1. YAZARLAR

  2. CELALETTİN YÜNEL

  3. Kanal A’da yaşanılan haksızlıkların perde arkası!
CELALETTİN YÜNEL

CELALETTİN YÜNEL

Yazarın Tüm Yazıları >

Kanal A’da yaşanılan haksızlıkların perde arkası!

A+A-

Bugüne kadar Kanal A hakkında doğru ve yanlış, iddia ve gerçek birçok şey yazıldı. Ama ben bu yazıda Kanal A’da yaşadığım süreci A’dan Z’ye bütün ayrıntılarıyla sizlere aktaracağım çünkü aylardır mağdur edilen çalışanlar ve kul hakkını umursamayan Müslüman yöneticilerin tavırları artık çekilmez bir hal almış durumdadır…

İşte yüzlerce insanın hakkını yiyen ve kimsenin hakkını helal etmediği KANAL A’da beş aylık acı ve zorluklarla geçen maceram:

Ankara’dan yayın yapan Kanal A’ya iş başvurusunu iş ilanları yayınlayan bir internet sitesi üzerinden yaptım. Sonrasında telefonla aranarak iş görüşmesine davet edildim. İş başvurusu görüşmesine giderken aklımda onlarca soru ve ilk defa bir tv kanalında iş görüşmesine gitmenin heyecanı vardı. Sonuçta yıllarca yayın yapmış ve herkes tarafından tanınan bir kanalda işe başlamak için ilk adımı atıyordum.

İŞ GÖRÜŞMESİ

Kanal A’ya girdiğimde kurumsallığıyla, binanın eski ama düzenli oluşu dikkatimi çekmişti. Ama güvenliğin yanında duran kameramanların kullandığı tripot dolabının tozlu hali, bekleme alanındaki koltuğun eskimiş derisi bir bakıma yıpranmışlığıyla her şeyi gözler önüne seriyordu.

Güvenlikte iş görüşmesi için geldiğimi söyledikten sonra beni iş görüşmesine çağıran genç bir yönetici ile toplantı salonunda görüştüm. İlk görüşmede o genç yönetici odaya girer girmez odada bulunan tv’den kanal A’yı sesini kısarak, açmıştı.  Görüşmede yaptığım işleri anlatıp özgeçmişimi sunduktan sonra beni bir daha arayacaklarını, işe başlama sürecinin üç görüşme yapıldıktan sonra gerçekleşeceğini dile getirip kanalın internet sitesi için neler yapabileceğimi sunmamı istedi o genç yönetici.

Olumlu geçen ilk görüşmenin ardından o günlerde beni yeni bir maceranın beklediğini hissediyordum. Daha sonra geçen günlerde yine telefonla aranarak ikinci görüşmeye çağrıldım. Bu görüşme için sunum dosyalarımı derleyip internet sitesinde neler yapabileceğimi aktarmak için hazırlık yaptım. Ve iş görüşmesine bir heyecanla gittim. 

2-3 AY MAAŞ ALMADAN ÇALIŞAN İŞÇİLER

İkinci görüşmede de ilk görüşmeyi gerçekleştiren genç yöneticiye yaptığım işleri sunduktan sonra aklımdaki soruları sordum. O da bana aslında işe başlama sürecinin üç görüşmede olduğunu ama bu görüşmede aslında söylememesi gereken (aşikâr olan) kanalın bağlı olduğu TERMİKEL Grubun 2-3 aydır maddi sıkıntı yaşadığını ve maaşları 1-2 ay geç yatırdığını ifade ederek müdürlerinin bu durumu düzeleceğini dile getirdiğini söyledi. 2 ay maaş almadan insanların nasıl çalıştığını sorduğumda ise, herkesin birilerinden borç aldığını söyleyerek çalışmak istersem benim de aynı duruma düşeceğimi aktardı. (İşe girdikten sonra servis şoförlerinin yakıt paralarını bile ceplerinden ödediğini öğrendiğimde şok olmuştum) Ve ben de bu maddi sıkıntıyı yaşayamayacağımı maddi olarak durumların düzeldiğinde ancak çalışabileceğimi dile getirdikten sonra içimde beslediğim heyecanın kırıklığıyla kanaldan ayrıldım.

