1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. Taraf Gazetesi kime 'Taraf'tı?
Taraf Gazetesi kime 'Taraf'tı?

Taraf Gazetesi kime 'Taraf'tı?

Türkiye, 2006 yılının sonbaharına Anayasa'nın değiştirilmesi tartışmasıyla girmiş, Cumhurbaşkanlığı seçiminin yaklaşmasıyla tüm dikkatler, kamuoyuna yansıyan tartışmalara ve gelişmelere yönelmişti.

A+A-

Tarihler 11 Kasım 2006 yılını gösterdiğinde önemli bir gelişme yaşandı. TSK Genelkurmay 2. Başkanı Org. Ergin Saygun, 8 gün sürecek ABD ziyareti için yola çıktı. ABD'nin çeşitli eyaletlerinde görüşmeler yapan Saygun'un son durağı, 17 Kasım 2006 günü Washington oldu. İki gün Washington'da kalan Saygun, 19 Kasım 2006'da Türkiye'ye döndüğünde, uzun süre gündemi meşgul edecek bir konuyu da beraberinde getirdi.

İddialara göre Saygun, Washington'da ABD'nin önde gelen düşünce kuruluşlarından birisi olan "Hudson Institute" de sınırlı kişinin dahil olduğu bir toplantıya katılmıştı.

Çok geçmeden Saygun hakkında öne sürülen bu iddialara cevap, "Hudson Institute"den geldi. Enstitünün Avrasya Programı yöneticileri söz konusu bu toplantıyı, "Türk Genelkurmay 2. Başkanı General Ergin Saygun ile kayıtdışı tartışma yaptık" diyerek duyurdu. Fakat toplantının içeriği hakkında ne Saygun ne de Enstitünün yöneticileri, bir açıklama yapmadı.

27 Kasım 2006'da ABD'de yayım yapan "Newsweek" dergisi, bu sır toplantı hakkında Zeyno Baran imzalı bir makale yayınladı. "Üst düzey subaylardan edindiğim izlenime göre" diye başlayan makale, "2007 yılında Türkiye'de askeri darbe olasılığı %50" diyerek son buldu.

Oysa makalesine "Üst düzey subaylardan edindiğim izlenime göre" diye başlayan Baran, hem bu toplantıyı organize eden kişi, hem de "Hudson Institute"nin "Uluslararası Güvenlik ve Enerji Programları" Başkanıydı.


Baran "Newsweek"te yayınlanan bu yazısıyla Okyanus ötesinden Türkiye'de gündemi değiştirmeyi başarmış ve yeni tartışmaların başlamasına neden olmuştu. Karargah, gerildikçe gerilmiş, siyasal taraflar "Darbe" ihbarını ya da "Darbe niyetini" kimin açıkladığını sorgulamaya başlamıştı. Neyse ki imdada yine Baran yetişti ve Zaman Gazetesine bir açıklama yaparak "Yanlış anlaşıldığını" dile getirerek, yayınlanan makalesini kendi kendine "Tekzip" etti.

Baran'nın bu açıklamasının hemen ardından ilk tepki, 29 Kasım 2006'da Yenişafak Gazetesi'nde yayınlanan "Genelkurmay'dan Darbe Sessizliği" başlıklı yazısı ile "Taha Kıvanç" müstear ismini kullanan, Fehmi Koru'dan geldi.


Neyse ki; çok geçmeden Zeyno Baran'ın bu iddiası gündem dışı kalırken, 5-6 Şubat 2007 tarihinde yeni bir gelişme daha yaşandı. Baran, "Hudson Institute" de ikinci bir toplantı daha gerçekleştirdi. Bu kez düzenlenen bu toplantıya TSK'dan Generaller davet edilmedi.

