1. YAZARLAR

  2. SHENI HAMID

  3. Israil’in Sırrı: Kürdistan Bumerangı
SHENI HAMID

SHENI HAMID

Avrupa ve Londra Temsilcisi
Yazarın Tüm Yazıları >

Israil’in Sırrı: Kürdistan Bumerangı

A+A-

Ya tutarsa?

Tıpkı, Nasreddin Hoca’nın, göle yoğurt mayası çalıyor oluşu fıkrasında ifade edildiği üzere, “ya tutarsa?”…

Hatta 25 Eylül’de gerçekleştirilen Kürt bağımsızlık referandumunun, kendileri açısından başarılı sayılmış akabinde, Irak Kürtleri lideri Massoud Barzani’nin bölge halkı üzerinde aşıladığı inanç gibi, “Irak’tan ayrılıverecek bağımsız bir Kürt devleti, ya kurulursa?”.

İşte Israil’in bu kapsamda şekillendirdiği Ortadoğu senaryosu, hesaplı yüzünü asil o zaman gösterecektir.

Bilhassa meseleye yakıştırılan dayanak noktası itibarıyla İsrail, Arapları ikiyüzlülükle suçlamakta ve baskıcı Arapların (özellikle Mısır, Ürdün, Sudi Arabistan’ın) İsrail yayılmacılığı içerisinde yer alacak bağımsız bir Filistin devleti oluşturulması yönündeki desteğine işaret etmektedir. Öte yandan, ‘Kürt devleti bağımsızlığı mevzusu yönünde ise, çoğunluğu Sünni Müslüman nüfusa sahip olan ülkeler ile Araplar, olumsuz bir tavır takınmaktadır’ İsrail’e göre. Dolayısıyla, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ‘Irak’tan ayrılmış, bağımsız bir Kürdistan devleti kurulursa; Israil’in, bu yeni vatani resmen onaylayacak ilk ülke olacağını’ ilan etmiştir. Netanyahu desteğinden cesaret alan ‘Kürt Bölgesel Başkanı Mahmoud Barzani böylece, Israil yönetimi ile hemen bir anlaşma yaparak, ‘Bahsedilen bölgede, bağımsız bir Kürdistan’ın kurulması akabinde, 200,000 Kürt Yahudi’sinin, bu yepyeni ülke sınırları içerisine kabul edileceğini’ duyurmuştur.

Fakat meselenin özü, kamuoyunun zaten bildiği bu genel özetten ibaret değildir sadece… Çünkü Irak’ta, Kürtlerin yoğun olarak bulunduğu bölgedeki petrol kaynakları zenginliğinden faydalanan Israil, yıllardır, Kürtlerden petrol satın almakta ve her iki tarafın da ekonomik menfaatlerinin arttırılmasında aktif faaliyetler göstermektedir. Ve günümüz itibarıyla bölgede oluşturulacak bağımsız bir Kürdistan devleti, Israil’in Ortadoğu’da kurmayı amaçladığı ‘Israil Eyaletleri Sistemi’nin ilk ayağını oluşturacaktır. Üstelik, Ortadoğu topraklarında Israil, mevcudiyetine karşın çoğalmış koalisyonların artışı dolayısıyla, Netanyahu idaresi, bölge Kürtlerini kullanarak Ortadoğu’da, ikinci bir Israil hakimiyet alanı oluşturmayı amaçlamaktadır.

Konu, sadece sosyo-politik kuvvet ağırlığı açısından değil, sözü edilen ülke çıkarları doğrultusunda ekonomik bir sağlamlık temelinin garantilenmesinde de büyük faydalar sağlayacaktır. Bu safhada ekonomik değerlendirmeyle bakılarak, ‘Irak’ta, Kürtlerin yoğun olarak bulunduğu bölgedeki petrol yatakları zenginliği ve Israil’in konu ile alakası karşılaştırıldığında’ aşağıdaki veriler dikkatlere sergilenebilir:

İsrail:

Yatırım ve finans piyasaları değerlendirmesi özeti açısından bakıldığında Israil, teknolojik alanda çok avantajlı bir ekonomiye sahiptir. Lakin elmas işlemeciliği; kimyasal ve endüstriyel alandaki gücü inkar edilmeksizin; ülke, gene de islenmemiş petrol, doğalgaz, hammaddeler ile askeri malzeme ithalatlarına büyük oranlarda ihtiyaç duymaktadır.

Dahası, Israil’in bölgedeki güvenlik riski dolayısıyla, 2014-2016 arasındaki dönemde iç ve dış alandaki yatırım talepleri %2.6 oranında yavaşlamış; dolayısıyla bu dönemde, ülkenin Gayri Safi Milli Üretimi (GSMU) düşmüştür.  Günümüzde, ülkenin GSMU ile alım gücü, dünya ülkeleri arasından 56’ci sıradadır.  Üstelik  Israil’deki gelir dağılımı eşitsizliği ve ülkedeki fakirlik oranı, diğer OECD (The Organization for Economic Cooperation and Development) üyesi ülkeler arasından en yüksektedir. Bunlara rağmen ülkedeki özel tüketici talebinin 2017 yılı boyunca yükselmesi beklenmektedir. Düşük enflasyon ve güçlü döviz kuru beraberinde.

Fakat, Israil’deki ham petrol üretimi, CIA 2015 donemi istatistikleri uyarınca ortalama - günlük 390 varil civarındadır; yani bu rakam, dünya ortalamasında 96.sırada gelmektedir. Ülkenin ham petrol ithalatı ise günde 285,600 varil oranında gerçekleştirilmektedir. Bu bağlamda 2016 dönemindeki ham petrol rezervi, günlük 13.95 milyon varildir. İlaveten, yine 2016 yılı göstergeleri uyarınca ülke doğalgaz rezervi 199 milyon olarak gösterilmektedir.

Israil’in 2016’daki ülke bütçesi geliri $80.75 Milyar Dolar olarak gösterilirken; bütçe harcamaları $88.4 Milyar Dolardır. Yine ayni donemde yerel kredi stoku $233.6 Milyar Dolardır.  

Ülke döviz rezervi ve altın değeri $97.22 Milyar Dolardır. Lakin ayni alandaki diş borcu ise $91.08 Milyar Dolardır. Yurtdışında yapılan yabancı yatırım stoku ise $95.74 Milyar Dolardır.

Öte yandan, Irak’ta:

Dünya genelinde yükselen petrol fiyatları dolayısıyla, Irak’ın GSMU’I 2016’da %10 oranını geçecek seviyede büyümüştür. Irak hükûmeti Temmuz 2016’da IMF ile Stand-By Arrangement (SBA) (standby duzenlemesi) gerçekleştirerek, ülkenin ekonomik reformunda katkı sağlayacak, finans idaresini düzenlemesine yârdim sağlamıştır. Vesile itibarıyla Irak’taki hükûmet reformları ya da ISIS terör örgütü ile mücadele bir yana; ülkenin ekonomik alandaki kesintisiz yükselişiyse, petrol fiyatlarının dünya çapındaki hisli artısına bağlı kalacaktır.

Çünkü Irak ekonomisinin ana temeli petrol sektörüne bağlıdır ki petrol, idarenin %90’dan fazla gelirini ve %80’lik döviz getirisini sağlamaktadır. Mesela, 2016 CIA verileri uyarınca Irak’taki ham petrol üretimi, günde 4.59 milyon varildir. (Ülke, bu alanda, dünya sıralamasında dördüncüdür). İslenmemiş petrol ihracatı yine ayni dönemde günlük 3.301 milyon varildir. (Ülke, bu alanda, dünya sıralamasında üçüncüdür). İşlenmemiş petrol rezervesin 143 milyar varildir. (Ülke, bu alanda, dünya sıralamasında beşincidir). Öte yandan 2016 döneminde doğal gaz rezerveler 3.158 trilyon m’dir. (Ülke, bu alanda, dünya sıralamasında 11.dir).

Irak’ın uluslararası alandaki ‘petrol piyasaları’ yaptırım gücünün yüksek oluşu, hükûmetin, uluslararası alanda kuvvetli petrol firmalarıyla anlaşmalarının da bulunmasıyla pekişmektedir. Bununla beraber, ayni alanda daha fazla gelir sağlanabilmesi niyetiyle ülkedeki petrol ihracatı ve gelirinin durmaksızın arttırılması gerekmektedir. Bu vaziyetse Irak’ta, petrol üretimi teknolojisinin pekiştirilmesi ve komşu ülkelerden geçecek (ve dört bir yana uzanacak) petrol borusu döşeme hatlarının yaygınlaştırılmasına; yani ihracat altyapısı alanında ülke kapasitesinin arttırılmasına bağlıdır. (İşte, Irak’tan -özellikle, Irak’la Kürtlerin yoğun olarak bulunduğu, zengin petrol kaynaklı bölgeden- yola çıkarak Türkiye aracılığıyla Avrupa’ya uzanan petrol/gaz boru hatlarının önemi bu noktada ağırlık kazanmaktadır. Dolayısıyla, ABD-AB dâhil, ayni yapılanmadan ekonomik medet uman tüm ülkelerin, ‘Irak’ta bağımsız bir Kürdistan Devleti kurulması konusu ile alakalı Türkiye tepkilerinden duyduğu tedirginlik, yine aynı konunun hassasiyetinden kaynaklanmaktadır).

