1. YAZARLAR

  2. İLHAMİ YANGIN

  3. ODA TV 'ilahiyatçı'sına cevap
İLHAMİ YANGIN

İLHAMİ YANGIN

Yazarın Tüm Yazıları >

ODA TV 'ilahiyatçı'sına cevap

A+A-

Sevgili okurlar, Odatv internet sitesinde yazan Cemil Kılıç, 24 Mayıs 2017 tarihinde, “Kur’an’da oruç nasıl anlatılıyor” başlıklı bir makale kaleme aldı.

Bu yazının bir bilgilendirme yazısı olmadığı, bilakis İslâmî gerçekleri çarpıtmak, İslâm büyüklerini kötülemek amacıyla kaleme alındığı hemen anlaşılıyor.

İşte bu nedenle yazıya cevap vermek ihtiyacı duydum, ancak ramazan ayında polemiğe yol açmamak için bekledim.

Söz konusu yazıya bugüne kadar başka bir yazarın cevap vermemiş olması da ayrı bahis. Tuhafıma gitti. İslâmiyet ve İslâm büyükleri hakkında kaleme alınan, binlerce kişi tarafından okunan, bu denli çarpıtılmış bir yazının cevapsız kalması ülkemizin içerisinde bulunduğu durumun göstergesi sayılır.

Fazla uzatmadan konuya gireyim.

Cemil Kılıç şunları yazıyor:

“Bakara Suresi 187. Ayetten öğreniyoruz.

Bu ayette oruç gecelerinde cinsel ilişkinin serbest bırakıldığı ve oruca başlama vakti konusunda, sabah siyah iplikle beyaz ipliğin ayırdedilecek kadar havanın aydınlanmasının esas alınması gerektiği belirtilmektedir. Ayette şöyle deniliyor:

‘Oruç gecelerinde kadınlarınızla ilişki size helal kılındı... Allah bu yüzden sizin kendinizi yiyip bitirdiğinizi bildiği için tövbenizi kabul edip sizi bağışladı. Artık onlara serbestçe yaklaşın... Tanyerinin ak ipliği kara ipliğinden ayırdedilinceye değin yiyin için. Daha sonra da gece oluncaya değin orucunuzu tamamlayın...’

Ramazan orucunun emredildiği 185. Ayette böylesi hiçbir kuraldan bahsedilmemiştir. Bu nedenle oruç, Yahudilerin tuttuğu gibi tutuluyordu. Fakat 187. Ayette çok köklü bir değişikliğe gidildiği görülüyor. Peki neden bu değişikliğe gidildi?

Çünkü bir şey yaşandı.

Hattap oğlu Ömer, (Halife Ömer)  bir yatsı vakti mescitte ibadetten sonra peygamberin yanına gidip ona şöyle dedi:

‘Ey Allah’ın elçisi, ben dün gece yasak olmasına rağmen yatsı ibadetinden sonra eşimle birlikte oldum.’ Peygamber, Hattap oğlu Ömer’e; ‘Bu sana yakışmadı ey Ömer!’ dedi.

Bu konuşmaya tanık olanlardan bazıları da geceleri eşleriyle birlikte olduklarını itiraf ettiler. Peygamber üzüntü ve kızgınlıkla oradan ayrıldı. Daha sonra işte bu yaşanan olay üzerine 187. Ayet geldi ve oruç gecelerinde cinsel ilişki serbest bırakıldı.

Görüleceği üzere Hattap oğlu Ömer’in yaşadığı bir hadise nedeniyle orucun kuralları değişti ve yasak olan cinsellik serbest bırakıldı. Kim bilir belki peygamber, uzun yaz günlerinde de oruç deneyimi yaşasaydı büyük olasılıkla orucun süresi konusunda da bir değişiklik sözkonusu olabilirdi.”


*

Cemil Kılıç’a cevap vermeden önce, “dirayet” ve “rivayet” tefsirleri hakkında kısa bir malûmat aktarmam gerekecek.

Bir kişinin, kendi bilgisine, kendi aklına dayanarak yazdığı tefsire “dirayet tefsiri” denir.

Hazreti Peygamberden, sahabilerden ve diğer kaynaklardan aktarılan rivayetlerle yazılan tefsirlere ise “rivayet tefsiri” denir.

Rivayet tefsirlerinde çeşitli söylentiler aktarılır. Bahsi geçen rivayetlerin büyük kısmı asılsız, bir bölümü ise İsrailiyattır (Yahudilik ve Hıristiyanlık’tan İslâm kaynaklarına geçtiği kabul edilen bilgiler).
Tefsircilerin bu tür rivayetleri sunma nedeni, ileride karşılaşılacak meselelerde ortaya çıkması muhtemel olan sorunların önünü şimdiden kesmek, İsrailiyat adı verilen rivayetleri ve bunlara İslâm âlimlerinin verdiği cevapları kayıt altına alarak sonraki nesillere aktarmaktır.
İslâm âlimlerinin bu riayetler hakkındaki değerlendirmeleri, rivayet tefsirlerinin esasını oluşturur.
Rivayetler aktarılıp, bahsi geçen konu hakkındaki tüm görüşler verildikten sonra Allahu Âlem (Allah bilir) denilerek konu kapatılır.

Cemil Kılıç’ın yazısında geçen Bakara 187 ayetini, dirayet tefsirlerinde uzun uzadıya incelenen konulara örnek olarak verebiliriz.