"Birleşik Devletler Türkiye'yi yitiriyor mu?" başlığı altında gerçekleşen toplantıda, Türkiye'de "Ilımlı İslam" karşısında yükselen "Ulusalcılık" ve ABD'nin Türkiye'yi Kürt temsilcilerle buluşturarak, PKK'lılar için çıkarılması tavsiye edilen genel af konuları, masaya yatırıldı.

Toplantıya katılan isimler arasında en çok göze çarpanlar, CIA eski Şeflerinden Graham E. Fuller, CIA Türkiye analisti Henri Barkey, "Brookings Institute"den Ömer Taşpınar ve ABD eski Ankara Büyükelçisi Mark Parris oldu.

Okyanus ötesinde gerçekleşen bu toplantıdan yaklaşık 1,5 ay sonra Türkiye'de çok önemli bir gelişme yaşandı. NOKTA Dergisi, 29 Mart 2007 tarihli sayısında, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek'e ait olduğu iddia edilen "Darbe Günlükleri"ni yayınlamaya başladı. Haberde yayınlanan günlük notlarına göre, TSK içindeki bazı Orgeneraller 2004 yılında askeri bir darbe planlamış ancak sonradan Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök, bu darbe girişimini engellemişti.


Alper Görmüş'ün Genel Yayın Yönetmeni olduğu NOKTA Dergisi, yayınladığı bu haberin ardından 13 Nisan 2007'de polis tarafından basılarak, bilgisayarlarına el konuldu ve soruşturma başlatıldı. Ne kadar ilginçtir ki; NOKTA Dergisi'ne yapılan bu baskından 1 gün sonra, "Ergenekon" davasına da konu olan "Cumhuriyet Mitingleri"nin ilki yapıldı.

Belki de her şey, 5-6 Şubat 2007'de ABD'de yapılan o toplantıya göre planlanmıştı. Önce Baran tarafından 2007'de "Darbe planlanıyor" iddiası gündeme gelmiş, bu iddiadan yaklaşık 2 ay sonra ikinci bir toplantı gerçekleştirilip, "Ilımlı İslam" karşısında "Ulusalcılar büyük tehdit teşkil ediyor" konusu masaya yatırılmış ve AK Parti, bu tehditten nasıl korunur sorusuna, cevap aranmıştı. Daha da önemlisi NOKTA Dergisi'nin Genel Yayın Yönetmeni Görmüş'ün ünlü spekülatör ve "Turuncu/Kadife Devrimler" ile adı anılan George Soros'un finanse ettiği vakıflarda görev alan isimlerle olan ilişkisiydi.

Görmüş, Soros'un finanse ettiği Helsinki Yurttaşlar Derneği kurucularından olan Murat Belge ve Ahmet İnsel ile birlikte yine kurucuları arasında Murat Belge'nin de bulunduğu Birikim Dergisi'nde köşe yazısı yazıyordu. Belge ve Görmüş'ün bu mesaisi, TARAF Gazetesi'nde de ilerleyen yıllarda devam edecekti.


NOKTA Dergisi'ne yapılan polis baskını, baskından 1 gün sonra başlayan "Cumhuriyet Mitingleri", "Başörtüsü" ve "Laiklik elden gidiyor" tartışmaları gölgesinde 27 Nisan 2007'de TBMM'de Cumhurbaşkanlığı oylaması gerçekleşti. Anayasanın 102. maddesi gereği ilk turda nitelikli çoğunluk olan 367 oy, sonraki iki turda ise salt çoğunluk olan 276 oy arandı. Yapılan ilk turda 361 oy kullanılırken AK Parti'nin aday gösterdiği Abdullah Gül, 357 oy aldı.

Yapılan ilk tur oylamasının hemen ardından CHP, Anayasanın 102. maddesini gerekçe göstererek Anayasa Mahkemesine başvurdu. Aynı gece Genelkurmay başkanlığı, Türkiye Siyaset tarihine "e-muhtıra" olarak geçen, "Rejimin kararlılıkla savunulacağı"nı vurgulayan bildirisini yayınladı.

