1. YAZARLAR

  2. SHENI HAMID/Londra

  3. SURİYELİ HİÇBİR YERE GİTMEYECEK! AMA…
SHENI HAMID/Londra

SHENI HAMID/Londra

Avrupa ve Londra Temsilcisi
Yazarın Tüm Yazıları >

SURİYELİ HİÇBİR YERE GİTMEYECEK! AMA…

A+A-

Görünen köy kılavuz istemez…

Son zamanlarda Türkiye’deki Suriyeli göçmen/mülteci meselesine dair artmış protestolara dayanarak, bazı bilirkişilerin ‘Suriye’lilerin eninde sonunda evlerine geri döneceği konusuna dair’ spekülasyonları arttırmaya başladığı da dikkatimi çekti. Bilhassa sosyal medya platformlarında…

Lakin sıkı durun, çünkü artık TC sınırları içerisindeki yaşamlarını rutine oturtmuş pek çok Suriyeli, ülkede çoğalacak ilelebetlik tohumlarını zaten ekmiştir; bilen, bilmeyene duyursun.

Hatta bundan birkaç ay evvel hazırlanmış Center for American Progress (CAP) çalışması uyarınca vurgulanılmaktadır ki ‘Suriye’li göçmenlerin/mültecilerin büyük çoğunluğu Türkiye'de kalacaktır’.

Yine aynı çalışmada ifade edilmiş öneriyi destekleyecek bazı göstergeler mesela, Türkiye’de 2017’de gerçekleştirilmiş bir ankete işaret etmektedir. Söz konusu anket uyarınca, Suriyeli mültecilerin %61'i ‘her ne zaman, ülkelerindeki savaş sona erer ve akabinde Suriye'de "iyi" bir rejim kurulursa; ancak o zaman anavatanlarına döneceğini’ belirtmiştir. Öte yandan, diğer %16’lık kitle ise "anavatanlarına asla geri dönmek niyetinde bulunmadıklarını’ açıklamıştır.

Aynı araştırma kapsamında, şuanda Türkiye’de ikamet eden Suriyelilerin üçte ikiye varan çoğunluktan fazlasının, çifte vatandaşlık (yani Suriye-Türk) vatandaşlığı arzuladığı ya da sadece Türk vatandaşlığına sahip bulunulması isteği dahi ortaya çıkarılmıştır.

Bu hassas konuya dair, TC İçişleri Bakanlığı’ndan yapılmış açıklama uyarınca ‘Ocak 2019’dan itibaren, 76.443 Suriyelinin, zaten TC vatandaşlığına kabul edildiği ve halen pek çok adayın vatandaşlık başvurularına yönelik değerlendirme sürecinin devam ettiği’ vurgulanmıştır.

 

Diğer yandan, UNHCR Türkiye kayıtlarının en son güncellemesi (Haz 2019 tarihindeki gösterge) Suriyeli göçmen/mültecilerin Türkiye’deki sayısının, 3.614.108 rakamına ulaşmış bulunduğunu duyurmaktadır. Dolayısıyla bu rakam, TC’nin dünyanın en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yapmaya devam edişi gerçeğine, tekrar dikkat çekmektedir.

Üstelik…

Yetkililer, Türkiye'deki Suriyeli göçmen/mülteci sayısının 2028 itibarıyla 5 milyonu aşacağını bile tahmin etmektedir!

Vaziyete kıyaslama gereğiyle bakıldığında, UNHCR Mart 2018 verileri ‘dünya çapında yaklaşık 5,6 milyon kayıtlı Suriyeli mülteci bulunduğunu’ hatırlatmıştır.

Yani artık konuya dair gerçekleri kabullenerek, istikrar içerisinde hareket etmenin vakti gelmiş ve geçmektedir bile!

Elbet bazı yerli vatandaşlarımızın, ülkede ikamet etmeye başlamış yeni komşularından dolayı rahatsızlık duymasına rağmen; istatistikler, %79 oranındaki bu rahatsız çoğunluğun, ‘göçmenlerin/mültecilerin, topraklarında süregelen savaşın bitmesi akabinde bile, yurtlarına döneceğinden ümidi kestiğini’ göstermektedir.

