1. YAZARLAR

  2. ORHAN SARIKAYA

  3. Son Hafta...
ORHAN SARIKAYA

ORHAN SARIKAYA

Yazarın Tüm Yazıları >

Son Hafta...

A+A-

Türkiye 2017 yılına başlarken hatırlayalım çok hızlı başladık, Reina terör saldırısı ile başladık ve hiç durulmadık. Bir sürü hengamenin içerisinde özellikle IKBY'nin referandum süreci Türkiye'yi en çok etkileyen etmenlerdendi. Suudi Arabistan'da yaşanan yumuşak darbe ise sadece Türkiye'yi değil tüm dünyayı etkiledi. Katar krizini de bu arada unutmamak lazım. Ancak 2017'nin son haftaları neredeyse tüm yılı kapsayacak kadar hareketliydi.

Kudüs'ün ABD tarafından İsrail'in başkenti olarak ilan edilmesi daha sonra Türkiye'nin çabaları ve ABD'nin Birleşmiş Milletlerde rezil olması...

S-400 Füzelerinin anlaşmasının tamamlanması ve ödemesinin Ruble üzerinden yapılacak olması da Türkiye için büyük başarı olsa da ABD ve NATO ile birlikte aynı ağzı kullanan muhalefet için yeterli olmadı...

Ardından İç siyasette Tek tip kıyafet tartışmaları ki bu tartışmalar özgürlük ve masumiyet karinesi adı altında yapıldı. Ama hiç kimse kalkıp da FETÖ terör örgütü ile PKK terör örgütünün masum insanların ölümüne yol açmasını hiç bir şekilde eleştirmedi...

Hemen akabinde, Hükümetin 15 ve 16 Temmuz günleri Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın emriyle sokağa çıkıp FETÖ terör örgütü üyelerinin İşgal girişimine karşı koymaları neticesinde ileri de herhangi bir şekilde mağduriyet yaşanmaması için hazırladığı KHK ise başlı başına bir tartışma konusu oldu. O KHK'nın kanuna ek madde olarak sadece 15 ve 16 Temmuz'u kapsamasına rağmen eski cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından da eleştirildi.Hemen ardında da Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ilk defa Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü hedef aldı.

KHK tartışmaları yaşanırken FETÖ Terör örgütünün ByLock üzerinden  Mor Beyin kumpası deşifre oldu. Ve tahliye Mor Beyin uygulaması neticesinde tahliyeler yaşanırken ABD ile yaşanan Vize Krizi aşıldı. Ve ABD Vize krizini sona erdirdi. ABD'nin bu hamlesine de aynı şekilde Türkiye karşılık verdi.

Tamam bitti derken hakkında soruşturma açıldığını öğrenen FETÖCÜ Yüzbaşının ceza almamak için kendisini deşifre etmesi ile bir kez daha kafalarımızda soru işaretleri oluştu...

Ve son haftanın bomba olay ise İran'dan geldi...

İran'da bir çok kentte halk gösteriler yapılmaya başlandı. Görüntü ilk etapta hayat pahalılığı protestosu gibi görünse de aslında tamamen siyasi ve baskı rejiminin artık İran halkına sökmediğini bizlere gösteriyor...

İran'da ki olaylar da kullanılan figürlere baktığımız da ise aslında bizim gezi olaylarında yaşadığımız operasyonlarla birebir aynı.

Şimdi sizlere tarihten bir örnek versem!!!

İnsanlar şapka takmadıkları için asıldığı ülke hangisi desem, Bir çoğunuz 1925-1930'lu Türkiye dersiniz!

Bende, Hayır 1930-1940 yılları arasında ki İran derim...

Üst akıl hiç bir zaman İran ile Türkiye'yi birbirinden ayrı düşünmemiştir. Özellikle Cumhuriyetin ilk yıllarında ki Türkiye ile Şah dönemli İran'ı incelediğiniz de her iki ülke de tüm gelişmelerin birebir anlamda neredeyse aynı olduğunu görürsünüz...

Haliyle bugün İran'ın gezi kalkışması benzeri olaylarla sarsılması kimseyi şaşırtmamalı....

2017 yılının son iki haftası 2018 yılının aslından nasıl geçeceğini de bizlere gösteriyor.Şöyle ki hatırlayalım Katar Krizine direk müdahale eden iki ülke vardı. Bunlardan biri Türkiye, Diğeri ise İran'dı. Daha sonra Katar Emiri Şeyh Tamim Bin Hamad Bin Halife Es-Sani tahtan indirilmek istenmiş ama Türkiye'nin girişimi ile bu yumuşak darbe girimi de önlenmişti...

Suudi Arabistan ve B.AE.'nin sürekli olarak Katar üzerine baskı yapmalarını ve özellikle S.Arabistan'ın ABD'den ciddi boyutta silah alım anlaşmaları yaptığını da unutmayalım. Yine, S.Arabistan'ın aslında İran ile Yemen'de savaştığını da...

Türkiye bölge de ABD Doları ile değil kendi parasıyla ticaret yapan bir ülke artık ve Türkiye her ziyaret edilen ülkeyle bu anlaşmayı yapıyor. Bu ABD için ciddi anlamda risk taşıyor. İran ile ticarette kendi paramızı kullandığımız gibi Rusya ile de aynı yolu izliyoruz. Irak ile de....

Son 2 hafta bize gösteriyor ki, Türkiye'ye diş geçiremeyen ABD artık bölge de daha fazla etkin olabilmek için Türkiye'nin ilişkilerini güçlendirdiği ülkeleri karıştırarak Türkiye'nin elini kolunu bağlamaya çalışıyor.Unutmadan, Suudi Arabistan'da ki değişim sadece körfez ülkelerini değil Türkiye'yi de etkileyen bir hal aldı. Aynı keza Mısır'da ki darbe sonrası Türkiye ile Mısır'ın arası hiç düzelmedi ve pekte düzelecek gibi de görünmüyor.İsrail ile ilişkiler ise bıçak sırtı şekliyle devam ediyor. ABD'nin gücünü arkasında hissetmeyen bir İsrail'in bölgede nefes alamayacağını Türkiye de biliyor, ABD'de...

Suriye ise bambaşka bir olay!!!

2017 yılının son 2 gününde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD'ye Suriye'de PYD Terör Örgütünü yakın bir zamanda yok edeceklerini yineledi. Bu da demek oluyor ki 4.000'den fazla tır ile bölgeye askeri malzeme sevk edilmesi de Türkiye'yi durdurmadığı gibi daha da hırslandırmış vaziyette...

Bir tek bilmediğimiz şimdilik! operasyon tarihi, ancak bu kadar çok sık zikredildiğine göre bu tarihinde yaklaştığını artık söyleyebiliriz...

Üst Akıl peki ne yapmak istiyor?!

Türkiye'yi iç muhalefet ile sıkıştırmaya çalışadursunlar, İran'da ki gösterilere açıkçası bel bağlamış vaziyetteler...

Zira İran'da oluşacak yeni bir İhtilal ile mevcut sistemi değiştirmenin hesabını yapıyorlar. İran ırksal ve sadece mezhepsel olarak değil dinsel olarakta kozmopolit bir yapıya sahip. Örnek verecek olursak eğer, İsrail'den sonra en çok Yahudi İran'da yaşar. Şii Azeriler ciddi bir nüfus yoğunluğuna sahiptir. Sünni Kürt guruplarda o keza...

İran'ın dağılması sadece İran'ı dağıtmaz! Onunla birlikte bir arada tutulmaya çalışılan Irak'ın da toprak bütünlüğünü de etkiler. Suriye'den gelen mülteci akının en az 3 katının İran ve Irak'tan Türkiye'ye geldiğini bir düşünsenize....

İran'da ki olayların üst aklın istediği yönde cereyan etmesi halinde İran'a saldıracak ilk ülkenin Suudi Arabistan olacak olması da kimseyi şaşırtmamalı, Aynı keza B.A.E. ve muhtemeldir ki onlarla birlikte olabilecek olan Mısır...

Türkiye bu noktada kayıtsız kalamaz...

Katar Krizi bizden uzakta yaşanmasına rağmen bizi anında nasıl direk etkilediyse,yanı başımızda ki bu gösteriler bizi çok daha fazla etkileyecektir.Unutmadan İç siyaset mekanizması da gözle görülür bir şekilde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a cephe açmış vaziyette. Bunun içerisinde Ak Partililerin de olduğunu Cumhurbaşkanı Erdoğan dahil herkesim görüyor...

2018 yılını karşılarken Kuzey Yarım Küresi Kış aylarını yaşarken Ocak ayının ilk haftasından itibaren bizler sıcak iç siyaset ve Ortadoğu'dan esen sıcak hava ile terleyeceğimizi şimdiden söyleyebilirim. Zira, 2019 seçim yılı ve 2018 yılının başıyla birlikte taraflar netleşecek, salvolar atılacak ve taşlar yerine oturmaya başlayacak...

Üst aklın 2018 yılı projesinde İran'ın dağılması olmasa da umalım ki böyle bir şey olmasın. Zira bu sadece İran'ı değil Türkiye'yi de yakar. 2018 yılı hem Ortadoğu'da hemde iç siyasette çok dikkatli hareket etmemiz gereken bir yıl olacak...

Zira Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan yayınladığı yeni yıl mesajında "Çok önemli gelişmeler bizi bekliyor. Kritik süreçte kışkırtmalara karşı uyanık olmalıyız." ifadelerini kullandı...

Hepimize iyi seneler...

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.