1. YAZARLAR

  2. NURAY BAŞARAN

  3. Türk yargısı çıkmazda mı?  (2. Bölüm)
NURAY BAŞARAN

NURAY BAŞARAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Türk yargısı çıkmazda mı?  (2. Bölüm)

A+A-

Dün kaldığımız yerden devam edersek, İstanbul Barosu eski Başkanı Avukat Turgut Kazan çoktan davaların en önemli delili sayılan ByLock kullanımını delil olmaktan neredeyse çıkartmak üzere. Kazan ve ekibi, ByLock ile ilgili olarak Ukrayna’ya sistemi çözmek için bu konuda yazı gönderdiler. Bu yazıda bazı sorular sordular. Bu sorular arasında; sistemin geçilemez olup olmadığı, içeriğinin değiştirilip değiştirilemeyeceği, içeriğine ilaveler yapılıp yapılamayacağı gibi sorular varmış. Gelen cevaplarda (sızan bilgilere göre); sisteme girilebiliyor ve ilaveler yapılabiliyormuş. Yine bazı ByLock içeriklerinden birinde ilginç bir gelişme yaşanmış. Davanın gelişim sürecinde savcı içerik istediğinde görülüyor ki; telefonunda ByLock çıkan kişi, bu sistemi eşinin öğrenmesini istemediğini, sevgilisi ile iletişim halinde olmak için kullandığını ve sisteme bu nedenle girdiğini söylüyor. Bylock’u bu nedenle yüklediğini iddia ederek içerikler geldiğinde bu durumu kanıtlayacağını söylüyor. Bunun üzerine savcı içerikleri talep ediyor ve içerikler gelip incelenince suçlanan kişi kendini aklayabiliyor. Bu raporların ve içeriklerin geçerli sayılması halinde ByLock programının fiilen bulunması, FETÖ’cü sayılmaya yetmeyebilecektir.

Dünkü yazım üzerine gelen bilgilerden birisi de Milli Eğitim Bakanlığı’nda sadece cemaatle ilintili bir sendikaya üye oldukları için 17 bin kişinin ihraç edildiğiyle ilgili. Söz konusu sendikaya üye olanların sendika aidatının  (Hüseyin Çelik’in Milli Eğitim Bakanlığı döneminde) 1/3’ünün devlet tarafından karşılandığı ortaya çıkmış. Devletin aidatını ödediği sendikaya üye olmanın terör suçu sayılmasının hukuken sorgulanması gerektiği iddia ediliyor. Öte yandan, yine savunmalarda, 17/25 Aralık'tan sonra okulundan çocuğunu almamak ve bankadan paralarını çekmemekle suçlananlar, ‘Milli Eğitim Bakanlığı neden 17/25 Aralık sonrasında bu okulları hemen kapatmadı ve BDDK bankaların lisansını hemen iptal etmedi. Devlet de bu konuda zaaf mı gösterdi, yoksa devlet vatandaşlarına tuzak mı kurdu’ soruları sorulmaktadır.

Halen Yargıtay, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi gibi yüksek yargı tarafından FETÖ okullarında çocukları okuyan ya da bankalarından işlem yapıp parasını yatıranlarla ilgili durumun suç olduğuna ilişkin bir kanun ve içtihat oluşmamıştır. Yüksek mahkemeler, temyiz mahkemeleri olarak bu konularda bir an önce karar verip içtihat oluşturmalıdır. Bu konuda sadece MGK'nın tavsiye kararı dışında henüz elde bir karar yoktur. 

Şimdi sıkı durun, geçmiş yıllarda FETÖ hareketinin bir terör örgütü olmadığına dair yüksek mahkemeden (Yargıtay’dan) alınmış bir mahkeme kararı vardır. Söz konusu karar 2004 yılındaki MGK’da cemaatle ilgili alınan tavsiye kararı üzerine, FETÖ Dershanelerinin bir tanesi ile ilgili verilmiş kararın Yargıtay’dan temyiz edilmesi ile elde edilmiştir. Ahmet Necdet Sezer’in Cumhurbaşkanı olduğu dönemde alınan karar, cemaatin terör örgütü olmadığına dair en yüksek mahkeme tarafından verilmiştir.

15 Temmuz Darbe sürecinden sonra FETÖ'nün terör örgütü olduğuna dair bir karar verilmişse de bu karar henüz Danıştay Dava Daireleri tarafından onaylanmamıştır. Peki neden? Bilinmiyor. Biz de soruyoruz, neden? Anlaşılan, konular nihai noktada adalet teşkilatlarına ihale edilmiş bütün bu açmazlar ama onlar da ne yapacaklarını bilmiyorlar ya da yapmıyorlar.

Danıştay Başkanı, her yerde "adalet hiç bu kadar adil işlemedi" derken; Danıştay Dava Daireleri Kurulu bu kararı  (olumlu ya da olumsuz ) neden hala vermedi diye insan sormadan edemiyor. Yoksa Danıştay Başkanı için adaletin işlemesi çocuğunu işe yerleştirmek gibi günlük işlerden mi ibaret? Bildiğimiz kadarıyla hakimler, mahkemelerde kararlarını tayin edilen sınırlar içinde veriyor. Danıştay Genel Kurulu karar verecek ki, yol gösterici olabilsin.

Yaklaşık 1,5 yıldır içerde tutuklu olanlar ve karar bekleyenler var. Biz ise adaleti geciktirmekten kaçınmak yerine yeni cezaevleri yapıyoruz. Bununla övünüyoruz, oysa yargıyı hızlandırmanın yolu bir an önce bulunmalı. Bu konularda içtihat oluşturacak kararlar alınmalı. Terör örgütüne üye olmaktan ceza alanlar şimdi bir üst mahkemeye, orası olmazsa Anayasa Mahkemesi’ne gitmek için bekliyor. Hatırlatmakta fayda var, bu insanların gideceği son bir adres daha var: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM). Tüm bunları görünce, söyleyeceğimiz son cümle şudur:

Et kokarsa tuzlarsın. Ya tuz kokarsa? Yarın devam edeceğiz.

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.