1. YAZARLAR

  2. HAKAN POLAT

  3. Suriye’ye girmezsek Suriye bize girecek, yeter artık!..
HAKAN POLAT

HAKAN POLAT

Yazarın Tüm Yazıları >

Suriye’ye girmezsek Suriye bize girecek, yeter artık!..

A+A-

Kobani’li kardeşlerimin gözlerinden öpüyorum demişti ünlü siyasetçilerden biri.

Günlerce yezidi kadınların çektiklerini, cariye olarak satıldıklarını, çocuklarının köle yapıldığını, erkeklerinin işkencelerden geçerek kör testereyle kıtır kıtır kesildiklerini haberlerden izledik. Sanki bütün basın ağız birliği etmişçesine bir algı operasyonu içerisindeydi. Hele yandaş medya içerisinde yuvalanmış kripto Kürtçü İslamcılar Yezidileri hiç sevmedikleri halde sırf Kürtçülük aşkıyla bu koroda ayrılıkçı sol Kürtçü gruba ve FETÖcü alçaklara mensup gazetecilerle birlikte bayrak yarışına girmişlerdi.

Hatta Barzani’nin Peşmergeleri  tören eşliğinde topraklarımızdan geçmiş, kurtarıcı edasıyla Kobani’ye yani Ayn-el Arab’a ulaşmışlardı. Oysaki oyun büyüktü ne yezidi kadınların uğradığı tecavüzler ne de yerli halkın açlık sınırına ulaşması müttefikimiz Amerikalıların umurunda bile değildi.

Petrole büyük bir aşkla bağlı Amerika ve temsil ettiği batı zihniyeti oyun halkalarına yenisini katarken her zaman mağdurun ve mazlumun yanında yer alan Türk halkı gözyaşları içerisinde sinema perdesine bakıyordu.

Petrolün bekçiliğini PYD/PPKK Kürtlerine yaptırmayı benimseyen Amerika, Türkiye’nin güneyinde küçük suni bir terör devleti kurmayı çoktan kafasına koymuştu. Hem Türkiye’nin Araplarla olan bağlantısı hem Osmanlı yadigarı olan kardeşlerimizle münasebetimiz koparılacak, hem de Türkiye’nin bölünmesi  ve parçalanması için yeni bir İsrail yeni bir terör devleti kurulacaktı. Yani bir taşla beş kuş on kuş, bir hedef olmazsa diğeri ve hatta daha ötesi.

DEAŞ denen korkunç kelle kesici, insanları yakan örgüt zulmüne devam ederken, kahraman Kürt milisleri bu toprakları Amerika’dan aldığı silahlarla özgürleştiriyorlardı ki, haddini bilmeyen Türkiye birdenbire Fırat Kalkanı denen  bir operasyona başladı. Amaç kurulmaya çalışılan PPKK devletinin nüvesini oluşturan Kürt kantonları arasında bağlantıyı koparmaktı. Geç hem de çok geç yapılmış bir hareketti, lakin geçte olsa yapılmalıydı.

Türkiye geç koyduğu bu tavra karşın Amerika’nın planını bozarken ve sınırlarının hemen kıyısında böyle bir oluşuma izin vermeyeceğini açıklamasına rağmen PPKK, Amerika tarafından SDG hareketine dönüşüyor ve Amerikan üsleriyle beraber Mümbiç’e yerleşiyordu.

PKK’ya Amerika tarafından Yaklaşık 900 tır ağır silah verilerek DEAŞ’ın başkenti Rakka’nın fethedileceği ve bundan sonra bu silahların toplanacağı sözünü veren çok sevgili müttefikimiz, şimdi aynı numarayı İdlib için de çekmekte.

Ama burda bir sıkıntı var, İdlib’de DEAŞ yok. Kurtarılacak bir İdlib yok. Bir haftadır bir El-Kaide masalı söylenmeye başladı Amerika beyaz sözcüleri tarafından. Bir yıldır hiç sesi çıkmayan El-Kaide birden bire İdlib’de çıkıverdi ortaya. Sözcülere göre hem de Türkiye tarafından desteklenmekteydi.

Aslında Akdeniz’e ulaşmak için alınması gereken ve PPKK terör devletine teslim edilmesi gereken bir İdlib var ortada. Hem Fırat Kalkanıyla akamete uğrayan sınır güneyden birleştirilmiş olacak hem de Astana süreci rafa kaldırılmış olacak. Geleneksel Amerikan zorbalığı kazan-kazan üzerine kurulduğu için vurulan kuşların sayısı her daim çoğalmalı tabi. Milyonları aşmış mültecilere sahip Türkiye ise Suriye’ye müdahaleye  geç kalmanın faturasını bu gidişle evlatlarımızın kanlarıyla ödeyecek.

İdlib’in Amerika tarafından işgalinin kesinlikle önlenmesi gerekmektedir. Türkiye Astana sürecinde yer alan ülkelerle acil görüşmeler yapmalı ve gerekirse yeni bir Fırat Kalkanı gibi harekete girmekten kaçınmamalıdır. İdlib’in güvenliği Hatay’ın, Antep’in, Adana’nın ve hatta Mersin’in güvenliği demektir.

Bu savaşın topraklarımızda cereyan etmesini istemiyorsak artık kararsızlık aşamasından ve acabalarla geçen günlerden kurtulmamız lazım acilen. Yoksa demek istemiyorum, ama şu bir gerçek ki beklediğimiz her gün müdahale etmekten kaçındığımız her gün Türkiye’nin kara günlerine yeni günler eklemek demektir.

Dün savaşa ne gerek var, bizim Suriye de ne işimiz var, aman uzak duralım diyenler, her türlü terör örgütü ile işbirliği yapmaktan çekinmeyip Ankara’dan İstanbul’a adalet yürüyüşü yapanlar, FETÖ’nün eteğinin altında Ak Parti’ye metal yorgunluğu yaşatanlar, MHP’yi ortadan ikiye bölmeye çalışırken milliyetçilik yaptığını sanan gafiller, bakalım yeni süreçte hangi ahlaksız edebiyata başlayıp emperyalizmin hangi boyutunun yalaması olacaklar.

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.