hak ihlali değil Yerel Mahkeme'nin yargılama gerekçelerine de müdahalede bulunmuş' oldu.

AYM kararının en çok itiraz edilmesi gereken boyutu bu.

AYM, yerel mahkemede yargılama konusu olan suçlamaları, kelime oyunları ile “basın özgürlüğü” parantezine sıkıştırdı adeta.

Bu çerçeveden bakınca, verilen tararın, mahkemenin “bireysel başvuru hakkı” kapsamındaki yetki ve sorumluluk alanının dışına çıktığını söylemekte hiçbir beis görmüyorum.

İlginçtir; her yönüyle siyasi olan karar sonrası AK parti TBMM Grubu, Grup Başkanvekili Bülent Turan üzerinden “çok sevindikleri” açıklaması yaptı.

Turan, sosyal medya hesabından da bu açıklamalarını teyit eden paylaşımlarda bulundu.

Olabilir; AK Parti, bilhassa Vatana İhanet ve Casusluk eylemleri karşısında, daha ılımlı bir çizgiye evrilmiş de olabilir.

Kendisine oy veren yüzde 49,5 yerine her fırsatta küfreden yüzde 15-20'ye yaranmaya da çalışabilir...

Bunlar, partinin kendi öz eleştirileri ile değerlendireceği bir durum. Ancak Turan'ın bu satırlar yazıldığı ana kadar partinin hiçbir yetkili organı tarafından yalanlanmayan ya da tevil edilmeyen açıklaması sonrasında ortaya çıkan fotoğrafı, “AK Parti ile tabanı arasındaki makas hiç bu kadar açılmamıştı” şeklinde tanımlama hakkımız var.

Sadece o da değil...

AK Parti'nin kurucu lideri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, kendisini uluslararası mahkemeler önünde mahkum ettirmeyi de amaçlayan habercilik kisvesi altındaki bu Casusluk operasyonunun yargıdaki takipçisi olduğunu bilmeyen AK Partili yok.

Üstelik Erdoğan'ın, bilhassa Can Dündar özelindeki tutuklama kararını onayladığı anlamına gelen onlarca konuşmasını dökebiliriz şuraya. Nitekim, Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın'ın yaptığı açıklamalarda, AYM'nin verdiği karardan duyulan hoşnutsuzluğu sezinlemek zor değil.

Erdoğan'ın 2 yıldır bekleyen “hak ihlali” başvurusunun sümen üzerine bile çıkarılmadığının hatırlatılması bile bunu anlamak için yeterli.

Hal böyle iken, AK Parti meclis grubunun, Erdoğan'ı uluslararası mahkemelerde yargılatıp tasfiye etmeyi amaçlayan küresel bir planın parçasına dair AYM kararı karşısındaki “sevinç çığlığı”, makasın sadece tabanla değil Erdoğan'la da açıldığı izlenimi oluşturmadı mı sizce?

Kurucu lideri ve Cumhurbaşkanını Lahey'de yargılatma planının taşeronlarına yönelik AYM'nin verdiği bu siyasi kararı, onun yol arkadaşlarının sevinçle karşılamasının varsa başka bir izahı söyleyin biz de bilelim.

“Erdoğan yalnızlaştırılmak isteniyor, AK Parti içinden de destek var” iddialarına temel oluşturacak her türlü malzemeyi kendi elleriyle verenlerin, ortaya dökülen söylentileri “fitne” şeklinde savuşturmaya çalıştığı dönemde, AYM kararını alkışlamak yakışı kalmadı.

Dediğim gibi; bu tartışmalar çok su götürecek ama umarım o su ülkeyi boğulma krizine sürüklemez.

DAĞDAŞ'IN AT PAZARI'NDA DARBE SENARYOLARI YAZIMA İTİRAZI VAR!

Bu sütunlarda iki gün önce yukarıdaki başlıkla yayınlanan yazım üzerine eski politikacılardan Gürcan Dağdaş aradı. Dağdaş, yazımda belirtilen ofise bir çok siyasetçinin gelip-gittiğini, Bülent Arınç'ın da Cuma Namazı çıkışı uğradığını, yazımda geçen diyaloglardaki ifadeleri sarf etmediğini söyledi.

Kendisinin siyasi yaşamının Darbelerle mücadele ile geçtiğini de ifade eden Dağdaş, Fahri Kasırgayı hiç tanımadığını, Bekir Aksoy ile de uzun yıllara dayanan dostluğu olduğunu ve Aksoy'un sık sık ofise geldiğini belirtti.

Öncelikle yazımdaki kastım, Darbe senaryosunun sayın Dağdaş'ın ofisinde, yazımda ismi zikredilen isimlerce yazıldığı ya da kurgulandığı değil; sayın Arınç tarafından ifade edildiğiydi.

Mekan sahibinin, “sayın Arınç'ın yazımda yer alan ifadeleri kullanmadığı” yönündeki beyanı, tıpkı beni o yazıyı yazmaya iten kaynağımın beyanları gibi esastır benim nazarımda.

Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarım...

YASAL UYARI: Yayınlanan haberin tüm hakları AVAZ MEDYA Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.