1. YAZARLAR

  2. GÖNÜL AKKUŞ

  3. ŞAH-I Merden İmam Ali’nin Şehadeti
GÖNÜL AKKUŞ

GÖNÜL AKKUŞ

Yazarın Tüm Yazıları >

ŞAH-I Merden İmam Ali’nin Şehadeti

A+A-

İmam Ali’nin doğum tarihi konusunda çeşitli ve farklı rivayetler bulunmaktadır. Hasan el Basri, Hz. Ali’nin doğumunun Hazreti Muhammed’in peygamberliğe seçilmesinden 15 veya 16 yıl önce olduğunu zikreder. İbn İshak, doğumun on yıl önce olduğunu söyler. İmam Muhammed b. el- Bâkır’a göre ise peygamberlikten on yıl önce doğduğudur. Fakihî, Haşimoğullarından Kâbe’nin içinde ilk doğan kişinin Hz. Ali olduğunu zikreder. Hz. Ali bir rivayete göre M.598, diğer bir rivayete göre de M. 600 yılında Recep ayının on üçüncü günü Cuma sabahı Mekke’de Kabe’ nin içinde doğduğu yönündedir.

Babası yüce Peygamberin amcası Ebu Talip, annesi ise aynı soydan Haşimi Esed’in kızı Fatma’dır. Hz. Muhammed doğumu duyunca amcası Ebu Talib’in evine gelir. Bebeği kucağına alarak bebeğin adını fazileti yüce manasına gelen Ali ismini teklif eder. Sonuçta bebeğin lakapları Esad ve Haydar olmak kaydıyla asıl adının Ali olmasına karar verilir.

Hz. Ali doğmadan önce annesi Fatıma bir gece rüyasında evinin nurla dolduğunu Mekke’nin etrafında bulunan dağların Kabe’ye doğru secde edercesine eğildiğini ve eline dört adet kılıç verilerek birinin gökyüzüne, ikincisinin suya, üçüncüsünün toprağa, dördüncüsünün de aslan olup heybetinden bütün yaratıkların ürktüğünü görür. Hz. Muhammed kendisini çocuk yaşta evinde bakıp büyüten bu kadının faziletlerinden dolayı sevgili kızı doğunca onun adını Fatma koyar. Bu kutsal kadının ölümünde annemi kaybettim diye ağlamış ve mezara indirmeden toprağını elleriyle düzeltmiştir.

Mekke’de baş gösteren kıtlık yılında Hz. Peygamber Hz. Ali’yi himayesine almıştı. Böylece Hz. Ali beş yaşından itibaren Hz. Muhammed’in yüce ahlakıyla ahlaklanmış, bilgisiyle bilgilenmiş, görgü ve terbiyesi ile yetişmiştir.

Hz. Peygambere ilk vahiy inince, gelen vahye ve İslâm’a çocuklardan ve erkeklerden ilk inanan ve iman eden Hz. Ali olmuştur. Kadınlardan ise her koşulda desteğini esirgemeyen sevgili eşi Hz. Hatice’dir. Kabri pir- nur olsun.

Hayatının hiçbir evresinde puta tapmadığı için Kerrema’llâhu Vechehu (Allah onun yüzünü şereflendirsin, şereflendirilmiş yüz) sıfatıyla anılan Hz. Ali” El Murtaza, Ebu Turab, Haydarı Kerrar, Allah’ın Aslanı” lakaplarıyla da meşhurdur.

Allah yolunda her türlü tehlike ve zorluklara göğüs geren İslam’ın kılıcı Hz. Ali’ye Hz. Peygamber; “Ya Ali, Musa’ya Harun ne ise sen bana öylesin. Ancak benden sonra peygamber yoktur. Sen dünyada ve ahrette benim kardeşimsin” diye dünya ve ahret yol kardeşliğini beyan etmiştir. Alevilikte bu Musahiplik yani yol kardeşliğidir.

Hz. Ali’nin cenkleri pek meşhurdur. Hz. Peygamberin “Ben ilmin şehriyim, Ali ise kapısıdır” diye övdüğü ilmin, yiğitliğin, mertliğin, cömertliğin ve teslimiyetin abide şahsiyeti İmam Ali halk arasındaki şöhretini savaşlarda kullandığı ucu çatal Zülfikarıyla ve uçan düldül atıyla yapmıştır. Hz. Muhammed’e tam teslimiyeti de hikmet ilmi kabul edilen tasavvufun gelişmesine önderlik etmiştir.

Hz. Muhammed kızı fatıma’yı Hz. Ali ile evlendirmiş, Fatıma- Zehra ile velayet yolunun sultanı Hz. Ali arasındaki bu evlilik nur neslinin devamına vasıta olmuş, Ehl-i Beyt Kerbelâ ve nice zulümlere rağmen Allah inancını insanlığa tebliğ etmeye devam etmiş ve etmektedir.

İmam Ali Hakem olayından sonra Muaviye ile savaş hazırlığı yaparken, Haricilerin birçok yerde isyan çıkarmaları sonucunda Nehrevan’ da haricileri bozguna uğratmış. Halkın güvenliğini yeniden sağlamıştı.

Nehrevan savaşında ailesinin mühim bir kısmını kaybeden bir kadının kocası olan Abdurrahman b. Mülcem, Şebib ve Verdan adlı hariciler ile Nehrevan savaşında katledilen akrabalarının intikamını almak için, halife Ali b. Ebü Talib’i öldürmek üzere plân yapmışlar ve şeytani lain olarak dünya durdukça anılacaklardır.

Taberi, İmam Ali’nin ölümünü şöyle anlatır: Abdurrahman b. Mülcem, Şebib ve Verdan adlı suikastçılar mescidin kapısının önünde gizlenip, Hz. Ali evden çıkıp mescide yürürken, Şebib üzerine atılarak, kılıcını savurur, ancak kılıç kapının kenarına çarpar. Arkasından Abdurrahman b. Mülcem Hz. Ali’nin tam başı üzerine bir kılıç vurur; kılıç beynine kadar işler. Abdurrahman b. Mülcem kaçacağı sırada İmam Ali: Bu adam kaçıp kurtulmasın, yakalayın, diye seslenince orada bulunan halk hemen Abdurrahman b. Mülcem’i yakalamış Şebib ve Verdan adlı suikastçılar kaçmıştı.

İmam Ali bu yaranın etkisiyle, üç gün sonra, H. 40 Ramazan ayının 17. (M. 23 Ocak 661) Cuma günü çok sevdiği hak ile hak olmuştu. İmam Hasan ve İmam Hüseyin, babalarının Cenaze namazını kıldırıp, Küfe’ de Sultan Sarayı ile mescid arasında bir yere defin etmişler, ertesi günü müslümanlar tarafından Abdurrahman b. Mülcem öldürülmüştür.

 

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.