1. YAZARLAR

  2. SHENI HAMID/Londra

  3. ORTADOĞU’YU İSRAİL KURTARACAK(-MIŞ)
SHENI HAMID/Londra

SHENI HAMID/Londra

Avrupa ve Londra Temsilcisi
Yazarın Tüm Yazıları >

ORTADOĞU’YU İSRAİL KURTARACAK(-MIŞ)

A+A-

Çok kısa bir süre önce, Etnik Anlaşma Vakfı Başkanı ve Bahreyn Kralı Hamad bin Isa Al Khalifa’nin Özel Danışmanı Rabbi Marc Schneier, 25 - 26 Haziran tarihlerindeki Bahreyn’in başkenti Manama'da gerçekleştirilecek ‘ekonomik zirvede’ İsrail ve Arap ülkeleri ilişkilerinin yeniden şekillendirileceğine dair umutlu görüşlerini öne sürdü.

Detayları, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner öncülüğünde geliştirilmiş ‘İsrail’in Ortadoğu’da normalleştirilmesi projesi’ adı altındaki müstakbel Bahreyn etkinliği, böylece tekrardan kamuoyu gündemine getirilirken; Kushner’in perspektifiyle ‘bölgede uzun zamandır beklenilen barış planının, ekonomik etkenlerin de ortaya koyulmasıyla hayata geçirileceği’ yansıtıldı.

Günümüzde artık yaygınlıkla bilindiği üzere The Deal of the Century (Yüzyılın anlaşması) olarak adlandırılan sözkonusu barış planının hemen bu seferki aşamasında, Filistin topraklarına yapılacak yatırımların teşvik edilmesi amaçlanlmaktadır.

(Laf aramızda, Bahreyn zirvesinde ayyuka çıkarılacak bölgesel yatırım planlarına ilaveten; unutulmaması gereken mühim hususlar arasında yeralan ve Ortadoğu topraklarını şekillendirme yönünde önemli bir uygulama sayılacak The Deal of the Century hesaplaması zaten: Ürdün, Mısır, Sudi Arabistan, Birleşik Arap Emirliği, ABD, İsrail, Rusya işbirliğinin ‘Gazza Şeridi'ne bitişik olan ve serbest bir ekonomik bölgeye dönüşecek Mısır'daki Rafah bölgesinde $1 Milyar Dolarlık yatırım yapılması gerekliliğine dair kılınmış kararı da kapsamıştır. Sözkonusu yatırım ile pek yakında, malum alanda büyük bir enerji santrali, sodyum arındırma tesisi ve uluslararası ticarete uygun kapasite sunan bir liman bile inşa edilecektir).

Ama tüm bunlar olup biterken…

Malum Manama zirvesine dair boykotların başlatılması çağrısında bulunan Filistin idaresi, gelişmelere dair tepkilerini dile getirerek ‘ABD Başkanı Trump politikalarının, İsrail'in lehine işlediğini’ vurgulamayı sürdürmektedir.

Öte yandan, etkinliğe dair süregelen boykotlara ragmen, ABD Beyaz Saray yetkilileri ‘Saudi Arabistan, Birleşik Arap Emirliği, Katar dahil olmak üzere; Avrupa, Ortadoğu ve Asya’dan önde gelen hükümet ile iş liderlerinin, Bahreyn’deki 25 - 26 Haziran tarihli toplantıya katılacağını’ tekrardan teyid etmiştir.

Özellikle böyle bir katılımdan elde edecekleri avantajların bilinciyle hareket eden sözkonusu ülkeler, vesile akabinde, yıllardır süregelen ve İsrail-Filistin anlaşmazlığının merkezinde yatan siyasi sorunların çözülmesi için önerilerde bulunabilecek; dahası, ABD öncülüğündeki barış inisiyatifinin ekonomik yatırımlar bölümünde, aktif bir yer alma imkanını garantileyebilecektir.

Çünkü zaten ABD planı uyarınca: Manama Zirvesi’ni izleyecek beş yıl içerisinde ekonomik açıdan şekillendirilmeye elverişli “Yeni bir Filistin” kurulması adımları atılacak ve bu faaliyetleri destekleyecek finans yatırımlarında gerekecek -en az- $6 Milyar Doların yüzde 70'i de toplantıya katılmış bulunan yine aynı Körfez ülkeleri tarafından sağlanacaktır.

Bir taşla birkaç kuş…

Fakat… Ortadoğu barışı konulu planların, sadece Filistin teması etrafında şekillendirildiğini düşünmek, bir yanılgı sayılacaktır. Bu bağlamda işin aslına bakılırsa, gerek Bahreyn gerekse diğer Körfez ülkelerinin, ABD destekli Manama zirvesinde yer almaya istekli olması ‘İsrail’in Körfez’de ve Ortadoğu’daki etkenlik gücünün pekiştirilerek, bilhassa İran’a yönelik değerlendirilebilinir bir kalkan sağlamlığı niteliğinde de kullanılması’ niyetlerine de dayanmaktadır.