Çünkü ne de olsa halihazırdaki göçmen/mülteci kitle TC sınırları dahilinde kendilerine yepyeni bir hayat kurmuştur. Artı, TC gibi misafirperver bir ülkeyi geride bırakıp, savaş sebebiyle mahvolmuş bir yöreye geri dönmek; yaşam koşulları zorlaşmış topraklarda yeniden tatminkar bir hayat sürebilmek; hele, başta, sosyo-ekonomik temelli taze bir dinamik kurmak… gibi, rahata meydan okuyucu düşünceler, artık çarkı düzene oturtmuş bazı misafirleri(?) hareket etmeden önce, tekrar tekrar düşündürecektir.

Çözüm arayışlarına devam…

Konunun hassasiyetini göz önünde bulunduran uzmanlar nihayet, Türkiye'deki zaten halihazırdaki göçmen/mültecilere yönelik ‘çalışma iznine ihtiyaç duyulmaksızın, ülkenin herhangi bir yerinde yaşama ve çalışma hakkı sunmasını öneren, açık ve kapsamlı bir entegrasyon politikası benimsenilmesini’ dikkate almıştır. Bazı belediyelerde ilaveten, konuya dair, azınlık ihtiyaçlarına cevap sunacak, yönlendirici görev dağılımları yapılmıştır. Yine aynı vesileyle yüzbinlerce Suriyelinin eğitimsel iyileştirme fırsatlarını yakalayabilmesi ve mesleki eğitimleri için, yerel programlar gerçekleştirilmiştir. Hatta (hedef başarı düzeyi tartışılır ama (!)) göçmenler/mülteciler hakkında süregelen yanlış algılarla mücadele niyetiyle, Türk vatandaşlarına da yönelik çeşitli halk eğitim kampanyaları başlatılmıştır.

Çabaların hakkını vermek gerekirse…

Tüm bu yukarıda sıralanmış bazı örnekler aslında, Suriyeli komşuların Türkiye'de kalması ihtimaline temel hazırlamış ve ülkedeki sosyal uyumun sağlanması uğruna tasarlanmış küçük, gene de pozitif uğraşılardır.

Ve hiçbir yere kıpırdamaya niyeti bulunmayan söz konusu misafirlerin, yerli topraklardaki adaptasyonunun garantilenilmesi içinse bilhassa Türk eğitim sistemini de başarılı bir planlamayla değerlendirmek gerekecektir. Elbette hükümet bu ögeyi sonuna kadar kullanma kararı almış bulunmaktadır. Dolayısıyla plan uyarınca, artık tüm Suriyeli öğrenciler, Türk devlet okullarına katılabilecektir. Bu uygulamayı destekleyecek ve kolektif bir hareket takviyesi sağlayacak sivil toplum girişimleri ile yerel idareler ise, söz konusu azınlığın entegrasyonunu teşvik etme bakımından değerlendirilir kritik önemlerini nihayet muhafaza edecektir.

Gelelim asıl dikkate…

Konumuz itibarıyla ‘tolerans kavramı’ ele alınarak gidişata bakıldığında, her iki tarafın (ev sahibi ve misafir) huzur ve güvenliği için unutulmaması gerekecek çok mühim bir unsur çıkacaktır karşımıza:

Dünyanın her coğrafyasında; aynı ülke topraklarında ikamet eden ‘karakterleri iyi veya bozuk sahsılar, her daim mevcuttur’… Hem de hiçbirinin yerli ya da göçmen/mülteci oluşu fark etmeksizin.

Bu bilinç temelinde bilhassa, ne bazı toplumsal huzursuzlukların fitili GÖÇMEN/MÜLTECİ bahanesine dayattırılarak ateşlenmeli, ne de böyle bir bölücülük tuzağına düşülmelidir.

Özellikle iç barış hatırına dikkat edilmesi gereken ana unsur ‘ahlaki moral ve insani değerler dahilinde bir arada; önce kendimize ve hemen akabinde birbirimize karşı, saygı duyarak yaşamayı başarabilmektir’. Din, dil, ırk, milliyet, finans gücü fark etmeksizin.

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.