1. YAZARLAR

  2. SHENI HAMID/Londra

  3. İngiliz-Saudi Oyunları: Yin and Yang
SHENI HAMID/Londra

SHENI HAMID/Londra

Avrupa ve Londra Temsilcisi
Yazarın Tüm Yazıları >

İngiliz-Saudi Oyunları: Yin and Yang

A+A-

Birleşik Krallık (UK) Başbakanı Theresa May ile ülke yönetiminde ağırlıklı güce sahip bulunan diğer İngiliz hükümet yetkilileri, ‘Sudi Arabistan'ın, UK için önemli bir ekonomi, istihbarat ve terörle mücadele müttefiki olduğunu’ açıklamıştır.

İşte bu sebeple, Sudi Arabistan Velihat Prensi Muhammed bin Salman’ın 7 Mart’taki ziyaretiyle İngiliz hükümetini şereflendirmesi, her iki ülke arasında süregelen zaten mevcut dostluk bağlarını ziyadesiyle pekiştirmiştir. Üstelik, Londra’daki emlak-gayrimenkul sahasının hatrı sayılır bir kısmının ya Sudi’ler ya da Katarlılar tarafından el altında tutulduğu düşünülürse, Prens Salman’ın yanında getireceği ekonomik ile politik ağırlıklı dayanışma tekliflerine hiç şaşırmamak gerekecektir.

Milliyetçilik damarının kabarıklığıyla meşhur UK Dışişleri Sekreteri Boris Johnson’un bile ifade ettiği üzere ‘2010 yılından buyana, Sudi Arabistan’a yönelik gerçekleştirilen UK ürün&hizmet ihracatı £6.2bn Sterling’e yükselmişken’ UK hükümet temsilcilerinin, Riyad'ın devlet petrol grubu Aramco'nun planlatılmakta olunan borsa seferi için Londra'yı seçmesini ummasıysa, apayrı bir finans dönüşümü kaynağının, yeşil ışığını da işaret etmektedir.

Aynı bağlamda, Sudi’lere yönelik ihracatların son zamanlardaki en yoğun miktarını maximum teknolojik imkanlarla donatılmış cephane ile Typhoon jetlerinin oluşturduğu dikkatlerden kaçırılmamaktadır (…ki, UK’da faaliyet gösteren bazı ‘insan hakları grupları’ UK tarafından Sudi’lere satılan söz konusu askeri malzemelerin, Sudi’lerce Yemen’deki iç savaşta kullanılmak niyetiyle talep edildiğini, protestoları aracılığıyla iddia etmektedir).

UK Dışişleri Sekreteri Mr Johnson’un, Londra’da zaten milyarlarca Sterling değerinde yatırımlara sahip bulunan Sudi Arabistan Krallığı’nı, bağrına basması kısacası, konuyla alakalı kılına bilinir tüm taraflara, gidişatın geleceğine dair apaçık sinyaller göndermektedir. Tıpkı 1917’de imzalanmış Balfour Deklerasyonu’ndan, günümüze uzanan tüm Ortadoğu konulu anlaşmalarda, İngiliz centilmenliğinin bazı Arap’ları ustalıkla kıvama getirmeyi bilişi gibi; UK bugün de, malum amaçlar doğrultusunda, sessiz ve derinden ilerleyerek; el attığı toprakların kaderini belirlemeye devam edecektir.

(…Yani, hedeflediğiniz sahalara kibarca geçireceksiniz; anladınız mı(?))

 

But, there is twisted a catch!

Söz konusu gelişmelere Sudi Arabistan çıkarları perspektifinden bakacak olursak, pekçok takipçinin gözden kaçırdığı küçük bir ayrıntıya dikkatinizi çekmeden ise geçemeyeceğim:

‘Güney Kore ile Birleşik Arap Emirliği (UAE) arasında gerçekleştirilmiş askeri dayanışma vasıtasıyla UAE’de kurulması çalışmaları sürdürülen nükleer santral anlaşması’… Yani, yıl sonunda tam kapasite içerisinde faaliyet sürdürmesi beklenilen -2009 yılında anlaşma temelleri atılmış ve $20.4 Milyar Dolar kontraktlı; Ortadoğu’daki en büyük enerji projesi- UAE/ROK nücleer enerji santrali!

Söyle ki, her iki ülke arasındaki anlaşma uyarınca, santral çalışmalarında UAE’e yardımcı olacak Güney Kore ‘askeri’ dayanışma birlikleri; diğer yandan, malum Araplara ‘muhtemel bir bölgesel savaş/çatışma huzursuzluğunda, gerekecek tüm askeri kuvvet ile malzemelerini de UAE’e hemen gönderiverecektir’.

Kısacası, Güney Kore’nin Ortadoğu’da dikkat çeken ağırlığına, Sudi Arabistan’ın rakibi UAE’nin katılması, doğal olarak Riyadh idaresini hem doğu hem de batı coğrafyasında daha hareketli bir politik rota izlemeye sevk etmiştir. (Bilhassa Güney Kore’nin: Güney Sudan’daki Hanbit Birliği; Lubnan’daki Dongmyung Birliği; Oman’daki askeri Cheonghae Birliği’ne katılı veren UAE’ndeki Akh Birliği… Sudi’lerin aklına ihtiyatlı soru işaretleri getirmeye yetip artmaya başlamışken). Dahası, Ortadoğu’daki herhangi bir çatışma olasılığında, UAE’deki -Güney Kore destekli- Akh askeri birliğinin, bağımsız olarak tam donanımlı bir kapasite ile harekete geçebilmesi izni mevcut kılınmış bulunduğu vurgulanırsa…

 

Daha da kompleks mesele…

Bu safhada, sitemizin 15 Ocak tarihli köşe yazımda değerlendirdiğim, Güney Kore'de tamamlanılması çalışmaları devam eden DÜNYANIN EN BÜYÜK ABD ASKERİ ÜSSÜ: USAG Humphreys’in önem niteliklerini, tekrar hatırınıza getirmek istiyorum… Çünkü bu ay tekrar pekiştirilmiş Güney Kore-UAE (Birlesik Arap Emirliği) yakınlaşmasının niçin pekçok batı ülkesi -bilhassa UK ile diğer AB üyeleri- için mühim olduğunu ancak o zaman bağdaştırmak mümkün sayılacaktır.

Yani,

Ortadoğu’daki askeri ve nükleer hakimiyet gücünü, Güney Kore dostu UAE’ne kaptırmamak niyetiyle, AB-UK ile ABD’nin eteğinden ayrılmayan Sudi Arabistan, almış başını giderken;

+ Güney Kore-ABD dostluğu ile Güney Kore-UAE dostluğu, bir tarafta….

+ Sudi Arabistan-ABD dostluğu, diğer tarafta…

+ Sudi Arabistan- UK-Fransa-Almanya ağırlıklı AB dostluğu, hemencecik el altında…

+ Çin, Rusya, Japonya, Fransa, UK, ABD tarafından körüklenmiş bir rekabet hızıyla, Ortadoğu’da ilave bir nükleer enerji santralinin daha kurulması niyeti tam öte yanda….

…iken…

= İngiltere için: Güney Kore yöresinde en büyük askeri üsse sahip bulunan ABD’nin yakın dostu Sudi Arabistan ile arkadaşlık ilişkilerini pekiştirmesinin; dolayısıyla, yine aynı ülke aracılığıyla, Kuzey Afrika’da -bilhassa Yemen’de kullanılmak üzere- satılacak silah kapasitesini arttırmasının hiçbir sakıncası yoktur.

 

Bu arada, hani bir de Türkiye’yi irdelerler ya, işte o da var…

Coğrafi konum önemi ve Ortadoğu meselelerindeki yaptırım ağırlığı ile tüm bu olup bitenler arasında; çok enteresan bir ironi uyarınca şu görüle bilinir ki, batı ülkeleri her fırsatta, Türkiye’yi ‘insan hakları ihlali, eşitlik-adalet dengesizliği, ülkedeki çalkantılı sosyo-politik yaşam ile uygulamalar ve hatta yobazlıkla bile…’ eleştirmektedir.

Fakat, sıra zengin Araplardan medet sağlamaya varıp dayandığında ise, yine aynı demokratik zihniyetli aydın enteller, batı illerinin lüks bulvarlarını tesettüre peşkeş çekivermektedir nedense. Hem de -içten içe yoğunlaşmış bir hoşnutsuzlukla yargıladıkları- burkaları başköşede el pençe divan altında dahil tutarak.

Aynen 7 Mart’ta, İngiltere’nin, Sudi’leri bağırlarına basışı bu medeniyetin beşiğinde, savaş karşıtı yapılan tüm protestolara rağmen.

 

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.