Bir iki ay geçtikten sonra durumlar düzeldiyse çalışabileceğimi aktardığım bir e-mail attım kanala ve o genç yöneticiye… Ardından birkaç gün içerisinde yeniden görüşmeye çağrıldım ve son maaşların yattığını ve bundan sonra da düzenli olarak yatacağını söyledi o genç yönetici… Ben de bir umut şartları kabul ederek ertesi gün evraklarımla beraber işe alındım. Ve zorlu maceram bundan sonra başlamış oldu. İlk önce kanala ait bir giriş kartı çıkarıldı ardından öğlen yemeklerinde kullanacağımız 300 liralık yemek kartı…

İLK GÜN VE KADIN İŞÇİYE AHLAKSIZ TEKLİF

İlk iş gününde editör arkadaşlarla tanıştım. Ardından büroda olan diğer çalışanlarla. Herkes işe başladığım için yarım güler bir yüzle hayırlı olsun dedikten sonra “inşallah maaş alırsın bakışı” atıyordu. İlk başlarda bunun ne anlam ifade ettiğini anlamadım sonralarda ise bende her gelene hayırlı olsun deyip “Allah kurtarsın bakışı” atmaya başladım çünkü sadece bir iki günden sonra duyduklarınız nasıl bir ortama düştüğünüzü gösteriyordu. Ve bu sırada aylarca maaş verilmemesine rağmen kurum işçi arıyor ve çalıştırıyordu.(Oysa bu durumda olan bir kurumun devlet eliyle kapatılması sağlanmalıydı. Çünkü hem zarara uğruyor hem de zarara uğratıyordu. Çalışmak isteyenler işe alındıktan sonra yine işsiz kalıyordu çünkü maaş alamıyordu.)

Kanalda çalışan insanların güler yüzlülüğü samimi tavırları ortama ısınmamı hızlandırmıştı. Ortama ısındıkça da daha önce yaşananları dinleyip bir yandan kahroluyor ve bir yandan da üzülüyordum. Bir gün bir sohbette anlatılan bir kadın işçinin maaş alamadığı için ev sahibinin ahlaksız teklifi ile karşılaştığını duymam beynimden kaynar suların akmasına neden olmuştu. Bir de bu olayı yöneticilerin birbirine gülerek anlattığını duyduğumda ise ne diyeceğimi şaşırmıştım…

Daha sonra ise çalışanların maddi olarak yaşadıkları sıkıntıları dinledikçe inşallah durumlar düzelir diye dua etmeye başladım. Kanalda bulunan mescidin varlığı yöneticilerin ve müdürlerin kul hakkını yemeyeceğini düşünmeme sebep olsa da geçen süreçte bunun ne kadar yanlış bir düşünce olduğunu daha iyi anladım.

İLK AY MAAŞ YOK

İş yerinde ilk ayımı doldurmamla birlikte maaş hesabına bakıp maaşın yatırılmasını beklediğim o günleri asla unutamam. Çünkü sağ olsun sevenlerim hayırlı olsun diyor ama beni içten içe maaş alamama ve iş arama korkusu sarıyordu. Ve korktuğum şey de ertelenerek başıma geliyordu. İkinci ay yaklaşmasına rağmen ilk maaşı alamayarak evden işe işten eve gidiyordum kimi zaman sabah 5’inde kalkarak, kimi zaman gecenin 2’sinde eve dönerek…

İkinci ay maaşında gelmemesiyle bütün şüphelerim iyice doğru çıkmıştı. Bu sırada meğer maddi sıkıntı yani maaş ödenmemesi ikinci defa görüşmeye çağrıldığımda genç yöneticinin anlattığı gibi 2-3 aylık değil 2 yıla yakındır devam eden bir sıkıntı olduğunu öğrenince de iyice kahroldum. “En son maaş aldık” demesi de aslında geride yatmayan aylarca maaştan ziyade sadece benim işe girmemden önceki ayın yatan maaşıymış… Oysaki ben maddi sıkıntılar düzeldi diye yeniden görüşmeye gitmiştim…

Maaş sıkıntısı büyüdükçe sesler yükseliyor ve patronların ben işe girmeden önce “hepinizle helalleşeceğiz” sözleri de yalandan ibaret olduğu söyleniyordu çünkü bu süreçte onlarca insan işi terk ederek yatırılmayan maaşlarını alamadan işten çıkıyor ve haklarını zerresine kadar helal etmediklerini söylüyordu. Ne demiş Cenab-ı Hak; ‘Kul hakkıyla karşıma gelme!” Kur’an-ı Kerim’de, kul hakkı ile ilgili ve kullar arasındaki adalet esaslarını tespit eden birçok ayetten sonra:  “İşte bu Allah’ın hudududur, ona tecavüz etmeyin.”   (BAKARA SURESİ – 229. AYET) mealinde ilâhî ikazlar gelmektedir. Demek ki, kul hakkını çiğnemek, Allah’ın hududuna tecavüz olarak kabul edilmektedir. Ve burada sadece bir kişinin değil onlarca kişinin hakkı yendi ve hala da yenmektedir.

MAAŞLARINI İSTEYEN HABER EKİBİ İŞİ BIRAKTI(RILDI)

Aylardır maaş alamayan çalışan insanların sıkıntıları büyüyor ve büyüdükçe de insanlar çalışmak istemiyordu. Ama ne hikmettir ki sorumlu müdürler çalışanlar maaş alıyormuşçasına iş bekliyor ve işlerin sanki maaşlar aksatılmadan yatırılıyormuşçasına aksatılmaması isteniyordu. Yani hem suçlulardı hem de güçlülerdi. Temizlik görevlisinden teknik sorumlusuna kadar herkes işini en iyi şekilde yaparken maaşlar aylardır yatırılmamasına rağmen sergilenen tavırlar ise gerçekten insanların gerçek yüzlerini görmenizi sağlıyordu. Dedim ya en başından “Allah kurtarsın” diye işte…

Haber merkezi maaşların yatırılmamasına dayanamayarak bir gün topluca kanalda haber yapmama kararı aldı. Ve hepsi de o günlerde tek bir tane bile haber yapmadı. Aynı protesto teklifi bize de geldi ama nasıl?

Eğer destek olursanız işten çıkarma olur. İsterseniz destek verelim” diyordu o günlerde o genç yönetici. Amaç ortadaydı sisteme ayak uydurmayan maaşsız çalışmaya devam etmeyecek olanların işten ayrılması için elden gelen yapılacaktı. Protestoyu öğrenen müdürler ertesi gün hemen kanalda PAZAR günü olmasına rağmen toplantı yapıp PAZARTESİ günü bir maaşı herkese yatırdılar.  Oysaki ben işe yeni başladığım için daha önce herkesten GİZLİ tutmam söylenerek maaşımın üçte biri yatırılmıştı. Geri kalanını hala alamadım ama o ay tam maaş almıştım. Ardından herkes o hafta içinde bir maaş daha yatırılmasını bekliyordu fakat yatırılmadı. Bu süreçte protestoya katılan bütün haber merkezi çalışanları işi bıraktı(rıldı).

İnsanlar yatmayan maaşlarını isterken kanalda yayın politikası gereği ezilen Müslümanların hakları savunuyordu oysaki kanalda çalışanların hakları yeniyordu.

Ne kadar garip bir tutarsızlık değil mi?

Termikel Türkiye’de yeni mağazalar açarken KANAL A’da çalışanlar evlerine üç kuruşu götüremiyordu. Adeta çalıştığımız o günlerde Türk filmlerinde izlediğimiz kamçılanan kürekçi denizciler gibiydik hem maaş alamıyorduk hem de yöneticilerin sözleriyle kamçılanıyorduk. “İnsanlara zulmedenlere ve yeryüzünde zorbalık yapanlara yol yoktur. Onlara elem dolu azap vardır.” (Şura; 42/42) “Zulmedenlerin mazeret beyan edip yola gelmeleri için o gün artık çok geç!”(Rum; 57), “O, dilediği kimseyi sevgi ve merhametine alır zalimlere ise elem dolu bir azap hazırlamıştır.” (İnsan; 77/31).“Zalimlerin varacağı yer ne kötüdür!”(ÂLİ-İMRAN SURESİ – 151. AYET)

