1. YAZARLAR

  2. HAKAN POLAT

  3. Kim takar Arab’ın ceddini?
HAKAN POLAT

HAKAN POLAT

Yazarın Tüm Yazıları >

Kim takar Arab’ın ceddini?

A+A-

Hatırlar mısınız tarihte bir Memluklular Devleti vardır. Hani Osmanlının Merci Dabık ve Ridaniye Seferleriyle varlığına son verdiği ve Mısır’ı ele geçirdiği devlet. Bu devlet bir Türk devleti olup diğer adı Kölemenlerdir. Köle evet bildiğimiz köle. Araplara esir olmuş ve Bağdat gibi Şam gibi köle pazarında satılan Türk çocuklarının kurduğu ve Mısır’da Osmanlı’dan önce muazzam bir medeniyet meydana getiren bir devlet. Ama burada ki şifre köle Türk çocukları.

Birleşik Arap Emirlikleri'nin Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed denen köpek, “ Türk Fahri Paşa'nın Medinetü'l Münevvere halkının hakkına girdiğini ve onların mallarını çaldığını, onları kaçırdığını, Şam'dan İstanbul'a "Seferberlik" ilan ederek Medine'deki el yazması eserleri çaldığını biliyor muydunuz? İşte Erdoğan'ın dedelerinin Müslüman Araplarla ilişkisi buydu" demiş.

Şimdi bu şerefsiz adama ceddini hatırlatmakta fayda var.

****

Buhara, Semerkant, Taşkent, İpek Yolu’nun en gözde ve en zengin şehirleri bir zamanlar. Dört halife dönemi bitmiş, Arap Emeviciliği aynen bugünkü gibi gözünü yağmaya ve zengin Türk şehirlerine dikip, zalim Arap komutanı  Muaviye’nin ikinci Horasan Valisi, hem de Halife Osman’ın oğlu Said Semerkant’a saldırır, evleri, hayvanları talan eder, binlerce Türk’ü kılıçtan geçirir, mallarına el koyar, kadınlarını cariye yapar ve binlerce Türk gencini, köle pazarlarında satmak için Horasan’a getirir.

***

Said’den sonra, Horasan Valisi Salim bin Ziyad olur. Horasan’da Muaviye’nin oğlu Yezid’e bağlıdır.. Ziyad’da ayni şekilde saldırır ve bu talandan sonra binlerce Türk kılıçtan geçirilir, çocuklar köle pazarlarında satılmaya başlanır.

***

Bir başka Arap komutan Yezid ibni Muhelleb’de Türk şehirlerini talan eder. Yezid’in savaşçıları, Harzem’den ele geçirdiği Türkleri boyunlarına damga vurarak köle pazarlarında satarlar.

***

Kuteybe ve Haccac denen komutan valiler belki tarihteki ilk Türk katliamını yapar. Talkan ve Curcan katliamları. 24 km uzunluğunda yol boyunca Türk esirler ağaçlarda asılır ve çocukları ve kadınları köle pazarlarında satılır.

***

Buhara’nın Türk halkı Müslümanlığı kabul eder ama Kuteybe onların numara yaptıklarını, vergi ve cizye vermemek için Müslüman olduğunu söyler ve onların Müslümanlığını kabul etmez. Evlerine Araplar oturur, mallarına konar, Türk kadınlarına tecavüz edilir, ve Bağdat’ta kurulu büyük köle pazarlarına satılmaya gönderilir.  

***

Haçlı seferlerinde Kılıçarslan sel gibi gelen haçlı ordularına ta İznik’ten Adana’ya kadar gerilla savaşı ile vuruşarak, az sayı da askeriyle onları kırarken, Mısırdaki Fatimi Arapları, Frenklere elçiler göndererek Türklere karşı birleşmeyi teklif ediyor, onları Antakya ve Kudüs’e davet ediyordu. Bugün Suudi Arabistan’la, Birleşik Arap Emirlikleri’nin, Amerika’ya selam çakması ve Kudüs’ü satması gibi yani.

***

İkinci haçlı seferinde ise Selçuklu Türkleri hem milletinin hem dininin namusunu korurken, Arap korsanlar Sicilya kralı Roger ile Anadolu köylerinde savunmasız kadın, çoluk, çocuk ve ihtiyarları yağmalayıp köle pazarlarına gönderiyorlardı.

***

Sırf Peygamber Efendimizin soyundan geldi diye Mekke Emiri yapılan Şerif Hüseyin, İngilizlerle anlaşma yapıyor, ihaneti bir kez daha başlatıyordu. Yakalanıp İstanbul’a getirilmesine ve cezası idam olmasına rağmen Türk’ün Peygamber Efendimizin soyuna hürmetinden dolayı, ev hapsine çarptırılıyor ve ikinci meşrutiyetle beraber serbest kalıp tekrar kutsal topraklara geçerek her türlü ihanete ve alçaklığa yeniden başlıyordu. Kendini Akdeniz’den Basra’ya kadar tüm Arapların kralı olarak görürken, Suudların hamlesiyle havasını alıyordu.

***

Gelelim şimdi ki Suud’ların atalarına, İngiliz etkisiyle ne idiğü belirsiz bir mezhep oluşturan bu kendini bilmez aşağılık sefiller, şimdiki gibi emperyalizmin köpekliğine soyunuyor, Yemen’de, Filistin’de, Bağdat’ta ve birçok cephe de ardılı oldukları Şerif Hüseyin gibi kan dökmeye devam ediyor, Türk askerlerinin karınlarını deşerek, midelerinde kırmızı altın lira arıyorlardı.

***

Çanakkale deki 77. Arap alayı akın akın gelen Anzak askerlerini görünce sırra kadem basıyor ve birçok Türk evladının ölmesine yol açıyordu. Hani bize diyorlar ya, Çanakkale de Araplardan da birçok insan şehit olmuştur, bunlar büyük yalandır, orda yatan aslanlar, bugün ki Arap vilayetlerinden gelen Osmanlı Türk evlatlarıdır. İsimlerinin Arapça olması hiçbir şey değiştirmez, bugün toplumumuzun yarısının adı Arapça veya Farsçadır ama bu bizim Türk olmamızı değiştirmeyeceği gibi, onların geldikleri topraklarında Arap ülkesi değil Osmanlı vatanı olduğu unutulmamalıdır.

***

 Birinci dünya harbinde Halifenin çağrısına Arap olmayan Hindistan, Endonezya, Filipin Müslümanları cevap verirken nedense Arap Müslümanlarından hiç ses çıkmıyordu.

Ceddin, atan ne idi ki ey Arap, sen ne olasın?

Armut dibine düşer misali, torunu neyse ceddi de, dedesi de aynıydı, hiçbir şey değişmedi ki.

Şimdi içimizdeki Arapçıların, dur sakın ha dediğini duyar gibiyim. Sanki Arab’a laf söyleyince Efendimize söylemiş gibi hemen bir aforizmalar başlıyor. Haşa huzurdan, biz O’nun ayağının tozuna kurban oluruz amma, şu da bilinmelidir ki, Efendimiz Arap falan değildi, Arab-ı Mustaribe’dir. Yani Araplaşmış, sonradan Arap olmuş demektir. Neyse bu başka bir yazının konusu.

Ve şunu aklınızdan çıkarın kardeşim, İslam demek Arap demek değildir, İslam demek Arapçılık demek hiç değildir.

Yeter ki tarihimizi iyi bilelim, çocuklarımıza iyi anlatalım.

Köle bile olsak, bu milletin neler yapabileceğini, kölelikten nasıl kurtulup devletler kurabileceğimizi, Allah’tan başka kimseye boyun eğmeyeceğimizi, bağımsızlığın tam karakterimiz olduğunu ve Türk’ün bekleyen değil beklenen olduğunu anlatalım.

Ve her daim tarihten ders çıkaralım.

Gerçi hep öyle diyoruz, hep bir nasihatlar yazıyoruz ama bir halt da çıkartamıyoruz o da başka.

hakanpolat@gmail.com

hakanpolat006 twitter 

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.