1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. ERDOĞAN, ABD'nin kimyasını neden bozdu?
ERDOĞAN, ABD'nin kimyasını neden bozdu?

ERDOĞAN, ABD'nin kimyasını neden bozdu?

AVAZTÜRK Yazarı Emre Erciş, Okyanus ötesinden gelen ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan açıklamalar ve ABD'nin bozulan kimyasını analiz etti. İşte keyifle okuyacağınız o haber analiz...

A+A-

HABER ANALİZ- Gülen ve muhalefet medyasının son üç gündür gündemi, Erdoğan aleyhinde artarda "Okyanus Ötesi"nden gelen açıklamalar.

İlk açıklama, Fethullah Gülen'den geldi. Bu açıklama hükümete yakın yayım organları tarafından Gülen'in "Rusya'ya yanaşması" olarak algılanmış olsa da aslında tamamen "Made in USA" patentli bir açıklamaydı. Çünkü Gülen'in röportaj vermek için seçmiş olduğu Prof. Dr. Vitaly Naumkin, Rus asıllı olmasına rağmen tam bir ABD ve "Küresel Sistem" hayranı. Hayatı, 2004 yılında İtalya'da Rockefeller ailesi ile tanışmasıyla birlikte değişiyor. O günden sonra Naumkin, hem Rockefeller ailesinin vakıf ve üniversitelerinde görev alıyor, hem de Jamal Daniel'in ABD Washington DC merkezli Al Monitor haber sitesinde yazarlık yapıyor.

Gülen'in röportaj verdiği Naumkin'in patronu Arap asıllı Amerikalı iş adamı Jamal Daniel,  çok önemli bir isim. Jamal Daniel, bir dönem ABD gizli servisi CIA'in Ortadoğu istasyon şefliğini yapan, 1965-1985 yılları arasında ABD Dışişleri Bakanlığı'nda çalışan, 1977-1980 yıllarında görev için Türkiye'de bulunan ve ABD'nin en önemli "Think-Tank" (Düşünce  üretme kuruluşu) merkezlerinden birisi olan RAND Corporation'da siyaset bilimci olarak görev alan Graham E. Fuller'in proje danışmanlığı yaptığı "Ilımlı İslam" ve "Dinlerarası Diyalog Projesi"nin finansörlerinden.

Jamal Daniel'in kurucusu olduğu Levant Vakfı'nın bir diğer özelliği de, 1946 yılında kurulan, ABD Silahlı Kuvvetleri ve ABD'nin refahı için faaliyet yürüten RAND Corporation ve ABD Dışişleri Bakanlığı ile koordineli hareket eden, ABD'nin dış politikada açık-diplomatik olaylarını yönlendiren; CIA'nın örtülü operasyonlarına finansal destek sağlayan ve elitlerden oluşan Council on Foreign Relations (CFR-Dış İlişkiler Konseyi) ile ilişkili olması.

New York'ta 29 Temmuz 1921 yılında kurulan CFR, salt öneren bir örgüt değildir. Örgütün çalışmaları devlet yönetimiyle birlikte yürütülmektedir. Örneğin, CFR'nin 1939-1945 yılları arasında yaklaşık 100 görevlisi, "Savaş ve Barış Değerlendirmeleri" adı altında 2. Dünya Savaşı sonrasının planlama çalışmalarını yürütürken, ABD hükümeti yetkilileri de bu etkinliklerde yer almıştır.

1942'de ABD Dışişleri Bakanlığı ile haftada 2 kez toplantı yaparak planlar hazırlayan CFR'nin planlama komitesine, dönemin ABD Başkanı Roosevelt'in büyükelçilerinden Norman H. Davis başkanlık etti.

CFR'nin yayım organı "Foreign Affairs"in yönetmeni Hamilton Fish Armstrong komitenin ikinci başkanı oldu.  Walter H. Mallory komite sekreteri ve Alvin H. Hansen, Jacob Viner, Whitney H. Shepardson, CIA'nın kurucusu ve direktörü Allen Welsh Dulles, Hanson W. Baldwin ve Isaiah Bowman da komite üyesi oldular. Bu çalışma ekibini finanse eden kurum ise Gülen'in röportaj verdiği analist Prof. Dr. Vitaly Naumkin'in 2004 yılında angaje olduğu Rockefeller Vakfı oldu.

