1. YAZARLAR

  2. HAKAN POLAT

  3. Kimliğini açıkla Sarı Gelin-1
HAKAN POLAT

HAKAN POLAT

Yazarın Tüm Yazıları >

Kimliğini açıkla Sarı Gelin-1

A+A-

Şunu merak etmişimdir, neden Türkiye de sanat, siyaset, edebiyat  v.s alanlarında ilkler, hep sıradan, topluma tam uyum sağlayamamış veya marjinal elit tabaka gözüken insanlardan çıkar?

Neden Türkiye içinde pek makbul olmayan veya sadece belirli kesimlerin tuttuğu, değer verdiği insanlar, dış dünyada mesela Avrupa’da daha başarılı olurlar?

Genelleme yapmak istemem ama Orhan Pamuk neden dış dünyada daha tutulur veya Leyla Gencer’in nasıl bir sesi vardır, Fazıl Sayın’ın virtüöz özelliği nedir?

Neden şarkıcı diye bildiğimiz gencecik kızlarımız sanat hayatının kendince en başarılı anında yabancı birisiyle evlenip 3-5 yıl sonra boşanır ve memlekete gelince de milli duyguları kabarır?

Veya  siyasetin alfabesini bile bilmiyor dediğimiz, alt teşkilatların hiç tanımadığı adamlar nasıl oluyor da bir bakıyoruz, vekil, bakan, genel başkan ve hatta başbakan olabiliyor?

Okul yılları sıradan, üniversitesi yılları sıradan, görev yaptığı yıllar başarısızlıkla dolu; mesela Kemal Kılıçdaroğlu… Aman Allah’ım nasıl bir yetenek ki, bir bakmışsın iflas dolu SSK günleri, İş Bankası yönetim kurulu üyeliği, en son genel başkanlık…

Ha keza, siyasetin ve bürokrasinin yanında yazılı ve görsel basına şöyle bir bakmak lazım. Bizim dönemimizde, okul yıllarında kantinin bir köşesinde gitar çalıp apolitik bir çehreyle gününü gün eden,  bugünse genel yayın yönetmeni olup Türk siyasi hayatına kendince ayar vermeye kalkan zevatlar…

Terör örgütlerinin lideri konumunda olan insanlara da bir bakın! Silik, pasif kişilikler bir anda önder, lider konumuna geliyorlar.

Bu örnekler o kadar çoğaltılabilir ki; kafamızı kemiren neden, neden, neden sorularının cevabı yine bu toplumun içinde.

Sorun şu ki, bunların kahir ekseriyeti çift kimlikliler veya dönmeler…

Osmanlı devşirme sistemi 21 yy. Türkiye’sinde devam etmekte ve hala dönmeler gücü elinde tutmakta. Bu gücün devam edebilmesi için sistemin bütün çarklarına ve önemli yerlerine kendisi gibi dönme olanları getirmekte ve hatta kendi yerlerine de hazırlamakta. Ama en azından Osmanlı dönmelerinin, hangi makama gelirse gelsin dönme olduğunu, devşirme olduğunu herkes bilirken, cumhuriyet yıllarının yanlış nüfus kayıt politikaları sebebiyle günümüz dönmelerinin kim veya kimler olduğunu biz bilmiyoruz. Arada sırada Hallaçoğlu gibi cılız sesler çıksa da ırkçılık, faşistlik yaftası yeriz diye veya işine geldiğinden dolayı kimse sesini çıkarmıyor.

Dönmeler deyince herkesin aklına Yahudi dönmeleri geliyor. Artık sıktı bu  Sebatay Sevi muhabbetleri. Önüne gelen bir kitap yazdı, açıklama yaptı, adamlar deşifre olacakları kadar oldu zaten. Kimse çıkıp da “yahu siz din değiştirmişsiniz, siz Yahudiymişsiniz, sizle görüşmem, çalışmam” falan demedi. Ortalık güllük gülistanlık, hepsinin de keyfi yerinde. Ekonomik olarak güçlüler ama sayılarının sınırlı bir grup olduğu da açığa çıktı. Tabi hep batıdaki Sebatay aileler çıktı, doğu dönme Yahudileri hala sır gibi saklanıyor.

Kimse Ermeni dönmelerinden bahsetmiyor, bahsetse de Sebataylar hakkında yazılanların söylenenlerin yüzde biridir herhalde. Bu konu o kadar önemli ki; diasporanın ve batının bizi soykırımla suçlamasının bile cevabı Ermeni dönmelerinin içindedir.

Çünkü Ermeni dönmeleri dediğimiz insanlar hep içimizdeler, bir çoğu Müslüman olmuş, Müslüman adı almış, Kürt ve Alevi kimliğini benimsemiş kendini bu yolla saklıyorlar. Çift kimlikliler, evde başka, dışarda başkalar. Müslümandan daha Müslüman, kraldan daha kralcı gözüküyorlar sistem fark etmesin diye.

Bunlar öğretmen, devlet memuru, köşedeki bakkal, Ulusta hırdavatçı, Kızılay’da kotçu, Sakarya Caddesi’nde meyhaneci, öğretim görevlisi, rektör, üst düzey bürokrat, Genel Müdür, Daire Başkanı, köşe yazarı, gazete sahibi falan filan. İyi organize olabiliyorlar, bir gecede “Hepimiz Ermeniyiz” diye pankartlar açıyorlar ve bize çok benziyorlar.

Oysaki ne devir 20 yy. başları ne de 90’lı yıllardaki gibi vesayet rejimi gündemde artık. Tıpkı Sebataylar gibi “biz buyuz” diyebilirler. Kimse onlara siz Ermenisiniz diye ne baskı ne zülüm yapar. Kimse Kiliseye gidiyorsun diye yakalarına yapışmaz. Mahalle baskısından çekiniyor gibi görünüyorlar ama aslında kazanımlarından vazgeçmek istemiyorlar.

Oyunu kuralına göre değil; hep yandan yandan oynamayı tercih ediyorlar.

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.