Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Bakanlar Kurulu sonrası düzenlediği basın toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Referandum sürecine ilişkin Kurtulmuş, "Eğer bugün Türkiye bir Suriye bir Irak olmadıysa bunun en başlı sebeplerinden biri Türkiye'deki sandığın ortada olmasıdır. Bu referandum sandığının ortada olması bile, Türkiye demokrasisinin gücünü gösterir. Bu süreçte kimisi evet diyecek kimisi hayır diyecek. herkes bu süreç içerisinde istediğini ortaya koyacak. Bu bir parti seçimi değildir.Burada kimse demokratik bir yarış olacağından endişe etmesin. Sonucunda millet ne derse başımızın gözümüzün üstünedir." ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş Ak Parti'nin referandum kampanyasında kullanacağı sloganı da ilk kez bu toplantıda açıkladı. Kurtulmuş, "Biz pozitif bir kampanya yürütüyoruz.Kampanya sloganımız 'Yeni Türkiye için evet.', 'Güçlü bir Türkiye için evet'  Biz kampanya boyunca eveti anlatacağız ve halkımızın büyük bir çoğunluğunun evete destek vereceğini görüyoruz." dedi.

İşte Kurtulmuş'un değerlenirdiği o başlıklar:

Kamu kuruluşlarının varlık fonuna devredilmesi:

Büyük kamu şirketlerinin daha iyi yönetilmesi ile ilgili bir niyet vardır burada.  Devletin elinde kuvvetli bir kaynak oluşturulması savunulmaktadır. Ekonomik salvolara karşı daha dinamik bir yapıya kavuşması öngörülmektedir. Bu Türk ekonomisinin kaynaklarının kullanılması için önemli bir adım olacaktır.

Savunma Sanayi fonunun devri:

Mühim olan kamunun elinde varlık fonunun oluşturulmasıdır. Bu Türkiye ekonomisinin gücünü göstermek, kuvvetlenmesini sağlamak için garanti mahiyetinde olan bir fondur. Bu fonun aktarılmasının amacı, daha etkin kullanılmasını sağlamaktır.

Astana ve Cenevre süreci:

6 yıldır devam eden bu iç savaş sonrasında ilk sefer muhaliflerle rejim unsurlarının bir araya gelmesidir. Astana başarılı bir şekilde sona ermiştir. Astana süreci Cenevre sürecinin alternatifi değildir. Biz Türkiye olarak Cenevre sürecine destek veriyoruz. Nerede olduğu fark etmez, bir an evvel barış görüşmelerinin tamamlanmasıdır. Türkiye diplomatik gücünü ortaya koyuyor.

İncirlik Hava Üssü:

Koalisyon güçleri istediğimiz desteği vermediklerini bir defa ifade etmek isterim. Sahada Türkiye pratik olarak silahlı mücadele veren tek ülke. Hem DEAŞ'a karşı, hem de PKK/PYD unsurlarının Türkiye'ye zarar verecek unsurlarının önüne geçmeye çalışıyoruz. Bizim beklediğimiz Türkiye'nin bilgilendirilmesidir. Dostluk, müttefiklik bunu gerektirir. Son dönemde olumlu gelişmeler vardır.

İtirafçı olan pilotlar göreve geri mi döndü:

Bir FETÖ'cünün itirafçı olması aklandığı anlamına gelmez. Mahkemeler sonucunda olumlu bir sonuç çıkarsa ona göre durum değerlendirmesi yapılır.

DAEŞ Operasyonları ve DAEŞ'in Türkiye tehditi:

Biz bütün terör örgütlerine diz çöktüreceğiz derken hamasi bir retorikle bunu söylemiyoruz. Bu terör örgütlerinin mutlaka diz çöktürülmesi Türkiye'nin bekası için zorunlu. DEAŞ, PKK, FETÖ'ye karşı bütün operasyonlar yapılacak. Son DEAŞ operasyonu da bu kapsamda yapılmıştır. Türkiye içerisinde insan kaynaklarının toparlanması, örgütle temasının kesilmesi bakımından yapılan bir mücadeledir.  Şurada burada çok sayıda tehditler oluyor. Buna karşı ilave tedbirler alınıyor. Bunlar değerlendiriliyor.

Ahmet Türk'ün açıklamaları:

HDP'deki bazı siyasetçiler terörle arasına mesafe koyamadılar. Teröristlerin cenazelerine katıldılar, lojistik destek sağladılar ve oy verenlere ihanet ettiler. Sayın Ahmet Türk'ün sözlerine destek verilmesi kanaatindeyiz, ancak geç olmuştur. Tüm akil siyasetçilerin bu terör örgütünün bertaraf edilmesine katkı sunması gerekir.  

Varlık Fonu eleştirileri:

Bu kuruluşların etkin yönetimi sağlanacak. Duyunu Umumiye sözü yanlıştır. Varlık Fonu zaten millidir. Yanlış, yersiz bir benzetmedir.

Cumhurbaşkanı Anayasa değişikliğini iade mi edecek?

Kendi iradesidir. Kanaatimize göre tamamını onaylayacak ve referandum tarihi belli olacaktır.