1. YAZARLAR

  2. İLHAMİ YANGIN

  3. Bozkurt işaretinin ortaya çıkışı
İLHAMİ YANGIN

İLHAMİ YANGIN

Yazarın Tüm Yazıları >

Bozkurt işaretinin ortaya çıkışı

A+A-

Önce, “zafer” işaretinden başlayalım.

Zafer (V) işareti, İngiltere ile Fransa arasında, 25 Ekim 1415 tarihinde yapılan Agincourt muharebesinde doğdu.

İngiliz ordusunun çoğunluğunu, ünlü İngiliz menzil yayını kullananlar oluşturuyordu.
Savaş öncesi bir duyuru yayınlayan Fransa Kralı VI. Charles, çok etkili bir silah olan İngiliz oklarını atan yaycıları esir ettiklerinde, oku atmak için kullandıkları, iki parmaklarını keseceklerini ilan etti.
Bu duyuru İngiliz ordusundaki yaycıları epey tedirgin etmişti.
Menzil yayının başarılı kullanımı sayesinde savaş İngilizler lehine sonuçlandı.
Savaşı İngilizler kazanınca, İngiliz ordusundaki okçular, Fransız esirlere yaklaşarak, kesilmemiş parmaklarını V şeklinde göstererek onlarla alay ettiler.

*

Zafer (V) işareti ikinci olarak Boer Savaşı'nda kullanıldı.

Bu dönem İngiltere tahtında Kraliçe Victoria oturuyordu.
İngiliz askerler, Kraliçe Victoria'yı betimlemek amacıyla, isminin ilk harfi olan V'yi işaret ve orta parmakları ile tasvir ederek, savaş boyunca aynı işareti yaptılar.
Bu işaret aynı zamanda İngilizcede victory (zafer) anlamına geliyordu.

*

Winston Churchill, Boer savaşında esir düşmüş, daha sonra kaçarak kahraman olmuş, Kraliyet Harp Okulu mezunu bir İngiliz subayı idi.

İkinci Dünya Savaşı'nın en sıkıntılı günlerinde İngiltere Başbakanı olan Winston Churchill, V işaretini, Boer savaşı günlerinde olduğu gibi, Victory (Zafer) anlamına gelecek şekilde kullandı; gittiği yerlerde V işareti yaparak, Nazi Almanya'sı ile tutuştukları savaşı kazanacaklarını insanların kafasına kazıdı.

Churchill'in işareti savaş boyunca öyle yaygınlaştı ki, Nazi işgali altındaki tüm bölgelerde direnişin sembolü oldu.


resim1-012.png

8 Mayıs 1945, Almanya ile savaş ilan edildiği gün Whitehall'da halkın karşısında çıkan Churchill kalabalığa Zafer işareti yapıyor.

Fransa, Hollanda ve Balkanlar'da Almanya'ya karşı mücadele eden direnişçiler, Nazi sembollerini silerek üzerine zafer işareti (V) yapmaya başladı.

Direnişçilerin çoğu solcuydu. Böylece zafer işareti solculara geçmişti.

*

ABD’nin Vietnam’a silahlı müdahalede bulunduğu Vietnam Savaşı sırasında düzenlenen savaş karşıtı gösterilerde zafer (V) işareti barışı sembolize edecek şekilde kullanıldı.


resim2-011.png

Vietnam protestoları 15 Ekim 1969 - Washington DC (AP Fotoğraf)

Dünya çapında yaygınlaşan V işareti, 70'li yıllarda kitleselleşen, Türkiye'deki sol akımlar tarafından da kullanılmaya başlandı.
Türkiye'deki solcuların bir de sol yumruğu havaya kaldırma işareti vardı.
Zafer işareti ve sol yumruğu havaya kaldırmak, sol örgütlerin propaganda afişlerini de süslüyordu.
Hatta bazı sol örgütlerin amblemi zafer işareti veya sol yumruk şeklindeydi.

*

Sağ kesimde ise böyle bir işaret yoktu.


resim3-011.png

4 Nisan 1980'de MHP Genel Başkanı Türkeş, Bolvadin’de.

Ülkücüler, bir müddet sonra, solculara nazire olarak sağ yumruklarını havaya kaldırmaya başladı.
Başka da bir işaretleri olmadı.

*

1991 yılı Ekim ayında düzenlenecek olan genel seçimlerde seçim barajına takılma endişesi yaşayan Alparslan Türkeş, Refah Partisi ile ittifak yaparak sandığa gitme kararı almıştı.

Seçime Refah Partisi tüzel kişiliğinde girilecek, Alparslan Türkeş ve arkadaşları Refah Partisi'nden aday olacaktı.

Dolayısı ile mitingler de Refah Partisi tarafından düzenlenecek, mitinglerde sadece Refah Partisi bayrağı taşınacaktı.

Zaten o tarihte Milliyetçi Hareket Partisi henüz yasaklıydı.
MHP afişleri ve posterleri taşımak suçtu.
Gerçi, Milliyetçi Çalışma Partisi adında paravan bir siyasi oluşum kurulmuştu ancak bu parti yeterince tanınmıyordu.

