1. YAZARLAR

  2. NURAY BAŞARAN

  3. Silah Diplomasisi
NURAY BAŞARAN

NURAY BAŞARAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Silah Diplomasisi

A+A-

Farkında mısınız bilmem ama dünyada olup bitenler, yeniden bizi soğuk savaş yıllarına götürmeye yetecek türden.  Bunun için son 20 günlük gelişmelere bakmak yeterli olacaktır.

ABD Temsilciler Meclisi; Rusya, İran ve Kuzey Kore’ye yeni yaptırımları onayladı. Körfezdeki son gelişmeleri (Katar’a yönelik Körfez ülkelerinin yaptırımları) de bunlara eklemeyi unutmamak gerekir.

Katar’a yönelik Körfez ülkelerinin yaptırımları ve tehditleri öncesinde Suudi Arabistan, yaptırımlar sonrasında ise Katar,  ABD’ye ‘post-modern vergisi’ni ödemişlerdir. Bu ödemenin yalnızca yüklü silah alımı olduğunu sanmayın, el altından yapılan pazarlıkları ve para akışını takip ederseniz, sürpriz sonuçlara ulaşabilirsiniz.

Katar’ın ABD’den aldığı F-15’lerin, ABD’nin Nevada Çölünde bulunan kullanılmış ve satılmadan önce boyanıp sistemleri revize edilen uçaklar olduğu anlaşılınca, resim daha iyi okunuyor.

Büyük devletler, uzun dönemli planlar yaparlar. ABD’nin 100 yıllık gelecek  projesi (bölgesel enerjilerin yapılandırılıp paylaşılmasına dönük başlattığı Büyük Ortadoğu Projesi), bazı stratejistlerin (!) iddia ettiği gibi sekteye uğramak bir yana; gerilemeksizin, durmaksızın,  son hızla, hatta baş döndürücü bir şekilde devam etmektedir. Öyle ki, zaman zaman geriye dönüp baktığımızda, “Neler oluyor” demekten kendimizi alamıyoruz.

Birkaç gündür “Ortadoğu Kazanı” başlığıyla yazdığım makalelerde, bu gelişmelerin bir kısmını paylaşmıştım. Büyük Ortadoğu Projesi’ni 2000’li yıllarda ilk yazan gazeteci olarak yaşadıklarımdan çıkardığım sonuç, o günlerde bugünleri hayal etmenin zor olduğudur. Bilindiği gibi o günlerde çeşitli yazılar kaleme alan pek çok Orta Doğu uzmanı (!), bugünkü gelişmeleri öngören aralarında benim de olduğum sınırlı sayıdaki gazeteci ve araştırmacıyı komplo teorisi üretmekle suçlamıştı. Bugün geldiğimiz noktada,  fiilen, adım adım, planlı biçimde ülke olarak içinden geçtiğimiz değişimin, Büyük Ortadoğu Projesi’nin parçaları olduğunu anlamış bulunmaktayız.

Bugünlerde Orta Doğu topraklarında mevcut ülkelerin sınırlarının değişip yeni devletçiklerin oluşum sürecinin hızlandığını daha net görüyoruz. Buna uyum sağlamak üzere (ülke olarak sınırlarımızı korumak adına) “Cumhurbaşkanlığı Sistemi” adı altında, ülkenin olağanüstü dönemlere hazırlanan yönetim sistemini büyük bir gerginlik ortamında yaşadık. Ülkede mevcut sistemi savaş koşullarına uygun olacak biçimde restore edemezsek, sıkıntımız büyük olacaktı. Şimdilik bu tamiratın bir an evvel yapılması konusunda herkes, her kesim üzerine düşeni yaptı. Muhalefetinden iktidarına, sivil toplumunda derinlerdeki görünmeyenlere kadar her birim ve makam, ülkenin geldiği noktada sorumluluk ve katkı sahibi görünüyor.

Bu gelişmelere paralel olarak dünyadaki “silah diplomasisi”, kuşkusuz bizi de etkiliyor. Aynı zamanda NATO üyesi ve NATO’nun en büyük silahlı güçlerinden birisiyken; direksiyonumuzu Rusya, Çin ve İran eksenine kırma belirtisi gösterircesine, savuma sistemimizin ihtiyaçlarını Batı ülkeleri dışından karşılama seçeneğini masaya koyduk ve bu paralelde ilerlemeye devam ediyoruz. Bu noktada en önemli hamle, kuşkusuz ki Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi alımı kararıdır. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kıvrak bir diplomasi ile “Ey Amerika” ile başlayan çıkışlardan sonra, uygulamada yeni bir silah diplomasisinin yolunu açmayı başarmıştır. ABD, başta Körfez ülkelerine yaptırımları ile silah anlaşmalarını dayatırken, Erdoğan da ABD’ye “Türkiye’nin de seçenekleri var” demektedir. Erdoğan, farklı seçeneklerimizin varlığını ifade etmekle kalmıyor, NATO kampı dışındaki ülkelerle masaya oturup ortak savunma ve silah anlaşmaları yapma noktasında ilerliyor. “Güç kimdeyse, hâkimiyet ondadır” anlayışıyla hareket eden Erdoğan liderliği, S-400 anlaşmasının zorunluluğunu ve bu konuda geri dönüşü olmayan bir yola girildiğini dünyaya ilanını da resmi ağızdan yapmaktan geri kalmadı. Bir başka deyişle Erdoğan, “Bu mahallenin Muhtar’ı  benim” diyor.

Peki, mahallede durumlar ne âlemdedir?

Suudi Arabistan ile aramızda güçlü din bağımız olmasına karşın, günün sonunda Suudi Arabistan İngiltere’nin yaptırım ve önerilerinden sapacak adımlar atamıyor. Yakın zamanda bölünme riski ya da ‘sopası’ nedeniyle İngiltere’nin politikalarına her geçen gün ölümüne bağlanan Suudi Arabistan ile dostluk söyleminin fiiliyata yansıması pek kolay görünmüyor. Doğrusu, Suudi Arabistan coğrafyasında Erdoğan’ın “Yeni Reis” olarak kabul edebilmesi çok istense bile zor görünüyor.

İran, Türkiye ile ticari ilişkileri geliştirmek istemesine karşılık, hem uzun zamandır bölgede işlenen ve kökleştirilen ‘mezhep savaşı’,  hem de ABD’nin ‘ambargo sopası’ ile sürekli dürtmesi nedeniyle istese bile Türkiye politikalarını kalıcı bir barış ve dostluk düzeyinde tutamıyor. Irak’ta da durum çok farklı değildir. Küresel güçler ve başta ABD, 25 Eylül’de yapılacak referandum ile Irak Kürtlerinin özerkliğini resmileştirmeye hazırlanıyor. Fiili olarak üçe bölünmüş Irak’ın gayrı resmi parçalara ayrılması, 25 Eylül referandumu ile resmiyet kazanacağa benziyor. Kuşkusuz ki, bunun etkileri bölgede bazı ülkeleri de yakından ilgilendirmekte ve endişelendirmektedir. Bu şartlarda Suriye, özellikle Irak’ın gayrı resmi de olsa bölünmesinden (Kürtlerin özerklik referandumu sonrasındaki gelişmelerden) sonra mezhep kavgalarıyla parça parça olma korkusuyla baş başadır. Bütün bu gelişmeler, bölgede yeni ittifaklara da kapıyı aralayacaktır. Bakalım “Esed” ne zaman Esad olacak ve “Dostum Barzani” ise ne zaman “terörist” ilan edilecek?

Bölgede bu gelişmeler yaşanırken, Tayyip Erdoğan’lı Türkiye’nin mevcut politikası ise gördüğüm kadarıyla, “MAHALLEYİ BEN KORUYACAĞIM“ mesajı vermektedir.

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.