Bilakis tam bu kesişme de, teknolojik liderlik ve endüstri alanındaki hatırı sayılır faaliyet gücü ile Israil, Irak’ın petrol bereketli toprakları ile Kürtlerin çoğunlukta bulunduğu bölgelerinde, yatırım yapabilecek ideal bir aday olarak kendini öne sürmektedir. Böyle bir olasılık akabinde değil sadece Israil ya da ABD, bağımsız bir Kürdistan ile yakın ilişkilere girecek herhangi bir batılı ülkenin, Rusya’dan sağlanabilecek petrol-doğalgaz ve enerji bağımlılığına ihtiyacı epey azalacaktır.

KRG’ye gelince:

Tüm bu gelişmeleri takiben ve Irak’ın kuzeyindeki petrol kaynaklarından çıkarılan petrolün ihracatıyla  ilgili olarak Irak hükûmeti ile Kurdistan  Regional Goverment (KRG - Kürdistan Bölgesi İktidarı) arasında anlaşmazlıklar yaşanmaktadır. Hatta 2007’de KRG petrol konulu bir yasa çıkararak, Irak Kurdistan Region (IKR - Irak Kürdistan Bölgesi) petrol ve doğalgaz rezervlerinin Irak hükûmetinden bağımsız olarak çıkarılıp, islenmesi ve ihracatı konusunda karar vermiştir. KRG, yine ayni konuyla alakalı olarak, sözü edilen dönemden günümüze, sayısı elliden fazla yabancı enerji firmasıyla anlaşmalar imzala mistir. İlaveten, Bağdat ile KRG arasındaki anlaşmazlıklara rağmen, 2014’te KRG bölgesinden uzanan petrol boru hattı aracılığıyla, Türkiye’ye petrol ihracatı dahi yapılmaya başlanmıştır.

Aslında, farklı çelişkilere yol açan ve Israil’in KRG bölgesine dair iştahını kabartan gerçek, Irak Anayasasında belirtilmiş, konuyla alakalı maddelerden kaynaklanmaktadır. Söyle ki, Irak Anayasası uyarınca, ‘Ülke genelindeki yatırımları ilgilendiren bazı yetkiler, ya federal idareler ile bölgesel yönetimler tarafından paylaşılmakta; ya da tamamen yerel yönetimler tarafından geliştirilmektedir’. Dolayısıyla, IKR alakalı yatırımlar, Kürdistan Bölgesi Yatırım Kanunu (2006 yılı 4 sayılı yasa) ile Kürdistan Yatırım Kurulu’na tabi kılınmaktadır ve bu yatırımların, KRG otoritesi altındaki alanlarda ekonomik kalkınmalar yaratılması niyetiyle kullanılması amaçlanmaktadır.

Uzun lafın kısası, anayasadaki maddelerin Irak’taki taraflar üzerinde yarattığı hak ve çelişkileri dolayısıyla, bölgedeki Kürtler, kendilerine hak edilmiş bir bağımsızlık dayanağı bulmaktadır. Yine ayni topraklarda politik-ekonomik idareyi Kürtler aracılığıyla ABD ya da Israil’e kaptırmamayı amaçlayan Irak yönetimi ise artık, ‘Bağdat ile Erbil arasında kararlaştırılabilecek, idaresi karşılıklı bağımlılıkla şekillendirilmiş, bir federasyon kurulabileceğinin ihtimalini dile getirmektedir.

Kısacası Israil’in, (Türkiye, Suriye ya da İran’da ikamet eden Kürt azınlıklardan ziyade -şimdilik-) Irak’taki Kürtlerin bağımsızlığına gösterdiği önem sebeplerinin arasına, yukarıdaki verileri de eklemek mümkündür. 

Fakat bu hassas safhada, alakalı tarafların, Türkiye’yi kızdırmaktan kaçınarak atacağı akili adımları, ekonomik menfaatler bir yana, bölge barış ve istikrarına daha ziyade faydalar sağlayacaktır.    

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.