1. YAZARLAR

  2. SHENI HAMID/Londra

  3. TRUMP VE ARAP OYUNLARI
SHENI HAMID/Londra

SHENI HAMID/Londra

Avrupa ve Londra Temsilcisi
Yazarın Tüm Yazıları >

TRUMP VE ARAP OYUNLARI

A+A-

ABD Başkanı Trump’ın, Ağustos ayı ortalarında Türkiye’ye karşı ayyuka çıkardığı ekonomik savaş, birkaç haftadır seferisi bulunduğum Ortadoğu ziyaretim sürecine rastladı.

Ayağımdaki çöl kumunun tazeliği vesilesi böylece ‘Türk ekonomisine yönelik gerçeklestirilmiş sözkonusu tacizin’ Arap illerindeki perspektiften algılanış açısını -tam yerinde- bir Arap yerlisi gözlüğüyle tecrübe edişime sebep kıldı… Netice itibarıyla, tekrar kanaat getirdiğim gerçek şu oldu ki: ‘Elin çöllü merkebinde çuvallar dolusu altın her daim mevcuttur; dahası, batılı ecnebi, malum merkebin dizginlerini usta manevralarla çekmeyi başarmaktadır; kim ne derse desin, ihtiyat elden bırakılmasın, şaka yok!’.

Buna rağmen herseyin yanıbaşında, Ortadoğulular arasında hakim, TC’ne dair görüşlerin iki ayrı ‘destekçilik ya da köstekçilik’ kutbunda odaklanmış bulunduğu gerçeği ise belirginliğini muhafaza etmeyi sürdürmektedir. Hatta, ABD Baskanı Trump’la sıcak ilişkilerini koruyan bazı Kuzey Afrika ve Gulf ülkeleri idarecilerine rağmen, yine aynı topraklardaki yerel -fakir- çoğunluk ‘ABD’nin popülersizlik imajını çizmeye’ bile devam ederken.

 

Netice itibarıyla, Arap ironileri ve çelişkiler arasında bocalayan sözkonusu emperyalist uygulama, Türkiye’nin mağrur gidişatından hoşlanmamaktadır. Ama, gene de paranın-parayı çektiği ABD dostu (?) yapılanmalar (yerel halkın ABD sevgisizliğine rağmen) Trump destekçiliği yönünde öbeklenmektedir.

 

Karşıt çerçevede ise…

Ayrıntılarını zaten iyi bildiğimiz malum ‘ABD-Türkiye ilişkilerinin şu sıralar türbulansa takılmış gidişatında Qatar-Türkiye alakası önemli bir boyut kazanmıştır. Bilhassa unutulmamalıdır ki, TC’ne katkı sağlayacak dostluğuyla Qatar, ‘dünya çapında üçüncü büyüklükteki’ doğalgaz kaynaklarını, sınırları içerisinde muhafaza etmektedir ve ülke aynı zamanda, dünyanın en büyük ‘sıvılaştırılmış doğalgaz’ ihracatçısıdır. Üstelik Doha yönetimi, hidrocarbon sektörü gelir alanında devlete yüzde 50 oranında katkı sağlarken, ülkenin kişi başına düşen milli geliri su anda yaklaşık 62500 Dolar oranında tahmin edilmektedir ki, bu gösterge ülkeyi -dünya sıralamasında başlıca- kişi başına düşen milli geliri en yüksek kademedeki ülkeler arasına katmaktadır. Doha idaresinin zenginlik alanında bu kadarla kalmadığı anımsanarak, devletin dış ülkelerde bulunan (örneğin ABD, Birleşik Krallık ve Avrupa) özel yatırım ve malvarlığının ise ülke GSMH’nin yüzde 170 oranı değerine ulaştığı dikkatlerden kaçırılmamalıdır.

Bir de tüm bunlara dahil, Çin, Japonya, Güney Kore ve Hindistan ile süregelen Qatar ticari ilişkileri, ülkenin yüzde 55 oranındaki ihracat gelirine katkıda bulunmaktadır.

 

Aynı sebeple arı kovanına çomak sokan bazı Ortadoğu ülkelerinden Sudi Arabistan öte yandan…

ABD’nin yakın dostu bulunma özelliğini muhafaza etmektedir. Batı ve doğu ülkeleri arasındaki finans akış dengesini artık daha usta manevralarla sağlayan ülke, diğer Arap memleketlerine kıyasla da Ortadoğu’daki en geniş tüketici pazarına sahiptir. İstatistikler uyarınca, yüksek nüfus artışı etkisiyle de Al Saud’un torunları, on yıldan bu yana ülkeye yönelik gerçekleştirilmiş dış yatırımlar akabinde, her yıl ortalama $20 Milyar Dolar civarına rastlamış bir hedefe ulaşmaktadır. Tabi ki Sudi Arabistan’ın iç sınırlarındaki tüketici marketi halen, büyük oranlarda ithal ürünlerine dayanmaktadır; ayrıca, krallık üzerine yapılmış endüstri alanındaki yatırımlar ise petrol (petrokimya dahil), metal, emlakçılık, altyapı çalışmaları, su ve enerji alanında başı çekmektedir. Parakende satış sektöründeki talep yoğunluğuyla ülke, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki en büyük tüketici pazarını oluşturmaktadır.

Sudi’lerin başarılı ticaret sektörü, ülkedeki ucuz enerji kaynakları ile ucuz işgücü faktörleriyle alakalandırılmıştır. Dahası, petrokimya ürünleri ile plastik üretimi alanında yoğunlaşmış krallık, dünya liderliği sıfatını korumayı sürdürmektedir. Fakat, genel kapsamdaki denge, hükümet harcamalarına ve -dikkatinizi çekerim- global alandaki petrol fiyatı dalgalanmasına bağımlı olarak değişmektedir. 

Herşeyin ötesinde ise krallık içerisindeki -ve diğer ülkelerden gelen- ‘iş akışı engellerini’ ustaca verilmiş kararlarıyla elemeyi amaçlayan Velihat Prensi, hükümetinin, ABD ile olan ilişkilerini (ABD’nin piyasalar üzerinde uyguladığı şist petrol üretimi ile alakalı kurnazlığına rağmen) istikrarlı gelişmeler altında tutmaktadır.

 

İlaveten malum safhada, Rusya ile İran arasında kuvvetlenmiş politik bağların yanısıra; Türkiye, Rusya, İran üçgeninde odaklanmış iletişim, Arapların, ‘bölgede yürütmeyi amaçladığı ekonomik liderlik ve Sunni İslam’ın öncülüğünü taşıma amacına’ bilhassa gölge düşürmektedir.

 

Yine aynı dostluk çemberine dahil,

ABD-Birleşik Arap Emirliği- Sudi Arabistan-Kuveyt ve MısırTürkiye-Qatar çizgisini karşısına almış bir yapılanmayla, faaliyet planlarını mümkün sayılır tüm taktiklerle şekillendirmektedir.

Elbette ‘Mısır’ın, Süveyş Kanalı üzerindeki kontrol ayrıcalığı itibarıyla, bütün dünya ülkeleri için önemli bir avantajla kabul edildiğinin’ de farkında bulunan sözkonusu ittifak birliği, Kahire idaresine itinayla odaklanmıştır.

 

Gene de her halikarda…

ABD ve bazı Nato müttefikleri tarafından Türkiye'ye karşı ilan edilmiş, sözde ‘cezalandırma taktiği(!)’ aslında, TC için yepyeni sahalara açılma yönünde değerlendirilebilinecek bir fırsat olarak görülmelidir. Ankara’nın, Qatar ile kurulmuş pozitif ilişkileri de hesaba katılarak -örneğin- Rusya, Çin, İran, Hindistan gibi yeni siyasi ve askeri işbirliklerine girişmesi; hem batı kabadayılığına hem de batı dizginlerindeki paradoxa takılmış bazı merkeplere öyle ya da böyle bir ket vuracaktır.

Kısacası ‘Bring it on El-John Doe; let the games begin!’.

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.