1. YAZARLAR

  2. SHENI HAMID/Londra

  3. Newsweek'de Erdoğan'ı hedef alan o küstah yazı ve Türkiye gerçeği!
SHENI HAMID/Londra

SHENI HAMID/Londra

Avrupa ve Londra Temsilcisi
Yazarın Tüm Yazıları >

Newsweek'de Erdoğan'ı hedef alan o küstah yazı ve Türkiye gerçeği!

A+A-

Geçenlerde, meşhur Newsweek Dergisi’nde şöyle bir başlık yayınlandı: ‘Erdoğan, Avrupa liderlerini öldürtmek için, suikastçılar mı gönderecek?’*

Bu yazının hemen akabine rastlayan ve Avrupa Birliği liderleri arasında yapılan bir toplantıda, bazı Avrupa ülkesi liderleri, ‘Sayın Erdoğan’ın otoriterliğini öne sürerek, Avrupa Birliği’nin otoriter liderlere ihtiyacı olmadığını, bu sebeple, Türkiye’nin AB üyeliği ihtimalinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini‘ vurguladı. İşin aslına bakılırsa, otoriter olmak, lider olmanın en önemli unsurlarından biridir; dahası, otorite ve demokrasi kavramlarını dengeyle yürütebilen bir lider ise bir ülkenin başına gelebilecek en değerli güvencedir. Kısacası, dünya memleketlerinde süregelen birçok idari kargaşanın özü, bu dengeyi sağlayabilir niteliklere sahip yönetici eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Buna ilaveten tartışma, otoriterlik bilinci ve demokrasi uygulamalı gelişme sahalarına gelince Türkiye, aslında, bahtsız değil, tam aksine ‘şanslı' bir ülke olarak kabul edilmelidir.

Gerçek şu ki, Avrupa Birliği’ndeki pek çok ülke, Türkiye’nin AB’ye katılmasını istemiyor! Bunun başlıca sebebi Türkiye nüfusu çoğunluğunun Müslüman olmasıdır ve konu, Müslümanlığın AB ülkeleri içerisinde yaygınlaştırılması açısından değerlendirildiğinde ise, pek çok Avrupa ülkesi, Türkiye’nin AB üyeliğini engelleme niyetiyle ellerinden gelen bahaneyi öne sürecektir.

İsin gurur verici tarafı, AB üyeliği olsun olmasın, Türk ülkesi, milletini istikrarla taşımaya devam etmektedir. İşte bu bilinçle, saygıdeğer Türkiye Cumhuriyeti Başkanı’na yönelik yapılan böyle bir nezaketsizliği, Türk Milleti olarak hepimizin kınaması lazımdır; ve Türkiye için, AB üyeliği sınırları dışında, koskoca dünyaya açılmış bir başarı sahasının zaten mevcut olduğunu, sağır sultanın dahi anlaması gereklidir artık!

Zaten, AB üyesi ülkeleri, kendi aralarında süregelen ticaret kolaylığı haklarını, yaklaşık yirmi yıl önce Türkiye’ye de tanımış bulunmaktadır. Ama ne yazık ki durum şimdi, iki taraf arasında kalan o ticaret kolaylığı anlaşmalarının da ötesine uzanan bir boyuta ulaşmıştır. Özellikle, Türkiye’yi köprü gibi kullanarak, Avrupa’ya doğru akan mülteci/ilticacı seli ve bu seli oluşturan çoğunluğun (kibarca söylemek gerekirse ‘dini-sosyo-kültürel alandaki göze batan) malum yapısı AB üyelerinin endişesini körüklemişken… Çünkü eğer, Türkiye, AB üyeliğine kabul edilirse, bırakınız Türkçülük ile dini yayılmacılık bir yana,  yaklaşık 2.2 milyon civarındaki Suriye’li mülteciler başta olmak üzere, dünyanın diğer fakir ülkelerinden gelen çoğu eğitimsiz insan seli de Türkiye yoluyla, AB’nin de bir parçası olacaktır. (Hani sanki su anda fazla de olmamışlar gibi!).  Yani iş, ticari imtiyazlardan ya da ortak kararlarla belirlenecek finans akışı dengesinden; hukuki düzenlemelerden; iş gücü sahası genişliğinden; sosyal yerleşim alanı uygunluğundan ve turistik alandaki serbest dolaşım hakkından daha ciddi bir sorun sunmaktadır AB için.

