1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. İçten: HDP'nin ve PKK'nın muhatap alınması terörü meşrulaştırır
İçten: HDP'nin ve PKK'nın muhatap alınması terörü meşrulaştırır

İçten: HDP'nin ve PKK'nın muhatap alınması terörü meşrulaştırır

24.Dönem Diyarbakır Milletvekili ve Yeni Medeniyet Stratejik Düşünce Harekatı Başkanı Cuma İçten “PKK'yı kim kurdu” “Kimler besledi?” “Kimler hala destekliyor?" soruları çerçevesinde önemli tespitlerde bulundu.

A+A-

Cuma İçten, “PKK terör örgütü ne olursa olsun devlet tarafından asla bir daha muhatap alınmamalıdır” uyarısında bulunarak,Birileri şirin ve farklı tezler ile bir görüşme başlatırsa bundan en zararlı çıkacak olanlar tekrar Kürtler olur. Hükümet ve devlet şu anki sürece devam etmelidir” dedi.

 

PKK İDEOLOJİK BİR SAVAŞ TERÖRÜ YÜRÜTMEKTEDİR

 

24.Dönem Diyarbakır Milletvekili ve  Yeni Medeniyet Stratejik Düşünce Harekatı Başkanı Cuma İçten, twitter hesabından yaptığı açıklamada, PKK’nın Marksist ateist bir alan ve tecrit edilmiş bir bölge oluşturma peşinde olduğunu söyleyerek, “PKK ideolojik bir savaş terörü yürütmektedir.  Onun için düşman dindir, İslam’dır,  Müslümanlardır,  inançlı Kürtlerdir. Ondan dolayı yerel belediyeler dahil hepsi peygamberlerimiz ve İslami değerlerimiz ile alay ediyorlar. Amaçları Kürtlerin genetik yapısı ile oynayıp toplumu dejenere etmek. PKK'nın, KCK'nın, HDP'nin derdi Kürtler değildir. Bu üç yapıyı da Türk solu yönetmektedir. Dert rejim değişikliğidir” dedi.

 

PKK’NIN SİLAH BIRAKMAMASI, HDP’NİN BUNU SAĞLAMAMASI TEŞERON OLDUKLARININ BELGESİDİR!

 

HDP’nin Ulusalcılar, Kemalistler, Marksistler ve İngiliz uşaklarının desteği ile barajı aştığını da belirten İçten, “ ilk defa insanlar ölmesin diye çözüm süreci adı altında silahların bırakılması adına devleti açık bir şekilde PKK ile muhatap olmuştur. Bu yol bugüne kadar denenmemişti ve bu yolunda denenmesi gerekiyordu.  Aslında PKK kuruluşundan bu yana devlet ile görüşüyordu. AK Parti iktidarından önce devlet adına görüşenler PKK'nın kuruluşunda aktif görev alan zihniyetlerdi. Çözüm sürecinde ise devlet adına görüşenler sorunun samimi bir şekilde bitirilmesine yönelikti. PKK ve HDP'nin Kürt hakları ile ilgili bir talebi olsaydı 15 yıllık AK Parti iktidarına teşekkür edip silahları bırakması gerekirdi. Bugün silahlar bırakılmıyorsa HDP bunu sağlamıyor ise bu durum derin ülkeler tarafından taşeron olduklarının bir belgesi niteliğindedir. PKK 20 ülkenin beslediği, içinde olduğu lojistik anlamında kullandığı taşeron bir örgüt haline gelmiştir bundan da son derece memnundur. AK Parti iktidarı PKK'nın Kürtlere anlattığı tüm gerekçeleri elinden almıştır. PKK ve HDP artık Türk solu yani Alisiz Alevilerin (Allaha inanmayanlar kastım) egemenliği altına girmiştir” ifadelerini kullandı.

 

HÜKÜMET VE DEVLET ŞU ANKİ SÜRECE DEVAM ETMELİDİR

 

Cuma İçten, “PKK terör örgütü ne olursa olsun devlet tarafından asla bir daha muhatap alınmamalıdır” uyarısında da bulunarak, “Birileri şirin ve farklı tezler ile bir görüşme başlatırsa bundan en zararlı çıkacak olanlar tekrar Kürtler olur. Hükümet ve devlet şu anki sürece devam etmelidir” dedi.

