1. YAZARLAR

  2. ORHAN SARIKAYA

  3. Cuma İçten ile İÇTEN Sohbet...
ORHAN SARIKAYA

ORHAN SARIKAYA

Yazarın Tüm Yazıları >

Cuma İçten ile İÇTEN Sohbet...

A+A-

AK Parti 24. Dönem Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten'e açıkçası çat kapı misali gittim. Kendisini ziyaret edeceğimden haberi yoktu. O yüzden de röportajda röportaj gibi değil sohbet havasından samimi içten bir havada geçti.
 

Konu başlıkları kafamda hazırdı ve tabii ki ilk soru Medya oldu...
 

MEDYA hakkında ki düşüncelerini sorduğumda;
 

"Ayrıştırıcı dil kullanılıyor. Özellikle bu konudan çok rahatsızım. İdeolojik davranılıyor. Karşı Mahalle ile sürekli didişme ve ortamı germe dili kullanılıyor. Açıkçası o kadar yanlı ve o kadar itici bir dil kullanılıyor ki bize yakın kanalları izlemiyorum. Bize yakın olan medyayı takip etmekten ziyade karşı taraf ne diyor ona bakıyorum. Çünkü bizim medyanın ne diyeceğini biliyorum. Tarafsız olamıyorlar! O kadar çok yağdanlık var ki..."
 

Ak Parti denilince ilk aklına gelenleri sorduğumda ise;
 

Kürtler açısından devrimci bir parti olduğunu ifade ediyor. Ak Partinin insanlık onurunu yücelttiğini ısrarla söylerken Cuma İçten'i Cuma İçten yapanın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olduğunu ifade ediyor. Kendisinin aşiret çocuğu olduğunu haliyle kendisini kendi aşireti olan 50.000 kişi tanıyacak iken Cumhurbaşkanımız sayesinde milyonların kendisini tanıdığını ifade ediyor. Siyasete de Cumhurbaşkanımızın talebi ile girdiğini söylüyor. Bu bağlamda Cumhurbaşkanımızın sayesinde yıldızları parlayanların daha sonra Cumhurbaşkanımıza karşı duruşlarını asla ve asla tasvip etmiyor. Yeniden milletvekilliği düşüncesinin olup olmadığını sorduğumda ise kendisinin böyle bir talebinin olmadığını söylese de bana göre yine bir teklife hayır diyeceğini sanmıyorum. :)
 

Cuma İçten'in Ak Parti de en rahatsız olduğu konulardan bir tanesi de YAĞDANLIKLAR."Cuma İçten ne yaparsa doğrudur." mantığıyla hareket eden bürokratlardan ciddi anlamda sıkıntı duyuyor. Cuma İçten'in de zamana zaman hata yapabileceğini, İnsan olduğunu ifade ediyor. Bu bürokratik yağdanlıklar yüzünden hataların yapıldığını daha sonra ise bu hataları düzeltmenin pahalıya mal olduğunu ifade ediyor. O yüzden de yağdanlıklara değil doğru objektif bürokratlara ihtiyaç olduğunu söylüyor...

Bürokratların ve makam sahiplerinin akrabalarını belirli makamlara getirmesini ise hazmedemediğini açıkça ifade ediyor. Bu makamların peşkeş çekildiğini, Liyakatin hiçe sayıldığını belirtiyor. Ak Partinin en büyük yanlışının ise bu olduğunu söylüyor. Her kim olursa olsun, Bakan dahi olsa;
 

“Üst düzey rütbesi olan; milletin oyu ile makamı işgal edenlere, makamları kendi yakınlarına özel işlerine imtiyaz edenlere, makam gücü ile eşini, dostunu, akrabasını kayıranlara, özel işlerini yapanlara, sonrada pişkin pişkin Allah kitap diyenlere hakkımı haram ediyorum.

Devletin makamlara verdiği imtiyazlar ile; çocuklarını ve eşini devletin tahsis ettiği araç ve şoförler ile okullara ve özel işlere yollayan, bunları özel işleri için kullananlar, makam gideri göstererek tıksırana, tiksirene kadar yiyip içenlere bir vergi mükellefi olarak açıktan hakkımı haram ediyorum. Bunlar Vatanına, Milletine İhanet ediyor..." diye ekliyor...
 

Özellikle yerel yönetimlerin kendi oy alacakları mahallelere gidip boy gösterdiklerini ifade ediyor. O mahallelerde ki halk ile biraya geldiklerini, karşıt fikirli insanlarla bir araya gelmek bir yana karşıt fikirli olanları ötekileştirdiklerini ifade ediyor. Önümüzdeki seçimlerinde de bu hareketin sandığa yansıyacağını söylüyor.
 

