1. YAZARLAR

  2. GÖNÜL AKKUŞ

  3. Karacaoğlan ve yayla güzeli
GÖNÜL AKKUŞ

GÖNÜL AKKUŞ

Yazarın Tüm Yazıları >

Karacaoğlan ve yayla güzeli

A+A-

İçli bir türkü söyleniyorsa Toroslar’ da, onu söyleyen, ya Karaca Oğlan ya Dertli Kerem, ya da Yunus’tur.

Mevsim yaz bahar, Doruklarda kar, eteklerde kardelen çiçekleri, çiğdem, Kekik, mormenekşe, sümbül yeşil halı sermiştir doğa, ovalara kırlara, gürül gürül akar dereler çaylar, oradan oraya koşarken kuzular oğlaklar, her seher bağrım da eser yanık sesli bir kaval bakmayın yaşıma ben dünkü başı sevdalı genç kız Anadolu’yum. Barçın yayla güzeliyim Karaca Oğlan’ nın sevdiceği Elif kızım.

Toros Dağları’nın ismi Orta Asya’dan gelen Türkmen boyları, Selçuklular Karamanoğulları tarafından yine Orta Asya’daki Toros (Taruz-Talas) Dağlarının adına izafeten verildiği bilinmektedir. Amasyalı ünlü seyyah Strabon eserinde-Tauros diye yazar.

Oğuzlardan Karmış Beğin kızı ve Mamaş Beğin karısı Barçın Salur idi (O-‘nun türbesi sir-i Derya’nın yakınında olup, halkça meşhurdur). Özbekler ona Barçın’ın  “ Kök Kaşenesi” (Gök Çinili) derler. 12. Yüzyılda Sir-i Derya bölgesinde yeni şehir kurulup, “Barçınlığ Kent” yani Barçına ait şehirdir adı verildi. Bu şehrin yanında bulunan Özkent  Aşnaz. Sığnak şehirleri vardır. Selçuklu Türkleri Anadolu’ya bu yöreden göçüp geldiklerine göre, Orta Toros-lardaki Barçın yaylası adını yine Selçuklular Orta Asya’daki Barçınlığ kentten esinlenerek Barçın adını koymuş oldukları bilinmektedir.( F.Sümer Oğuzlar s.81)

1115 – 1225 yıllarında komutan Mübarizüddin Ertokuş’un fetettiği Sarı-Veliler, Başyayla, Ermenek, Taşkent, Hadim, Konya’nın güneyindeki Orta Torosların dağ eteklerinden denize doğru inilince Alanya, Gazipaşa, Anamur ilçelerinin yer aldığı bölgeye Taşeli bölgesi denilmektedir. Başkenti Konya olan Anadolu Selçuklu Devletinin büyük hükümdarı Alaeddin Keykubat Karamanoğullarına Taşeli’ni, ve havalesini ikta etmişti. Buraya Oğuz Boyları yerleşmiştir. ( Emirler, Tekeli, Eski Yörük, Tırılar, Küçüklü, Fakırcalı, Hasanuşağı, Yaylalı, Keşşefli, Bahşişli, Sarıke-çili, varsak, Beyreli, Gerceli gibi daha birçok Türkmen- Yörük “ süratli koşan atlı Tur halkı”) Bu  Oymaklar gelenek, görenek, örf ve adetlerini yaşatmış, Dağ, tepe, ova, dere, yayla vs. yerleşim yerlerine de ad vermişlerdir. Eyne (Ayna) Çevlik, Gevne, fındık, Darı deresi ve bir sürü boz bulanık Dereler birbirlerini bulur, birleşir, büyür  Göksu Nehri ortaya çıkar.  Yörükler kendilerine “Yörük zenginleşince evlenir, şehirli evlenince ev yapar. Yörük eneksiz (kadınsız, çocuksuz), ineksiz, tüneksiz (yatacak yer), bineksiz  (at) duramaz derler. Yörükler koyun keçi ve inekten et, süt, yoğurt, peynir, keş, çökelek, Yağ, ayran, deri, yün elde eder. Kepenek, halı, kilim, çorap, eldiven, ceket, pantolon, kazak, başlık, poşa (başa örtülen örtü), vb.ler üreterek geçimlerini sağlarlar. Yaylaya göçle çıkan, yayladan göçle inen köylü ve Yörüklerin aslında beyaz olan tenlerikaracalaşmıştır. Yani “Karaca”dır. “KARAKIZ”,

“KARACA OĞLAN” gibi Karaca Oğlan bir dörtlüğünde şöyle der:

Ala gözlerini sevdiğim dilber,

Sana bir tenhada sözüm var benim,

Bana kara derler sakın inanma,

Ağ beyaz kar gibi yüzüm var benim

XVII. yy. da bu bölgede yaşadığı bilinen (1606-1679) Aşık

Edebiyatının en güçlü niteliklerini taşıyan Karaca Oğlan halk ozanlarının başında gelir. Beş yüze yakın şiiri derlenmiştir. Koşma, Semaî,

Türkü ve destan şeklindeki deyişlerini hep sekizli ve on birli hece ölçüsüyle yazmıştır. Deyişlerinde yaşadığı çevrenin dilini ve doğa güzelliklerini özgün biçimde kullanmıştır. Söyleyişindeki ustalık, doğallık,  içtenlik, doğruluk onu âşık edebiyatının övüncü yapmıştır.

