1. YAZARLAR

  2. İLHAMİ YANGIN

  3. Bagradunî Aşireti İmparatorları tahttan indiriyor
İLHAMİ YANGIN

İLHAMİ YANGIN

Yazarın Tüm Yazıları >

Bagradunî Aşireti İmparatorları tahttan indiriyor

A+A-

Büyük İskender’in vefatıyla oluşan siyasî ve askerî boşluğu; batıda Roma İmparatorluğu, doğuda ise Pers İmparatorluğu’nun yerini alan İran merkezli Part İmparatorluğu kısa zaman içerisinde doldurdu.

Doğu Anadolu’da kurulmuş olan Ermeni krallıkları ve prensliklerinin toprakları, Roma İmparatorluğu ile Part (ve daha sonra kurulan Sasanî) İmparatorluğu arasında bir tür "tampon bölge" hâline geldi.

Makedonyalı Büyük İskender’in stratejisini takip ederek doğuya açılmak isteyen Roma İmparatorluğu, doğuya ulaşmak için, ilk olarak, Ermenistan adı verilen bu bölgeyi tamamen ele geçirmek zorundaydı.

Pers İmparatorluğu’nun yerine kurulan Part İmparatorluğu ise Pers İmparatorluğu’nun stratejisini takip ederek batıya yayılmak istiyordu ki, bu stratejiyi gerçekleştirebilmek için, ilk olarak, Ermenistan olarak bilinen bu bölgeyi eline geçirmek ihtiyacı hissediyordu.

Ermeni krallıklarının ve prensliklerinin yer aldığı, Doğu Anadolu civarındaki topraklar, Anadolu’nun büyük bir bölümüne hâkim olan Bizans İmparatorluğu ve İran’ın tamamı ile Doğu Anadolu’nun bir kısmına hâkim olan Part İmparatorlukları arasında, âdeta bir savaş alanına döndü; yapılan kanlı savaşlar neticesinde yıkılarak, harabe hâline geldi.

Roma ve Part (daha sonra Sasanî) İmparatorlukları arasında, milâttan önce 1. yüzyıldan, milâttan sonra 4. yüzyıla dek, kesintisiz olarak beş yüz yıldan fazla devam eden büyük savaşlar yaşandı.

Milâttan önce 247 yılında kurulan Part İmparatorluğu, milâttan sonra 224 yılında son buldu. Part İmparatorluğunun yerine geçen Sasanî İmparatorluğu, zaman içerisinde genişleyerek, aynı bölgeyi hâkimiyet altına aldı.

Ermeni krallık ve prensliklerinin bulunduğu Doğu Anadolu civarı, bu kez de Sasanîler ile Romalılar arasında savaş meydanına döndü. Ermenilerin yoğun olduğu bölgeler, iki büyük imparatorluk arasında yıllarca devam eden savaşlar neticesinde, baştan sona yıkıldı, mahvoldu.

Ermenistan kralları ve prensleri, bu zaman diliminde, dış güçlerin müdahalesi ile sık sık değişti. Hatta bazı zamanlarda, Bizans ve Part (Sasanî) imparatorlarının desteği ile kraliyet hanedanından olmayan Ermeniler; bazen de aslen Ermeni olmayan, yabancı uyruklu şahıslar, büyük imparatorlukların maşası olarak Ermenistan bölgesine prens veya kral yapıldı.

Dinmek bilmeyen kanlı savaşlar sonunda, Doğu Anadolu bölgesi, 387 yılında, Roma İmparatorluğu ile Sasanî İmparatorluğu arasında ikiye bölündü ve 426 yılına kadar, Roma ve Sasanî İmparatorluklarına bağlı iki ayrı Ermenistan krallığı, kukla krallar tarafından idare edildi. (Bu tarihlerde çizilen ve Erzurum - Silvan - Nusaybin hattından geçen sınır, yaklaşık 300 yıl boyunca Doğu Roma İmparatorluğu ile Sasanî İmparatorluğu (İran) hududunu oluşturdu).

Roma İmparatorluğu 395 yılında ikiye ayrıldı. Başkenti İstanbul olan Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu, Anadolu’nun büyük bölümüne hâkimdi.