*

Kampanya başladıktan sonra, il ve ilçelerde Refah Partisi ile birlikte yapılan mitinglerde, hatipler çıkıp konuşuyor, Refah Partililer kendi adaylarını alkışlıyor, bayraklarını dalgalandırıyor, bir de parmaklarını uzatıp, klasik milli görüş işaretini yaparak slogan atıyorlardı.

Miting alanında bulunan Ülkücüler ise bu arada bir araya gelmek için uğraşıyordu. Alandaki Ülkücüler bir araya gelip slogan atmaya başladığında miting neredeyse tamamlanmış oluyordu.

*

Çare?

Miting başladıktan hemen sonra Ülkücüleri bir araya toplayacak bir işaret olmalı, Ülkücüler o işareti gördüklerinde hemen orada toplanmalı, mitingin inisiyatifini ele geçirmeliydi.

*

İlk adım Ankara'da yapılacak bir mitingde atılacaktı.

Görevlendirilen iki Ülkücü, Kızılay'da bir büroda bir araya gelmiş, ne yapılacağını nasıl yapılacağını tartışırken, içlerinden biri ayağa kalkarak eliyle garip bir işaret yaptı.

Diğeri:

- Bu ne Gardaş?

İşareti yapan:

- Bozkurt!

Diğeri:

- Bozkurt mu?

İşareti yapan

- Bak, şu kulağı, şu öbür kulağı, burası da ağzı.

*

Birkaç gün sonra yapılan mitingde yanlarına toplanan diğer Ülkücüler de aynı soruyu sordu:

- Bu ne Gardaş?

Cevap:

- Bozkurt! Bak, şu kulağı, şu öbür kulağı, burası da ağzı.

*

Seçim kampanyasının sonlarına doğru kullanılan Bozkurt işareti pek tutmadı.

Ancak, merhum Alparslan Türkeş, Bozkurt işaretine sempati duymuştu.
Fakat işareti kullanacak zamanı olmadı.

91 seçimleri yapıldı, Alparslan Türkeş ve arkadaşları Meclis'e girdi.
Bir müddet sonra Refah Partisi'nden ayrıldılar.
Daha sonra Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşları Ülkücü hareketten koptu, partide ve teşkilatlarda ciddi ayrılmalar ve kırılmalar yaşandı.
Bazı il ve ilçelerde parti tabelaları, Ocak levhaları sökülüp çöpe atıldı.

*

92 yılının son günlerinde Ülkücü Hareket yeni ve zorlu bir viraja girdi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, Anayasa’yı değiştirme çalışmalarına başlamıştı. Mümtaz Soysal başkanlığında bir heyet kuruldu ve 12 Eylül darbe Anayasasının birden çok maddesi bu dönemde değiştirildi.

12 Eylül döneminde kapatılan siyasî partilerin tekrar açılmaları Komisyon çalışmaları sırasında gündeme getirildi ve bununla ilgili gerekli yasal düzenlemeler Meclis’ten geçti.

16 Ekim 1981 tarih ve 2533 sayılı, “Siyasî Partilerin Feshine Dair Kanun” yürürlükten kaldırıldı.
Bu kanun, 19 Haziran 1992 tarihinde 3821 sayılı kanunla ortadan kaldırılıyor ve 2820 sayılı “Siyasî Partiler Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun” çıkıyordu.
Kanun hazırlanınca, Soyaldemokrat Halkçı Parti (SHP), CHP adını aldı.
Adalet Partisi’nin uzantısı olan DYP, eski ismini almadı.

Ülkücüler ise MHP ismine ve üç hilâl amblemine tekrar kavuşma ümidi ile büyük bir heyecana kapıldı.
Düşünülen uygulamaya göre; kapatılan MHP’nin en son delegeleri bir araya gelerek MHP Kongresini toplayacak, MHP’nin feshine karar alacaktı.
Ardından, MHP delegeleri Alparslan Türkeş’in genel başkanı olduğu Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP)’ne katılacak, MÇP de adını MHP olarak değiştirecek, amblemini de üç hilal yapacaktı ki bu arada devreye başka güçler girdi.

Kurultay öncesinde çok ciddi sıkıntılar yaşandı. MHP’nin ismini ve amblemini gasp etmek isteyen bazı mihraklar tazyik uygulamaya başladı.
Rahmetli Türkeş’i fizikî tehdit altına almaya çalıştılar.
Yeni Düşünce gazetesi adına kurultayı izlemek için gerekli basın kartlarını almak üzere, bürolarına gittiğimizde, silâh göstererek bizi de tehdit ettiler.

Karşı tarafın liderliğini MHP eski milletvekili Sadi Somuncuoğlu ve eski senatör Servet Bora gibi eski Ülkücüler yapıyordu.

Çeşitli zümrelerle iltisaklı olan rakip grup, MHP'nin eski delegelerinin adreslerini nereden ve nasıl elde ettiyse, birçoğu ile birebir görüşmüş ve çeşitli vaatlerle ele geçirmişti.

