1. YAZARLAR

  2. BÜLENT KARAYEL

  3. Türkiye de GDO; Tarlada yasak ithalatı serbest
BÜLENT KARAYEL

BÜLENT KARAYEL

Ziraat Yüksek Mühendisi
Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye de GDO; Tarlada yasak ithalatı serbest

A+A-

Ülkemizde kafaları son yıllarda meşgul eden GDO(Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) Nedir? Zararı var mıdır? Yararlı mıdır?

2009 yılında Master (yüksek lisans) seminerimde  GDO konusunu işlemiştim. Şimdi yukarda soruların cevabını bulmaya çalışalım. 
Türkiye’nin gündemine ilk olarak GDO 2005 yılında canavar domates balonunun ülkemizi dolaşması ile girmiştir. 
Peki GDO nedir ? 
Her canlının, kendine özgü gen dizilişlerinin oluşturduğu bir kalıtsal yapısı vardır. Canlı yaşamına ait bütün bilgiler, genler şeklinde dizilerek; DNA yapısında yer almaktadır. Biyoteknolojik yöntemlerle, kendi türü dışındaki bir türden gen aktarılarak, belirli özellikleri değiştirilen bitki- hayvan ya da mikroorganizmalara, "transgenik" ya da "genetiği değiştirilmiş organizma"(GDO) adı verilmektedir. 
Örneğin; bir balık veya domuza ait gen, domatese; insan genleri, bir koyuna veya E.coli bakterisine; bir bakteri veya virüse ait bir gen de, mısıra transfer edilebilmektedir. Soya, mısır, patates gibi ürünleri, böcek ve yaban otlarına karşı korumak için, zehir salgılayan genler yerleştirilmektedir. 

En çok genetiği ile oynanmış canlılar, bitkilerdir. Ancak günümüz teknolojisi, hemen hemen tüm yaşam formlarına bu teknolojiyi uygulamaktadır. Bu teknoloji ile UV ışık altında parlayan ev hayvanları, HIV virüsünü bloke eden bakteriler, ıspanak genleri taşıyan domuzlar, örümcek ağı üreten keçiler de üretilmektedir.

GDO’lar dünyadaki açlığı bitirmek ve tarım ilacını önlemek gibi kimsenin itiraz etmeyeceği amaçlarla piyasaya sürülmüşlerdir. Ancak, geçen süreçte GDO’lu olmayan ürünlere göre daha düşük verime sahip oldukları ve tarım ilacı kullanımının düşmesi bir yana daha da arttırdıkları ortaya çıkmıştır. GDO’lu tohumların foyalarının ortaya çıkmaya başlaması üzerine bu tohumları üreten biyoteknoloji şirketleri tohumlarının bağımsız bilim insanlarınca incelenmesine engel koymuşlardır (gen aktarımı işlemi laboratuarlarda ileri teknoloji kullanılarak gerçekleşmekte, bu nedenle bu ürünler ileri teknoloji ürünü kabul edilerek patenti alınmakta ve tohumlar lisans anlaşması ile satılmaktadır).

İnsanların tüketimine sunulan ilk GDO’lu ürün olan Flavr Savr domates, 1994 yılında ABD kökenli şirket Calgene tarafından üretilmiştir. Ancak tüketici tarafından tercih edilmemesi nedeniyle şirket iflas etmiş, ürün pazardan çekilmiştir. Günümüzde yonca, kanola, pamuk, keten, mercimek, mısır, kavun, erik, patates, pirinç, soya, şeker pancarı, ayçiçeği, tütün, domates ve buğday başta olmak üzere pek çok tarım ürünün genetiği değiştirilmiş olup ekim alanı büyüklüğü ve dünya ticaretine konu olması açısından mısır, soya, pamuk ve kanola öne çıkmaktadır. GDO’ların ekim ve ticaretinin yaygınlaşmaya başladığı 1996 yılından günümüze ekim alanlar2016 yılı verilerine göre GDO’lu bitkilerinin ekim alanları 185 milyon hektara ulaşmıştır.Bu da 1,15 milyar hektarlık her yıl ekilen dünya tarım topraklarının %16’sını oluşturmaktadır. Bu oran özellikle önemlidir, çünkü GDO’ları büyük bir başarı olarak gösterip ülkemizin treni kaçırdığından bahseden bir takım bilim insanı mevcuttur. GDO’lar madem bu kadar başarılıysa, 20 yıl gibi uzun sayılabilecek bir süreçte neden bu kadar düşük sınırlı bir alanda ekildiğinin, çoğunluk ekim alanının büyük kısmının Amerika kıtasında olmasını okurlarımız tarafından mantık süzgecinden geçirilmesi gerekir.