Bizans ve Sasanî imparatorlukları, hegemonya altına aldıkları bölge halkını zor kullanmadan elde tutmak, rahatça vergi almak, savaş zamanlarında bölgeden asker toplamak ve yerel halkın isyan etmesinin önüne geçmek gayesi ile kukla Ermeni krallıkları ve prensliklerine rıza gösteriyordu. Bu Ermeni krallık ve prenslikler, ayakta kaldıkları süre içerisinde, iki İmparatorluk arasında sürtüşmeleri önleyecek bir tür tampon vazifesi de gördü.

150 yıl kadar devam eden bu dönemde de Ermeniler gün yüzü görmedi. Sasanî ve Doğu Roma yöneticilerinin ayarttığı yerel Ermeni aşiret liderleri, kendi aralarında taht kavgalarına tutuştu. Saray entrikalarının sonu gelmedi.

Bizans’ın ve Sasanîlerin sadık müttefiki; Bagradunî aşireti

Doğu Roma İmparatorluğuna bağlı olan Ermeni aşiretlerin liderleri, savaş dönemlerinde, kendilerine bağlı süvari ve piyade kuvvetleri ile birlikte, Doğu Roma İmparatorluk ordusuna katılmak zorundaydılar.

Savaşlarda yararlılık gösteren Ermeni aşiret liderleri, Roma imparatorları tarafından, savaşta gösterdikleri başarı oranında, askerî unvanlar, pahalı hediyeler ve yeni topraklar verilerek ödüllendirilir, teşvik edilirdi. Bazı aşiret liderleri bu sayede imparatorun desteğini sağlayarak, diğer aşiretlere karşı maddî ve askerî açıdan üstünlük elde ediyor; imparatora olan bağlılık ve sadakatini göstermeye devam ettikçe, emrindeki asker sayısı ve hükmettiği topraklar artıyordu.

Profesyonel askerlikte kendisini gösterebilen çok sayıda Ermeni aşiret lideri, savaşlardaki başarıları oranında, hükmettiği toprakları genişleterek, komuta altına aldıkları asker sayısını artırdılar. Bu gelişmeye paralel olarak Ermeni aşiretler, zaman içerisinde Doğu Roma ordusunun bel kemiğini oluşturdu.

Doğu Roma İmparatorluk ordusunun önemli bir unsuru hâline gelen Ermeni aşiretler, askerî sahada güç elde edince, siyaset ve bürokrasi alanlarında da varlıklarını hissettirdi. Ermeni kökenli çok sayıda memur ve asker, bürokraside ve orduda üst mevkilere yükseldi; aralarında generallik hatta imparatorluk makamına kadar tırmananlar oldu.

Bölgedeki Ermeni aşiretlerin, Roma bürokrasisi, üst düzey askerler ve imparatorlar ile dostlukları, kan bağına dayanan akrabalıkları oluştu.

Doğu Anadolu’daki en önemli Ermeni aşiretlerden biri Bagradunî aşiretiydi.

Yahudi orjinli olan Bagradunî aşiretini, Hazreti Davud soyundan geldiği İddia edilen Simbat, Pakarad Simbat (Pakarad Şampa) ve Aşot efsanesini etrafında kenetlenen sürgün Yahudiler oluşturmuştu. Siyasî becerilerini kullanarak zamanla güçlenen Bagradunî aşireti, Ermeniler arasında saygınlık kazanmış ve çok büyük bir Ermeni kitlesini idaresi altına almıştı.

Aslen Yahudi olan ancak yüzlerce yıl Ermeni kimliği altında gizlenen Bagradunî aşireti, ateşperest Sasanîlere karşı, uzun zamandır, Hıristiyan Doğu Roma İmparatorluğunun yanında hareket ediyordu.

Bagradunî aşiretinin liderleri, Doğu Roma imparatorlarının güvenini kazanarak, orduda ve bürokraside üst düzey görevlere yükselmişti.

*

580’li yıllarda, Doğu Roma İmparatorluğu, savaşlar, iç savaşlar, isyanlar ve taht kavgaları ile sarsılıyordu.

Bizans topraklarındaki karışıklıktan istifade eden, Avrupa merkezli Avar Türkleri, Balkanların büyük bölümünü istilâ etmişti.