*

12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 12 sene geçmiş, bu süre içerisinde Ülkücülerin her biri başka yöne savrulmuştu.

MHP'nin son kurultay delegelerinin büyük bölümü darbe sonrası cezaevine düşmüş, ne kendileri ile ne de aileleri ile bu süreçte ilgilenen olmamıştı.

Saydığım nedenlerden ötürü, delegelerin büyük bölümünün Türkeş'e kırgın olduğu sanılıyordu.

Merhum Türkeş, 12 Eylül darbesi sonrası tutuklanmış, askerî mahkemede, idamla yargılanmış; bu süre zarfında 4 yıl dokuz ay hapis yatmıştı.

Alparslan Türkeş, MHP'nin son kurultay delegelerine Ankara'da bir akşam yemeği vermeyi, yemek sırasında bir konuşma yaparak, yaşananları, oynanan oyunları ve gelinen durumu anlatmayı kararlaştırdı.

Yemek için Ankara Kızılay'daki Bulvar Palas ile anlaşma yapıldı.
Verilecek yemeğe katılım oranı MHP Kurultayı'nın nasıl sonuçlanacağının göstergesi olacaktı.
Eğer delegelerin çoğunluğu yemeğe icabet ederse, yapılacak Kurultay Türkeş lehine sonuçlanırdı. Aksi halde, MHP ve Üç hilal amblemi başkalarının eline geçecekti.

O akşam adeta iple çekildi.
Yemek saati geldiğinde salon tıklım tıklımdı.
Oturacak yer kalmamıştı.
Delegelerin büyük çoğunluğu yemeğe katılınca Alparslan Türkeş çok mutlu oldu.
Bu arada ayağa kalkarak bir konuşma yaptı, yaşanan olayları ve gelinen durumu anlattı.

Delegeler çok coşkuluydu, konuşmayı sık sık alkışlarla kestiler.
Bu durum da Türkeş'i memnun etti.
En sonunda, hep beraber, Çırpınırdı Karadeniz marşı okunmaya başlandı.
Alparslan Türkeş çok neşeliydi. Marşın okunmasına yüksek sesle eşlik ediyordu.

Çırpınırdı Karadeniz marşının bir bölümü Ülkücüler tarafından Türkeş'e uyarlanmıştı. Türkeş'e atfedilen, “Türk eşine, Türk eşine. Kıyar mı hiç Türk eşine. Bütün dünya kurban olsun. Türk'ün Başbuğ Türkeş'ine” kısmı okunurken merhum Türkeş marşa eşlik etmez, sadece dinlerdi.
O gece, Türkeş'e atfedilen mısraya sıra gelinince, Türkeş sağ eli ile bozkurt işareti yaparak iki yana sallamaya başladı. Çok neşeliydi. Bir müddet sonra diğer elini de kaldırdı, iki eliyle bozkurt işareti yapıyordu.
Yemektekiler de elleriyle bozkurt işareti yaptı.

O gece Ankara Bulvar Palas'ta düzenlenen yemek sonrası Bozkurt işareti yaygınlaşmaya başladı.

*

Söz konusu Kurultay alabildiğine olaylı geçti.
MHP’nin, 12 Eylül 1980 darbesi öncesinde seçilerek göreve gelen, son kurultay delegeleri, 27 Aralık 1992 günü Ankara’da toplanarak, MHP’nin feshine, isminin ve ambleminin, o tarihte Alparslan Türkeş’in genel başkanı olduğu Milliyetçi Çalışma Partisi tarafından kullanılmasına karar verdi.

*

Türkeş, Kurultay'dan dört ay sonra, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'le birlikte Orta Asya gezisine çıktı.
27 Nisan-3 Mayıs 1992 tarihleri arasında düzenlenen gezinin en önemli duraklarından biri Azerbaycan'dı.
Azerbaycan ziyareti özellikle 3 Mayıs'a denk getirilmişti.
3 Mayıs Türkçülük günüydü ve Alparslan Türkeş o gün yanında Elçibey olduğu halde Azadlık meydanında kürsüye çıkarak, alanda toplanan yaklaşık 1 milyon kişiyi selamladı.
Türkeş orada da Bozkurt işareti yaptı.
Türkeş ve Elçibey’in Bakü'de bir milyon kişinin önünde Bozkurt işareti yapması Türkiye'deki gazetelerde basılınca, Bozkurt işareti daha da kitleselleşti.


resim4-001.jpg

3 Mayıs 1992, Azadlık meydanı

Bakü Azadlık meydanında yapılan işaret sadece Türkiye'de değil İran Azerbaycan'ında da popülerleşti.
Hatta orada Türkiye'den daha da fazla yaygınlaştı.

Doğu Azerbaycan Eyaleti’nin başkenti Tebriz’in meşhur Traktör Sazi futbol takımının maçlarına gelenler müsabakanın başından sonuna kadar bozkurt işareti yaparak tezahürat yapmaya başladılar.

Bozkurt işareti bu şekilde yaygınlaştı.


5-002.png
 

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.