Örneğin aynı münasebetle, ABD Başkanı Trump yönetiminin, İran Devrim Muhafızları'nı bir terörist grubu olarak belirlemesi kararının, başta Saudi Arabistan, Birleşik Arap Emirliği ve Bahreyn tarafından hemen memnuniyetle karşılanıldığını hatırlamak mümkündür. Bilhassa Bahreyn'e göre, İran'ın Ortadoğu üzerindeki emellerini azaltmanın en önemli yolu Tel Aviv'den geçmektedir. (Tıpkı geçtiğimiz Şubat ayında gerçekleştirilmiş Varşova Konferansı’nda, Bahreyn'in Dışisleri Bakan Halid Bin Ahmed Al-Khalifa, konuya dair görüşlerini apaçık belirtmiş olduğu üzere: ‘İran tehdidiyle yüzleşmek, İsrail-Filistin meselesiyle uğraşmaktan daha önemlidir’… Aynı değerlendirmede, Bahreyn nufusunun yüzde 70’nin Şia çoğunluğuna rastladığını, fakat, ülkeyi idare eden kraliyet ailesi ile karar verici otoritelerin Sünniler’den ibaret olduğunu, tekrar gözönünde bulundurmanızı önereceğim).

Diğer hususların özeti itibarıyla ise…

Rusya ile İran başta sayılmak üzere, Ortadoğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesindeki ülkelerin yakınlığını hemen garantileyen Çin; yüzyılın anlaşmasına dair Saudi Arabistan, Birleşik Arap Emirliği, Kuveyt, Bahreyn, Katar, Oman, Mısır ve Ürdün çıkarların kendisiyle rakip kılıvermiştir.

İlaveten, İsrail karşıtlığı tutumuyla yola çıkarak ve kendi politikalarını uygulama niyetiyle de Ortadoğu dengesini bozma yoluna koyulmuş İran’ın; Irak’ın Mahdi’si ile Kürt yapılanmalarının; Lübnanlı Hizbullah’ın; Suriyeli Assad iktidarının ve ülkedeki çeşitli terör gruplarının; Filistinli Hamas’ın; Afganistan’da (Al-Qaeda,Taliban,ISIS başta) yeniden merkezîleşme süreci içerisine girmiş terör yapılanmalarının; şimdilik pusuya yatmış, bölgesel çalkantılar fırsatı kollayan ISIS ağının; Kuzey Afrika başta olmak üzere Horn of Africa ile Sahel bölgesi ülkelerindeki sosyo-ekonomik-politik-güvenlik içerikli çalkantılarının hırçın hareketlenmesi, -yukarıda bahsettığım bazı ülkeler bakımından- The Deal of the Century planlamasının önemini ziyadesiyle yükseltmektedir.

İşte aynı esnada…

Daha birkaç hafta evvel, Amerikalılar ‘The American Terminal High Altitude Area Defense (THAAD)’ı İsrail’e yerleştirirken, her iki müttefik arasında bir ay sürecek olan tatbikat için ABD Avrupa Komutanlığı'ndan (EUCOM), yaklaşık 200 askerle birlikte İsrail'e varılmıştır. (Kısa bir deyişle, THAAD savunma sistemi, 200 km mesafedeki taktik ve tiyatro balistik füzeleriyle gelebilir olası tehditlere karşı korunmak için tasarlanmıştır).

Elbette, savunma teknolojileri alanındaki kapasite yüksekliğiyle, kendisini dünya öncülüğü listesine dahil ettirmiş İsrail'in yapabilirliğini bugün herkes bilmektedir. Hele ülkeye ait hava savunma sistemleri arasında yeralan F-35 Joint Strike Fighter, The F-15, The F-16, Jericho II, Iron Dome dikkate alındığında… İsrail’de halen, dünya atmosferinin dışındaki balistik füzelere müdahale edebilir Arrow sisteminin; orta - uzun menzilli roketlerin; 40 ila 300 km arasında değişen seyir füzelerinin varliği da ülkenin, Ortadoğu dengesindeki etkenlik kapasitesi yerine dair sebeplere açıkça işaret etmektedir.

Gene de her şeye rağmen…

25 - 26 Haziran tarihli Manama zirvesi, Arap dünayasını iki tezat kutba ayırmaya devam edecektir. Çünkü yukarıda açıkladığım kısırdöngüler içerisinde kalıvermiş tüm karşıt taraflar, aslında The Deal of the Century’nin Filistin liderliği ve Filistin davası savunucuları tarafından ‘hangi sebepler dolayısıyla’ kabul edilmeyeceğini, gayet iyi bilmektedir.

Yani batı tarafından manüpile edilmiş, Ortadoğu’ya dair barış ve ekonomik istikrar sağlama meselesi ‘İsrail-Filistin çerçevesinde değerlendirildiğinde’ tarafların, bölgesel bir entegrasyon modeline dayanmış sağlıklı bir ekonomik koordinasyon içerisinde hareket edeceğini gösteren günlere kadar, daha pek çok Deal of the Century planları yapılacaktır.

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.