Balkanları ele geçiren Avarların İstanbul’a yönelmesinden endişe duyan Bizans İmparatoru Mauricius (Mavrikos 539-602), başkenti savunmak amacıyla büyük bir ordu hazırlamaya başladı. Bu arada, Doğu Anadolu bölgesindeki Ermeni aşiretlere haber göndererek, çok sayıda askerle başkente yardıma gelmelerini istedi.

Bagradunî aşireti lideri Manuel Bagradunî’nin oğlu 4. Simbat Bagradunî komutasındaki binlerce Ermeni savaşçı, İmparator’un yardım çağrısı uyarınca, Doğu Anadolu’dan yola çıkarak İstanbul’a gitti.

İstanbul’a yardıma giden Ermeni prenslerden birisi de, eski Kraliyet ailesi Mamikonian lideri Sahak Mamikonian’dı.

Binlerce Ermeni süvari ile İmparator’un yardımına koşan 4. Simbat Bagradunî ve Sahak Mamikonian, Doğu Roma İmparatorluğunun başkenti İstanbul’a girişlerinde törenle karşılandılar. Ermeni soyluları en iyi şekilde ağırlayan İmparator Mauricius, Avar tehlikesi uzaklaşınca, 4. Simbat Bagradunî ve Sahak Mamikonian’ı kıymetli hediyelerle onurlandırdı ve dönüş yolculuğunda törenle uğurladı.

*

Aynı tarihlerde Doğu Anadolu bölgesinde de Doğu Roma İmparatorluğu ile Sasanîler arasında çok kanlı savaşlar yaşanmaktaydı.

İmparator Mauricius, savaşların en kritik döneminin yaşandığı 588 yılında, devlet giderlerini, bilhassa ordu harcamalarını, ciddi ölçüde kısma kararı aldı.

Öyle ki, devlet harcamalarında tasarruf yapmayı amaçlayan İmparator, Balkanlarda bulunan ordunun, geri dönmesine dahi müsaade etmedi.

Kış mevsimini geçirmek üzere İstanbul’a dönüp, ertesi yıl tekrar Tuna boylarına sefere çıkmayı planlayan askerler ve komutanlar hüsrana uğramıştı.

Ordunun masrafını kısmak isteyen İmparator Mauricius, askerlerin Tuna nehrinin kuzeyinde kalarak kışı oradaki kampta geçirmesini emretti.

Askerler ve komutanları bu durumdan hiç hoşlanmadı.

Zira, sekiz aydan beri seferde olan askerler hem fizik hem moral açıdan çökmüştü.

Askerler ve subaylar, Balkan seferi boyunca pek çok ganimet toplamıştı. Bu ganimetleri paraya çevirmek ancak başkentin gelişmiş pazarlarında mümkündü.
Doğu Roma ordusunun yıllardır süregelen bir geleneği olarak, sonbaharda seferden dönen askerler kış mevsimini aileleri ile birlikte geçirirdi.

Bunun yerine, ordunun, Roma toprağı olmayan, Tuna Nehri kuzeyinde bez çadırlardan oluşturulan kampta kalması; bu kampta Panonya ovasının soğuğu altında bir kış yaşamaları istenmekteydi.

Bunlar yetmezmiş gibi, İmparator’un devlet harcamalarını azaltma tedbirlerine uyularak, askerlerin maaşları azaltılmıştı. Maaşlar azaltıldığı yetmezmiş gibi zamanında ödeme de yapılmadı.

İmparator’un aldığı tasarruf tedbirlerinin yol açtığı olumsuz gelişmeler üzerine Bizans ordusu isyan etti.

Ülkenin batı bölgelerinde başlayan askerî isyan, çok zaman geçmeden doğuya da sirayet etti. İmparator’un tasarruf tedbirlerinden etkilenerek isyan edenlerden biri de o dönemde Bagradunî aşireti lideri olan 4. Simbat Bagradunî’ydi.

Bir yandan isyanları bastırmaya çalışan, diğer yanda da Avar Türkleri ve Sasanîlerle savaşmak zorunda kalan İmparator Mauricius, iç karışıklıklara meydan vermemek maksadıyla, isyancılara karşı çok sert tedbirler aldı; devlete başkaldıran asilerin liderlerinin derhâl yakalanıp idam edilmesini emretti.

İmparator Mauricius’un emri gereğince isyancı liderler yakalanıp idam edilmeye başlandı.

Yakalanan isyancılar arasında Bagradunî aşireti lideri 4. Simbat Bagradunî de vardı. Tutuklanarak başkent İstanbul’a götürülen 4. Simbat Bagradunî, Doğu Roma Yüksek Mahkemesinde yargılanıp, suçlu bulunarak ölüm cezasına çarptırıldı. Cezası, hipodrumda, canlı olarak, vahşi hayvanlara parçalatılmak suretiyle infaz edilecekti.

İmparator Mauricius hâlen Sasanîlere karşı savaşmakta olan Ermeni asilzadelerini gücendirmemek maksadıyla, 4. Simbat Bagradunî’nin infazını son anda durdurdu.

4. Simbat Bagradunî, Afrika’daki uzak bir Bizans adasına sürgüne gönderildi.

Balkanlar ve Anadolu’da başlayan isyan İmparator Mauricius’un devrilmesi ile sonuçlandı.

4. Simbat Bagradunî, Anadolu’ya döner dönmez soluğu Sasanî Kisrası 2. Hüsrev Perviz’in sarayında aldı ve Doğu Roma İmparatorluğunun can düşmanı olan Sasanî İmparatorluğunun emrine girdi.

Sasanî Kisrası 2. Hüsrev Perviz, Bagradunî aşireti lideri 4. Simbat Bagradunî’yi, 595 yılında, Hazar denizi kıyısında, Horasan’ı da kapsayan geniş bir bölgeye, askerî eyalet valisi olarak atadı.

Karışıklık içindeki Horasan’daki isyanları çok sert tedbirler uygulayarak bastıran 4. Simbat Bagradunî, kısa sürede elde ettiği üstün başarılarından ötürü, valilik vazifesinin yanı sıra, Kisra 2. Hüsrev Perviz’in özel muhafız alayının komutanlığı görevine getirildi. Bu süreçte, Hazar Türklerine karşı Sasanî ordusuna komuta eden 4. Simbat Bagradunî, büyük bir zafer kazandı.

602 yılına kadar askerî görevler yapan 4. Simbat Bagradunî, üstün hizmetleri nedeniyle, Sasanî Kisrası 2. Hüsrev Perviz tarafından, Sasanî İmparatorluğu maliye veziri olarak atandı ve kraliyet sarayında görev yapmaya başladı.

Başarılı çalışmaları sonucu Sasanî Kisrası 2. Hüsrev Perviz’in gözüne girmeyi başaran 4. Simbat Bagradunî, 607 yılında, bütün “evlerin” ve“beylerin” komutanı ilân edilerek, bölgedeki Ermeni aşiretlerin tamamının bağlı olduğu vali vazifesi ile Ermenistan’a geri döndü.

Bu dönem, Bagradunî aşiretinin altın yılları oldu. Bagradunî aşireti, bölgedeki diğer Ermeni aşiretlerin çok üstünde bir prestij sağlamış konumdaydı.

Yine bu tarihlerde yaşanan savaşlarda Sasanî İmparatorluğu, isyanlarla sarsılan Doğu Roma’ya karşı ezici bir üstünlük sağladı. 613 yılı ortalarında, Doğu Roma İmparatorluğuna iki ayrı cepheden, şiddetli taarruz başlatan Sasanî ordusu, Azerbaycan, Suriye, Filistin ve Mısır’ı almış, Avarlarla anlaşarak İstanbul’u kuşatmıştı.

*

4. Simbat Bagradunî, valilik görevinde bulunduğu dönemde, Ermeni Kilisesi’ni Bagradunî aşiretinin kontrolü altına aldı. Ermeni Kilisesi’ni Bizans İmparatorluğu’nun etkisinden kopartarak, Ortodoks ve Katolik kiliseleri karşısında güçlendirmeye gayret etti.

*

616 yılında hayatını kaybeden 4. Simbat Bagradunî’nin yerine oğlu 2. Varaztiros Bagradunî geçti.

Sasanî İmparatorluğu, üst düzey yöneticilerin isyan etmesinin önüne geçmek için, eyalet valilerinin ve ordu komutanlarının çocuklarını başkentte alıkoyuyordu. Sarayda büyüyen bu çocuklar şehzadelerle birlikte eğitim görüyor, büyüdükleri zaman devlet kademelerinde önemli görevlere getiriliyordu.

