1. YAZARLAR

  2. NURAY BAŞARAN

  3. Çikolata tadında ADALET arayışı
NURAY BAŞARAN

NURAY BAŞARAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Çikolata tadında ADALET arayışı

A+A-

Dünyada başka bir örnek yoktur ki, milleti temsil eden yasama organında “Adalet Mülkün Temelidir" yazsın. Adaletin mülkün temeli olduğunu Meclis duvarına yazan bir ülkede adalet bu kadar tartışılıyorsa, ortada bir sorun var demektir.  Ülkenin kurucu iradesinin duvarlarına kazınan ve kafalara adeta ‘çip’ gibi yerleştirilen bu söz; bir çok kesimde Mustafa Kemal Atatürk’ün bilinse de Hz. Ömer’in sözü olduğunu çok azımız bilmektedir. Bu anlamlı sözü, nasıl yıllar içinde bir Alman atasözü olarak bilinen, “eşitlik arayan mezara gitmeli”ye dönüştürdük anlamak zordur.

Nüfusunun yüzde 99’u Müslüman olan ülkemizde dinimiz İslam’ın referans kitabı Kuran-ı Kerim’ de de ibadet ve insan olmanın en önemli ana unsuru adalet öne çıkmaktadır. Peygamberimiz Hz. Muhammed, “Haksızlığın karşısında susan, dilsiz ve şeytandır” derken ,  bazı hadislerimizden örnekler vermek yararlı olacaktır.

Cennete giren üç sınıf var. Bunlardan biri de adaletli hükümdardır.

Adaleti çiğneyen devlet adamlarını cezalandırmayan milletler, çökmek zorundadır.

Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.

 

Tarihte iz bırakmış önemli kişilikler de “Önce Adalet” demişlerdir. Birkaç örnek vermek gerkirse;

Adaletin kuvvetli, kuvvetlinin de adil olması gerekir. (Pascal)

Ülkeler kılıçla alınır ama adaletle korunur (Timurlenk)

İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır (V. Hugo)

Çok kimse haksızlığa uğramaktan korktuğu için adalete inanır. (François V. La Rochefoucould)

Haklıların mahkum edildiği bir ülkede, bütün doğruların yeri cezaevidir. (Henry David Thoreau)

Adalet nerede hesap sorarsa, merhamet orada haklarını kaybeder (George Duhamel)

 

Napoleon Bonaparte’ın beğendiğim bir sözü vardır. Diyor ki Napolyon; “Bir insan, hakları için değil, çıkarları için büyük savaş verir.” Ne yazık ki, bizim siyasilerimizin adalet arayışları ve anlayışları ve adalet ihtiyaçları Bonaparte’nin sözünde olduğu gibidir.

Napolyon’un sözümün gerçekliğini anlamak  için yakın siyasi tarihimizden bir iki örneğe bakmak yeterlidir.

Ak Parti’nin 2002 seçimlerinde iktidara yürümesinin temel unsurlarından birisi adaletti.  Ülkedeki yolsuzluklar, yoksulluk ve yasaklara  ‘3Y’ denmişti . AK Parti’nin mücadelesi, bu üç yozlaşmayı ortadan kaldırmak için başlatılmıştı.

AK Parti’nin lideri, sadece bir şiir yüzünden haksız yere hapsedilmişti.  Bu lider, adalet arıyordu. Hak arıyordu. Bunun için ‘adalet’ adı, kurulan yeni partinin de adında yer almıştı. Yeni Türkiye mücadelesi verilirken aranılan demokrasi, özgürlükler ve hukuk devleti yolunda bu halk kenetlendi ve Ak Parti’yi iktidara taşıdı. Önemsenmeyen ve hor görülen kitleler, AK Parti ile iktidara taşındı. Bu mücadele, uzun, yorucu ve zordu. Kapatma davası ise bu mücadelenin en önemli var olma ve yok olma savaşıydı. Dönemin muhalefeti, bir siyasi partinin kapatılma isteğine ‘adalet’ derken; Ak Partililer de kapatılmasın diye, ‘adalet’ diye haykırıyordu. O gün de kitleler adalet istiyordu.

Bernard Shaw’un dediği gibi; “Kaplan adamı öldürmek isterse adı vahşilik, adam kaplanı öldürmek isterse adı spor olur.” Suç ile adalet arasındaki çizgi çok incedir.

Buradan bir başka örneğe geçersek, Türk halkının önünde iki büyük  dava görüldü ve görülmeye devam ediyor:  Ergenekon ve Fetö.

Fetö Terör Örgütü ve Ergenekon Terör Örgütü adı verilen davalarda herkes ‘adalet’ aradı. Aramaya devam ediyor. Dün Ergenekon çuvalına herkes atıldı ve çuvala sığmadılar. Toptan suçlayıp, toptan akladık kitleleri. İşin kriminal tarafına bakmadan, bakamadan toplu yargılamalar yaptık/yapıyoruz. Bugün gelişmeleri izledikçe, vicdanların rahat olması için gerçek suçluları aramaya ve nerede diye sormaya devam ediyoruz.

Örnekleri çoğaltabiliriz. Ama dün adalet aramak için yollara çıkanların bugün adaleti yok edenler olarak suçlamak ne kadar doğru? Diğer yandan, birçok adaletsizliğe Meclis’te sessiz kalanların kendilerine dokunulduğunda (Enis Berberoğlu olayından sonra) adalet için yollara çıkmalarına ne demeli ? Kibarca, geç kalınmış hareketler dersek eksik yapmış oluruz. Başlıkta vurguladığım gibi, elde taşınılan pankartlardaki “adalet” yazısının bir çikolata markasını çağrıştırdığı için ‘Çikolata tadında’ deyip  geçmek mümkün mü?

Söyleyecek öyle çok şey var ki, adalet yürüyüşünün arka planını yazmak yine yarına kaldı. Belki de ülkenin kodlarıyla çok uğraşıldığındandır bu sıkıntılar ve sancılar. Ama unutmayalım ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin kodu bellidir ve değiştirilemez. Yarın ülkemizin ve Cumhuriyetimizin değişmez kodunu ve yürüyüşün perde arkasını tartışmak ve aralamak üzere…

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.