Dedim ya ben, GİZLİden maaşımın üçte birini alıyorsam elbette maaşını tıkır tıkır alanlar vardı. Kanalda bir yandan çalışıyor bir yandan da herkes gibi ben de iş arıyordum çünkü gerçekten çekilmez hale gelmişti her şey. Ramazan bayramın maaşlar tam yatar diye beklerken bayram harçlığı yatıyordu sadece aylardır maaş bekleyen işçilerin hesaplarına. Hiçbir şey demiyorum Ramazan bayramında çoluğuna çocuğuna elbise alma hayali kuran babaların başlarını yere düşürenler bu dünyada bir gün rahat yüzü görmesinler sadece çünkü KANAL A’da muhafazakâr(!) yöneticiler oğullarına şaşalı düğün töreni yaparken kanalda işçiler evine götürecek ekmek bulamıyordu sadece verdikleri 300 liralık yemek kartıyla ay geçirmeyi çalışıyordu. Maaş yatmadı dediğimiz yöneticiler de “bize de yatmadı” diyorlardı ama ben zerre miskal inanmıyorum. Çünkü maaşı almayan insan tedirgin olur. İşçiler stresli ve tedirginken onlar başka planlar kuruyorlardı.

İşten çıkarmak istedikleri işçilere daha fazla yüklenip adeta istifa etmesi için ellerinden geleni yapıyorlardı. İş bilmez insanlara görev verip iş yapanların da işine engel oluyorlardı çünkü insanlar istifa ederlerse onlar haklı oluyorlardı.

Haber merkezinin tamamının işten ayrılıp iki maaşın çok kısa sürede ardı ardına yatmasından sonra Genel Yayın yönetmeni Alper Tan öncülüğünde işçilerle yapılan toplantıda Tan, bütün çalışanların gözünün içine bakarak, “Ben bu kurumda 20 yıldır çalışıyorum. Zorlu günlerden geçiyorlar. Ben inanıyorum ki kimsenin hakkı kalmayacak ve maaşlarınızın artık düzenli alacaksınız” demesinin ardından aylarca maaş alınamadı ve kimse de hakkını helal etmedi. Ben o süreçten sonra ayrıldım ve hala içerde alamadığım 3 aya yakın maaş var. Ayrılırken de o genç yöneticinin sanki ben haksız ve suçluymuşum gibi o gün beni “İHBAR TAZMİNATI” ile tehdit etmesi aklımdan çıkmıyor. Cebimde işe gelecek param yok dediğim de maaşımın yatırılması için çalışması gerekirken bana dilenciye para verir gibi, “Ben sana 20 TL vereyim, gel” demesini de asla unutmayacak ve ahirette 20 katını soracağım. Başta o genç yöneticiye hakkımı helal etmiyorum çünkü 1-2 aylık sıkıntının aslında 1-2 yıldır yaşandığını söylememişti bana “Essebebü ke’l fâil” (sebep olan yapan gibidir)” sırrınca da, hesap verecek ALLAH’a o da o günde…

Ben TERMİKEL grubu müdürlerine ve KANAL A yöneticilerine alamadığım maaşlar yatırılsa dahi HAKKIMI HELAL ETMİYORUM. Hakkımızı savunmayan ve sadece kendini düşünenlerden bu dünyada olmasa da ahirette hakkımı söke söke alacağım. Çalışırken zulmedenlere de hakkımı helal etmiyorum. Çalışanları zor duruma düşürenlere de hakkımı helal etmiyorum.

Sözlerimi yenileyerek diyorum ki ne demiş Cenab-ı Hak; ‘Kul hakkıyla karşıma gelme!” Kur’an-ı Kerim’de, kul hakkı ile ilgili ve kullar arasındaki adalet esaslarını tespit eden birçok ayetten sonra:  “İşte bu Allah’ın hudududur, ona tecavüz etmeyin.” (BAKARA SURESİ – 229. AYET) mealinde ilâhî ikazlar gelmektedir. Demek ki, kul hakkını çiğnemek, Allah’ın hududuna tecavüz olarak kabul edilmektedir.

KANAL A’NIN SATILMASI

Son olarak geçtiğimiz aylarda kanal A’nın SANCAKTAR medya grubuna satıldığı haberleri çıkmış ve ardından haberler KANALAHABER.COM ve Sancaktar medyanın haber sitesinde yayınlanmıştı. Daha sonra kanalın satışının olmadığı yazılı açıklama yapılmış ve kanal a’nın satılmadığı ifade edilmişti. Ama ben kanalın satıldığına inanıyor ve maaşların yatırılmamasından dolayı satılmadığına dair haber yapıldığına kanaat veriyorum. Çünkü kanal A satıldıysa eğer o paralarla önce maaşını alamayan işçilerin maaşını ödenmesi gerekir. Yoksa o paralar da yöneticilerin boğazında kalır…

VESSELAM…

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum