1. YAZARLAR

  2. NURAY BAŞARAN

  3. Değişim Ve AK Parti
NURAY BAŞARAN

NURAY BAŞARAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Değişim Ve AK Parti

A+A-

Bölgemiz kadar ülkemizdeki iç politikadaki gelişmeler de hızlı, sıcak ve geleceği şekillendirecek türden ilerliyor. Özellikle Cumhurbaşkanlığı sistemiyle ilgili referandum sonrasında Ak Parti ve hükümetteki küçük gibi görünen değişiklikler, aslında çok büyük değişim ve gelişmelerin habercisi niteliğinde.

Ak Parti ‘de Tayyip Erdoğan’ın partinin başına tekrar gelmesiyle başlattığı teşkilatlara dönük değişimin, en alt kademeden en üst kademeye doğru ilerleyeceğine artık kesin gözüyle bakılıyor.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan yakın zamanda şunları söyledi:

“Önce bu hareket, kendi içinde birbirini sevmeli. Bize ne oluyor ki, kendi içimizde birbirimize karşı çalım atıyoruz? Bize ne oluyor ki, birbirimize karşı farklı nazarlarla bakıyoruz.”

Hiç düşünen oldu mu, bu sözlerin arka planında neler yaşanıyor? Neler olmuş ve oluyor da Erdoğan’ın ağzından bu sözler dökülmektedir?

Bundan bir süre önce, “Metal yorgunluğu” başlıklı yazılarımdan sonra bazı okuyucularımız şu soruları sormuştu:

“Tayyip Bey, Ak Parti’nin makinisti. ‘Tek Adam’ ve ‘Parti Yok’ diyorsunuz ama bunu tek başına Tayyip Bey mi yarattı? Onun, ‘ Tek Adam’ olmasına izin verenlerin hiç mi suçu yoktur? Partide o kadar tecrübeli siyasetçi varken, neden bu duruma müdahil olup engel olmadılar?”

Doğrusu, çok can alıcı sorulardı bunlar. Soruları soran okuyucumuz, deyim yerindeyse , “hırsızın hiç mi suçu yok” demek istiyordu?

Erdoğan Cumhurbaşkanı olduktan sonra başlayan ve hala devam eden bir süreç yaşanıyor AK Parti içinde. Bugün Ak Parti’de sayıları oldukça fazla ve grup bilinciyle hareket eden oluşumlar mevcut.  Doğru tanım yapmak için, Ak Parti’nin kuruluş aşamasından bu yana parti içindeki gelişmelere kısa bir göz atmakta fayda var. 2000 yılında parti kurulurken Ak Parti treni durakta durmuştu ve tüm yolcular binmişti.  Yolcular; eşi -dostu, yanında olmasını istedikleri herkesi yanlarına almışlardı. Bir okurumun belirttiği tabirle “Makinist” Tayyip Erdoğan da treni kullanıyordu. Erdoğan, önüne konan engellerde yolculardan güç alıp yoluna daha hızlı biçimde devam etti. Zaman zaman ehliyeti alındığı için dümeni başkalarının kullanmasına da izin verdi. Yolcular, zaman zaman makinisti ‘trenden inmekle’ tehdit ettiler. Bu dönemlerde siyasi kulislerin, ayrılma ve kopma iddiaları ile hareketlendiği oldu. Erdoğan, bu süre içinde vagonlardaki yolcuların taleplerini dengeledi ve yoldaki sıkıntılar ile mücadele edebildi. Süreç içinde trende büyük kafileler olarak hareket eden yolcuları, başka yolcularla değiştirip grupları küçülttü. Eskiden “30-20-40 vekili var, birlikte hareket ediyor” denilen isimler, zaman içinde 3-5 kişilik küçük kliklere dönüştü. Hatta sadece kendisi (tek) bile kalanlar oldu. Erdoğan da böylece, Ak Parti’ye hakim duruma geçti ve bugün AK Parti’nin tek egemeni haline geldi..  

Başlangıçtaki yapı farklılaşıp süreç sonunda Erdoğan hakimiyeti perçinlenince; Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasıyla parti yönetimine yeniden hakim olmak isteyenler, yeni yapıya uygun yeni gruplar oluşturdular. Örnek vermek gerekirse, ilk olarak aklıma gelenler; Davutoğlu (Hoca ekibi), Gül’cüler, Çiçek grubu, Numan’cılar sayılabilir AK Parti içindeki bu siyasi grupları çoğaltabiliriz. Erdoğan’ın AK Parti egemenliğinden geri adım atılmayınca, bu gruplar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a giderek bıraktığı partide daha güçlü hale gelmek için bağlılıklarını bildirdiler. Diğer yandan da geride bıraktığı partide büyüyebilmek için kendi ekibi olarak gördüğü (hem siyaset, hem bürokrasideki) isimleri yeni kadrolara yerleştirebilmek adına çalışmalar yaptılar. Bunları yaparken de kendilerinden olmayanları elemek için bu kişilerle ilgili tüm bilgi ve dokümanları “yukarı”ya  (Erdoğan’a) servis ettiler. Böylece, AK Parti içinde bir ekipler kavgası başladı. Ak Parti içinde adeta birbirine ‘düşman’ gruplar oluştu. Bu gruplar, birbirinin attığı her adımı yakından takip etmeye başladı.  Bütün grupların güç aldığı ya da alacağı yer ise tek bir makamdı: Erdoğan. Böylece partide, bakanlıklarda, aklınıza gelen her mecradaki her atamada “Erdoğan izi” oluşmaya başladı. Hatta haberi olmayan konularda bile ‘Erdoğan talimatı’ diye güç savaşları yaşandı. Tayyip Erdoğan ise haberi olmadan yapılan ve kendine ithaf edilen olayları önlemek için kendisine en yakın gördüğü Binali Yıldırım’ı yardımcısı seçecekti. Hatta damadı Berat Albayrak’ı da bu süreçte kullanmaktan geri kalmadı.

Bu nedenledir ki; Ak Parti’de son zamanlarda hangi Bakan ne işi yapmış, hangi işten ne kazanmış, hangi şirkete ortak olmuş, kimin için yasal düzenleme peşinde, hangi şirketten düzenli ek maaş alıyor gibi konular sürekli takip edilmeye başladı. Milletvekili ve parti yöneticilerinin ikinci evleri, altındaki arabanın markası, modeli, hangi akrabasının hangi göreve getirildiği, nereden arazi ve konut aldığı gibi konular, kahve sohbetlerine dönüşmüştü. Bu sohbetlerin aktörleri de ya kabine arkadaşları ve bölgesinin milletvekili ya da parti yönetiminden arkadaşlarıydı.

Erdoğan, 21 Mayıs’ta yeniden partiye Genel Başkan olduğunda, “metal yorgunluğu”ndan söz ediverdi. Perşembe günkü son grup toplantısında daha da ileri giderek “profesyonel deformasyon” kavramını gündeme getirdi.

Aslında çok üzerinde durulmadı ama bu gelişmeler çok önemli bir şey daha yaşandı. Bu değişim ve operasyonların sadece parti teşkilatlarıyla sınırlı kalmayacağının en önemli cümlesi ortaya çıktı : “Yorulan çekilsin!”

AK Parti teşkilatlarına uyarıda bulunan Erdoğan; "Teşkilatlar, belediyeler eğer bizim dava idraki ile hareket etmiyorsa, bize zarar veriyorlarsa, zarar veren kardeşlerimizi de uyarıyorum, kusura bakmasınlar, biz uyarmadan kendileri bu uyarıyı yapsınlar ve adımı atsınlar" dedi ve devam etti:

“2019'da ancak bu şekilde arzu ettiğimiz başarılara ulaşabiliriz. AK Parti'nin başarısı, Türkiye'nin başarısı olacak.  Yanlışa tahammülümüz yok, 2019 bir kırılma noktası.  Artık deniyor ya, parlamenter demokrasi, parlamenter demokraside seçim kazanmak bizim için leblebi çekirdekti. Artık hedefi büyük koyduk."

Kısacası, eskisi gibi yeni sistemde 50’inin altında oy alan bir Ak Parti, iktidar olamıyor. Artık yüzde 50 artı başarı sayılıyor, referandumda olduğu gibi. Karşıda ise Adalet Yürüyüşü ile diriliği tekrar elde edilmiş blok 49’luk bir kitle varlığını koruyor. Bu nedenle de kararsızları Ak Parti’de tutacak, yeni adreslere gitmesini engelleyecek yeni bir ruha ihtiyaç olduğu anlaşılmış durumda.

Bu çerçevede Bakanlar Kurulu değişimi,  parti tabanındaki ve parti içindeki beklentiyi karşılamasa bile kabine revizyonunda dengelerin korunduğu görülüyor.  Bazı bakanlıklardaki,  tarikat etkinliğinin azalması ve giderilmesi yönünde yer değişiklikleri göze çarparken, Erdoğan’ın yukarıda belirttiğimiz sıkıntılar çerçevesinde göreve yeni gelen bakanları dürüst ve yolsuzluğa bulaşmamış kişilerden seçmeye özen gösterdiği görülüyor. Özellikle yeni Sağlık Bakanı ve Tarım Bakanı seçimlerinin bu anlamda önemli olduğu kulislerde dile getiriliyor. Her iki yeni bakanın, ihale ve diğer uygulamalarda asla doğrudan taviz vermeyecek kişiler olmasına dikkat çekiliyor. CHP’nin Adalet Yürüyüşü sonrasında Adalet Bakanlığı koltuğuna oturan Abdülhamit Gül’ün ise yeni adalet yürüyüşlerine neden olacak gerekçeleri ortadan kaldırabilecek kadar işinin ehli olduğu belirtiliyor. Abdülhamit Gül’ün bu göreve getirilmesi, hemen hemen tüm çevrelerce olumlu karşılanmış izlenimi edindim.

AK Parti camiasının Erdoğan’dan beklentisi de şekillenmeye başladı: Mevcut ve yeni seçtiği Bakanlar, Bakan Yardımcıları ve Müsteşarların kurumlarını “Aile Bakanlığı’na dönüştürmemesi” ve dönüştürenlerin de kendiliğinden Erdoğan’ın dediği gibi “gereğini yapması”.

Yakın zamanda AK Parti içinde revizyon ve değişimin olumlu sonuçları ortaya çıkacak mı? İzlemeye devam edeceğiz.

 

 

 

 

 

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.