1. YAZARLAR

  2. HAKAN POLAT

  3. Şerefname'nin Cinleri
HAKAN POLAT

HAKAN POLAT

Yazarın Tüm Yazıları >

Şerefname'nin Cinleri

A+A-

Vikipedi derki, “Şerefname adlı kitap, Kürt sülalelerinin ayrıntılı tarihçesidir. Şeref Han tarafından 1597 tarihinde Farsça olarak kaleme alınmıştır. Kürt tarihine ilişkin en önemli özgün kaynaklardan biri olduğu iddia edilir zaten başkaca da bir kaynak yoktur.”

Ruslar’ın doğu üzerinden Basra’ya ve İskenderun’a inme maksadıyla yola çıktıkları çalışmalar neticesinde, Şerefname önce Rusça’ya sonra değişik dillere çevrilmiştir. Bugün bizim okuduğumuz Şerefnamede, batı dillerinden Türkçeye çevrilmiştir. Kitabın 500 sayfası Şerefhan’a ait iken, çeviri yazarlarının yorumuyla 5 ciltte toplam 2 bin sayfayı aşan uzun ve sıkıcı açıklamalara dönüşmüştür.

Şeref Han′ın kendi yazdıklarını bir hikaye gibi okuruz, nitekim kitap bilimsel tarih incelemesi değil, bir tarih alıntısıdır.

Kürtlerin, “tarihimizi anlatan en önemli eserimiz” diye baktığı kitap, Kürtlerin kökenini birkaç rivayet ve masal şeklinde açıklar.

Kürtler, beyinlerinin alınıp Dahhak’ın iki omuzu üzerinde meydana gelen kansere benzer bir çıbana sürülmesi için öldürülmekten, boğazlanmaktan, başları kesilmekten kaçarak dağlara ve engin yerlere dağılan insanların soyundan geldiğini belirtir.

Başka bir rivayete göre de; Kürtler Allah’ın, üzerinden perdeyi kaldırdığı cin topluluğudur ve vahşi olmalarının sebebi de budur. Ona göre bazı tarihçilerde cinlerin, Havva’nın kızlarıyla evlendiklerini, onlardan da Kürtlerin doğduğunu öne sürdüklerini belirtir.

Kitapta Arapça bir sözcük olan ekrad taifesinden bahseder ki; hem çevirmenler hem de yorumcular bunu Kürtler olarak kabul eder.

Oysaki burada zikredilen  "ekrad" kelimesi bir etnik sözcük değil sosyolojik bir sözcüktür.

”Ekrad" geniş bir bölgede yaşayan konar-göçer kabilelere, aşiretlere verilen, onların etnik kökenini belirtmeyen, sadece ve sadece sosyolojik konumlarını ifade eden bir kelimedir.

Bunun böyle olduğunun önemli bazı kanıtları da vardır.

Osmanlı dönemi mufassal defterlerine baktığımızda "Ekrad" kelimesinin konar-göçer anlamında kullanıldığı hemen ortaya çıkar.

Hatta "ekrad-ı Türkman" ifadesi geçer ki, burada da "ekrad"a mı yoksa "Türkman"a mı etnik bir anlam yükleyeceğiz?

İşte bu nokta tüm Kürtçü tezlerin işin içinden çıkamayacağı noktadır.

Eğer bunu Türkmen Kürtleri ya da Kürt Türkmenleri olarak açıklamaya çalışırsak, Kürtçüler için yine de kabul edilemez olacaktır. Çünkü hiçbir etnik grup, hiçbir millet, başka bir ulus ya da etnik grupla birlikte bu şekilde adlandırılamaz.

Mesela İngiliz Türkmenleri ya da Türkmen Almanları olamaz!

Aslında bu eserin yazıldığı tarihe bakmak lazım. 1500 ve 1600’lü yıllar Osmanlı’da doğu Anadolu’nun hem içtimai hem de etnik yapısının tamamen karıştığı yıllardır. Türkmen aşiretlerinin ise Osmanlı ile Safevi arasında sıkıştığı yıllardır.

Tarih silsilesine göre, Turan’dan gelen İran, Anadolu ve Irak’ı fetheden Selçuklu Türkmenleri, İlhanlı Tatarları, Akkoyunlu Türkmenleri ve Timur Tatarları bütünüyle İran ve Doğu Anadolu’yu Türkleştirerek, burada Fars ve Arap etnilerini ve onlara  ait iktidarları tümüyle silmişlerdir.

Şerefname’deki bir başka rivayet ise, giriş kısmında yazdığı Türkistanlı bir Türkmen beyi olan Kürt  Buğduz Bey, diğer Türkmen beyleriyle Peygamber efendimizin yanına gitmiş ve orada kaba saba tavrıyla Hz.Muhammed Efendimizin  tepkisini çekmiştir ve bu nedenle Kürtlerin devleti olmamıştır. Ama burada dikkat edilmesi gereken nokta Buğduz Beyin kim olduğudur? Buğduz Bey, Oğuz Kağan Destanı’nda Bozoklara ait bir oymak beyidir. Ve dar anlamda yardımcı bir bey olarak, Peygamber Efendimizin yanına giden toplulukta, Melikşah’ın yanında bulunmakta, Tuğrul Şah’ın emrinde olmaktadır ki bu da onu Türk soyu yapar.

Şerefhan, Kürtlüğü Müslüman kimliğiyle ortaya çıkarmakta ve yazdığı kitapta Arapların ve Türkmenlerin tarihini anlatmaktadırlar.

Bahsettiği Kürt devletleri ise Türkmen devletlerine bağlı, onların oluşturduğu feodal yapıya uyum sağlamış yarı Arap yarı Türk kültür izleri taşıyan beylerdir. Kitabın daha sonraki bölümlerinde ise  Kürt tarihi dönemindeki Safevilerin, Akkoyunluların, Karakoyunluların savaşları, ondan sonra da Kaçarların tarihi anlatılmaktadır. Ve böylelikle on binlerce sayfa da yazılsa esas olarak Kürtlerin aktör olarak var olabildiği tek bir tarih söz konusu değildir.

Zaten Şeref Han Bitlisi de bu eserde Kürtlerin bir türlü bir araya gelememiş olmasını eleştirir ve Kurmançi, Zaza gibi toplulukların tekbir beylik altında toplanması gerekliliğine dem vurur.

Nitekim Şerefname′nin ideolojik bir Kürt tarihine dönüştürülmesi zaten bu açıklamalar sayesindedir. Çünkü Şeref Han, Osmanlıya bağlı ve bağımlı, hiçbir özerklik ya da bağımsızlık talebi olmayan, kesinlikle Kürtçü olmayan hatta etnik anlamda Kürt de olmayan birisidir.

Ama Şerefname açıklamaları ile Şerefname′nin orjinali adeta gözden kaybedilmiş ve Kürtçülüğün hizmetinde yeni bir Şerefname yaratılmıştır.

Sonuç olarak Emir Şeref, Kürtlerin Turan krallarına bağlı bir boy olduğunu uzun uzun, tarihte yok olmuş Türmen devletlerinin adını bir bir yazarak anlatır bizlere ve  bu boyutuyla Şerefname aslında bir Pan-Türk tarih yazımı olarak okunmalıdır.

hakanpolat006@gmail.com

@hakanpolat006

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.