1. YAZARLAR

  2. HAKAN POLAT

  3. Noel Baba, Gül, Halaçoğlu, Arıtman
HAKAN POLAT

HAKAN POLAT

Yazarın Tüm Yazıları >

Noel Baba, Gül, Halaçoğlu, Arıtman

A+A-

Yeni bir yıla girerken mağaza vitrinlerinde süslenmiş çam ağaçları, bilet satan noel babaları da bol bol gördük. Aslında İslamiyet öncesi bir Türk geleneği olan bu adet günümüzde artık Hristiyanlığın sembolü haline gelmiş durumda.

Şimdi nasıl yani dediğinizi duyar gibiyim.

Türklerde kutsal sayılan çam ağacı 21 Aralık olan gün dönümüyle beraber süslenir, yanına hediyeler konur ve Nardoğan Bayramıyla beraber kamlar eşliğinde kutlanırdı. Ayrıca Ayaz Ata dediğimiz hayali kişi, ren geyiklerinin çektiği kızağıyla evlere, ocaklara hediyeler götürür, mutluluk ve esenlik verirdi.
 

Kavimler göçü ve Atilla önderliğinde ki Türk hun boylarıyla Avrupa ve Anadolu'ya giren bu adet zamanla Hrıstiyan halkların bayram kutlamalarına dönüşmüş ve Ayaz Ata, Noel Baba oluvermiş.
Yoksa Antalya Demre'de çıkan bir aziz, Noel Babaymış falan diyen anlatılanlar efsanenin hikayesi haline geliyor. Antalya'da ne ren geyiği var, ne Noel Babanın kullandığı kızak yapım tarzı ne de tamamen antik Türk kıyafeti olan Noel Baba kıyafeti…

Sizin anlayacağınız Noel Baba ve çam ağacı süslemeleri Hristiyanlığa ve batılıya uyarlanmış eski bir Türk âdetinden, daha doğrusu bir araklamadan başka bir şey değil.

Bu topraklarda o kadar çok yalan o kadar çok araklama ve peşine hainlikler vardır ki saymayla bitmez.
***
Yıl 2007 veya 2008 olsa gerek. Chp İzmir milletvekili Canan Arıtman , "Ermenilerden özür” kampanyasına demokratik davranış adı altında zımnen destek veren 11.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ermeni kökenli olduğundan dolayı destek verdiğini açıklayıverir. Bunu da bizzat Abdullah Gül'ün dayısı Ahmet Satoğlu'nun söylediğini belirtir. Tabi bizde geçmiş hep saklandığı, kimin ne olduğunu bilmediğimiz için ve olaylara siyasi ayrımcılık, partizanlık ve adam kayırmacılığı şeklinde baktığımız için bu iddiaların doğru olup olmadığı yaşanan tartışmaların arasında güme güder. Canan Arıtman ırkçılıkla suçlanır.
 

Bir dönem Türk Tarih Kurumu başkanı sonra MHP milletvekili olan Yusuf Halaçoğlu 11.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından köşke davet edilir. Hem Kayserili hemşericiliği hem de bu işleri en iyi bilen hatta azınlıkları kapı numaralarına kadar diye biliyoruz diye açıklama yapıp, linç edilerek görevinden ayrılmak zorunda bırakılan, daha sonra MHP lideri Devlet Bahçeli tarafından sahip çıkılarak, bir bakıma iade-i itibarı geri verilen Halaçoğlu davete icabet eder. Gül, Halaçoğlu’na arşivlerde tam olarak şeceresinin nasıl geçtiğini ve bu durumda mahkemeye verse ne gibi bir sonuçla karşılaşacağını sorarak, konuyu araştırmasını ister. Bir hafta araştırmadan sonra tekrar köşke gelen Halaçoğlu elindeki bir takım evrakları uzatarak, Canan Arıtman'ın iddialarının doğru olduğunu, Osmanlı arşivlerinde bu kayıtların olduğunu ve ben ulaşabiliyorsam başkalarının da ulaşabileceğini, mahkemeye verilmesi halinde mahkemenin bu kayıtları istemesi durumunda, Abdullah Gül'ün etnik kökeninin ortaya çıkacağını ve en azından bu konuyu daha fazla dillendirmeden zamanla kamuoyunun bu iddiaları unutacağı tavsiyesinde bulunur.

Gerçekten de iddialar fazla dillendirilmez, Canan Arıtman linç edilip siyasi hayatı bitirilirken, bir müddet sonra dava açılır ve açıldığı gibi de kapanır gider.

Bu olayı bu köşenin yazarı bizzat Yusuf Halaçoğlu'ndan kendi kulaklarıyla duymuştur. Her neyse, kimin kökeninin ne olduğu, ihanet etmedikten sonra bizi ilgilendirmez.

Lakin gelelim günümüze, dedim ya bu topraklar bazen hainleri kahraman, yalancıları dürüst, bağnazları dindar, kominizim hayalinde olanları Atatürkçü, kötüleri iyi kisvesi altında saklar.
***
Bu topraklarda kimse kimsenin ne olduğunu, nereden geldiğini, neye hizmet ettiğini bilmez.
***
Papazdan imam, kardinalden kainat hocası çıkarırız evelallah.
***
Yol arkadaşıyla yolun sonuna kadar gidemez, kıskançlık, ele geçirme gibi haris duygular ağır basar, satış mekanizmaları hemen harekete geçirilir.
***
Gezi olaylarıyla başlayan süreçten tutunda, Mit Başkanının yargılanma girişimleri, 17/25 Aralık operasyonundaki tavırlar, ayrıca 15 Temmuz darbe girişiminde hep böyle yumuşak yumuşak, alttan alttan, sinsi sinsi muhalefet tarzı, saraydan ayrılırken intifada başlatma hayalleri, Güneydoğudaki aşiret reisleriyle görüşmeler, Fetö mensuplarına çaktırmadan arka çıkışlar, boğaza demir atmış İngiliz zırhlısında oturup karaya çıkmaya tenezzül bile etmeyen İngiltere kraliçesinin ayağına gidip el öpmeler, Hamamönü buluşmaları, son Khk'da ki güya demokratik tavırlar, say say bitmez
***
En kötüsü ise biz bunları vakti zamanında Avaztürk'de haykırırken fitnecilikle, başı bozuklukla suçlanmamız.
***
Dedim ya bu topraklarda her şey bir şeye dönüşürken, Abdullah Gül'de Noel Babaya dönüşüyor. Hdp bile umudunu ona bağlarken, O, devlet tarafından kendine tahsis edilmiş köşkünde kraliyet yapımı kızağına binmiş, elinde balonlar, hediyelerle mavi boncuk dağıtmaya çoktan başlamış.

***

Tabi bu kızağı çeken bir de geyikler olmak zorunda.

Onlarda, Ankara'da Hamamönü toplantılarını yapan zevat olsa gerek.

Sağlıcakla kalın, mutlu yıllar.

hakanpolat006@gmail.com

twitter hakanpolat006

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.