 

HDP'NİN VE PKK'NIN MUHATAP ALINMASI TERÖRÜ MEŞRULAŞTIRIR

 

“Muhatap hukuka uygun hareket eden STK'lar, kanaat önderleri, cemaatler, cemiyetler vakıflar siyasi partiler odalar borsalardır. Bu süreçte HDP'nin ve PKK'nın muhatap alınması terörün meşrulaşması anlamına gelir. Bu görüşmeler denendi olmadı 20 ülkenin müdahalesi var bundan sonrada olmaz” ifadelerini de kullanan İçten, “Devlet zaten terörist ile halkı birbirinden elinden geldikçe ayırmaktadır hala eksiklikler var ama bunlar devlet içindeki paralel yapılardan kaynaklanmaktadır. Birileri yakın bir zamanda gizli görüşmeler yaparak eski süreci tekrar başlatmak arzusundadır. Bunlar hükümet ve AK Parti içinde yerleşmiş kriptolu paralelcilerdir.  PKK çözüm sürecinde güçlenmesine yönelik gerek şahsımın gerek ise  bölge vekillerinin sersenişlerine AK Parti içinde kimler sağır kalmış ise aynı zihniyetler bu süreci tekrar başlatma sevdasındalar.Hükümetin bu tuzağa düşmemesi gerekir. Aksine hükümetin hukuk dışına çıkan kim olursa olsun onlara karşı sert ve acımasız olması gerekir.” Şeklinde konuştu.

 

PKK’YA MÜHİMMAT TAŞIYAN HDP VEKİLLERİNE HESAP SORULMADIKÇA SONUÇ ALINMAYACAKTIR

 

“İktidar devlet içindeki paralel yapıları eş zamanlı olarak acilen bitirmelidir. Paralel yapı devlet ve üniversiteler içersinde bitirilmedikçe asla sonuç alınamayacaktır” diyen İçten  “AK Parti dava adamlarını yanında tutup onları güçlendirmedikçe yerelde güçlü siyasetçiler yetiştirmedikçe bu işler sonuç vermeyecektir. Devlet içinde memur olarak görev yapıp gerek görev esnasında gerek özel yaşamında vatana devlete millete ihanet edenler ile mücadele edilmedikçe sonuç alınmayacaktır. Terör örgütlerini öven destekleyen görsel ve yazılı medya ile hızlı etkili mücadele edilmedikçe, bunlar kapatılmadıkça ve engellenmedikçe suç ve suçluyu övenlere işlem yapılmadıkça sonuç alınmayacaktır. Teröre açık destek veren yerel belediyelere hesap sorulmadıkça, hukuksuzluklara göz yumulduğu sürece sonuç alınmayacaktır. Kendileri Bebek’te Tarabya’da vur patlasın çal oynasın deyip sabahlara kadar ayyaş kafa ile eğlenip, garibanların çocuklarını ölümlere yollayan, 6-7 Ekim’den bu yana şehirleri savaş alanına çeviren, PKK’ya mühimmat taşıyan HDP vekillerine hesap sorulmadıkça sonuç alınmayacaktır. Teröristlere yardım be yataklık yapanların para trafikleri takibe alınıp hesap sorulmadıkça sonuç alınmayacaktır. Memur rotasyonu her kuruma uygulanmadığı sürece, performansa dayalı sözleşmeli memuriyete geçmediğimiz sürece sonuç alınmayacaktır. YÖK ve öğretim görevlilerinin yargı mensuplarının bürokratların dokunulmazlığı kaldırılmadıkça sonuç alınmayacaktır” uyarısında da bulundu.

 

24.Dönem Diyarbakır Milletvekili ve  Yeni Medeniyet Stratejik Düşünce Harekatı Başkanı Cuma İçten açıklamaların tamamında ise şu açıklamalara yer verdi;

 

Değerli Gönül dostları,

Offfff offff hadi biraz dertleşelim. Gündem memlekette biter mi ? Bitmez elbet.

Çözüm sürecini konuşalım biraz, 1974 yılında PKK adı altında bir örgüt ülkede racon kesmeye başladı.

PKK sonra 1984 yılında kadın çocuk yaşlılar başta olmak üzere onbinlerce sivil katliamların ilkini yaparak, teröre başlar ve o günden bugüne toplam 50.000 insanımızın ölümüne sebep olurlar.

