1. YAZARLAR

  2. NURAY BAŞARAN

  3. İran PYD’ye koridor açarsa….
NURAY BAŞARAN

NURAY BAŞARAN

Yazarın Tüm Yazıları >

İran PYD’ye koridor açarsa….

A+A-

Aslında bu köşede sık sık bazılarının aksine BOP (Büyük Ortadoğu Projesi’nin )non stop, durmaksızın devam ettiğini yazıyorum. Biliyorum bu bazılarımızın hatta benim bile hoşuma gitmiyor ama gerçek budur. Ben bir gazeteciyim. Temenniler ve tespitleri ayırt etmeliyim ki, gerçekleri görüp siz okuyucularıma aktarabileyim. Elbette bazen tespitler, insana ve kulağa hoş gelmeyebilir ama doğru tespitler olmadan da doğru tedbirler almak imkansızdır.

Maalesef son gelişmeler, hem ülkemiz hem de bölgemiz açısından hoş denecek türden değildir. Büyük bir devlet geleneğinden gelen İran sarsılmaktadır. Ekonomik sıkıntıların ateşlediği sokak ve halk hareketleri kısa sürede büyük kitleleri sokağa dökmüştür. İran yönetiminin baskıcı ve otoriter yapısı sokaktaki kitleleri arttırırken, maalesef demokrasi ve özgürlükleri savunan medeni ve batı dünyası tarafından da büyük destek görmektedir. Hatta hem demokrasi ve özgürlükleri savunan bir aydın, hem de bir kadın olarak daha ilk gün başı açık şekilde İran halk hareketinin sembolü, o başını açmış kadının yanında olmamak imkansızdır. 80’li 90’lı yıllarda ülkemizde başını kapatan kadınların itirazını şimdi İran’da başını açmak isteyen kadınların itirazı yerini almış durumdadır…. Peki tüm bunların aslında anlamı sadece bu kadar mı veya bu kadar masum mu? Elbette toplumun ve kadınların itirazları bu kadar masum… Ama ya bunları kullanan küresel dünyanın talepleri ve hayalleri, projeleri? İran’da gerçekten neler oluyor? İran yeni Mısır olur mu? Peki ya Türkiye yani biz bu durumdan nasıl etkileniriz? Bazılarının dediği gibi sadece Türk asıllı halkın ülkemizi tercih etmesiyle oluşacak olan bir göç dalgası mı sorunumuz? Yoksa yeni bir terör dalgası mı?

Bu satırları yazdığım saatlerde TV’ler, ‘ İran Alev Alev Yanıyor 21 Ölü’ alt yazısı geçiyordu. Bu bilinen kısım. Bence bilinmeyen kısımdaki alevler daha büyük. Bu köşede defalarca yazdığım gibi ABD'nin Ortadoğu'da kurduğu oyunu sürmektedir. Mısır, Libya, Suudi Arabistan gibi ülkelerden sonra sıra İran’a gelmiştir. Türkiye'nin en dikkatli olması gereken yer de tam burasıdır. Baktığınız zaman bir mezhep savaşı hayali tam da ortadadır. İran bu oyuna nasıl karşılık verecek şu anda bir şey söylemek için erkendir. Öte yandan ABD Ortadoğu'da Rusya'yı jandarma olarak bırakıp Uzakdoğu'ya giderken, bölgeyi sattığı silahlarla kan gölüne çevirmek istemektedir. Ve son zamanlardaki bütün gelişmelerden İsrail galip çıkmaktadır.

İran'da yaşanan olaylar uzun zamandır ABD'nin maalesef Orta Doğu'ya yönelik hamlelerinin bir parçasıdır. Nitekim yazının başında vurguladığım gibi ‘masum’ halk hareketi olarak başlayan ve sonuçları itibarıyla ABD başta olmak üzere İran'ın bölgesel denge olarak zayıflamasını öngörenler ya da planlayanlar burada yeni bir güç odağı devreye sokmak isterlerse? Acaba ne olur?

İran'ın kendi içindeki huzursuzluklardan anlaşılıyor ki, bundan sonra da bu kaos devam edecek. İran'ın bölgede son dönemde çok güçlendiği ve bunun uzantısı olarak Lübnan, Yemen gibi ülkeler üzerinden hamleler gerçekleştirdiği ortadadır. İran'ın bölgede daha önceki kadar etkili olamaması bölgenin dengelerini değiştirecektir. Nitekim geçtiğimiz hafta yazdığım yazılarda özellikle Lübnan’ın ve Ürdün’ün işgalleri ile başlayacak olan zincirleme operasyonların bölgedeki dengeleri nasıl değiştireceğini ve bu projelerin nerelere uzanabileceğini yazmıştım.

Bugün ise İran'ın bölgede elde ettiği kazanımlarına rağmen, dengeler içinde zayıflamasının yeni güç odaklarını beraberinde getireceğine dikkat etmek gerekmektedir. ABD başta olmak üzere İran'ın bölgesel denge olarak zayıflamasını öngörenler ya da planlayanlar, burada yeni bir güç odağı devreye sokabilirler. İlk akla gelen ister istemez bu eğer Türkiye olmayacaksa ya da Türkiye'nin yanında bir güç daha ortaya çıkacaksa bu PYD'dir. PYD öyle ya da böyle bu işten karlı çıkanlar arasında yer alacaktır. Eğer PYD olmazsa, Türkiye'de etkinlik alanını arttıramazsa, o zaman üst akıl yeni bir terör örgütünü de sahaya sürebilir. Bölgedeki son gelişmelere bakınca; ABD'nin kirli ve karanlık savaş yöntemini çok sevdiği ortadadır. Zaten bu konuda ABD Başkanı Trump’ın açıklamaları da oldukça net ve açıktır. ABD, Orta Doğu'daki ülkelere silah sattı, ardından Rusya'nın bölgede Jandarma olmasına izin verdi, daha sonra da Çin ile rekabet için içinden geçtiğimiz süreçte Uzakdoğu'ya güç kaydırdı. Peki bizim tüm bunlara karşı bir stratejimiz ve hazırlığımız var mı?

O ki, Türkiye’nin ‘O HAL’i giderek bölgedeki ‘o hal’ de cevaplar bulmaktadır. Son zamanlarda başta milli savunmaya yapılan yatırımlar ve kurulan ASFAD A.Ş. ‘nin Cumhurbaşkanlığı’na bağlanması, Genelkurmay Başkanlığı’ndaki bazı birimlerin doğrudan yine Cumhurbaşkanlığı’na bağlanması da bölgedeki ‘O HAL’in sonuçlarıdır diye düşünüyorum. Cumhurbaşkanlığı’nın üzerinde titizlikle durduğu ve bazı birimlerin tamamen FETÖ’nün eline geçmesi nedeniyle 8 kilit adam ile kendisine bağlaması da Ortadoğu’daki kaynayan kazanın ateşine karşı ciddi tedbirler arasındadır. Kendisinin de söylediği gibi, ‘Kötü komşu insanı ev sahibi yapıyor.’ Şimdi yapılması gereken, kendi silahımızı üretip yola devam etmektir. Tabii bu ülkemiz için tehlikenin bittiği anlamına da gelmemektedir.

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.