1. YAZARLAR

  2. SHENI HAMID/Londra

  3. Türkiye Karşısındaki İttifaklanma! Horn of Africa, Sinai ve Afrin
SHENI HAMID/Londra

SHENI HAMID/Londra

Avrupa ve Londra Temsilcisi
Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye Karşısındaki İttifaklanma! Horn of Africa, Sinai ve Afrin

A+A-

Hangi akla hizmet edip, Kızıldeniz’e ulaşmak için, Mısır’ın Sinai Çölü’nü aşmaya karar vermişsem, çölün ortasında, aniden bozuluveren araçta mahsur kalmak da varmış demekki o gün. Üstelik, csm kaplama alanı haricinde! Yaşlı şoförümün, çölden geçen tek tük vasıtalardan biriyle, iki saatlik mesafe ardında bırakılmış tesise geri yollanmasıyla, elimdeki ‘Horn of Africa’ya (Afrika’nın Boynuzu’na) dair araştırma notlarımla oyalanıp, beklemekten başka çare kalmadığını da anlamıştım tabi ki...

İnce kumları üstünde rastgele yayılmış kaktüsleri ve çöl gülü çatlaklarından aniden süzülüveren küçük gri yılanlarıyla, Mısır’ın Sinai Çölü, bünyesinde pek çok sırrı barındırmaktadır... İlk bakışta bomboş yanılgısı uyandıran kumlu akış ‘kanunu kendi elinde tutan acımasız bedeviler; silah ve uyuşturucu kaçakçılığı faaliyeti yürüten sayısız aşiretler; herhangi bir tepenin ardındaki mağarada oluşturulmuş silah depoları; insan kaçırma trafiği işleten çete sığınakları; çeşitli terörist gruplarının gizli karargahları; askeri tatbikat bölgeleri dahilinde yerli yersiz beliriveren mayın tarlalarıyla....’ dolup taşmaktadır aslında.

İşte böyle bir ortamda, çölde yalnız kalmış bir ‘ecnebinin’ çetelerce alı konu verilmesi ihtimali yüksekliğinde; tenha yoldan geçmekte olan bir kamyon, aracımın ötesinde park ediverdi... Kamyondan inerek, etrafı dikkatle süzen Mısır’lı, tek kelime bile etmeksizin ardından, aracı gölgesi dahilindeki kızgın yola oturdu ve ‘güvenliğimi muhafaza etmeye başladı’. Dört saat boyunca!...

Nihayet yaşlı şoförüm kurtarma ekibi eşliğinde döndüğünde; iyiliksever kamyoncuya, teşekkür etmek üzere yaklaştım. Minnettarlık sözleriyle, kendisine uzattığım Dolar destesini reddeden Mısır’lı, aynı vesileyle ilk kez konuştu: ‘Madam, bana edeceğin en büyük teşekkür, batıdaki aydınlara mesajımı iletmendir: Biz, Afrikalı’lar, kendi topraklarımızda nasıl yaşayacağımızı çok iyi biliriz... Aynı sebeple batılının, yatırım ve işbirliği bahanelerini kullanarak, memleketimize ayak basmasına ve bizleri birbirimize kırdırmasına ihtiyacımız yoktur’.

…O gün, Arap çölü ortasında sarf edilmiş lafların isabetine, halen şaşırmadan geçemiyorum:

 

Şekil değiştiren ittifaklanma...

Sinai: Üzerinden herkesin pay kapmaya çalıştığı yarımada, değil sadece bünyesinde barındırdığı çalkantılarla; Asya ile Afrika’yı birbirine bağlayan önemli bir kara köprüsü oluşu dolayısıyla da büyük önem taşımaktadır.

Dünya ticaret hacminin %13’ünün ve günde 18 milyon varili aşmış petrol transferlerinin, Kızıldeniz’den geçtiği hatırlatıldığında; bölgenin, hem batı ile Türkiye açısından; hem de denizin güney geçiş yolunu denetleyen Djbouti, Eritrea, Yemen ve diğer Arap devletlerinin yöresel hakimiyet güçlerini arttırabilmesi açısından, vazgeçilmez bir özelliğe sahip bulunduğu anlaşılacaktır.

Öte yandan, Djibouti’de askeri üsleri bulunan devletlerden Rusya, Çin, UK, Fransa ve ABD… Sinai’yi bu üsler yoluyla da kontrolde tutmayı niyetlemektedir. Denge yapılanması itibarıyla İtalya, Japonya, Sudi Arabistan, Birleşik Arap Emirliği ve İsrail ise yine aynı içerikli amaçlarını, Eritrea’da odakladıkları üslerinden gerçekleştirmektedir.

 

Türkiye’nin Hamleleri…

Yukarıda bahsi edilen ülkelere kıyasla daha farklı bir strateji izleyen Türkiye, Afrika ve Kızıldeniz’e yönelik en iyi açılım sunabilir konumlardan Somalia ve Sudan'ı seçmiştir. Hatta, TC Başkanı Erdoğan'ın Aralık 2017'de gerçekleştirdiği Khartoum ziyareti, her iki ülke arasında ulaşılan bir anlaşmayla tamamlanmıştır. Böylece, Sudan’ın -Kızıldeniz’deki- Suakin Adası, 99 yıllık dönem için, TC tarafından kiralanılmıştır.