İçinde 20.000’e yakın asker polis memur sivil şehidimiz var, diğerleri de 18 yaşın altında on binlerce insanımız.

Ne kadar garip ki PKK kurulduğu günden beri örgüt üst kademesi % 90 hala yaşıyor.

Yani PKK kalıcı bir hafızaya sahip ya develet ?

Devlet tarafından öldürülen suikast yapılan bir tane örgüt lideri yok.

Ne kadar garip neden acaba ?

Ölenlerin % 60 'ı 13-20 yaş aralığında.

Şehitlerimiz dahil 50 bin insanın % 70 Kürt.

Ne fark eder ki Türk, Kürt olması hepsi bizim vatandaşımız ve bizim insanlarımız.

Pkk'yi kim kurdu ?

Kimler besledi ?

Kimler hala destekliyor?

Bu soruların cevabı itirafçıların kitaplarında var.

Koskocaman devlet 1974 yılından beri bu örgütü neden bitiremedi ?

Devletin içinde devlete ihanet edenler oldu mu ?

Hala oluyor mu ?

Öcalan neden ilk yakalandığında, bana fırsat verin ülkeme hizmet edeyim, benimde annem Türk, dedi yoksa bu bir hizmet mi ?

Öcalan nerde okudu ?

Hapse girdimi ?

İki evlilik yaptı kayınpederleri kim ?

Memur olarak görev nerde yaptı ?

Kim bu adamı kolluyor kim ?

Öcalan mı MİT'i kullandı ?

MİT mi Öcalan’ı kullandı?

Kim millet adına bu kirli ilişkileri kurguladı?

Amaç neydi ?

PKK'nın asıl amacı devlet mi kurmak ?

Öyleyse Türk solu ulusalcılar, Türk Marksistler, Kemalistler neden yıllardır PKK'yı destekler?

Gezi olaylarında bir elinde Atatürk posterleri diğer elinde Öcalan posterlerini kimler dolaştırdı ?

HDP’ye oy verenler, PKK’yı terör örgütü olarak görmeyenler akademik bildiriler imzalayıp terör örgütünü meşrulaştıranlar sözde sanatçılara destek verip devleti terörist ilan etmemdiler mi?

Bunlar  Atatürkçü geçinenler değil miydi?

Bunlar ülkeye ihanet değil miydi?

PKK'nın amacı ülkeyi bölmek mi ?

Öyleyse eş başkanlar ve Kandil tüm üst düzey yöneticiler hep bir ağızdan yıllardır “Biz Ortadoğu’daki tüm ülkelerin sınırlarına saygılıyız ayrı bir devlet istemiyoruz ülkelerin bütünlüğünden yanayız demiyorlar mı?

PKK’nın kuruluşundan bu yana diğer ülkelerdeki Kürt’ler için bir hak talepleri oldu mu?

PKK Irak’ta bir Kürdistan devletinin kurulmasına karşı değil mi? 

Barzani ile karşı olduğu için mi, desteklediği için mi savaşıyor?

Düne kadar Suriye'de Kürtler yokmuydu?

PKK’nın geçmişte Suriye’deki Kürtler için tek bir lafı olmuş mu?

Hiç bir üst düzey PKK'lıdan veya HDP eş başkanlarından Kürdistan devleti kurmak istiyoruz  Türkiye’yi parçalayacağız diye bir açıklama duydunuz mu?

Aynı PKK Irak'ın dahi toprak bütünlüğünden yanayız demedi mi ?

HDP’li Figen Yüksekdağ Kim ? Bu sözleri sık sık kullanmıyor mu ?

PKK'nın varlığı Kürt hakları üzerine kurulu değildir.

PKK’nın Marksist ateist bir alan oluşturmak tecrit edilmiş bir bölge oluşturmak peşindedir.

PKK ideolojik bir savaş terörü yürütmektedir.

Onun için düşman dindir, İslam’dır,  Müslümanlardır,  inançlı Kürtlerdir.

Ondan dolayı yerel belediyeler dahil hepsi peygamberlerimiz ve İslami değerlerimiz ile alay ediyorlar.

Amaçları Kürtlerin genetik yapısı ile oynayıp toplumu dejenere etmek.

Özgürlük adı altında aileleri birbirlerinden kopardılar, ahlaksızlığı meşru hale getirmek.

Pkk'nın, KCK'nın, HDP'nin derdi Kürtler değildir.

Bu üç yapıyı da Türk solu yönetmektedir.

Dert rejim değişikliğidir.

HDP milletvekillerinin %60 Türk'tür.

HDP, ulusalcılar, Kemalistler, Marksistler ve İngiliz uşaklarının desteği ile barajı aşmıştır.

İlk defa insanlar ölmesin diye çözüm süreci adı altında silahların bırakılması adına devleti açık bir şekilde PKK ile muhatap olmuştur.

Bu yol bugüne kadar denenmemişti ve bu yolunda denenmesi gerekiyordu.

Aslında PKK kuruluşundan bu yana devlet ile görüşüyordu.

Ak Parti iktidarından önce devlet adına görüşenler PKK'nın kuruluşunda aktif görev alan zihniyetlerdi.

Çözüm sürecinde ise devlet adına görüşenler sorunun samimi bir şekilde bitirilmesine yönelikti.

PKK ve HDP'nin Kürt hakları ile ilgili bir talebi olsaydı 15 yıllık Ak Parti iktidarına teşekkür edip silahları bırakması gerekirdi.

Bugün silahlar bırakılmıyorsa HDP bunu sağlamıyor ise bu durum derin ülkeler tarafından taşeron olduklarının bir belgesi niteliğindedir.

PKK, 20 ülkenin beslediği, içinde olduğu lojistik anlamında kullandığı taşeron bir örgüt haline gelmiştir bundan da son derece memnundur.

AK Parti iktidarı PKK'nın Kürtlere anlattığı tüm gerekçeleri elinden almıştır.

PKK ve HDP artık Türk solu yani Alisiz Alevilerin (Allaha inanmayanlar kastım) egemenliği altına girmiştir.

Çözüm süreci doğru bir adımdı ve ilk iki yıl son derece başarılı yürüdü. Çözüm sürecinde tek muhatap PKK değildi.

Ama bu bilgi kirliliğinden dolayı tam olarak halka anlatılamadı.

Konuşması ve anlatması gerekenlere bizler gibilerine fırsat dahi verilmedi.

Oysaki gerçekte, çözüm sürecinin SİLAHLARIN BIRAKILMASI noktasında tek muhatap HDP üzerinden PKK'ydı.

Akil insanlar heyeti kurulmuş, STK’lar tüm siyasi partiler kanaat önderleri odalar borsalar üniversiteler muhatap alınmıştı.

Bunlara rağmen kamuoyunda bunlar değil HDP at koşturuyordu sanki tek muhatap onlarmış algısı bilinçli bir şekilde yaydırılıyordu.

Silahların bırakılması Öcalan'ın inanarak emir verdiği bir adımdı lakin Kandil ve 20 ülkeye çalışanlar bunu istemediler.

Artık Kandil için Öcalan yok hükmündeydi ve onu baypas ettiler bunu itiraf etmekten korktular emirleri artık Avrupa’dan almaya başladılar.

Öcalan'a da karşı gelmek istemediler ve çözüm sürecini provoke etmek için bu süreçte 1.700 terör eylemi yaptılar.

Süreç toplumun tüm katmanları ile yürürken bölge nefes almış arttık hiç bir vatandaşımızın cenazesi gelmez olmuştu. Ya destek olsalardı ?

Bölgede kalkınma hamleleri yapılmış, Kültür, sanat, ekonomik, sosyal birçok alanda devrimler yapılmış bölge şantiye alanına çevrilmişti.

Kürtler hayatlarında PKK terörü olmadığında yaşamlarında nelerin değiştiğini ve yaşam kalitesinin arttığını gördü.

İlk defa bölgede PKK'ya karşı sivil eylemler ve direnişler başlamıştır. Anneler kaçırılan çocuklarını PKK’dan istemiştir ve eleştiriler başlamıştı.

En önemlisi GEZİ ZEKALILARIN başlattığı teröre ve darbe girişimlerine Kürt'ler çözüm sürecinde duyarsız kalmıştır.

Çözüm süreci olmamış olsaydı GEZİ olayları çok daha fazla taban bulabilirdi.

Çözüm süreci bölgenin bakir alanlarını ortaya çıkarmış ve her alanda dışarıdan yatırımcılar bölgeye akın etmiştir.

Ak Partinin PARALEL yapı ile mücadelesinde çözüm sürecine zarar vermiştir. Tespit edilen paralelciler doğuya yollanmıştır.

Yani ateşe benzin dökülmüştür.

Paralelciler PKK ile açıktan iş birliği yaparak çözüm sürecinin bozulmasını sağladılar.

Hala paralelciler güçlü bir şekilde ülkelerine ihanet ederek PKK ile işbirliğine devam etmektedirler.

17- 25 Aralık olayları ve paralelciler ile mücadele iradesi ortaya konulmasaydı belki de çözüm süreci daha uzayacaktı.

Paralelciler çözüm sürecini işlerine geldikleri gibi anlayarak PKK'nın bu süreçte güçlenmesine göz yumdular destek oldular.

Yollara 20-30-40 ton patlayıcılar mayınlar döşendi paralelciler bu olayları hükümete karşı  perdelediler.

Silahlandılar mahkemeler kurdular MİT içindeki paralelciler hükümete karşı bu durumları perdelediler. Hükümet MİT raporlarına baktı.

Elbetteki Ak Parti bu süreçte kendi siyasetçilerinden gelen bilgilere itibar etmeyerek hata yapmıştır. Devlete (mit'e) ve güvenmiştir

Sonuç itibari ile BARONLARDAN emir alan PKK ve Paralelciler 20 ülkenin de desteği ile çözüm sürecini lehleri bitirdiler.

Beni takip edenler bilirler ki çözüm sürecinde gövdemi ortaya koydum ve tüm Türkiye'yi kendi imkanlarımla gezerek süreci anlattım.

O günde bugün de aynı şeyleri söylüyorum geçmişe bakılabilir.

O gün dedim ki, çözüm sürecinin tek muhatabı PKK ve HDP değildir, PKK ve HDP silahların bırakılması muhatabıdır.

Çözüm sürecinin muhatabı 77 milyondur. Türk'lerdir Kürt'lerdir diğer siyasi partiler cemaatler ve sivil toplum kuruluşlarıdır.

Yine geçmişte şunu dedim, çözüm sürecinin tek muhatabı PKK ve HDP ise çözüm süreci bitmiştir. Yok muhatap 77 milyon ise süreç devem etmektedir.

Ben hala sürecin devam ettiğine inanıyorum, eğer bu ülkenin REİSİ CUMHURU her hafta Hakkari'de Edirne'ye muhtarları topluyorsa,

Eğer bu ülkede REİSİ CUMHUR her hafta STK'ları kanaat önderlerini toplayıp saatlerce günlerce dinliyorsa,

Çözüm süreci farklı bir yol ile devam ediyordur.

Çözüm süreci farklı bir yola girmiştir diyebiliriz bununda sebebi HDP ve PKK söz verdikleri silahı bırakmadıkları için devlette gerekeni yapacaktır.

Bu doğaldır ve silahı terör örgütü bırakmıyorsa tek taraflı devlet diğer Kürt’lerin ve vatandaşlarının güvenliğini sağlamak zorundadır.

Diğer bir deyim ile PKK'nın HDP'nin ve paralelcilerin anladığı çözüm süreci elbette bitmiştir.

Bu süreçte PKK kendi içinde Öcalan’ı  dinleyen bir kesimi develete öldürterek tasfiye sürecine girdi.

Kandil bu süreçte binlerce Öcalan taraflı  PKK'lının öldürülmesini sağladı.

Bu süreçte Öcalan taraflı PKK’lıların öldürterek tasfiye sürecine girdi örgüt kurulduğundan beri bugüne kadar aldığı en büyük darbeyi aldı. 

HDP ve PKK artık halk tabanını kaybetti bitişe yakın oldukları bu süreçte birileri tekrar görüşmek için kapı aralıyor.

Çözüm süreci onların anladığı gibi tekrar başlanmamalıdır.

PKK, terör örgütü ne olursa olsun devlet tarafından asla bir daha muhatap alınmamalıdır.

Birileri şirin ve farklı tezler ile bir görüşme başlatırsa bundan en zararlı çıkacak olanlar tekrar Kürtler olur.

Hükümet ve devlet şu anki sürece devam etmelidir.

Muhatap hukuka uygun hareket eden STK'lar, kanaat önderleri, cemaatler, cemiyetler vakıflar siyasi partiler odalar borsalardır.

Bu süreçte HDP'nin ve PKK'nın muhatap alınması terörün meşrulaşması anlamına gelir. Bu görüşmeler denendi olmadı 20 ülkenin müdahalesi var bundan sonrada olmaz.

Devlet zaten terörist ile halkı birbirinden elinden geldikçe ayırmaktadır hala eksiklikler var ama bunlar devlet içindeki paralel yapılardan kaynaklanmaktadır.

Birileri yakın bir zamanda gizli görüşmeler yaparak eski süreci tekrar başlatmak arzusundadır.

Bunlar hükümet ve AK Parti içinde yerleşmiş kriptolu paralelcilerdir.

PKK çözüm sürecinde güçlenmesine yönelik gerek şahsımın gerek ise  bölge vekillerinin sersenişlerine AK Parti içinde kimler sağır kalmış ise aynı zihniyetler bu süreci tekrar başlatma sevdasındalar.

Hükümetin bu tuzağa düşmemesi gerekir.

Aksine hükümetin hukuk dışına çıkan kim olursa olsun onlara karşı sert ve acımasız olması gerekir.

PKK yakın bir zamanda tek taraflı silah bırakacaktır, bırakmadığı sürece onlar kaybedecek ve bu süreçte herkes için sıkıntılı olacaktır.

Sancının çok yoğun olduğu bir zaman dilimindeyiz ve aslında çözüme de yakın bir süreçteyiz.

Kürt sorunu bu ülkede hiç olmadı.

Derin Devlet tarafından gasp edilen Kürt hakları vardı ve bu haklar Ak Parti iktidarında iade edildi.

Kürtler hiç bir zaman bu ülkede bir sorun olmadılar sorun vatana ihanet edenler ile yaşanmıştır.

PKK ve HDP’nin Kürt hakları ile ilgili bir talebi yoktur.

PKK ve HDP’nin talepleri rejime ve sisteme yönelik ideolojik taleplerdir.

Amaç büyüyen gelişen Türkiye'yi taşeronluk yaparak engellemektir.

Devlet asla geri adım atmadan zalime acımasız mazluma hoş görü ile davranmalıdır.

İktidar devlet içindeki paralel yapıları eş zamanlı olarak acilen bitirmelidir. Paralel yapı devlet ve üniversiteler içersinde bitirilmedikçe asla sonuç alınamayacaktır.

Ak Parti dava adamlarını yanında tutup onları güçlendirmedikçe yerelde güçlü siyasetçiler yetiştirmedikçe bu işler sonuç vermeyecektir.

Devlet içinde memur olarak görev yapıp gerek görev esnasında gerek özel yaşamında vatana devlete millete ihanet edenler ile mücadele edilmedikçe sonuç alınmayacaktır.

Terör örgütlerini öven destekleyen görsel ve yazılı medya ile hızlı etkili mücadele edilmedikçe, bunlar kapatılmadıkça ve engellenmedikçe suç ve suçluyu övenlere işlem yapılmadıkça sonuç alınmayacaktır.

Teröre açık destek veren yerel belediyelere hesap sorulmadıkça, hukuksuzluklara göz yumulduğu sürece sonuç alınmayacaktır.

Kendileri Bebek’te Tarabya’da vur patlasın çal oynasın diyip sabahlara kadar ayyaş kafa ile eğlenip, garibanların çocuklarını ölümlere yollayan, 6-7 ekimden bu yana şehirleri savaş alanına çeviren, PKK’ya muhimmat taşıyan HDP vekillerine hesap sorulmadıkça sonuç alınmayacaktır.

Teröristlere yardım be yataklık yapanların para trafikleri takibe alınıp hesap sorulmadıkça sonuç alınmayacaktır.

Memur rotasyonu her kuruma uygulanmadığı sürece, performansa dayalı sözleşmeli memuriyete geçmediğimiz sürece sonuç alınmayacaktır.

YÖK ve öğretim görevlilerinin yargı mensuplarının bürokratların dokunulmazlığı kaldırılmadıkça sonuç alınmayacaktır.

Yani kısaca kendi değerlerimizi besleyip kollamadığımız güçlendirmediğimiz sürece yine sonuç alınmayacaktır.

Aslında daha neler var neler lakin istediğimiz kadar yazıp çizelim haklı olalım sonuç.

Sonuç gönül dostları ile muhabbet gerisi teferruat saygılarımla.

 

AVAZTÜRK 

YASAL UYARI: Yayınlanan haberin tüm hakları AVAZ MEDYA Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.