CFR'nin kurucuları arasında yer alan en önemli isimlerden birisi de ABD'nin 28. Başkanı Woodrow Wilson. Wilson'un en önemli gözdesiyse, eski ABD Dışişleri Bakanı, eski Rockefeller Vakfı ve Carnegie Endowment For Internatıonal Peace'in (Carnegia Uluslararası Barış Vakfı) eski kurul başkanlarından John Foster Dulles du.

John Foster Dulles'in eski kurul başkanı olduğu Carnegia Uluslararası Barış Vakfı'nı bugüne dair özel kılan neden, Gülen'in Rus Gazetesi ve analist Prof. Dr. Vitaly Naumkin'e verdiği röportajdan hemen sonraki gün Gülen medyasında yer alan Ruşen Çakır ve Henri Barkey röportajı.

Peki Henri Barkey kim?

"Kürdistan Projesi"nin hayata geçirilmesi için gece gündüz çalışan ve özellikle "Çözüm Süreci" döneminde önemli bir rol üstlenen, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Politika Planlama Bölümü'nde görev alan, John Foster Dulles'in bir dönem kurul başkanı olduğu Carnegia Uluslararası Barış Vakfı ve ABD'nin 28. Başkanı Wilson araştırma merkezi Woodrow Wilson International Center da Ortadoğu danışmanlığı yapan bir CIA analisti.

"Gülen'in CIA ile bir bağlantısı yok. Ben ABD Dışişleri'nde çalıştım. Böyle bir bağlantı olsa biliridim" diyen Barkey'in diğer bir özelliği de, önsözünü ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi Morton Isaac Abramowitz'in yazdığı, "Türkiye'nin Kürt Meselesi" isimli kitabı, bir dönem CIA Ortadoğu istasyon şefliği yapan Graham E. Fuller ile birlikte yazmış olması.

Barkey'in Fethullah Gülen'in ABD'de kalması için referans olan Fuller ve Abramowitz ile yolu sadece bu kitapta kesişmiyor. Barkey ve Abramowitz'in yolu aynı zamanda Carnegia Uluslararası Barış Vakfı'nda da kesişiyor.

Ne kadar ilginçtir ki, Barkey'in "Kadife Devrimler"in finansörü olarak bilinen George Soros'un Türkiye uzantısı Açık Toplum Vakfı Danışma Kurulunda görev alan Ruşen Çakır'a verdiği bu röportajdan yine bir gün sonra sahneye Abramowitz ile kendisi gibi ABD eski Ankara Büyükelçisi Eric Edelman çıktı.

İki eski ABD Ankara büyükelçisi The Washington Post'a verdiği demeçte, Erdoğan'ı "Reform" yapmaya şayet "Reform" yapamayacaksa "İstifa" etmeye davet etti.

Tıpkı onlarla eş zamanlı açıklama yapan ve Erdoğan hakkında "Fiyasko" benzetmesi yapan ABD Başkanı Obama gibi.

Hangi dertten yakınıyordu Obama?

Erdoğan, "Önceleri doğu ile batı arasında köprü olabilecek ılımlı bir Müslüman"dı. Bugün gelinen nokta da belli ki Obama'yı daha doğrusu Obama'nın da "Selam" durduğu "Küresel Sistem"i hayal kırıklığına uğratmış olacak ki, Erdoğan'dan "Fiyasko" diye bahsederek asıl niyetlerini ifşa ediyordu.

Özellikle Gülen ve muhalif medyanın son üç gündür ABD'den gelen bu açıklamaları gündem yapması ve bu açıklamaların artarda gelmesi elbette tesadüf değil, bilinçli bir algı operasyonu çalışması.

Önce Gülen, sonra CIA analisti Henri Barkey, onun hemen ardından  Obama ve "Ilımlı İslam" ve "Dinlerarası Diyalog" projesinin mimarı Morton Isaac Abramowitz ve Eric Edelman.

Gülen'in de, CHP-HDP-PKK'nın ve ABD'nin de tek derdi Suriye'nin Kuzeyinde kurulması planlanan ve sınırları Diyarbakır'a kadar uzanan "KÜRDİSTAN" projesinin hayata geçirilmesi.

Basın özgürlüğü ve Zaman Gazetesine atanan kayyımlar işin algı boyutu. Asıl hedef, bu projenin hayata geçirilmesine engel olan ve direnen Erdoğan.

EMRE ERCİŞ/AVAZTÜRK

YASAL UYARI: Yayınlanan haberin tüm hakları AVAZ MEDYA Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.