1. YAZARLAR

  2. MUHTEŞEM TIRAŞ

  3. KEÇİÖREN'DEN BÜTÜN TÜRKİYE'YE...
MUHTEŞEM TIRAŞ

MUHTEŞEM TIRAŞ

Yazarın Tüm Yazıları >

KEÇİÖREN'DEN BÜTÜN TÜRKİYE'YE...

A+A-

Ne de çabuk geçmiş, dile kolay tam 30 yıl.
1989 yerel seçimleri... Türkiye genelinde birçok ili ilçeyi kazandığı gibi, Keçiören Belediyesini de Erdal İnönü'nün Genel Başkanı olduğu SHP kazanmıştı.
Hatırladığım kadarıyla yapılan ilk icraat belediye binasındaki mescidin kapatılması olmuştu. Ağırlıkla Orta Anadolu'nun kendi hâlinde insanlarının yaşadığı bu büyük ilçenin belediye kadroları etnik ve mezhepsel tercihler özenle gözetilerek, Ankara dışından getirilen aşırı sol örgüt sempatizanları ve militanlarıyla doldurulmuştu.

SHP'nin 1991 Genel Seçimlerinden sonra kurulan koalisyonun da parçası olması, devlet dairelerinde pervasızca bir kadrolaşma ve şehirlerde gettolaşma hareketinin de önünü açmıştı.
PKK terörünün tabiri caizse tavan yaptığı yıllardı. Örgütün şehir yapılanmaları, eğlence yerlerinden tutun, benzinliklere, hatta büyük marketlere kadar gözlerine kestirdikleri birçok işletmeyi haraca bağlamıştı.

Ankara'nın neredeyse her mahallesinde ayrı bir çete, her semtinde ayrı bir mafya türemişti. Hele ki semt pazarları öyle bir hâle gelmişti ki, sadist magandaların âdeta özerklik ilan ettiği pazar yerlerinde kadınlara karşı her türlü taciz ve sarkıntılık yapılıyor, vatandaş kazıklanıyor, kimsenin sesi çıkmıyordu.
Zabıta, tartı aletlerinin denetimini dahi yapmıyordu. Asayiş yönünden de Polisin gücü yetmiyordu pazar mafyasına. Her hafta birkaç vatandaşın kafası gözü yarılıyordu. Hiç unutmuyorum; bir pazarcıya "Bu balıklar bayat gibi görünüyor" diyen bir vatandaşın üzerine 20 pazarcının birden saldırıp hastanelik ettiği olayı. Pazarcı esnafının büyük çoğunluğu böyle değildi elbet. Lakin bölücü mafyanın kolladığı serserilerin korkusundan namuslu, temiz esnaf da sinmişti.
Belediyenin hizmet birimlerinde ise onlardan olmayan vatandaşa âdeta kan kusturuluyordu. Mesela, (abartmıyorum) vatandaş, belediyeye işi düştüğünde, belediye bürokratlarına "Selamün aleyküm" demeye dahi cesaret edemiyordu. Çünkü pos bıyıklı bir memur/şef veya müdür, selam verdiğinizde yüzünüze tuhaf bir bakış fırlattıktan sonra, derhal işinizi nasıl yokuşa süreceğinin hesabını yapıyordu. İmansız Askerî vesayetin hüküm sürdüğü bir dönemde, imanlı insanların boynuna gericilik/yobazlık gibi yaftalar kolaylıkla asılabiliyordu. O sebeple millî/manevi hassasiyeti olan herkese rahatlıkla düşmanlık edebiliyorlardı.
Teşbihte hata olmaz; bu kadroların kaportaları yani dış görünüşü, Atatürkçü, motoru ise PKK'lı veya DHKP/C'li idi; tıpkı bugün olduğu gibi.

Belediyelerin sosyal tesislerinin işletmesinden tutun, gazete büfeleri, kavun karpuz sergilerine kadar her imkân pos bıyıklı solak çetelere ikram ediliyordu.
İmar geçen gecekondu bölgelerinde oynanan oyunlara, vatandaşın çalınan arsalarına hiç girmiyorum, zira sayfalar yetmez anlatmaya.
Gerek Büyükşehir Belediyesi'nde, gerekse ilçe belediyelerinde inşaat ihalelerinin kimlere nasıl bağlandığının...
PKK'nın paravan şirketlerine sadece belediyelerden değil, hangi devlet kurumlarından nasıl ihaleler dağıtıldığının ayrıntılarına da girmeyeceğim.
"Hakça Paylaşım" sloganıyla belediyelerin büyük bölümünde kümelenen sol cenahın, başta 68'liler kuşağının mümessilleri olmak üzere, proleter geçinen züppe aristokratları kısa sürede müteahhitliğe evrilmiş, birer burjuva olup çıkmıştı. Hazineden tahsis ettirdikleri arsaların üzerine kondurdukları kooperatiflerle yasal dolandırıcılıkta da başı çekiyorlardı. Kendini darı ambarında bulmuş tavuk misali, bir yandan kursaklarını dolduruyor, diğer yandan da devletin altını oymaya çalışıyorlardı.
Hükûmete de ortak olduktan sonra şehirleri yaşanmaz hâle getirmişlerdi. Keçiören için söylüyorum; geceleri sokağa çıkmak, ailenizle bir parka gitmek bile riskliydi. Nerede ne zaman bir psikopatın size bulaşacağı belli olmazdı zira. Belediye parkları madde bağımlısı jiletçilerin yatağı olmuştu. Demiştik ya "PKK terörünün de tavan yaptığı yıllar" diye... Gelip çattı 1994 seçimleri. Asayiş bozukluğunun ve terörün canına tak ettiği millet, sosyal demokrat zannederek bir şans tanıdığı terör meftunu solaklara teslim ettiği yerel yönetimleri çekip alıverdi.
İşte o seçimde, geçmişten beri millî damarın güçlü olduğu Keçiören'de halk, genç bir adamı taşımıştı Belediye Başkanlığı'na. O Başkanın koltuğa oturur oturmaz yaptığı ilk iş, cesaretle pazar yerlerine el atmak oldu. Kadrosunu da kendisi gibi gözünü budaktan esirgemeyen cesur kişilerden oluşturmuştu bu Başkan. Mafyanın koruması altındaki pazarlara bir daldı ki, dalış o dalış!... Bu işi nasıl başardığının teknik ayrıntısına(!) girmeyeceğim; kısa sürede pazarlarda kadınlara tacizde bulunan ne maganda kalıyordu, ne de vatandaşı kazıklayan, döven serseriler...
Dahası Türkiye'de bir ilk gerçekleşiyordu. Bütün pazarcılara, üzerlerinde isimleri yazılı olan önlük giyme zorunluluğu geliyordu. Güleryüzlü hizmetle beraber, etiketler yerli yerinde, tezgâhlar nizami, denetim harika. Sonuç, olağanüstü bir disiplin ve huzurlu alışveriş...
Keçiören'deki bu değişimi Emek'te oturan Merkez Valisi bir arkadaşıma anlatmıştım. Vali Bey, o günden sonra her hafta pazar alışverişi için Keçiören'e gelmeye başlamıştı eşiyle beraber.

Devam edelim... Altınok, önceki yönetimin kızlı/erkekli solcu militan öğrenciler için "Bekâr Evi"olarak inşa ettiği, ancak kısa sürede adı, Belediye Kerhanesine çıkan yapının kapısına kilit vurarak, hastaneye dönüştürülmek üzere Sağlık Bakanlığı'na devretti.

Daha sonra parklara el attı. Buralara dadanan ve ilçe sakinlerinin baş belası olan berduşları, ayyaşları ve serserileri temizledi. Kolluk güçlerinin sağlayamadığı asayişi ve düzeni sağlayan belediye başkanı olarak geçti tarihe.

Bilenler bilir, Keçiören'in girişinde sağlı sollu devasa kayalıklar vardı. O kayalıkların bir kısmını yapay şelaleye çevirdi ki, ne şelale!... Dünyanın sayılı, Türkiye'nin ise en büyük yapay şelalesi...
Mezbeleliğe dönen, kokudan geçilmeyen Çubuk Çayının üzerindeki diğer kayalıkları ise üzerini toprakla doldurarak diktiği ağaçlarla bir ormana ve şık bir parka dönüştürdü. Ankara'ya gelen misafirlerin mutlak uğrak yeri, gelin ve damatların düğün resimleri çektirdiği mekan haline gelmişti Şelaleler Bölgesi. Sorunlara pragmatik yaklaşımıyla belediye hizmetlerinde aksayan ne varsa bir bir ortadan kaldırdı.

Yine vatandaşın çilesi olan vergi kuyruklarına son verdiği gibi, Keçiören Belediyesi'nin vatandaşa çay ikram edilen ilk belediye olmasını sağladı. İnşa ettiği diğer şelaleler, parklar bahçeler, teleferik, Estergon Kalesi... ve sayılması gereken daha nice hizmet.

İşte cesareti ve pratik zekâsıyla temayüz eden o kişi Turgut Altınok.
10 yıl aradan sonra AK Parti'den yeniden aday Keçiören'e.

Başkanlık sisteminin gelmesiyle doğal olarak iki kutupta kümeleşen Türkiye siyasetinde, Millî Cephe olarak addettiğim Cumhur İttifakı'nın Ankara ilçelerindeki en güçlü siması Turgut Altınok.
MHP seçmeninin de desteğiyle Keçiören'i açık ara kazanmasının yanında, Büyükşehir'e taşıyacağı oylarla Mehmet Özhaseki'nin de daha rahat kazanmasında çok önemli rol oynayacak.
Son olarak; zaman zaman sosyal medyadan da yaptığım çağrıyı yinelemiş olayım:
İlimizde veya ilçemizdeki mevcut bazı başkanların hizmetlerinden memnun olmayabiliriz. Gösterilen adayları beğenmemiş olabiliriz, gönlümüzden geçen isimlerin aday yapılmayışına kırılmış, kızmış da olabiliriz.
Lakin...
Sandığa giderken şunu mutlaka düşünelim:
- Cumhur İttifakı'nın karşısında kimler var?
- Polisimize, askerimize ve halkımıza kurşun sıkan PKK'nın ve FETÖ'nün yancıları kime oy verecek?
- Gezi kalkışmasında şehirlerimizi yakıp yıkan vandallar kime oy verecek?
- 15 Temmuz gecesi darbe oldu diye balkonlarından zafer naraları atanlar kime oy verecek?
- Döviz artsın, memleket batsın diye salya saçan hainler kime neden oy verecek?

Bütün bunları düşünelim ve yukarıda bahsini ettiğim karanlık yıllara dönüldüğünde olacakları tahayyül edelim. Vicdanın razı olmadığına emin olun Allah da razı değildir. Zira Allah, insan fıtratını iyiliğe doğruya meyyal, yanlışa kötülüğe mugayir yaratmıştır.

Seçimlerle ilgili bir başka yazı kaleme alır mıyım bilmiyorum.
Kendi ilçem, İlklerin Keçiören'inde, İlklerin Başkanı Turgut Altınok'a...
Büyükşehir'de, Kayseri'yi Kayseri yapan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yapmış, şehircilik tecrübesinin zirvesine ulaşmış bir isim; Mehmet Özhaseki'ye....
Cumhur İttifakının bütün adaylarına ve de vatansever neferlerimize...
Şimdiden başarılar diliyorum.

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.