Aynı zamanda besteci olan Karaca Oğlan’ın kendi adını taşıyan bestesi ve makamı vardır; Toroslarda “ Karacaoğlan çağırmak”  türkü söylemek anlamına gelir.     

Bu yörenin insanları, gelini kızı, büyüğü küçüğü, işlerini görürken Çocuklar kuzuları oğlakları güderken, arada birde develere “Ök ök” diye

gönlünce bağırıp, ebesinden ( Baba-anne,anne-anne) dedesinden duyduğu Karaca Oğlan’ın yakınlarını (şiir) da çağırmadan edemez. Yürü bire yalan dünya,

Sana konan, göçer bir gün.

İnsan bir ekin misali,

Seni eken biçer bir gün

Yer yüzünde yeşil yaprak,

Yer altında kefen yırtmak,

Yastığımız kara toprak,

O da bizi atar bir gün

Bindirirler cansız ata,

İndirirler tuta tuta

Var dünya’dan yol ahrete,

Yelgin gider salın bir gün

Karaca Oğlan der naşıma,

Çok işler geldi başıma

Mezarımın baş taşına,

Baykuş konar, öter bir gün.

Karaca Oğlan’ın sevgilisi Elif’in obası Barçın Yaylasına göçerken;

Çevlik deresinden geçmesi için Karaca Oğlan’ın aşireti tarafından

Yapılan “Aşk köprüsü”, yine Barçın çevrelerine daha önceleri aşk dağları, aşk yaylaları denildiği yaşlılar tarafından yörede anlatılmaktadır.

Bahar ile birlikte yaylalara göçen Türkmen- Yörüklerin çok eski bir geleneği olan “ÖRNEK İNSAN” yayla güzeli seçimi yapılır. Yayla güzeli seçimini yapacak o yörenin en yaşlı gün görmüş Kemâle ermiş Türkmen dedeleri toplanır. Günümüz jürisine benzer bir Seçici kurul meydana getirir. Jüri yedi, dokuz en fazla on beş kişiden

oluşur. Bugün için giyinmiş süslenmiş kadın ve kızları erkekleri, yaşlısı genci, vadinin uygun olan yerinde yapılacak seçimi sessizce beklerken toplanan Seçiciler Kurulu olan dedeler yemin törenini yaparlar. Yemin yapılmadan önce vadinin sağındaki sürünün yanına; soldaki sürünün oğlak ve kuzuları, soldaki sürünün yanına da sağdaki sürünün oğlak ve kuzuları getirilir. Kendi yavrularını emziremeyen koyun ve kuzular avaz avaz melemeye başlarlar koyun ve kuzuların oğlakların ses cümbüşü vadide yükselir. Vadiyi inim inletir. İşte o anda toplanmış olan dedeler hep bir ağızdan “ Yarabbi, göklere doğru dalga dalga yükselen şu günahsız sesler ile Kuran-ı Kerim üzerine yemin ederiz ki, örnek insan yayla güzelini seçerken herhangi bir hata yanlışlık yapmayacağımıza, doğruyu, yüce ahlâklı olanı seçeceğimize and içeriz” derler. Seçecekleri örnek insan (yayla güzelinde) bazı ayrıcalıklar ararlar: Birinci özellik olarak en yüce ahlâk aranır. Özü sözü doğru olan, yalan Bilmez iyiyi kötüden ayırır. Yapıcı ve yaratıcıdır. İlim yolundan ilerler

İnsanlarda sınıf farkı gözetmez. Şevkatli ve ümitsizliğe düşmez. Konuk sever, koruyucudur. Üşenmez, ertelemez, işi anında yapar. Davranışlarında hürdür.                                                                         

Bu özelliklerin yanında boy, bos, endam güzelliği için de şu gibi değerler ararlar:

 Üç yeri elâ göze uygun olmalı gözü kaşı saçı

 Üç yeri siyah olmalı saçı kaşı kirpiği

 Üç yeri ak olmalı teni dişi tırnağı

 Üç yeri kırmızı olmalı yanak dudak dil

 Üç yeri yuvarlak olmalı omuz kalça, göğüs

 Üç yeri küçük olmalı burun  ağız ayak

 Üç yeri uzun olmalı parmak bacak boyun

 Üç yeri ince olmalı beli sesi şekli

 Üç yeri büyük olmalı dizi gözü nazı

 Bu özellikleri; obalarda bilinen 18 yaşına basmış kızlar kılı kırk yarar, teker teker  ararlar. Yayla güzelinin hiç evlenmemiş olması birinci koşuldur. Genç kızın tutumu yaşamı hiçbir şekilde adı çıkmamalıdır. Köyler obalar komşular genç kızın yaşamını yakından bilmektedir. Yılda bir kez yapılır. Seçilen yayla güzeli dünyada en üst mertebeye ulaşır. Yayla güzeli’ne sarı çizme giydirilir. Sarı Çizmeyi Türk milletini yöneten hanlar, hakanlar, sultanların eşleri giyer, birde sarı çizmeyi yayla güzeli, Örnek İnsan; seçildiği ve seçilmeyi hak ettiği için, sarı çizmeye layık görülür. Eğer yayla güzeli evlenir, çocukları olursa, küçük kızlarına ucu kıvrık (burnu) sarı edik (küçük çizme) giyerler. Yayla güzeli evleneceği delikanlıyı seçer. Karaca Oğlan’ın sevdiceği yayla güzeli Elif Kızdır. Ne yazık ki, Yörük Bey’i Elif kızı Karaca Oğlan’a vermemek için alıp ortadan kaybolur. Karaca Oğlan da sevgilisi Elif’i arar da arar. Karaca Oğlan okur yazardır. Osmanlı imparatorluğu medrese yolu ile Anadolu’yu Arapça ve Farsça akıma Toroslar geçit vermez. Karaca Oğlan eserleri en çok beste yapılan ozandır. Bunun sebebe Karaca Oğlan’nın sevi doğa şairi olması dilinin arı duru Türkçe olmasıdır. Karaca Oğlan’nın Ermenek’ te doğduğu ve Sarıveliler ilçesi Yeşilyurt ( Varsaklar) Mahallesinde Karacalar diye bilinen Kara Zorlar vardır. Bu kabilenin Karaca Oğlandan geldiği söylenir. Günümüze kadar doğrudan doğruya Karaca Oğlan’ın doğum ve ölüm tarihlerini yazan yazılı kaynak ve belgeler yoktur. Karaca Oğlan’la ilgili araştırma yapan birçok yazarlar; Karaca’Oğlan dendi ünüm duyuldu. Bin on beşte (1606) göbek adım konuldu.

Bin on beşte, beratçığım yazıldı. Seksen beşte bel kemiğim bozuldu. Bin doksanda (1679) mezarımın başında. Döner baykuş, öter bülbül Yazılı kaynaklar, cönkler ve bu dizelere dayanarak Karaca Oğlan 15. yy sonları 16.yy yaşamış olduğu kuvvetle muhtemeldir. Latif Tezkiresi, Sürname-i Humayun, Meva-idün Nefais’fi Kavaidil Mecalis, eski bir mecmua şair name, A. Hamdi’nin Hatıra Defteri, cönkler, Köroğlu, Ayvaz Efsanesi, Aşık Ömer ve Karaca Oğlan’ın şiirlerinden 16. YY yaşadığı kuvvetle muhtemeldir. Şiirlerinden uzun yaşadığını anlamaktayız. Sarıveliler halkından 1997 yılında 115 yaşında olan Teyin Ali Lakaplı Ali Selamet, Salih çakır’ın büyüklerinden duyduğu ve yörede “Karaca Oğlan’ın anasına ait olan ev KARACALAR sulalesi mahallesinde bulunduğu, Taş ve çakıl yığanları şeklinde evin ören yeri son yıllara kadar ziyaret edildiğini de anlatmışlardır. Karaca Oğlan’ın mezarı Sarıveliler Başdere’ de 7 köyün ve bir ilçenin ortasındaki ortak mezarlığın içerisinde bulunan Ulucami’nin kıblesindedir.

 Karaca Oğlan’ın yaşadığı dönemde Çukurova, Antep, Alanya bütün Taşeli bölgesinde dolaşmış. Gittiği bu yerlerde gördüğü güzellere, doğaya toplumsal olaylara şiirler söylemiştir. Bu şiirleri ile yaşadığı yerleri etkilemiştir. Karaca Oğlan’dan sonra gelenlerde onun gibi söyleye gelmişlerdir. Çok kısa örnekler sunarsak Karaca Oğlan’ın torunlarından olduğunu söyleyen Fil Ahmet şöyle der:

Gök öncektir aşiretin nakışı

Güvercin topuklu keklik sekişli

Adını sevdiğim Zinhar yokuşu Göç çekip geldiğim yerler ağlasın. ( Zinhar yokuşu Karaca Oğlan’ın şiirlerinde geçen Anamur ile Ermenek arasındaki Kervan Yaylası, Perçembeli yakınıdır) Anlatılanlara göre Karaca Oğlan 1.80 boyunda ince yapılı, Siyah saçları ve bıyıkları gür saçları omuzlarında perçem şeklindedir. Renk aslında beyaz güneş yakmasından rüzgar çarpmasından esmer ile kumral arası gün yanığı görünüşlü esmerimsi dağlardaki yaylardaki boz armutlar ermeye başlayınca yani renginde esmere kaçan içi olmuş armutlara Başdere’de Karaca denir. Bu Karaca Oğlan ’ın tenine benzetilir. Karaca Oğlan’ın Türk kültürüne katkısı  yadsınamaz. Saygılarımla.

 

 

 

             

 

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.