GDO'nun zararları

GDO nun zararları araştırıldığında gıdaları böcek gibi hayvanlardan korumak için kullanılan bu maddenin insanlar üzerinde de olumsuz etkileri olduğu tespit edilmiştir. Özellikle hamile kadınların kanında ve dolayısıyla fetüste GDO’ya rastlanmıştır. Bu besinler insan vücudunda tam parçalanamamaktadır. Alerjik hastalıkları olan kişiler üzerinde öldürücü etkileri bile görülmektedir. İnsanlarda hormonal sistemi bozmaktadır. Bazı hayvanlar üzerindeki olumsuz etkisi ekosisteme zarar vermektedir. Antibiyotik kullanımı sırasında antibiyotiklerin etkisinin görülmesini azaltmaktadır. Rüzgar ile doğal türlere karışarak biyolojik çeşitliliğe zarar vermektedir. Bitkide ki  zehir kökleriyle toprağa geçmektedir bu da çevre sorunlarına yol açmaktadır. Dolayısıyla şu ana kadar yapılan araştırmalardan anlaşıldığı üzere, GDO kullanımı hem doğa hem de canlılar üzerinde ciddi hasarlar bırakmaktadır.

Türkiye de GDO durumu;


GDO’lu ürünlerle ilgili işlemler; 26 Eylül 2010 tarihinde yürürlüğe giren “Biyogüvenlik Kanunu” ve yine aynı tarihte yürürlüğe giren “Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerine Dair Yönetmelik” hükümlerine göre yürütülmektedir.
Biyogüvenlik Kanunu kapsamında, GDO ve ürünleri ile ilgili yapılan başvuruların değerlendirilmesi ve GDO ile ilgili bazı görevlerin yürütülmesi için “Biyogüvenlik Kurulu” oluşturulmuştur.
Biyogüvenlik Kanunu kapsamına giren ürünler ile ilgili olarak gıda amaçlı hiçbir GDO’lu ürüne izin verilmemiştir. 
Biyogüvenlik Kurulu tarafından bugüne kadar Bilimsel Risk Değerlendirme Komitesi ve Sosyo Ekonomik Değerlendirme Komitesi tarafından hazırlanan Raporlar değerlendirilerek yem amaçlı kullanım için 7 adet soya fasulyesi çeşidi ve 25 adet mısır çeşidi onaylanmış olup, ithalat aşamasındaki kontroller sonucunda uygun bulunmayan GDO’lu yemlerin yurda girişine izin verilmemektedir.
İthalatına izin verilen GDO’lu yemlerin Biyogüvenlik Kanunu ve Biyogüvenlik Kurulu kararlarına uygun olarak denetim ve izlenebilirliğinin sağlanabilmesi için ülke içinde, dolaşımı, işlenmesi ve depolanması sırasında gerekli denetimler yapılmaktadır. GDO’lu yemleri ithal eden, işleyen ve kullanan tüm ilgililer ürünlerin ülkeye girişinde ve dolaşımında Bakanlığa bildirimde bulunmak, gerekli kayıtları güncel olarak tutmak ve gerektiğinde Bakanlığa ibraz etmekle yükümlüdür.
Biyogüvenlik Kurulu tarafından yem olarak kullanımı onaylanan soya ve mısır çeşitleri        % 0,9’un üzerinde GDO içermesi durumunda etiketinde belirtilmesi zorunludur.
Ülkemizde de AB’de olduğu gibi GDO’lu yem ile beslenen çiftlik hayvanlarından elde edilen ürünlerin GDO yönünden etiketlenmesi gerekmemektedir. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) tarafından yapılan açıklamaya göre, bu güne kadar hayvanlar üzerinde yapılan birçok araştırmada GDO’lu yemler ile beslenen hayvanların dokularında, sıvılarında ve ürünlerinde GDO’lu DNA veya proteinlere rastlanmadığı ifade edilmiştir. ​

Sonuç olarak şunu diyebiliriz tarlada yasak olan GDO hayvan yemi ithalatı kapsamında serbest haldedir. 

 

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum