1. YAZARLAR

  2. SHENI HAMID/Londra

  3. Rusya nereye koşuyor?
SHENI HAMID/Londra

SHENI HAMID/Londra

Avrupa ve Londra Temsilcisi
Yazarın Tüm Yazıları >

Rusya nereye koşuyor?

A+A-

... ve ‘bundan bana ne’ diyenlerin, tabanına kuvvet kardeşim!

Avrupa’ya doğalgaz dağıtımına yönelik liderliği elinden bırakmayan Rusya, batıdaki faaliyet gücünü genişletmeye karar verdi ve konuyla alakalı hedeflerini şimdi de Kuzey Kutbu’na odakladı.

Bu niyetle, Rusya’nın en büyük doğalgaz üretici firması Rosneft, BP (Birleşik Krallık’a ait British Petrolium) ile ilerleyerek, Kuzey Kutbu’na yönelik doğalgaz ihracatı yapılması alanında önemli bir anlaşma imzaladı. Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen bu anlaşma uyarınca, ‘Rosneft, - kendi üzerinde 19.5 civarında hisse sahipliğini koruyan- BP ile işbirliği içerisinde hareket ederek, 2019 itibarıyla Avrupa piyasalarına, yüklü miktarda doğalgaz ve petrol dağıtımı sağlayacaktır’. Tabi ki, böyle bir uygulamanın basarisi, Avrupa’nın üçte birine yönelik doğalgaz dağıtımı yapan, petrol boru hatlarının sahibi GAZPROM’un, Kremlin monopolisi altındaki konumuna bağlı kalmış yaptırım gücüne göre de şekillenecektir.

Rusya’nın batı yaylımcılığını önemli kılan bu gelişmelere ilaveten, Rosneft ile BP daha ileri giderek, stratejik bir işbirliği anlaşması dahi gerçekleştirirken, iki ortak, ‘Hem Rusya’yı hem de diğer ülkeleri kapsayacak azimli bir yolculuk içerisine girmeye karar verdi. Bu vesileyle sözü geçen tarafların, petrol-doğalgaz sondajı ile üretimi; sıvılaştirılmış doğalgaz üretimi-dağıtımı ve pazarlaması konusunda, Avrupa ve diğer Kuzey Kutbu ülkelerinin kaderini şekillendirme ayrıcalığını da ele geçirmiş bulunduğunu vurgulamak yerinde olacaktır.

Bilinç altındaki rekabetçilik hırsı ve basta ABD’nin küresel liderliğini elinden kapma azmiyle hareket eden Rusya, amacında daha ileri giderek, BP anlaşmasını izleyen kısa süreyi takiben Sudi Arabistan’ın petrol ve doğalgaz devi ARAMCO ile de işbirliği yapma kararına vardı. Yeni partnerler böylece, doğudan batıya uzanacak ‘Sudi Arabistan-Rusya petrol gücü hakimiyetinin’ kurulması yönünde yepyeni bir ‘Rus-Arap dostluk dönemini’ de başlatmış oldu. İki ülke arasında henüz imzalanmış bu anlaşma uyarınca taraflar, ‘süregelen Rosneft-BP ortaklığını da plana katarak, Kuzey Kutbu’na (yani Arctic Bölgesi’ndeki, Alaska, Kanada, Finland, Greenland, Iceland, Norveç ve İsveç dahil tüm ülkelere) kadar hızla uzanma yoluna girdi.

Konuya Rusya’nın ‘uluslararası finans ve yatırım piyasalarını etkileyecek önemi’ açısından bakıldığında, öncelikle, ülkenin bu alana dair güç ağırlığının, iç sınırlardaki petrol-doğalgaz kaynağı bolluğundan oluştuğunu fark edebiliriz. Zaten, ülkedeki yatırımcı gücü cesaretine, iktidarın sarsılmaz destek ve otoritesi de eklenirken; uluslararası ticaret dengesindeki tutarlı gider-gelir akışının, batı tarafından Rusya’ya tabi tutulan ambargolara rağmen yolunda gittiği söylenebilir. Bu safhada iç etkisi giderek yükselen mikro-ekonomik politika başarılarının da ülke için sağlam bir temel endeksi sağladığı anlaşılabilir. Buna ilaveten, Kremlin’de süregelen ulusal kalkınma planları uyarınca, Rusya simdi doğalgaz ve petrol kaynaklı yayılımının yanında, ülkedeki vergi ödemeleri ile emeklilik alanında süregelen mali bütçe açığını azaltma girişimlerine başlamıştır; dolayısıyla bu durum potansiyel yatırımcılara ülke geleceğiyle ilgili derin bir özgüven hissi asılarken, ileriye dair yapılacak yatırım imkanlarına da tutarlı bir zemin hazırlamıştır.

Günümüzde süregelen uluslararası finans çalkantılarına rağmen, komünizmin tutucu bağlarını çoktan geride bırakmış Rusya’nın, ekonomik alandaki büyüklüğüyle dünya çapında ilk 12. kademede bulunduğunu ve Avrupa sıralamada ise ilk 5 ülke arasında yer aldığını unutmamalıyız. Şöyle ki, usta manevralarıyla Rusya, 2016’da vatandaşların ortalama refah seviyesi ile Gayrisafi Milli Hasıla’nın (GSMH) yarattığı ekonomik dengedeki kriz atlatma kapasitesini 26.490 Dolar civarına ulaştırmış bulunmaktadır. Bu sebeple, ayni döneme rastlayan diğer gelişmiş ülkelerin küresel alandaki kriz atlatma kapasitesinin ortalama 17.439 Dolar civarına rastladığı düşünülürse, Rusya’nın göz ardı edilmez başarısını tahmin emek mümkün olacaktır. Örneğin, bu endeksleri temel alarak yola çıkan, Ekonomik Forum’un (World Economic Forum- WEF) Küresel Rekabet Raporu uyarınca, 2016-2017 itibarıyla, ticaret gücüyle Rusya 138 ülke arasından baştaki 43. sırada yer almaktadır; dahası WEF’in ayni donemdeki ‘iş ilişkileri yürütülmesi kolaylığı’ raporuna göre ise 189 ülke arasından Rusya, bastan 51. gelmektedir.

İşte bu özellikleri dikkate alarak, uluslararası alanda faaliyet gösteren başlıca finans ve yatırım kuruluşları, Rusya ekonomisinin, 2017 sonları itibari ile 2018 döneminde ‘ilaveten yüzde 1.5 oranında büyüyeceğini’ öne sürmektedir. Gelişmenin olumlu işaretleri arasından, ülkedeki ithal mali oranının yükselmesi; işsizlik oranının düşüşü (Mayıs 2016’daki yüzde 5.7 göstergesi temel alınarak, bu oran Mart 2017’de yüzde 0.5 civarında azalmıştır); işgücü maaş gelirinin yükselişi; perakende satış ve tüketici talebi ortalamasının yükselmeye başlaması; gıda, kimyasal ürünler, tıbbi ürünler, deri ürünleri üretimi, kağıt üretimi endüstrisi, makina ve iş aletleri üretimi alanındaki artışlar görülebilir. İlerlemelere dayanılarak önümüzdeki yıl itibarıyla, ülke bankalarının sunacağı düşük faiz oranları ile iç ve dış piyasalarda uyumlu bir denge sağlanması dahi beklenmektedir. Bu oluşumlar çerçevesinde ülke özellikle, ekonomik akış rutinini koruyabilmek niyetiyle, küresel alandaki finans-yatırım piyasalarına çeşitli bonolar sürmeye devam ederek ve potansiyel ortaklı yatırımlara daha fazla olanaklar sağlayacaktır.

Bu niyetle, geçtiğimiz yıl, Rusya hükümetinin yürürlüğe koyduğu özelleştirme planı, ülkeye daha fazla bir finans artışı sağlamışken, devlet kuruluşlarını özel sektöre açan atılımıyla hükümet 18 Milyar Dolarlık bir gelir yaratmayı da başarmıştır.

Aydınlık bir gelecek senaryosuyla Rusya Merkez Bankası 2017 sonunda, enflasyon oranını yüzde 4 oranında düşürmeyi planlarken, hükümet, 2017-2019 dönemini kapsayan bütçe planıyla, bütçe açığını GSMH’nin yüzde 1.2 oranında düşürmeyi ve ayni zamanda da petrol varili başına ortalama 40 Dolarlık bir kazanç sağlamayı amaçlamaktadır. Durum itibarıyla hatırlayacak olursak günümüzde, hükümetin rezerve fonu 16 Milyar Dolar civarına rastlamaktadır ve ülkenin kullanılabilir ulusal varlık fonu ise ortalama 46 Milyar Doları bulmaktadır.

Gelelim konunun Türkiye için önemine…

Petrol-doğalgaz kavramı çerçevesinde Türkiye’nin diğer ülkelerle de yürüttüğü başarılı ilişkilerini hafızamızda tutarken, simdi yukarıdaki saptamalara odaklanırsak, varacağımız müjdeli sonuç şu olur: ‘Türkiye üzerindeki, Azerbaycan’ın meşhur Shah Daniz petrol ve doğalgaz alanından kaynaklanan doğalgaz-petrol akışı ile Rusya’dan gelecek ayni nitelikli kaynaklar, Türkiye’yi, doğu ile batının can damarı olması ayrıcalığına yükseltecektir. Yani bu sahada ‘atı alıp Üsküdar’ı geçmeyi planlayan’ bütün potansiyel müteşebbisler, bilmeyenlere hiçbir sır vermesin.

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.