Somalia ile arasındaki dostluğunu da pekiştiren Türkiye, söz konusu ülkede Türk askeri üssü kurulması konusunda karar birliğine varmıştır. Vesile itibarıyla $500 milyon Dolarlık üs, içerisinde barındıracağı Türk askerleri öncülüğünde 10,000 Somalia askerinin eğitimini sağlayacaktır.

Türk-Somalia dostluğunun ‘Ethiopia’daki Ogadon bölgesi kontrolünün ele geçirilmek üzere pekiştirildiğini; dahası, Sudan-Türkiye yakınlığının Ethiopia üzerinde hakimiyet kurma planlarından dolayı kaynaklandığını’ öne süren iddialar, Ethiopia’nın yerel endişelerini arttırmış olmasına rağmen, iki ülke arasındaki dostluğu zedelememiştir. Çünkü ülkeye yönelik süren milyonlarca Dolarlık TC yatırımlarıyla Ethiopia şu anda Afrika ülkeleri arasından, Türkiye'nin dördüncü büyük ticaret ortağıdır.

Anlaşılacağı üzere, TC’nin söz konusu coğrafyada ilerleyiş hızını yavaşlatmayı niyetleyen ülkeler, Ethiopia’nın Grand Ethiopian Renaissance Dam (GERD) (Ethiopia-Büyük Rönesans Barajı) Projesinden ve projenin Afrika kıtası üzerindeki işlevselliğinden sonuna kadar pay kapmaya çalışacaktır.

 

Suyu kontrol eden, yöreyi kontrol eder…

Grand Ethiopian Renaissance Dam: Sudan sınırından yaklaşık 15 km uzaklıkta yer alan ve 2011 yılından beri yapım aşamasındaki barajın, tamamlandığında Afrika'nın en büyük ve dünyanın 7. büyüklükteki hidroelektrik santrali olacağı bilinmektedir. Ağustos 2017 itibarıyla %60’ı tamamlanmış çalışma, şimdiye değin $4.2 Milyar Dolarlık bir inşa masrafı öngörmüştür. Baraj katkısıyla Ethiopia’nın komşu ülkelere yönelik, yaklaşık 6.000 megawatt civarında elektrik satması beklenmektedir. Çalışma, 6853 km uzunluğundaki Nil Nehri suyunu da kendine bağlı kılacaktır.

Yaklaşık %86'sı, Ethiopia’dan kaynaklanan Nil Nehri suyuna dair, Ethiopia’nın -1929'dan bu yana imzalanmış kararname dolayısıyla- nehrin haklarını talep eden Mısır'la anlaşması beklenmektedir. (Çünkü nehir, Mısır’da son bularak, Akdeniz’e dökülmektedir).

Öte yandan Sudan, Kenya, Ruanda, Tanzanya ve Uganda gibi Nil Nehri yörüngesindeki diğer ülkeler, aynı konu itibarıyla kendilerini dışlanmış vaziyette kabul etmektedir. Dolayısıyla bahsi edilen barajın, ülkelere dair su akışını da kontrol edeceği gerçeği, meseleyle alakalı kılınacak tüm çıkar taraflarını heyecanlandırmaktadır.

Örneğin, gelişmeler üzerine su transfer rotası bile oluşturan Mısır, aynı yolla Doğu Afrika ülkelerinden Democratic Republic of the Congo, Burundi, Ethiopia, Kenya, Rwanda, South Sudan, Sudan, Tanzania ve Uganda’yı kendine bağlamayı ummaktadır.

 

Yani tam bu kesişme noktasında ‘Türkiye’nin, Ethiopia ile yatırım ve işbirliği anlaşmalarını ilerletmesi’ ABD, Sudi Arabistan, Birleşik Arap Emirliği ile Mısır’ı rahatsız etmiştir. Hele, Türkiye’nin Qatar ile olan yakın ilişkileri dikkate alındığında; dostluk çemberine katılı veren Sudan-Qatar ittifakının, güney Mısır cephesinde yoğunlaşıveren gerginliğe yol açıverdiği ortadayken…

 

Mısır ile yandaşları…

Gelişmeleri müteakiben geçtiğimiz ay, Mısır hükümet yetkilileri, Eritrea Devlet Başkanı Isaias Afwerki ile biraraya gelmiştir. Böylece, Sudan sınırları kontrolünde kullanıla bilinir Eritrea ile içerisinde Sudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin de bulunacağı ‘bölgesel-rakip birlik’ nihayet oluşturulmuştur.

Aynı yapılanmada, Sudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirliği’nin (Yemen’e karşı olan mücadelelerinde) Eritrea’nın stratejik konumunu kullanması, Eritrea’nın yıldızını parlatmış ve ülke içerisinde yepyeni yatırım projeleri su yüzüne çıkıvermiştir.

