SHENI HAMID/Londra

SHENI HAMID/Londra

Avrupa ve Londra Temsilcisi
Yazarın Tüm Yazıları >

Çelik Bilek-2

A+A-

Recep Tayyip Erdoğan Türkiye'sinin sarsılmaz liderliği  ve memleketi ön plana çıkarabilme uğraşısı, Putin Rusya'sının, Trump Amerikası'nın ya da Brexit İngiltere'sinin 'kendi milli karakterini koruma ve küreselleşme sürecinin olumsuz öğelerine karşı ülkelerini savunma' çabasından, farklı değildir.

Günümüzde ülke menfaatlerini korumaya çalışan bütün liderler, özellikle demokratik sonuçlara dayanarak sağladıkları halk desteğini, ne yazık ki ayrımcı grupların yol açacağı çalkantılara karşı da açılmış buluveriyor. Bu gözü kara liderler açısından bakıldığında, yerel ya da uluslararası baskı grupları fark etmeksizin, artık ulusal refaha ulaşma çalışmalarına bir de bölücü zihniyetlerle mücadele etme çabası ekleniveriyor maalesef. Kısacası, referandumdan 'evet' sonucuyla yola çıkan Türkiye iktidarını şimdi daha da yaman bir mücadele bekliyor.

Fakat, böyle bir mücadele sürecinde bilenlerin, bilmeyenlere öğretmesi gereken çok önemli bir unsur bulunmaktadır: Ülkelerin demokratik seçim aşaması sonrasında karar kıldığı Başkanlık Sistemi denen yönetim tarzı, demokratik bir uygulamadır. Tıpkı, parlamenter idare tarzlarında olduğu gibi, demokratik işleyiş halk menfaatini ve ulusal kimliği ön plana çıkarır bir düzenle devam etmektedir - lakin, bu noktada sadece idare sistemindeki uygulama akışının işleyişi farklıdır. Hatta böyle bir yönetim tarzının otoriterlikle ya da diktatörlükle hiçbir alakası yoktur! Çünkü eğer öyle bir şey olsaydı, ABD'nin Donald Trump'ı dünyanın en büyük diktatörü namıyla nitelendirilmez miydi ki?

Görüleceği üzere, demokrasi zaten bizim lehimizde islemektedir: Şöyle ki, Başkanlık Sisteminde, Başkan genelde halk tarafından seçilerek görev başına getirilmektedir. Üstelik böyle bir sistem kapsamındaki bürokrasi sürecinde karar verilmesi aşamasında, ülke menfaati lehine işleyecek daha hızlı bir mekanizma avantajı sağlamaktadır. Dahası, süresi belirlenmiş bir dönem için ülkesine hizmet sunacak bir Başkanın sağlayacağı düzenlilik; her an görevden alınma riskini üzerinde taşıyan bir Başbakanlık idaresinde tezat olarak, çalkantısız bir ülke düzeni kuracaktır.

16 Nisan'daki referandumumuzun sonucu karşılığında Türkiye'deki akıllı insanlarımızın şunu kabullenmesi gerekli: Modernleşme çağında ilerleyen zaman içerisinde, değişikliklere ayak uydurmak, kaçınılmaz bir gelişmedir. Özellikle, geçmişte yaşanmış ve pratikte köhneleşmiş  bazı yönetim tarzları, artık, ülkenin güncel ihtiyaçlarına tatminkar bir karşılık veremiyorsa, demek ki zaman verimli sistemlere adapte olma zamanıdır.

Çünkü artık, kendimizi hayatin akışına kaptırarak onun bunun güdüsüyle tesadüfen yaşamak yerine, bugün, kontrolü elimize almak, bu yeni sistemin çelik bilekli devamlılığını sağlamak, bizlerin desteğine bağlı.

Kısacası zaman, dayanışma içerisinde ilerleme zamanıdır. Yarınlara doğru atılan adımlarımızda  en büyük başarı, kendimize ve vatanımıza duyacağımız derin saygıyla başlar. Hayattan ne istediğimizi bilmekle başlar geleceğimizin sağlam adımları. Türkiyelim, 'Güçlü olmak, cesaret işidir, unutma! Ve cesaret, memleketim insanımın gurur içerisinde taşıdığı hiç değişmeyecek karakteri ve kaderidir'.

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.