Ve Türkiye iktidarı da durumun farkındadır zaten.

İşte bu sebeple, daha küresel bir bakış açısıyla yola çıkan iktidar, Avr-Asya’nın kemeri Türkiye’yi, Asya-Pasifik’i de bağladı.

Bu noktadaki mühim unsurlardan bazılarını özetleyerek hatırlamak gerekirse ‘Rusya, Birleşik Arap Emirliği, Çin, Singapur, Hong Kong, Malezya, Hindistan, Japonya, Avustralya ve dahası… bu ülkelerin hiçbiri AB üyesi değildir. Hatta, nüfus dağılım yoğunluğu dahil, ekonomik gücün yayılımcı etkenliğinden ve ısrarla gelişen askeri alanlı teknolojisine değin tüm  stratejik uygulamalarıyla, Asya-Pasifik çemberi, dünyada önemli bir ağırlığa sahiptir. Günümüzde, AB üyeleri bile, Asya-Pasifik ülkeleri ile ticaret ve işbirliği ilişkilerini pekiştirmeye yönelmişken, Türkiye, bu alandaki atılımlarında öncülüğü çoktan garantilemiş bulunmaktadır.

 

Vaziyeti örneğiyle hatırlayacak olursak, ‘Çin Ticaret Bakanlığı’ndan alınan bilgi uyarınca, geçtiğimiz yıl, Türkiye’de yapılan Çin yatırım değeri 642.3 Milyon Dolar değerindedir’. Hatta, planlama sürecindeki ‘Türk Demiryolları projesi’ kapsamı uyarınca, 2023 yılına kadar, Türkiye’ de konuyla alakalı 45 Milyar Dolarlık bir yatırım yapılarak, Edirne’den Kars’a kadar uzanacak, 10 Bin Kilometrelik bir hızlı tren rayı döşemeciliğine girişilecektir. Bu çalışmaların çoğu Çin firmaları ile girişilen işbirliği içerisinde yapılacaktır -görüldüğü üzere, AB üyesi ülke firmalarıyla değil-.

Dahası, hükümetin ustaca yaptığı girişimler akabinde, Çin ile Türkiye arasındaki ticari akış yoğunlaştırılmıştır; böylece, iki ülke arasındaki ticaret, geçmiş yıllardaki 11.5 oranını aşarak, günümüzde 17’ye yükselmiştir.  Kısacası, AK Parti’nin iktidara gelişinden bu yana, Çin-Türkiye arasındaki ticari ilişkilerin yarattığı ithalat-ihracat tutarı 27 Milyar Dolara varan bir başarıya ulaşmıştır.

Yani simdi sadede gelmekte fayda var!

Çünkü, dünyanın hangi coğrafya diliminde yaşıyor olursak olalım, sosyo-politik görüşlerimiz ne olursa olsun, artık hepimizin dayanışma ve işbirliği ruhu içerisinde hareket ederek, ‘Türkiye’li olma gururunu’ gerçek anlamıyla korumasının zamanı gelmiştir!

Türk’ün geleceği, Türkiye’nin AB üyeliğine katılması mevzusundan daha da aydınlıktır. Türkiye, ‘Asya-Pasifik ülkeleri dahil, ABD ve dünyanın diğer tüm ülkeleriyle ve de AB üyelerinin kendileriyle de zaten başarılı ekonomik ilişkiler yürütüyor iken’ memleketi durduk yerde AB kurallarına bağlamanın fazla avantajı olamazdır kimseye. Çünkü bilmeliyiz ki, ülkemizin, dünyanın en mühim yerleşim alanında hakimiyet kurmuş varlığı, hem dostu hem de düşmanı, öyle ya da böyle etkilemektedir. İşte bu sebeple, Newsweek Dergisi’nde yayınlanmış o malum yazıyı yazan titrek kalemden başlayarak, Türkiye’yi bir şekilde irdelemeye çalışan bütün duyarsızlıkları, yakamızdan bir hamlede silkeleyip, yolumuza devam etmek lazım!

*Newsweek Dergisi’nde yayınlanan makale ile ilgili ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler, gazetemiz ile bağlantıya geçebilir.

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.