Anayasa Mahkemesi, 01 Mayıs 2007'de CHP'nin başvurusunu haklı bularak Cumhurbaşkanlığı seçiminin 1. tur oylamasını iptal etti. Bunun üzerine AK Parti, aynı gün erken genel seçim kararı aldı ve 24 Haziran 2007'de seçime gidilmesi için meclise teklif sundu. 02 Mayıs 2007'de Yüksek Seçim Kurulu (YSK) AK Parti'nin erken seçim başvurusunu değerlendirdi ve 22 Temmuz 2007 gününü teklif etti. Bu teklif başta AK Parti olmak üzere meclisteki diğer siyasi partiler tarafından da kabul edilerek 03 Mayıs 2007'de, erken genel seçim tarihi, 22 Temmuz 2007 olarak belirlendi.

06 Mayıs 2007'de iki oylama daha yapıldı fakat yine yeter sayısı olan 367 bulunamadı ve 11. Cumhurbaşkanı seçilemedi ve artık Türkiye'nin de yeni gündemi, 22 Temmuz'da yapılacak olan erken genel seçim oldu.

Mecliste alınan seçim kararı ve 11. Cumhurbaşkanı'nın seçilememesinin ardından Zeyno Baran, "Hudson Institute" de üçüncü kez bir toplantı daha gerçekleştirdi ve bu toplantıya TSK'dan generalleri de davet etti.  

TSK'da görevli generallerin, daha yakın geçmişte darbe metinleriyle iç siyaseti karıştırmış olan "Hudson Institute"ye gitmeleri büyük yankı uyandırdı. Toplantıya ABD-AB eliyle kurulan Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi de davet edildi.

Toplantı çağrı mektuplarında tüm katılımcıların adlarının yazılı olduğu Yasemin Çongar (Haberden 5 ay sonra TARAF Gazetesi'ni kurdu) tarafından öne sürülüyor fakat Genelkurmay, toplantıya katılacakları önceden bilmediklerini ifade ediyordu. 


Üstelik işin daha da vahim yanı söz konusu bu toplantıda, "Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu'nun öldürülmesi, Beyoğlu'nda PKK'nın eylem yapması ve Türk ordusunun 50 Bin askerle Kuzey Irak'a girmesi" konuşularak planlanmıştı.

Zeyno Baran ve Yasemin Çongar tarafından TSK'ya yönelik hazırlanan bu komplo o kadar kusursuz işliyordu ki; o dönem Milliyet Gazetesi Washington temsilcisi ve yazarı olan Çongar, Milliyet Gazetesi'nden önce haberi İngiliz Devleti ve Gizli Servisi tarafından finanse edilen BBC'ye "Dehşet Senaryosu" olarak yazıyordu.


 Çongar'ın toplantıya yönelik bu iddiasını ilk Genelkurmay yalanlarken, Genelkurmay'dan gelen açıklamanın ardından bir yalanlamada; tıpkı 2006'da "Newsweek"te yayınlanan ve "2007 yılında Türkiye'de askeri darbe olasılığı %50" makalesinde olduğu gibi Zeyno Baran'dan geldi.

Çongar'ın öne sürdüğü bu iddia Genelkurmay tarafından defaatle yalanlanmış olsa da başta BBC olmak üzere bir çok haber sitesinde Flash Gelişme olarak çoktan yerini almış, yaratılmak istenilen algı, yaratılmıştı.

Haberin üzerinden çok fazla zaman geçmeden Çongar'ın şahitleri de birer birer ortaya çıktı. İlk olarak devreye Aydın Doğan'ın sahibi olduğu Radikal Gazetesi'nde "Washington'daki balçık Ankara güneşi ile sıvanıyor" başlıklı yazısı ile Cengiz Çandar girdi.

Çandar, ABD eski Ankara Büyükelçisi ve Fethullah Gülen'in ABD'de oturum izni alabilmesi için referans mektubu yazan Mark Parris'in davetlisi olarak Washington'da bulunduğu günlerde, Çongar'ın iddia ettiği bu toplantı ve "Dehşet senaryosu"nu muhataplarından dinlediğini, Çongar'ın doğruluğuna kefil olduğu gibi Çongar'ın haberi yayınlamadan önce Zeyno Baran'a da okuttuğunu yazdı.

Çandar'ın 20 Haziran 2007'de yayınlanan bu yazısından 5 gün sonra bu sefer devreye, CIA eski Ortadoğu İstasyon şefi Graham E. Fuller ile birlikte "Türkiye'nin Kürt Meselesi" isimli kitabın yazarı olan CIA Türkiye Analisti Henri Barkey girdi.

13 Haziran'daki  toplantıya iştirak eden eden Henri Barkey, CNN Türk'te, Yasemin Çongar'ın haberlerinin "Gerçeğe aykırı" olmadığını belirti.


"TARAF GAZETESİ KİME TARAFTI?" başlıklı 2 bölümlük yazı dizimin birinci bölümünü bitirmeden önce Zeyno Baran ve "Hudson Institute" hakkında birkaç bilgi daha paylaşayım.

"Hudson Institute"nin öyküsü, ABD Gizli Servisi CIA tarafından kurulan ve ABD Silahlı Kuvvetleri adına faaliyet yürüten RAND şirketiyle başlıyor. Hudson'un kurucusu Herman Kahn, Max Singer ve Oskar Ruebhausen.

"Hudson Institute"de görev almış önemli isimler ise şunlar:

William Odom: ABD Gizli Servislerinin tepe kuruluşu NSA (Ulusal İstihbarat Dairesi) eski başkanı

Paul Bernard Henze: CIA İstanbul İstasyon eski şefi

Alexander M. Haig: eski ABD Bakanı ve Malta şövalyesi

Dan Quayle: Ulusal Muhafız Birliği, Senatör, Baba Bush'un yardımcısı

Zeyno Baran'a gelince, Washington'da neredeyse çalışmadığı Türkiye-Asya ilişkili bir dernek kalmadı. Baran, Atina'dan Washington'a uzanan yolun sonunda ABD eski Ankara Büyükelçisi Mark Parris'in gözdesi, Mehmet ve Ahmet Altan kardeşlerin, Soros'un Açık Toplum Vakfı'nın kurucularından Nazlı Boyner'in eşi Cem Boyner'in öncülüğünde kurulan Yeni Demokrasi Hareketi kurucu üyelerinden Kemal Derviş'le birlikte çalıştı.

Center for Strategic and International Studies'te (CSIS) eski elçiler, devlet görevlileri, istihbarat deneyimli uzmanlar ve CIA direktörleriyle birlikte çalıştı ve Nisan 2006'da "Hudson Institute"de işe başladı.


Baran, Yasemin Çongar'ın yayınladığı bu haberden 2 ay sonra 23 Ağustos 2007'de ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Avrupa ve Avrasya'dan sorumlu üst düzey yetkilisi Matt Bryza ile İstanbul Su Ada'da evlendi.

Zeyno Baran şimdi ne mi yapıyor?

Ortağı Fatih Enginsel'le birlikte İstanbul'da "Bireylerin mutlu ve neşeli bir yaşam sürdürmelerinin önündeki engellerin kaldırılmasına” ve bütüncül (Ruhsal, bedensel, zihinsel) gelişimlerine destek olmayı amaçlayan, "Karmik şifa ve Gelişim" üzerine bir merkez işletiyor.

Üstelik, Türkiye'nin son 10 yılının gelişim kimyasını BOZDUĞU HALDE!

Yarın 2. bölümde buluşmak üzere….

Emre Erciş

YASAL UYARI: Yayınlanan haberin tüm hakları AVAZ MEDYA Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Etiketler : , , ,

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.