2. Varaztiros Bagradunî, 4. Simbat Bagradunî’nin en büyük oğluydu. Kardeşi Garikhpet ile birlikte Sasanî İmparatorluk sarayında, 2. Hüsrev’in hükümdarlık döneminde büyümüştü (591-628).

Bizans’la yaptığı son savaşları kaybeden Sasanî İmparatorluğu 620’li yılların ortalarından itibaren güç kaybetmeye başladı.

İmparatorluğun etkili isimlerinden biri olan 2. Varaztiros Bagradunî, Doğu Roma - Hazar Türkleri ittifakına karşı üst üste alınan yenilgilerden Kisra 2. Hüsrev’i sorumlu tutuyordu; bu mağlubiyetlerin ardından bir de Müslümanlara karşı yenilgiler başlayınca, Kisra 2. Hüsrev Perviz’le İmparatorluğun devam edemeyeceğini kavradı.

Sasanî sarayında birlikte büyüdüğü Veliaht Prens Kavadh’la çok yakın arkadaş olan 2. Varaztiros Bagradunî, Sasanî İmparatorluğunda bir kan değişimi yaşanması gerekliliğine aksi hâlde imparatorluğun çökeceğine inanıyordu. Yakın dostu olan Prens Kavadh’ın da aynı fikirde olduğunu bilen 2. Varaztiros Bagradunî, Kisra 2. Hüsrev Perviz’in tahtan indirilmesinde başrol oynadı.

2. Varaztiros Bagradunî’nin kurduğu komplo neticesinde babasını ve kardeşlerini hapseden Sasanî Prensi Kavadh, yine 2. Varaztiros Bagradunî’nin tavsiyesine uyarak, babasını ve on sekiz erkek kardeşini öldürttü ve 2. Kavadh adını alarak tahta çıktı.

Doğu Roma ile barış sağlamayı amaçlayan yeni Kisra 2. Kavadh, İmparator Herakleios'la elçiler aracılığı ile görüşmelere başladı.

Kisra 2. Kavadh, tahta çıkmasını sağlayan komplonun mimarı 2. Varaztiros Bagradunî’yi ödül olarak Ermenistan valiliği görevine getirdi.

Yeni Kisra 2. Kavadh altı aylık hükümdarlığının ardından, veba hastalığına yakalanarak yatağa düştü ve çok geçmeden vefat etti.

2. Kavadh, 25 Şubat 628 tarihinde tahta çıkmış, 6 Eylül 628 tarihinde vefat etmişti. Bu sürenin önemli bölümü hastalıkla mücadeleyle geçirdi.

Kisra’nın ölümü Bagradunî aşireti için gerçek bir yıkım oldu.

Bu arada Sasanî İmparatorluğu, Müslümanlar ve Hazar Türkleri ile yapılan savaşlar yüzünden günden güne eriyordu. Ülkede dirlik düzenlik kalmamıştı.

Sasanî İmparatorluğunun artık çökmekte olduğunu anlayan 2. Varaztiros Bagradunî, Doğu Roma İmparatoru Herakleios’a elçi göndererek, devrik İmparator Mauricius 'un yanlış tutumu nedeniyle, haklı sebeplerle, isyan ettiğini, Mauricius devrildiğine göre artık kendisine tâbi olacağını bildirdi.

Herakleios’un teklifi kabul etmesi üzerine, Ermenistan’a komşu olan Sasanî valisinin kendisine karşı tutumunu bahane ederek, ustaca bir manevra ile taraf değiştirdi.

Bizans İmparatoru Herakleios’un desteğini alan 2. Varaztiros Bagradunî, yeniden Doğu Roma’nın eline geçmiş olan, Kuzey Mezopotamya’ya yerleşti (bugünkü Siirt, Adıyaman Musul, Diyarbakır, Mardin, Gaziantep, Maraş ve Malatya’yı içine alan idarî bölge).

Bagradunî aşiretini yanına çekerek Doğu Anadolu’daki konumunu kuvvetlendirmeyi amaçlayan Doğu Roma İmparatoru Herakleios, 2. Varaztiros Bagradunî’yi İstanbul’a davet ederek törenle karşıladı. Dönüşünde de çok değerli hediyeler vererek gönlünü hoş etti. Yaptığı konuşmada, 2. Varaztiros Bagradunî’yi İmparatorluğunun tüm soylularının üstünde tuttuğunu söyleyerek, yüceltti.

İhtiraslı bir kişiliği olan 2. Varaztiros Bagradunî, Bizans İmparatoru olmayı kafasına koymuştu. Hayalini gerçeğe dönüştürmek için, İmparator Herakleios’u düşürmeyi planladı. 637 yılında, bazı Ermeni soylularla birlikte, İmparator Herakleios’u devirmek ve öldürmek, yerine İmparator’un gayrımeşru oğlu john Athalarichos’u geçirmek üzere harekete geçti.

2. Varaztiros Bagradunî’nin nihaî hedefi, Herakleios’u tahttan indirdikten sonra tahta çıkartacağı oğlunu da bertaraf edip imparator olmaktı.

Ancak, komplo ortaya çıkartıldı. Suçu tespit edilen 2. Varaztiros Bagradunî tutuklanarak, Bizans'ın hapishane olarak kullandığı, bir Afrika adasına sürüldü.

İmparator Herakleios’u öldürmeye karar vermiş olmasına rağmen, 2. Varaztiros Bagradunî’nin aldığı ceza ve gördüğü muamele, onun Herakleios’a yapmak istediğine nazaran, çok hafifti.

641 yılında hastalanan İmparator Herakleios, ağırlaşıp yatağa düştüğü dönemde, 2. Varaztiros Bagradunî’yi bağışladığını bildirdi.

İmparator Herakleios, vefat etmeden hemen önce, Bagradunî aşireti lideri 2. Varaztiros Bagradunî’nin şerefinin iade edilmesini ve yeniden Ermenistan valisi yapılmasını vasiyet etti.

İmparator Herakleios’un ölümünden sonra eşi Martina ve oğlu 3. Konstantin arasında taht kavgası yaşandığı için, bu karışık dönemde 2. Varaztiros Bagradunî’nin durumu ile kimse ilgilenmedi.

Doğu Roma tahtı üzerinde yaşanan kavgalar son bulup 2. Konstans tahta çıkınca İstanbul’daki karışıklıklar sona erdi.

Kargaşa döneminde, Ermenistan bölgesini Müslümanlara karşı savunan Ermeni soylulardan Theodore Rshtuni’nin ısrarı üzerine, İmparator 2. Konstans, 2. Varaztiros Bagradunî’nin sürgün cezasını sona erdirerek İstanbul’a çağırdı.

Sürgünden dönen 2. Varaztiros Bagradunî, İstanbul’a giderek İmparator 2. Konstans ile görüştü.

İmparator’a bağlılığını bildiren 2. Varaztiros Bagradunî, uzun müddet ayrı kaldığı ailesine kavuşmak istediği için, başkent İstanbul’da fazla kalmayarak, derhâl yola çıkıp, Ermenistan’a gitti.

2. Varaztiros Bagradunî, evine ulaştıktan hemen sonra, İmparator 2. Konstans tarafından, bugünkü karşılığı mareşal olan, “kouropalates" (Saray Nazırlığı) rütbesi ile Ermenistan valisi olarak tayin edildiği haberini aldı.

Fakat 2. Varaztiros Bagradunî, çok ağır hastaydı ve kısa bir süre sonra vefat etti.

*

Bizans ile Sasanîler, Ermenistan toprakları üzerinde savaşmaya devam ederken; Kafkaslar üzerinden Doğu Anadolu’ya ve İran içlerine sarkan Hazar Türkleri de bu savaşlara dâhil oldu. Çoğu zaman üç ya da dört ordunun karşı karşıya geldiği büyük savaşlarda, bölgedeki şehirler, kasabalar ve köyler tekrar tekrar yıkılıp, viraneye döndü.

Dönemin en büyük üç imparatorluğu olan Doğu Roma, Sasanîler ve Hazar Türkleri ardı arkası kesilmeyen savaşlarda kozlarını paylaşırken, tamamen harabe hâline dönen bölgeye bu kez de İslâm ordularının akınları başladı.

Müslümanların 640 yılından itibaren bölgeye girmesiyle ortalık iyice kızıştı.

(Devam edecek)

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.