1. YAZARLAR

  2. HAKAN POLAT

  3. İçerde barışmanın dayanılmaz hafifliği!
HAKAN POLAT

HAKAN POLAT

Yazarın Tüm Yazıları >

İçerde barışmanın dayanılmaz hafifliği!

A+A-

Kadife Devrim, Turuncu Devrim, Arap Baharı, Özgürlük Hareketi, Demokratik Açılım, Stratejik Derinlik.

Bu isimleri okuyunca nasıl da zihnimizde sempatik çağrışımlar yapıyor değil mi? Kadife gibi yumuşacık, bahar gelir çiçekler açar, özgürlük, barış, kardeşlik, demokrasi kim istemez. Ver Allah’ım ver.

İki türlü barış yaparsınız dostlarım, ya karşındakini yenersin, rakibinin sana biat etmekten başka çaresi kalmaz ya da nefesin kesilir, bitersin,  ülkenin maddi ve manevi imkanlarını sunarak barışa razı olur, şerefsizce yaşamayı kabul edersin. Olur biter.

Şimdi soruyorum size, savaş kazanılmış mıdır ki barışın şartları oluşsun?

Günümüzde vekalet savaşları hızla gidiyor. Artık küresel ülkeler ve güçler havadan bomba atarken karasal piyade güç olarak yerel terör örgütlerini kullanmayı tercih ediyorlar. Her türlü lojistik desteği cephe hattına sürerken bir nevi iti ite kırdırıyorlar. Bu işin dış boyutu.

Bir de iç boyutu var. İÇERDE SATIN ALDIKLARI bürokrat, medya ve devlet adamlarıyla her türlü algı operasyonu yaparken sahte peygamberler, halifeler ve kurtarıcılar üreterek, neye hizmet ettiğini bilmeyen saf vatandaşı da yanlarına çekmeye uğraşıyorlar. Bu yaptıklarına da yukarıda yazdığım gibi o kadar güzel isimler buluyorlar ki.

Stratejik derinlik diye çıktığımız bu yolda nasıl stratejik çukurlara düştüğümüz herkesin malumu. Herkesle dost olalım denirken komşularımızla nasıl düşman olduğumuz da ortada.

Ama tarih yanılmaz, tarihten ders almayan da aynı hatalara binlerce kere düşer. Barışı kim istemez, ama her barış mutlaka bir savaşın arkasından gelir ve savaşın nasıl nedenleri var ise barışın da nedenleri vardır.

Sultan Abdülhamit Han devrinin bir başka versiyonu yaşanıyor günümüzde. Karşımızdaki milletler gene aynı. İngiliz, Alman, Fransız bilmem ne bela Mehmet Akif’in deyimiyle. Çanakkale’de Hinduyu, Afrikalıyı, Anzak’ı karşımıza çıkaran emperyalistler bugün İşid, Pkk, Pyd, Fetö, Dev-Sol ne bulurlarsa gönderiyorlar.

Jöntürklerin, mutlakiyet veya meşrutiyet rejimi ile problemleri olmayıp saltanatı kaldırmayı değil Sultan Abdülhamit’i indirme gayeleri varsa ve bununla ilgili satılık İstanbul medya dükalıklarını kullandı iseler bugünde aynı taktik kıyafet değiştirerek devam etmektedir.

Bakın bakalım meşrutiyet ilan edilirken Jöntürk Hareketi ile işbirliği yapan İslamcı basına.

Bir taraftan ateist ve İngiliz masonik basın diğer tarafta ise halifeyi savunan Ümmet-i Muhammed’e hizmet ettiğini söyleyen İslami basın.

Şimdi çeviriyoruz çarkı geliyoruz günümüze.Bir tarafta acı ve zulüm içindeki Müslümanların gözünü diktiği bir adam var karşımızda. Kimi Reis diyor, kimi Uzun Adam.

Varsa yoksa onu yıkalım, devirelim, sonrası kocaman bir hiç.

İngiliz medyası malum Aydın Doğan ve ekibi, masonik cumhuriyet ekibi, ya İslamcı yazar çizerler, nerdeler? Faşizm diyorlar yerliliğe milliğe ya da susuyorlar. O kadar rahatlar ki, o kadar para pul servet sahibi oldular ki devirmek istedikleri adam sayesinde. Ama yetmiyor artık.

Yeni patronları var, onlarda küresel güçlerden daha çok kemik bekliyorlar, daha çok yalamak, yalanmak istiyorlar. Yetmiyor Nişantaşı’ndaki evler, Londra, Paris, Miami’ de olsun evleri.

Barışmış? Evet, bende istiyorum barışı. Ama müttefik Amerika, babası İngiltere, çocuğu İsrail, Pkk/Pyd’ye şehir gerilla eğitimi veren soykırımcı Almanya ve onu takip eden AB ülkeleri, Türkmenleri bombalayan Rusya, Fars emperyalizmi altında Şia propagandası yapan bir İran var karşımızda. Görünürde dostuz, gidiyoruz geliyoruz, diplomasi tam gaz. Beraber fotoğraf çektiriyoruz. Aslında onlarda biz de oyun oynuyoruz. Niye? Çünkü devletlerin dostlukları olmaz devletlerin menfaati olur.

Düşük profilli savaş dışarıda devam ederken içeride Fetöcü bürokrat, asker, polis, memur, işadamları artı Kraliçe nin, Acemin, Yahudinin İslamcı geçinen yazar, çizer, sivil toplum örgütleri, dernekleri, siyasetçileri örümcek ağı gibi sarmaya devam ediyor. Bunlarla vatanı için, milleti için, dili için, dini için, evlatlarının geleceği için mücadele edenler Faşist ilan ediliyor.

Kusura bakmayın, siz barış değil kendinize metres tutacak, kullanıp atacak  aptallar istiyorsunuz.

Zamanı gelince barış olacaktır.Ama o barış siz ve işbirlikçileriniz diz çökünce olacaktır elbet.

Hala barış isteyen var mı?

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.