1. YAZARLAR

  2. SHENI HAMID/Londra

  3. Deal of the Century İçerisindeki Truva Atı: İsrail’in Arap Kardeşliğine Katılışı ile Ortadoğu Nükleer Yapılanması
SHENI HAMID/Londra

SHENI HAMID/Londra

Avrupa ve Londra Temsilcisi
Yazarın Tüm Yazıları >

Deal of the Century İçerisindeki Truva Atı: İsrail’in Arap Kardeşliğine Katılışı ile Ortadoğu Nükleer Yapılanması

A+A-

Washington idaresi tarafından, dünyanın diğer pek çok ülkesine dair başlatılmış üstünlük ve hakimiyet kurma savaşı, yılan hikayesine dönmeye başladı…

Mesela

# Türkiye, Çin, Rusya ve İran’a yönelik uygulanan inişli-çıkışlı malum kısıtlamalar,

# Petrol fiyatları düşürülüşünün sağlanması amacıyla OPEC'e karşı başlatılmış baskı politikaları,

# International Criminal Court (ICC- Uluslararası Ceza Mahkemesi), Human Rights Council (UNHCR-İnsan Hakları Konseyi) ve UNESCO gibi bazı, Birleşmiş Milletler kurumlarına karşı açılmış soğuk savaş (ki bunların altında yatan ana nedenler arasında, ‘bahsi edilen oluşumların, İsrail'in uluslararası hukuk ve insan hakları ihlallerine dair göndermelerde bulunuşu ile yine İsrail'i, işgal altındaki Filistin-Güney Lübnan'da savaş suçları işlemekle suçlaması’ örneklerinin geldiğini biliyoruz).

… gibi başlıklar -meseleyle alakalı diğer etkenler de dahilinde- hiç kimsenin dikkatinden kaçmadı.

Tüm bunlara eklenivermiş ve…

Geçtiğimiz haftalarda İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Oman’ı ziyaret edişi; veya yine İsrail hükümet yetkililerinin Abu Dhabi ile Qatar’a yapılmış ziyaretleri; Amerika tarafından desteklenmiş sayılan koordineli planı yeniden hatırlattı. Vakit artık ‘İsrail’in bölgede normalleştirilerek bir doğu eyaleti mertebesine yükseltilmesi’ sürecine işaret ederken; Ortadoğu dengesinin değişmeye devam edeceğini de tekrar ispatladı.

Elbet bunlara ilaveten, Arap-İsrail çatışmasını sona erdirmek ve İsrail'i “kardeş” olarak tanımak içgüdüsüyle, resmi Arap düzeninin çöküşüne bile işaret eden ‘The Deal of the Century* -Yüzyılın Anlaşması’ kendine has yaylımcılık rotası izleyen Çin’in gözünden kaçmadı ve böylece Xi Jinping yönetimi, söz konusu bölge üzerinde daha fazla etkenlik yaratma taktiklerini hızlandırdı.

 

*(Ortadoğu topraklarını şekillendirme yönünde önemli bir uygulama sayılacak The Deal of the Century: Ürdün, Mısır, Sudi Arabistan, Birleşik Arap Emirliği, ABD, İsrail, Rusya işbirliğinin ‘Gazza Şeridi'ne bitişik olan ve serbest bir ekonomik bölgeye dönüşecek Mısır'daki Rafah bölgesinde $1 Milyar Dolarlık yatırım yapılması gerekliliğine dair kılınmış kararıdır. Söz konusu yatırım ile pek yakında, malum alanda büyük bir enerji santrali, sodyum arındırma tesisi ve uluslararası ticarete uygun kapasite sunan bir liman inşa edilecektir).

 

Yine aynı bilinci gözardı etmeksizin…

Çin idaresi geçtiğimiz Eylül sonlarında -bizim Ortadoğu’lu Deal of the Century’ci ABD dostlarının bile iştahını kabartan bir karar vererek Atom Enerjisi Kanun taslağını onayladı. Akabinde, Çin Adalet Bakanlığı tarafından ‘geniş nükleer kapasitesiyle Çin endüstrisinin dünyaya açılacağı ve her hâlükârda, ülkedeki nükleer ihracat pazarının güvence altına alınacağı’ yönünde, kamuoyuna teyid mesajları yayılması faaliyetlerine başlanıldı.

Hatta yine aynı vesileyle Beijing idaresi ‘nükleer işbirliği içerisinde bulunacağı diğer herhangi bir ülkenin, nükleer yakıt konusunu kapsayan tüm işleyiş kademelerine katılışını, hiçbir resmi sınırlama koymaksızın kolaylaştıracağını’ bile açıklıyordu.

Lakin sağlanılacak kolaylıklara karşılık olaraksa…

Çin, müstakbel partnerlerine tanıyacağı ayrıcalıklar kapsamında, vakti gelip ‘nükleer uygulama faaliyet çeşitliliğine ulaşıldığında -artık yandaş sayılmış o ülkeden- yüzde yüz bir işbirliği umacağını’ vurgulayamadan da geçemiyordu.

 

Bu tesadüf ironisi uyarınca…

ABD Atom Enerjisi Kanunu hususlarının tam aksine rastlamış Beijing hükümeti hamlesi, söz konusu ABD’ci ülkeler açısından ‘aslında, kendilerine olumlu alternatifler sunan ve kendi içişlerine has belirlenmiş özel nükleer ihracat anlaşmalarında tercih edilmiş’ anlayışlara denk gelmektedir.

Dolayısıyla bu gidişatta, Rusya ile İran başta sayılmak üzere, Ortadoğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesindeki ülkelerin yakınlığını hemen garantileyen Çin; Sudi Arabistan, Birleşik Arap Emirliği, Kuveyt, Bahreyn, Katar, Oman, Mısır ve Ürdün’ü kendisiyle aynı yola tabi kılıvermiştir.

 

Üstelik aynı esnada Çin Zhongyuan Engineering Corporation (CZEC), İran, Sudi Arabistan, Ürdün, Mısır ve Cezayir'de -BRI boyunca (Belt and Road Initiative: Çin’in Kemer ve Yol Girişimi) ve BRI’nin bir parçası olarak- MENA ülkelerine yönelik nükleer ihracat niyetli faaliyetler gösterecek ofisler bile kurmakta gecikmemiştir.

 

İşte bu bağlamda…

Yılan hikayesinin baş senaristi Trump, Ortadoğu topraklarına dair İsrail-Arap dostluk ilişkilerinin güvencesini destekleyen yüzyılın o malum anlaşmasını faaliyete geçirmiş olsun olmasın, yine aynı çemberdeki ülkelerin, Çinliler’le daha pek çok yatırım kaçamakları yapmaktan geri kalmayacağını kesinlikle göreceğiz.

(Sırası gelmişken hemen bir şey daha ekleyeyim: Önümüzdeki yıl itibarıyla gündemlere bir de Arap NATO’suna dair -bahsettiğim aynı ülkeleri yine içerisinde bulunduran- uygulamalar da girecektir; ama hadi o mesele ayrı bir değerlendirmede kalsın şimdilik…).

Kısacası, öyle olsun ya da böyle derken ABD eninde sonunda, Çinliler’le kol kola girerek yürümek durumunda kalacaktır. Altını çizerek vurguluyorum, er ya da geç.

 

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.