Ak Parti olarak yolumuzu ve yöntemlerimizi revize etmemiz gerekir diyor ve 2015 yılında Tahir Elçi, D.Bakır baro başkanıyken kendisini baroya konuşmacı olarak davet ettiğini anlatıyor. Oraya gittiğinde marjinal avukatların olduğunu, ancak Ak Partiyi anlattıktan sonra içlerinden gerçekten öyle mi? “Biz bunları bilmiyorduk!” İfadeleri ile karşılaşmış. Önemli olan bana oy verecek kesimi değil! Karşı mahalleye gidip o insanları dinleyip o insanları ikna etmemiz gerekir diye de ekliyor.
 

CHP ve HDP'nin üst yönetiminin son derece sıkıntılı olduğunu ve bunu CHP/HDP tabanına anlatmamız gerektiğini ifade ediyor. Millî benlikten uzaklaşmış bu iki partiyi doğru anlatabilmemiz içinde yeni yol ve yöntemlerle hareket etmemiz gerektiğini işaret ediyor.

D.Bakır'da bir aileyi ziyaret ettiğini Ailenin bir oğlunun dağda PKK saflarındayken öldüğünü, diğer oğullarının ise askerde şehit olduğunu söylüyor ve ekliyor bu ana şimdi hangisine yansın? “Her ikisi de evladı” diyor.
 

PKK'lıların cenazelerine katılan CHP ve HDP'nin Milli sorun haline geldiğini bu yüzden de tabanlarına inilmesini ısrarla söylüyor. Zira aldatılmış olan ve PKK'ya katılanlar da aslında bizlerin insanı diyor.
 

Seçimler diye sorduğumda ise;
 

Seçimlerin 2019'da değil bu önümüzdeki sonbaharda olacağını tahmin ettiğini söylüyor. Açıkçası kendisi ile bu konuda bende hem fikirim. Erken seçim geliyor bana göre de...

Önümüzdeki seçimlerde Ak Parti % kaç alır? diye sorduğumda ise;
 

"Ak Parti Cumhurbaşkanımızın alacağı oy oranından en az %10 eksik alır" ifadesi ile karşılaşıyorum. Ak Parti de bir şeylerin doğru gitmediğini, halktan uzaklaşıldığını ifade ediyor. İnsanların parti milletvekillerine ve bakanlara ulaşamamasından dert yanıyor. Bunun da sandığa yansıyacağını belirtiyor.
 

"Ak Parti'den FETÖ Terör Örgütünden temizlendi mi?" sorusuna;
 

"Siz siyasetin yani Ak Parti ile birlikte CHP, MHP ve küçük partilerin FETÖ'den temizlendiğine inanıyor musunuz?" diye soruyla karşılık veriyor! HAYIR yanıtıma;

"Ne ekonomiden nede siyasetten FETÖ Terör örgütü temizlenmedi, özellikle 15 Temmuz 2016 öncesi FETÖ'ye hiç dokunulmadı. FETÖ’cü bürokratlar bile hala yerlerinde oturuyor" diyor. Ve ekliyor; "FETÖ Terör Örgütünün Vakıfları ve Kuruluşları bellidir, bu Vakıflar ve Kuruluşlar kapatıldı, ama bu vakıf ve kuruluşların yöneticilerine kurucularına Mütevelli heyetlerine dokunulmadı. Çaycıyı, çıracıyı topla hapse tık, paranın üstüne oturanlar gezsinler! Bu şekilde FETÖ Terör Örgütü ile mücadele olmaz."
 

Bu konuda çok dolu olduğunu ifade ettiğimde ise Sayın Cumali İçten;
 

"Milletvekili olduğum dönemin D.Bakır Valisi,Emniyet Müdürü,Emniyet İstihbarat Bölge Müdürü, D.Bakır Başsavcısı, Hakimleri, Savcıları hepsi FETÖ'den dolayı tutuklandı. Haliyle Milletvekili olduğum dönemde FETÖ'den dolayı çok bedel ödedim. FETÖ ile mücadele de herkes bedelini ödemeli" diyor.
 

"PEKİ NE OLACAK? FETÖ Terör Örgütü ile savaşı kayıp mı ettik?" dediğimde ise;

"Hayır, Cumhurbaşkanımızın her şeyden haberi var", diyor. "Onların düşündükleri varsa Cumhurbaşkanımız onlardan 3 yada 4 hamle sonrasını düşünüyor ve ona göre adımlarını atıyor" diyor. Bu dönemde Cumhurbaşkanlığı Sisteminin Hükümet uyum yasalarının meclise geleceğini ifade ediyor. Bu yasaların meclisten geçmesiyle birlikte Cumhurbaşkanımızın elinin daha da güçleneceğini ve ondan sonra siyasetten ve ekonomiden FETÖ Terör örgütüne operasyonların yapılacağını ifade ediyor. Hatta hiç ummadığınız isimlerin bile FETÖ'den dolayı siyaset arenasından temizleneceğini ifade ediyor... Açıkçası TEMENNİMİZ :)
 

Ak Parti ve MHP Koalisyonu hakkında ki düşünceleri Cumali İçten'in oldukça ilginç, Şöyle ki;

Öncelikle ne Ak Partinin ne de MHP'nin bu koalisyondan dolayı çizgilerinin değişmediğini, her ikisinin de kendi tüzükleri olan partiler olduğunu ifade ediyor. Temel yapıları ve çizgileri birbirlerinden farklı olsa da koalisyon ortağı olmalarının bir sıkıntı oluşturmayacağı kanaatinde. Zira, Ak Partinin çıkartmış olduğu Uyum yasalarına MHP'nin karşı olmadığını söylüyor. 16-17 yıldır peyder pey çıkarılan yasalarla Kürt halkına tanınan haklara MHP'nin karşı çıkmadığını ve MHP'nin Milli çizgide olduğunu ifade ediyor. Cumhurbaşkanımıza bu konuda tam destek verirken, Asıl sorunun MHP değil, CHP olduğunu söylüyor. Faili meçhul cinayetlerde köylerin yakılmasında, Kürtleri inkar politikalarında, ötekileştirme politikalarının tamamında CHP'nin olduğunun altını çiziyor. Bu bağlamda MHP'nin bu asimile çalışmalarının hiç birisinin altında imzasının bulunmadığını ifade ediyor. Bugün bir sınıfta 20 kişi oluşturulduğunda seçmeli ders olarak Zazaca eğitim bile verildiğini bunun Ak Partinin bir devrimi olduğunu söylerken MHP'nin bu tür gelişmelere karşı bir politikasının olmadığını belirtiyor.
 

MHP ile Ak Partinin ortak aidiyetle davrandığını her iki partinin de kendi programları olduğunu ancak önümüzde ki seçimler için memleketin menfaati için ortak paydalarda buluştuğunun altını çiziyor. Dış ve İç mihrakların asıl hedefinin aslında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmadığını Türkiye olduğunu ifade ediyor. Bu bağlamda da bu koalisyon görüşmelerini destekliyor.
 

Milli Menfaatlerimiz için TBMM çatısı altında her türlü konuşmanın aykırı da olsa gerekiyorsa basına kapalı olarak yapılmasının şart olduğunu ancak bunun dışarıya sızdırılmaması gerektiğini ifade ediyor. Özellikle CHP ve HDP'nin Avrupa'ya gidip Türkiye’yi eleştirmesinin son derece yanlış bir o kadar da milli benliğimizi yok etme amacı taşıdığını söylüyor.

PKK dediğimde ise; tek cümle ile TERÖR ÖRGÜTÜDÜR diyor.

PKK'lı Terörist cenazesine hiç katıldınız mı?

HAYIR,ASLA...

“Aşiretinizden ya da akrabanızdan olsa?” dediğimde ise;

"Akrabam olan ve ölen bir PKK'lı oldu ancak cenazesine dahi katılmadım, Bundan sonra da katılmam. Onun Kürt olması benim için bir şey ifade etmiyor. Zira onun İdeolojik yapısını onaylamıyorum" diyor ve ekliyor "Sadece şu noktadan mustaribim. İster PKK'lı olsun, İsterse şehit cenazemiz olsun. Bu cenazelere eziyet edilmesini doğru bulmuyorum. Netice itibariyle ölmüş. Bu naaşların orasının burasının parçalanmasına dinsel ve mezhepsel olarak karşıyım. Çünkü ölmüş artık, onun hesabı kapanmış..."
 

Röportaja başlamadan önce gerçekten bu kadar net cevaplar almayı hiç beklemiyordum. Bu kadar samimi ve içten cevapları için Sayın Cuma İçten beye tekrar teşekkür ederim...

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum