1. YAZARLAR

  2. SHENI HAMID/Londra

  3. Kürtler Üzerindeki İsrail Kışkırtması
SHENI HAMID/Londra

SHENI HAMID/Londra

Avrupa ve Londra Temsilcisi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kürtler Üzerindeki İsrail Kışkırtması

A+A-

Türk Milliyetçiliğinin yükselişine dair özellikleri, geçtiğimiz günlerde Daily Sabah’ta özetleyen akademisyen meslektaşımız Dr. Oğuzhan Bilgin’in yerinde saptamaları bazı İsrailli’leri çileden çıkardı (*)

Hatta o kadar ki, soluğu klavye başında alıveren Ortadoğulu bir meslektaş, İsrail’in The Jerusalem Post’unda yayınladığı satırlarında, Sn Bilgin başta olmak üzere, Türk Milliyetçiliği konusuna değinen diğer saygıdeğer uzmanlarımıza da göndermeler yaptı (**)

Ve… Söz konusu akış nihayet, konunun ‘Türk-Kürt mevzusunun; İsrail-Filistin Sorunu ile karşılaştırılması’ yönünde noktalandı.

Neymiş…

‘Malum Ortadoğu topraklarındaki Filistinli’ler o kadar özgürmüş ki, İsrail sınırları içerisinde Arap müziği bile dinletilmesi ayrıcalığından faydalanıyorlarmış(?!).

Şimdi… Birbirinden alakasız bu iki mevzuya dair, İsrail medyasına verilecek cevabın hazzını, kıymetli dostumuz Sn Bilgin’e bırakırken; müteakipte değineceğim diğer gerçeklerden yola çıkarak, ‘İsrail’in niçin her fırsatta Türk-Kürt mevzusu üzerinde sorun yaratmaya çalıştığına’ özetle işaret edeceğim:

Aman Petrol!

Bu safhada öncelikle hatırlatmak istediğim, uluslararası alana yayılmış ve dağılım sayısı yaklaşık 35 milyon civarına ulaşmış çoğu Kürt azınlık; Ermenistan, İran, Irak ile Suriye’nin Türkiye sınırlarına yakın bölgelerinde barınmaktadır. Kürtler halen, Ortadoğu’daki dördüncü büyüklükteki etnik grup olarak kabul edilmektedir.

Ama… Meseleye Irak ile Irak’taki Kürtler’den başlayarak baktığımızda hatırlayabileceğiz ki...

Dünya genelinde yükselen petrol fiyatları dolayısıyla, Irak’in GSMU’ı 2016da %10 oranını geçecek seviyede büyümüştür. Irak hükümeti Temmuz 2016’da IMF ile Stand-By Arrangement (SBA) (stand by düzenlemesi) gerçekleştirerek, ülkenin ekonomik reformunda katkısı bulunacak, finans idaresini düzenlemesine yardım sağlamıştır. İşte bu vesile itibarıyla -Irak’taki hükümet reformları ya da ISIS terör örgütü ile mücadele bir yana- ülkenin ekonomik alandaki kesitsiz yükselişi, petrol fiyatlarının dünya çapındaki hızlı artışına bağlı kalacaktır.

Çünkü, Irak ekonomisinin ana temeli petrol sektörüne bağlıdır ki petrol, idarenin %90’dan fazla gelirini ve %80 lik döviz getirisini sağlamaktadır.

Mesela, 2016 CIA verileri uyarınca,

=Irak’taki ham petrol üretimi, günde 4.59 milyon varildir. (Ülke, bu alanda, dünya sıralamasında dördüncüdür).

= İşlenmemiş petrol ihracatı yine aynı dönemde günlük 3.301 milyon varildir. (Ülke, bu alanda, dünya sıralamasında üçüncüdür).

= İşlenmemiş petrol rezervesi 143 milyar varildir. (Ülke, bu alanda, dünya sıralamasında beşincidir).

= Öte yandan 2016 döneminde doğalgaz rezerveleri 3.158 trillion cu m’ dir. (Ülke, bu alanda, dünya sıralamasında 11. dir).

Yani Irak’ın uluslararası alandaki petrol yaptırım gücünün mühim oluşu, hükümetin, sınırlar ötesindeki kuvvetli petrol firmalarıyla anlaşmalarının bulunmasına yol açacaktır. Gene aynı alanda daha da fazla gelir sağlanabilmesi niyetiyle ülkedeki petrol ihracatı ile gelirinin arttırılması gerekmektedir. Bu da Irak’ta, petrol üretimi teknolojisinin pekiştirilmesi ve komşu ülkelerden geçerek, dörtbir yana uzanacak, petrol borusu döşeme hatlarının yaygınlaştırılmasına; yani ihracat altyapısı alanında ülke kapasitesinin arttırılmasına bağlıdır.

== İşte, Irak’tan -yoğunluğu Irak’lı Kürtlerin bulunduğu, zengin petrol kaynaklı bölgeden- yola çıkarak Türkiye aracılığıyla Avrupa’ya uzanan petrol/gaz boru hatlarının önemi bu noktada ağırlık kazanmaktadır.

