1. YAZARLAR

  2. SHENI HAMID/Londra

  3. Şeytanın Anası Terör Komplosu! Bati, Kürdistan ve Gameet El Dual El Arabia
SHENI HAMID/Londra

SHENI HAMID/Londra

Avrupa ve Londra Temsilcisi
Yazarın Tüm Yazıları >

Şeytanın Anası Terör Komplosu! Bati, Kürdistan ve Gameet El Dual El Arabia

A+A-

Çok kısa bir süre önce, AB Genel Sekreteri Julian King, ISIS terör örgütünün Ortadoğu’daki etkenlik gücünü yitiriyor olduğunu önererek, ‘Örgütün, potansiyel terör faaliyetlerinin batıda yürütülebilmesi amacıyla, Avrupa’da terör finansı fonları oluşturulması alanında yoğunlaşacağına dair’ batılı liderleri uyardı. Hemen bu mesajı kovalayan günlerde Almanya hükümeti güvenlik yetkilileri, ‘ülkede, terör hücrelerine yapılan baskınlarda, yurt genelinde yayılmış 5000’den fazla muhtemel saldırı hedefinin tespit edildiğini’ duyurdu. Avrupa’nın diğer ülkelerinde de sorunla alakalı ihtiyat çalışmaları devam ederken, özellikle Fransa’da geçtiğimiz hafta gerçekleştirilmiş polis baskınlarında çok sayıda şüpheli gözaltına alindi. Dahası, bahsi edilen düzen bozucuların sığınaklarında; ISIS tarafından ‘intihar bombacılığı’ eylemlerinde yaygınlıkla kullanılmakta olan ve ‘Şeytanın Anası’ sıfatıyla nitelendirilen kimyasal patlayıcı madde ürünleri ‘Triacetone Triperoxide (TATP)’ bile ele geçirildi.

Tüm bu gelişmelere ilaveten yayınlanan BM raporu uyarınca, ‘Terör örgütlerinin, yukarıdakine benzer faaliyetlerini destekleyebilmek niyetiyle, uluslararası alanda ihtiyatlı meblağlarda para transferleri gerçekleştirdiği’ kamuoyuna tekrar teyit edildi.

Konu itibariyle Arap yarımadasında bile, gözden kaçırılamayacak bir hareketlenme gerçekleşirken, Riyadh Chief of Senior Scholars in Saudi Arabia Fahad Al-Majid ‘Terör örgütlerinin, Sudi Arabistan gençliğini hedefleyerek, genç nüfus üzerinde beyin yıkama propagandası yaptığını ve krallığın, böyle bölücülüklere kesinlikle izin vermeyeceğini’ açıkladı. Ek olarak, Sudi Arabistan Devlet Güvenlik Bakanlığı ‘Riyadh’ta güvenlik merkezlerini hedefleyen, iki ayrı ISIS terör etkinliğinin engellendiğini’ dahi ilan etti.

Tabi ki, dünyanın dört bucağında ezelden beri sürdürüle gelen ‘kirli para aklama trafiğinden; ya da terör faaliyetlerinin desteklenmesi amacıyla organize edilmiş yardım fonlarının varlığından’ ilk kez haberdar değildir politikacılar. Fakat, mevcut sorunun tekrar gündeme getirilmesi ve ISIS’in ‘farklı versiyonlu isimler altında’ Avrupa’ya serpiştirileceğine dair sinyallerin yaygınlaştırılması, rutin bir tesadüf olarak da karşılanmamalıdır. Özellikle kapsama alanı genişliği dolayısıyla, Ortadoğu topraklarında 200,000 km² lik bir faaliyet alanına yayılmış bulunduğu iddia edilen ISIS terör örgütünün, hangi ivme ile batıya ulaştığının da zaten farkındayken çoğumuz. (Bu arada, Birleşik Krallık (UK)’ in toplam yüzölçümünün 242,495 km² olduğuna dair dikkat çevirmek, mevzuya eklenecek vahim bir kıyas misali kabul edinilebilir.) Yani iyi niyetli seslerimizle, istediğimiz kadar bağırıp çağıralım ama, bugün gerçek şudur: ‘Güvenilir kaynaklar tarafından açıklanan 2015 verileri uyarınca, ISIS kontrolü altındaki alanlarda bulunan toplam nüfus 6 Milyon civarındadır ve bu rakam, birçok Avrupa ülkesinin toplam nüfus sayısından daha fazladır! Üstelik, Ortadoğu’da 2014-2015 arasında gerçekleştirilmiş anketler uyarınca, sayısı 42 Milyona ulasan inananın, ISIS’e karşı kayıtsız kaldığı ortaya çıkmıştır’.

Diğer yandan, geleneksel-Müslüman Arap tartışmalarının dayandırıldığı ‘İslamiyetin altın çağına dönülmesi düşü ve küresel cihad ideolojisi’ 2011 yılından buyana suren Suriye iç savaşının kapanış sahnesinde de kendini göstermiştir. Özellikle Türkiye – Iran – Rusya taraflarının başarıyla uyguladığı politik manevralar, Ortadoğu’da at koşturmak isteyen diğer ülkelerin keyfini kaçırmışken. Hatta bırakalım bölgedeki Rusya ağırlığının üzerlerinde yarattığı huzursuzluğu bir tarafa, örneğin, ABD – Israil ve Saudi Arabistan, Turkiye’nin Iran ile yakinlasmasindan pek de hoşnut olmamıştır. (Hatırlanacağı üzere, Iran Genel Kurmay Başkanı Mohammad Hussein Bageri ve Iranli politikacılar ile askeri yetkililerden oluşmuş heyeti, 15 Ağustos’ta Ankara’yı ziyaret etmişti. 1979’da mollaların İran’daki iktidarı ele geçirişinden bu yana, ilk kez, bir İranlı delegenin Türkiye’yi resmen ziyaret edişi, her iki ülke açısından da Ortadoğu’da başarılı bir gelecek yaratılacağının ihtimalini simgelemektedir. Bu yakınlığı önemli kılan diğer olumlu sebep uyarınca, Humeyni iktidarıyla 1979’da koparılmış Iran-NATO arasındaki askeri bağ, muhtemelen yeniden canlandırıla bilinecektir).

Dolayısıyla, Rusya ılımlılığını da yanı başına katan, Türkiye-İran yakınlaşması, diğer ittifakların hoşuna gitmemiş ve Ortadoğu’da ABD destekli bir ‘altın çağ’ ütopyasının yaratılmasına dair hızlı adımların atılmasına yol açmıştır. Böylece, basta ISIS üyeleri olmak üzere, Irak, ya da Suriye’den kışkırtılan teröristlerin Türkiye, Iran ve batıya yönlendirilmesi kaçınılmaz kılınmıştır. Banka hesaplarına katilmiş yardım fonlarıyla beraber.

Üstelik, malum terör örgütünün ziyadesini Irak dışına sürmeyi başaran Kürtler, ayni sayede Washington ile aralarındaki dostluk bağını iyice sağlamlaştırmıştır. Bu güvenle ilerleyen Kürtler açısından simdi, bağımsız bir Kürdistan bölgesi yaratmasının zamanı gelmiş bulunmaktadır. Elbet böyle bir oluşum başarıla bilinirse, ABD için de Ortadoğu topraklarında kurulacak yepyeni bir askeri üst bölgesi mevcudiyeti garantilenmiş olacaktır. Lakin böyle bir gelişme, ayni sahada askeri üstleri bulunan Rusya’nın keyfini kaçıracaktır. İste bu sebeple Rusya için, Suriye’de meydana getirilecek ilave bir askeri üst yapılanması, ya da Amerikan faaliyet kapsamını gölgede bırakacak bir Türkiye-Iran dostluğu, önemli bir hamle olarak sayılmaktadır.

İste ayni gelişmelere rastlayan tam bu sırada, Hamas Lideri Yahya Sinwar, ‘Gaza’da, Iran ve Suriye ile ilişkilerini güçlendirmeyi amaçladıklarını’ açıklamıştır. Sinwar uyarınca, ‘Iran, Hamas’a gerektiğinde, silah desteği sağlamıştır ve artık Sunni-Shia ayrımı yapılmaksızın, Hamas, Lübnan’ın Hizbullah’iyla bile ilişkilerini sağlamlaştırmıştır’.

Hatta Hizbullah lideri Hassan Nasrallah aracılığıyla, Hamas askeri birlikler lideri Saleh al-Arouri, Iran’in politik liderleri ve Iran Devrim Muhafizligi komutanlari ile Tahran’da görüşmeler yapmıştır. İlaveten, Hizbullah ve Iran, Hamas ile Suriye arasındaki kırgınlığı hızla onarmaya çalışmaktadır.

Doğudaki bu hareketliliklere ek olarak, dostluğunu Sudi Arabistan ile pekiştirmeye devam eden ve bölgedeki etkenliğini Bahrain’e sattığı $3.8 Milyar Dolarlık silah ile askeri malzemeler aracılığıyla sağlamlaştıran ABD, ihtiyati elden bırakmamakta kararlı bulunduğunu ısrarla göstermektedir. Çünkü Bahrain ile Eylül ayı başında gerçekleştirdiği ticaret anlaşması uyarınca, Washington yönetimi, ülkeye ‘19F- 16V ve F16 jet uçakları; 2 adet 35m uzunluğundaki, otomatik silah donanımlı güvenlik botları; 221 adet anti-tank füzeleri’ satışında bulunmuştur. Bahrain’in Saudi Arabistan dostluğu öte yandan, bölgedeki Arap hakimiyet gücünün korunabilmesi çabalarını sergilemektedir. Bahrain ve Pentagon dostluğunu koluna takarak ilerleyen Sudi Arabistan, yarımadadaki Wahabi gücünü sağlamlaştırmayı temel alan amaçla, Irak’ın Shia liderleri ile bile, ilişkilerini ilerletmiştir. Şöyle ki, ‘İki ülke arasındaki Ar’ar sınırlarını geçiş kullanımına açarak, Najaf ve Basra’da konsolosluklar kurmakla’ kararlı davranan Sudi’ler; öte yandan Birleşik Arap Emirliği’ni ise Kızıldeniz’de, Yemen’in Houthi saldırılarına karşı bile desteklemiştir.

Kısacası, tüm bu hareketlenmeler, dünya kamuoyuna sunulan mesaj ve Arap yarımadasında yaygınlaşmış geleneksel Arap Milliyetçiliği görüşü uyarınca, ‘Suriye eğer, ABD- Israil- Sudi Arabistan ve yandaşlarıyla dayanışma içerisine girerse; politik İslam alanında ISIS, Al Nusra (Suriye’deki -ya da Levant Bölgesindeki- Al-Qaeda olarak ta tanımlanan, Salafi cihadi ideolojisini savunan terör örgütü), ya da Muslim Brotherhood örgütleri dengesi bu bölgede  sağlanabilecektir’.

Öte yandan, küresel alanda gerçekleştirilecek teröle mücadele atılımlarında, kıssadan hisse itibariyla, sunu hatırlamalıdır politikacılar: ‘Zalim bir yargıç gibidir tarih denilen kavram; ve ondan, gerekli dersleri öğrenerek doğru adımları atamayanlar, gelecek zamanın ebediyetinde acımasızca yargılanacaktır’.

-------------

 (*Gameet El Dual El Arabia: Arap Devletleri Birliği)

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.