 

Birleşik Arap Emirliği ve Somaliland…

1991'de Mogadishu'dan ayrılan Somaliland, günümüzde Yemen'deki savaşın amaçları doğrultusunda kullanılacak ‘stratejik Berbera limanının geliştirilmesi için’ Birleşik Arap Emirliği ile dayanışmaya girmiştir.

Günümüz itibarıyla $442 Milyon Dolarlık Somaliland Berbera Limanı geliştirme projesi Dubai firması DP World tarafından yürütülmektedir. Uzun vadede, limanın ortalama $1 Milyar Dolar civarında bir yatırım gerektireceği vurgulanmaktadır ki böyle bir finans akışının, Somaliland’ın altyapı ihtiyaçlarını da karşılaması beklenmektedir.

 

ABD, Sinai, Horn of Africa…

Gelelim Djibouti’ye… ABD için çok önemli pozisyondaki Djibouti, kuzeyde Eritrea, güneybatıda Ethiopia, güneydoğuda Somalia ile sınırlandırılmıştır (yani, Türkiye’nin yoğun işbirliği içerisinde bulunduğu ülkelerle…). Sınırın geri kalan kısmıysa, Kızıldeniz ve Aden Körfezi tarafından meydana getirilmiştir. Ülke, dünyanın en işlek noktalarından biri olan ve Süveyş Kanalı'na yönelik bir geçişle Bab el-Mandeb Boğazı'nı kapsamaktadır ki konum, Ortadoğu'ya açılan kolay bir ulaşım yoludur.

Fakat… Yine ayni bölgede Çin liderliğinde süregelen çeşitli altyapı projeleri yer almaktadır (Bu safhada, Çin-Türkiye dostluğu ile Sudan-Türkiye dostluğu unutulmamalıdır). Hatta Çin, geçtiğimiz günlerde Güney Sudan'daki petrol çıkarlarını korumak için yöreye 700 kişilik bir güç sağlayarak, yılda $200 Milyar Dolarlık getiri sunacak Afrika ticaretini korumak istediğini dahi kanıtlamıştır.

Djibouti halen, Afrika'daki en büyük Amerikan askeri üssü olan Camp Lemonnier'e ev sahipliği yapmaktadır. Fakat konum şimdi, ülkenin kuzeydeki Obock bölgesinde bir Çin üssünün kurulacağı iddialarıyla daha fazla önem kazanmıştır.

 

Zeytin Dalı Afrika’nın Boynuzu’na nasıl takılır?...

Kısacası, malum bölgedeki hakimiyet gücünü muhafaza etmeyi amaçlayan ‘malum’ bati ülkeleri,

=Kontrol altında tutamadığı

=Başta Çin, Rusya İran; Sudan, Somalia, Ethiopia gibi stratejik avantajlar sunabilecek ülkelerle yakın ilişkiler muhafaza eden

=Sinai ile Horn of Africa’da sağlam adımlarla ilerleyen

Türkiye’yi,

=İran-Irak-Suriye-Kürtler-terörizm vb. karmaşası altında

=Yani, Türkiye komşusu ülkeler içerisinde, istikrarsızlık ve kargaşa yaratarak

=Kısacası, daha önce defalarca değerlendirdiğimiz sebep ve kışkırtmalarla

yavaşlatmaya çalışmaktadır.

 

ABD’ye eklenen İsrail, Sudi Arabistan, Birleşik Arap Emirliği, Bahreyn, Mısır, Somaliland, Eritrea, Djibouti ve diğer yandaş ülkeler, işte bu sebeble monopoli oyununda ileri adımlar atma yarışına girmektedir.

Yine aynı doğrultudaki sebepler dolayısıyla -hem bölgeye hakim olma hem de Türkiye’nin yayılış hızını kesme niyetiyle- Suriye’deki karışıklığı ‘tekrar’ kullanmaya karar veren sözkonusu yapılanma; Türkiye’nin Afrin adımlarını da karşıt eleştirilerle değerlendirmektedir.

 

İki yanı keskin bıçak ‘investment’…

Uluslararası sahalardan çıkar kapma çatışmaları ve bunun, el atılmış bölgedeki yerel halk üzerinde yaratacağı adaptasyon süreci, beraberinde sayısız pozitif ve negatif etkileri de getirecektir. Tıpkı çöldeki kamyon şoförünün ima ettigi gibi, ‘batıya kıyasla pek de fazla gelişmemiş ülkelerdeki rutin yaşamlarına devam eden sıradan vatandaşlar, aslında hiçbir emperyalisti, bilerek ve isteyerek davet etmemiştir topraklarına’.

Müteakiben, hiçbir çatışma, iç ya da sınırlar arası savaş, tesadüf eseri meydana gelmemiş ve gelmeyecektir de. Çünkü bütün yaylımcılık senaryoları, daha geniş bir amaca hizmet etmek üzere, politikacılar ile tüzel yatırımcıların işbirliği dahilinde, çok daha evvelden planlanmıştır.

Yani, mağdurlara dair: ‘There is nothing personal; it is only business’.

 

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.