1. YAZARLAR

  2. İLHAMİ YANGIN

  3. Kontrgerilla ve Bahçelievler katliamı
İLHAMİ YANGIN

İLHAMİ YANGIN

Yazarın Tüm Yazıları >

Kontrgerilla ve Bahçelievler katliamı

A+A-

Kontrgerilla komutanlıklarının listesini geçen hafta bu köşede yayınlamıştım.
Listenin sonunda yer alan Eyüp (İstanbul) ve Çankaya (Ankara) ilçeleri, kontrgerillanın idare merkezleriydi.

Türkiye’de oluşturulan kontrgerillanın ana karargâhı, Çankaya ilçesine bağlı olan, Bahçelievler semtindeydi.

*

Amerika Birleşik Devletleri'nin NATO üyesi ülkelerde oluşturduğu askeri malzeme depoları “The United States Logistics Group” (TUSLOG) olarak isimlendirilmişti.
Görünürdeki işlevi depo olan bu merkezlerin asıl niteliği, gizli ABD askeri üssü olmalarıydı.
NATO'ya üye olduğumuz günden itibaren, Türkiye'nin birçok yerinde TUSLOG kurulmuştu.

Depo yapılacak gerekçesi ile ABD'ye verilen bu askeri alanlarda, son derece gelişmiş telsiz ve haber alma sistemleri ile radar cihazları bulunuyordu.

Söz konusu TUSLOG depolarının en bilinenleri İstanbul, Sinop ve Samsun'da bulunuyordu. Bu üslerin asli görevi SSCB’yi izlemekti.

Bir TUSLOG da Ankara’da bulunuyordu.
Ankara’daki TUSLOG, kontrgerillanın idari merkezi olan Çankaya ilçesi sınırları içerisindeki, Balgat semtindeydi.

Kontrgerilla ana karargâhının bulunduğu Bahçelievler ile TUSLOG’un bulunduğu Balgat semtleri birbirine bitişikti.

Bahçelievler’de yapılacak kontrgerilla faaliyetleri, Balgat’ta bulunan TUSLOG ile koordineli yürütülecekti.

İstanbul, Sinop ve Samsun'da bulunan diğer TUSLOG üsleri de Ankara'daki ana TUSLOG'a bağlıydı.

*

Ana karargâhın bulunduğu Bahçelievler semtinde hummalı bir çalışma yürütülüyordu.
Kontrgerilla organizasyonunun kurucularından Ruzi Nazar işin başındaydı.

Ankara'ya yerleşen Ruzi Nazar, fasılalı olarak Almanya ve ABD'ye gitse de, yılın büyük bölümünü Bahçelievler'de geçiriyordu.

Alparslan Türkeş günün tamamını Milliyetçi Hareket Partisi Genel Merkezi'nin bulunduğu  Bahçelievler'de geçiriyordu.

Kasım Gülek de Bahçelievler'de ikamet ediyordu.

Bahçelievler'in bazı kısımlarına, gizlenmek ve kaçmak için tüneller inşa edilmişti.

*

Almanya (o tarihteki adıyla Batı Almanya), Sovyet tehdidini bahane eden ABD'nin Türkiye'yi hegemonya altına almaya başladığını görüyordu.

Türkiye'deki bazı sol fraksiyonları evvelden beri elinde bulunduran Almanya, Anti-Amerikancı söylemlerle kışkırttığı devrimci gençleri kullanarak, ABD menfaatlerini baltalamaya çalışıyordu.

Ankara merkezli yürütülen kontrgerilla faaliyetleri, Almanya açısından kaçırılmayacak bir propaganda malzemesiydi.

Fırsatı değerlendirmek isteyen Almanya, CİA tarafından Türkiye'de yürütülen kontrgerilla faaliyetleri ile ilgili bazı ön bilgileri Uğur Mumcu'ya verdi (Almanya'nın bu bilgileri neden Uğur Mumcu'ya verdiğini merak ediyorsanız, 7 Ağustos 2017 tarihli, “Türk medyasındaki Almancı derin yapılanma” başlıklı yazımı okumanızı tavsiye ederim).

Uğur Mumcu, Cumhuriyet gazetesindeki “Gözlem” başlıklı köşesinden, Ruzi Nazar, CİA, Kontrgerilla konusunu işlemeye başladı.
16 Mart 1978 tarihli, ilk yazısı, “Ruzi Bey ve CİA...” başlığını taşıyordu.

Mumcu sonraki günlerde de hep aynı konuyu işledi; Ruzi Nazar'ın Türkistan asıllı bir CİA ajanı olduğu, Türkiye'deki kontrgerilla oluşumuna öncülük ettiği, Ankara Bahçelievler'de ikamet ettiği, evinin hangi sokakta olduğu, evine kimlerin gelip gittiği vb. yazıyordu.

Uğur Mumcu'nun yazıları, Ruzi Nazar'ın sıkı takip altında olduğu ve evinin gözetlendiğini ortaya serdi.

Kontrgerilla yapılanması nedeniyle; Bahçelievler'de kimlerin ikamet ettiği, eve, okula, işe hangi yoldan gidilip hani yoldan dönüldüğüne, hangi evde telefon-televizyon olduğundan, hangi evin ışığının hangi saatte söndüğüne varıncaya kadar birçok bilgi tespit edilmişti.

Sıkı bir araştırma ile Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesi bazı gençler belirlendi.
Bahçelievler 15. sokaktaki 56 numaralı binanın 2 numaralı dairesinde kiracı olan gençler, vardiyalı olarak, Ruzi Nazar'ın ikametini gözetliyordu.

Aylarca takibe alınan gençlerin ne yaptığı, nerelere takıldığı ve kimlerle irtibat kurduğu belirlendi.

8 Ekim 1978 akşamı, Ruzi Nazar'ın evini gözetleyen Türkiye İşçi Partili gençlerin evi, vardiya değişiminden hemen önce, Ülkücüler tarafından basıldı.

Evde bulunan yedi gençten ikisi, eterle bayıltıldıktan sonra, sorgulanmak üzere başka yere götürüldü.

*

Türkiye, 1960'lı yılların ikinci yarısında başlayıp 12 Eylül 1980 tarihine kadar devam eden bir iç çatışma süreci yaşadı.
“Sağ-sol çatışması” olarak nitelendirilen bu dönemde yaklaşık 5 bin vatandaşımız can verdi, binlercesi yaralandı ancak bu hadiselerin hiç birisinde eter kullanıldığına veya insanların başka yere götürülerek sorgulandığına şahit olunmadı.
Türkiye'de yaşanan terör olaylarında eter kullanımı ve sorgulama yöntemine sadece Bahçelievler katliamında başvuruldu.

 


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.