SHENI HAMID/Londra

SHENI HAMID/Londra

Avrupa ve Londra Temsilcisi
Yazarın Tüm Yazıları >

Çelik Bilek-1

A+A-

On seneden fazla oldu memlekete şahsen adım atmayalı. Ta ki geçtiğimiz referandum haftasına kadar. Anavatandan uzak kaldığım bu süreç içerisinde, ülkemizi hem Türkiyeli bir Türk gönlüyle dışarıdan izledim, hem de İngiltere'li bir British ve Avrupa Birliği vatandaşı olarak. Buna ilaveten, Ortadoğu'nun Arap mantalitesini yakından öğrenmiş biri olarak takip ederken Türkiyemizi, dahası, vatanımızı, Amerikan kamuoyunun içerisine yıllardan beridir dahil olmuş küresel bir yerli gözüyle de görmeyi öğrendim.

On yıllık gönüllü hasretimin akabinde nihayet, 16 Nisan öncesi memleketime heyecanla ayak bastım. Şimdi üzerimde uyanıveren izlenime göre; ülkemdeki insanımızın duygulu yüreğinin hiç de değişmediği dikkatimi çekti. Yani insanımda bir taraftan hala usanmamış ve hatta ismi içeriğinden daha da büyük heyecana yükselmiş o malum Avrupa Birliği'ne girebilme tutkusu; öte yandan aydınlanma, ayrımcılık, milliyetçilik, inanç ve ekonomik kavramlar hala olduğu gibi devam ediyor.

İşte bu düzenli çelişkinin tam özünde, bir de lider kaptı gönlümü.

Vatandaşının ulusal refahını ön plana çıkarmış, ülkenin yüzyıllardır süregelen saygınlığını gururla muhafaza etme çabası içerisinde ilerleyen cesur bir bilek.

Köprüsünden tüneline, şehirlerarası yollarındaki modernliği dünya standartlarına eriştirmiş sağlam altyapısına kadar memleketim ne kadar da güzele gitmiş! Hatta gördüğüm illerdeki yapılaşmanın bazı Avrupa ülkesi illerini bile kenarda bırakacak düzeni, sayın Erdoğan'a karşı duyduğum gurur ve hayranlığı daha da pekiştirdi.

‘Dünyaya kafa tutacak bir lidere sahipmişiz de kıymetini bilemiyor bazılarımız’ diye düşündüm, ülkedeki kalkınmışlık tablosunu hayranlıkla izlerken. Hasta Adam Avrupa'nın Türkiye'yedeki düzeni bozmaya çalışması, sözde Türkiye modern bir ülke değilmiş gibi Dünya kamuoyuna yansıtarak ülke liderimizin imajını zedelemeye uğraşması, kirli bir oyundan başka hiçbir şey değilmiş aslında.

İşin aslına bakılırsa, Dünya liderleri arasında yürekliliği kayda değer derecede dikkat çeken, ülkesinin menfaatlerini ve vatandaşının refahını on planda tutan,  kaç tane lider gösterilebilir ki? Trump, evet; Putin, evet; Erdoğan, kesinlikle! Bu noktada Türkiye' deki gelişmeleri eleştiren, milletimizi sırtından bıçaklamaya dünden razı kardeşlerimiz, hayran oldukları batıdaki yaşam tarzını hani tesadüfen kıyısından köşesinden görmüş olmalarına dayanarak, yorumlar yaparken, ne yazık ki içlerinde bulundukları refahın farkında da olamıyor.

Bizim batı hayranlığı içerisindeki aydıncıklarımız, memleketimizi küçümsemeye çalışan diğer düzen bozuculardan farklı değildir aslında. Bir tek fark belki de burada, bunlar, patlayıcı maddeler yerine kelimeler kullanıyor. Ülkemizin çelik bilekli liderini devirebilme pazarlığındaki o küçücük fesatçıklar, aslına bakılırsa, ilk fırsatta idareyi ellerine geçirir geçirmez, bırakın memleketi kalkındırmak, kendi ceplerini doldurmaktan öte hiçbir yere ulaşamayacaklardır. Tarihin tekerrür etmesini kimse istemesin artık.

İste, referandum günü, nihayet geldi geçti. Türkiyemin vatandaşı demokratik seçimini yaptı ve memleket küçük farklı sonucunu, ümit verici bir zaferle tamamlamayı başardı. Ona rağmen, Türkiye'de demokrasi kelimesinin önemini  bağıra çağıra, Avrupa ve Amerika standartlarına eriştirmeyi ilke edinen sözde aydıncıklar, şimdi, referandumun hemen sonrasında, demokratik uygulamayla varılmış adil bir sonuca rağmen 'evetciler hile yaptı' diye itiraz etmeye başladı. Tıpkı, ABD'de Donald Trump'in seçimi az bir farkla kazanışının hemen ardından sokaklara dökülen o demokratik(!) kalabalığın öne sürdüğü gibi; ya da, tıpkı, Birleşmiş Krallığın Avrupa Birliği’nden ayrılma kararını verdiği, sonucu küçücük farklı bir oylamayla belirlenmiş 'Brexit' referandumundaki gibi!

Hatırlayacak olursak, 23 Haziran 2016'da Brexit'e yol açan referandum sonucunda -şimdi, Türkiye’den fazla farklı sayılamayacak- bir kargaşa yaşanmıştı. Birleşik Krallık, 51.9 Avrupa Birliği'nden çıkalım oyu verirken, 48.1 de kalalım oyu vermişti. Bunun hemen akabinde, sonucu kaybeden sözde demokratik mantaliteli çıkarcılar referandumdan zaferle çıkan çoğunluğu hilekarlıkla ve hatta farkında olmaksızın yanlış seçeneği işaretlemekle bile suçlamıştı! Demek ki, sadece Türkiye'de değil, dünyanın neresinde olursa olsun, demokratik bir uygulamanın karşı taraf için kabul edilemeyen sonucunu 'hile' adı altında nitelendirmek bazı menfaatçilerin hırçın oyunu. Bu alanda batı hayranlığının, batıya dair turistik ziyaretleri dışına çıkmayacak seviyede oluşturulmuş düşünceleriyle izleyen sözde modernleşmiş 'hayırcılarımızı' da, Amerika ve Birleşik Krallıkla birebir kabul edilir bir benzerlik seviyesine ulaşmayı başardıklarından dolayı tebrik etmeliyiz. 

(Devam edecek)

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.