Bahsi geçen ayetin “nesih ayeti” (Kur’an-ı Kerim’de yer alan bir hükmün daha sonra gelen ayetle kaldırılması) olup olmadığı, az önceki Hazreti Ömer rivayeti de dâhil edilerek, çeşitli rivayetler ışığında tartışılmış, rivayetlerin çok zayıf olduğu, gerçeği yansıtmadığı, ayetin nesih içermediği İslâm âlimlerinin tamamına yakın kısmı tarafından kabul olunmuştur.

Rivayet tefsirlerinde görüşü nakledilen İslâm âlimlerinin tespitlerine göre, Hazreti Muhammed’e inen ayetlerde, oruç gecelerinde karı-kocanın ilişkiye girmesini yasaklayan bir şer’i hüküm yoktur. Böyle bir hüküm olmadığı için bu hükmün kaldırılması da söz konusu olamaz.

İslâm âlimlerinden Ebu Müslim el-İsfehanî, "böyle bir haramın Hıristiyan şeriatında olduğunu, Allah’u Teâlâ’nın da bu ayetiyle onların şeriatında bulunan hükmü neshettiğini" söylemiştir.
Şii ve Sünni İslâm âlimlerinin tamamı Ebu Müslim el-İsfehanî’nin bu görüşünü doğru kabul eder.
Bu konuda herhangi bir aykırı görüş kalmamıştır.

Cemil Kılıç’ın yazısının başlığı neydi; “Kur’an’da oruç nasıl anlatılıyor.”
Peki, Cemil Kılıç, Hazreti Ömer’le ilgili verdiği örneği Kur’an-ı Kerim’den mi almış?
Hayır…
Gitmiş, bu konunun tartışıldığı tefsirlerdeki en uç rivayetlerden birini alıp, onu da tahrif ederek, yazısının içine sokuşturmuş.

Bu rivayetin bir kitapta aktarılması o rivayetin doğru olduğunu ve İslâm âlimleri tarafından geçerli kabul edildiğini göstermez.

Cemil Kılıç’ın kaynak gösterdiği tefsirlerde, ramazan orucunun farz olmayıp vacip olduğu, ramazan gecesi girilen cinsel ilişkinin orucu bozmayacağı rivayetlerine de yer verilmiş, sonra da bu rivayetler İslâm âlimleri tarafından çürütülmüş, konunun gerçek yorumunun hangisi olduğu bildirilmiştir.

*

Cemil Kılıç devam ediyor.  

“Öte yandan aslında sanıldığının aksine oruç günlerinin sayısı da ihtilaflıdır. Zira ne 185. Ayette ne de 187. Ayette oruç günlerinin sayısı açıklıkla ifade edilmiş değildir.”

*

Bu soruya siz cevap verin.
Bugüne kadar, ramazan orucunun üç gün, beş gün, on gün vb. süreceğini iddia eden birini hiç duydunuz mu?
Duymazsınız.
Zira, ramazanda ne kadar oruç tutulacağı ayetle sabittir:

“(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur'an'ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin.” (Bakara 185)

Ayet, ramazan ayının oruçlu geçirilmesi gerektiğini açık ve net olarak işaret ediyor.

Ramazan, Arapların kullandığı Kamerî takvimde 9’uncu aya verilen isimdir. Tek başına kullanılmaz. Önüne “ay” anlamına gelen “şehr” kelimesi eklenerek, “şehr-i ramazan” şeklinde söylenir.
Kur’an-ı Kerim’de adı geçen ve değerine vurgu yapılan yegâne ay ramazandır.
Ramazan ayı bazı yıllar 29 bazı yıllar 30 gün çeker.

Bu gerçeklere rağmen, Cemil Kılıç yine rivayet tefsirlerindeki en uç söylentileri almış, konuyu iyice bulandırıp kafaları karıştırmış.

*

Cemil Kılıç’ın ramazan orucunu çarpıtma gayreti, nesih konusu ve gün sayısı ile sınırlı kalmıyor. İslâm Peygamberi Hazreti Muhammed’in yılın en kısa günlerinde ramazan orucu tuttuğu da iddiaları arasında.

Şöyle yazmış:

“Ramazan ayı orucu, Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye hicretinin ikinci yılında farz kılınmıştır. Dolayısıyla Hz. Muhammed, sadece 8 yıl Ramazan orucu tutmuştur.

Hz. Muhammed’in tuttuğu Ramazan oruçları günlerin kısa olduğu kış mevsimine denk gelmiştir. Yani Hz. Muhammed ömrü yetmediği için uzun yaz günlerinde hiç oruç tutmamıştır.

İlk Ramazan orucu 624 yılının Şubat ayında tutulmuştur. Hz. Muhammed Şubat ve Aralık aylarında oruç tutmuştur. Bu aylarda gündüzlerin kısa olduğu malumdur
.

Acaba Hz. Muhammed’in ömrü yetseydi ve uzun yaz günlerinde de oruç tutma deneyimi yaşasaydı oruca ilişkin yeni bir düzenleme, yeni bir vahiy gelirmiydi? Zira peygamberin yaşamında bazı uygulamaların zamanla değiştiği ve bu değişimin de vahye dayandırıldığı malumdur.”


*

 

Bu bölümdeki hata:

 

Aralık, Ocak, Şubat aylarında yılın en soğuk günleri yaşanır, doğru. Ancak

Arabistan’ın sıcaklık ortalaması çok yüksektir. Arabistan’da kış mevsiminde sıcaklıkların 35 derecelerde olduğunu ekleyelim.

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.