== Dolayısıyla, ABD-AB dahil, aynı yapılanmadan ekonomik medet uman tüm ülkelerin, ‘Irak’ta bağımsız bir Kürdistan Devleti kurulması konusu ile alakalı Türkiye tepkilerinden’ duyduğu tedirginlik, yine bu noktadan kaynaklanmaktadır.

== Çünkü yine tam bu kesişme noktasında, teknolojik liderlik ve endüstri alanındaki faaliyet gücü ile İsrail, Irak’ın petrol bereketli toprakları ile Kürtlerin çoğunlukta bulundugu bölgelerinde, yatırım yapabilecek bir aday olarak kendini öne sürmektedir!

Üstelik İsrail Açısından…

Irak’ta, Kürtlerin yoğun olarak bulunduğu bölgede, petrol kaynakları zenginliğinden faydalanan İsrail, yıllardır Kürtlerden petrol satın almakta ve heriki tarafın ekonomik menfaatlerinin arttırılmasında aktif faaliyetler göstermektedir. Hatta, malum bölgede oluşturulacak bağımsız bir Kürdistan devleti, İsrail’in Ortadoğu’da kurmayı amaçladığı ‘İsrail Eyaletleri Sistemi’nin ilk ayağını oluşturacaktır.

İşte...

Bu konuda karşısında Türkiye’yi bulan İsrail’deki ham petrol üretimi, CIA 2015 dönemi istatistikleri uyarınca ortalama - günlük 390 fıçı civarındadır; yani bu rakam, dünya ortalamasında 96. sıradaki bir düşüklükle gelmektedir. Ham petrol ithalatı ise günde 285,600 fıçı oranında gerçekleştirilmektedir. 2016 dönemindeki ham petrol rezervesi, günlük 13.95 million fıçıdır. İlaveten, yine 2016 yılı göstergeleri uyarınca ülke doğalgaz rezervesi 199 milyar cu m olarak gösterilmektedir.

Aynı bağlamda, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ‘Irak’tan ayrılmış, bağımsız bir Kürdistan devleti kurulursa; İsrail’in, bu yeni yapılanmayı resmen onaylayacak ilk ülke olacağını’ ilan ettmiştir. Netanyahu desteğinden cesaret alan, dönemin ‘Kürt Bölgesel Başkanı Mahmoud Barzaniböylece, İsrail yönetimi ile hemen bir anlaşma yaparak, ‘Bahsedilen bölgede, bağımsız bir Kürdistan’ın kurulması akabinde, 200,000 Kürt Yahudisinin, bu yepeni sınırlar içerisine kabul edileceği’ garantisini bile vermiştir.

 

Meseleye bazı ülkelerin istikrar niyetli girişimleri açısından bakıldığında…

Irak, İran ve Türkiye, Ortadoğu’da bağımsız bir Kürdistan Devleti kurulması fikrine karşıdır. Çünkü, bu oluşuma değil sadece Irak’taki Kürtler; Türkiye, Suriye, İran’daki Kürt azınlıklar da dahil olmak isteyecek; dolayısıyla bu bağlamda başlatılacak dalgalanmalarla, yine aynı gruplar, sınırları içinde bulunulan ülkelerin bütünlük ile güvenliğini tehlikeye atacaktır.

(İroni kapsamında, Irak Kürt bölgesinde Müslümanlar, Hristiyanlar, Yahudiler, Assyrian, Yezidi’ler ile diğer etnik ve dini gruplar da yaşamaktadır. Yani ileriki dönemlerde, bu azınlıkların da bir bağımsızlık fikrine kapılacağı ihtimali, yepyeni çalkalanmalara yolaçabilir çatışmalar doğurabilecektir).

 

Türkiye’nin yöredeki istikrarı koruma çabaları…

Tarihten yola çıkacak bir hatırlatma özetiyle bakacak olursak:

Birinci Dünya savaşını takiben ve Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışından sonra, savaştan zaferle çıkan batı devletleri, 1920’de Kürdistan Devleti kurulması ile ilgili hükümler hazırlamaya başlamıştı (1920 Treaty of Sevres). Fakat dağılmış vaziyetteki Osmanlı Imparatorluğu’ndan pay kapmaya çalışan ittifak devletlerinin bu alandaki çalışmaları, 1923’teki Treaty of Lausanne anlaşmasıyla başarısız kalmıştır.

1926’da günümüzün Türkiye-Irak sınırlarının da belirlenmesi akabinde, bölgedeki Kürtler, kısmen İran-Irak-Suriye ve Türkiye’deki mevcut yörelerinde yaşamaya devam etmiştir.

Yani, bu bağlamda Türkiye, hiçkimsenin halihazırdaki ülkesini zor kullanarak ya da herhangi bir soykırım yaparak elden almamıştır! Almaya da niyetli değildir!

Velhasıl ‘Türk-Kürt mevzusu ile İsrail-Filistin sorununun’ uzaktan yakından alakası bulunmamaktadır!

Bunu bilmeyenler, artık öğrensin.

*https://www.dailysabah.com/op-ed/2018/07/17/the-rise-of-nationalism-in-turkey/amp?twitter_impression=true

**https://m.jpost.com/Diaspora/Turkish-media-praises-its-nationalism-condemns-Israels-nation-state-law-563321/amp?twitter_impression=true

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.