1. YAZARLAR

  2. NURAY BAŞARAN

  3. Türkiye ne yapmalı?
NURAY BAŞARAN

NURAY BAŞARAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye ne yapmalı?

A+A-

Önceki gün  Trump ve Erdoğan arasında gerçekleşen telefon görüşmesinde PKK/PYD’ye silah satışının artık olmayacağı yönünde anlaşma sağlandığı açıklanırken;  dün akşam saatlerinde Pentagon’dan yapılan açıklamalar kafaları karıştırdı.

Pentagon, ‘ PYD'nin de içinde olduğu SDG ile işbirliğimiz sürecek. SDG'ye verilen silahlar sınırlı. Kürt ortaklarımıza askeri destek gözden geçiriliyor. ‘dedi.

Oysa Soçi Zirvesi sonrasında ABD Başkanı Trump ile yapılan telefon görüşmesinde Trump, Obama döneminde PKK/PYD'ye verilmeye başlanan silah desteğinin aptalca olduğunu belirtmiş, bundan sonra da terör örgütüne silah sevkiyatı yapılmayacağı konusunda garanti vermişti.

Şaka gibi değil mİ?

Peki biz kime inanacağız? Ne yapacağız?

Anlaşılan o ki, ABD (derin ABD yani Pentagon) demek istiyor ki; ‘muhatap ne Putin’dir ne de Trump’tır. ( O Trump ki, bugün Rusya bağlantıları ABD’de araştırılıyor.)  Muhatap benim. Ve başından bu yana sizinle olan ittifakımızdaki- çizgi değişikliğiniz beni rahatsız etmektedir.’

Hem de bunu Zarrab Davası’nın jüri seçiminin yapıldığı gün, aynı zamanda Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım’ım İngiltere Başbakanı Teheresa May ile buluştuğu günün akşamında yapmaktadır. Ve Türkiye’de muhalefet Partisi bugünkü grup toplantısında önemli belgeler açıklayacağını dünden ilan etmiştir. Bunların hiç birisi de tesadüf değildir.

Son zamanlarda Türkiye’nin dış politikada ‘devlet aklı’ ya da bir diğer deyişle ‘fabrika ayarlarına’ giderek bölgesel ve dış politikada kararlar almasının da tesadüf olmadığı gibi…

Dün kaldığımız konudan devam edersek; bugün Kemalizm istikametinde dış politik çizgide hareket eden Türkiye,  en kısa zamanda tüm bu dış tehdit ve salvolara bölgesel güçlerle Bakü’de ikinci zirve olarak Ortadoğu Barış Konferansını toplayarak cevap verecektir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk, Birinci Bakü Kurultayı’na temsilci göndererek Doğu halkları ve ülkeleriyle küresel güçlere karşı bir dayanışma içine girmeyi uygun bulmuştu. Bu doğrultuda da Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politikasını Rusya ile dostluk ve İran ile ortaklık esasına oturtmuştur. Doğu halklarının hamisi olarak ortaya çıkan Sovyetler Birliği’nin daha sonraları bir karşı kutup olarak Batı Emperyalizmine karşı yeni bir Sovyet emperyalizminini örgütlemesine karşın da Atatürk bunu Sovyet dostluğu ile dengelemeye çalışmıştır. İkinci Dünya Savaşı öncesinde olası bir Sovyet yayılmacılığına karşı da  Güney Kafkasya ve Ortadoğu’da İran ile ortaklığa dayanan bir Sadabat Paktı’nı gündeme getirmiştir. Kemalist dış politika;  Rus dostluğu, İran ortaklığı ile gelişirken dünyaya açık olarak Batılı ülkelerle de dengeli ilişkileri gerçekleştirmeye önem vermiştir. İran ile ortaklığa bölge ülkeleri de dahil edilerek  Kafkasya ve bölgesel güvenlik örgütlenmesi de kurulmak istenmiştir.

İkinci Bakü Kurultayı veya Ortadoğu Barış Konferansı da,  bugün olası 3. Dünya Savaşı tehdidiyle karşı karşıya olan bölgede, bölgenin geleceğini güvence altına alabilecek yeni bir Cento Örgütü’nün Merkezi Devletler İttifakı olarak kurulmasının da önünü açabilecektir.

Bakü’de yapılacak ikinci bir kurultay ile Azerbaycan,  İran ve Türkiye arasında köprü olarak birleştirici bir misyon üstlenebilecektir. Ankara ve Tahran arasında Bakü köprü olabilecektir. Hazar bölgesinin gerçek merkezi olan Bakü,  böyle bir toplantıya ev sahipliği yaparken Merkezi Devletler Birliği’nin de başkenti olabilecektir. Kafkasya ve Ortadoğu bütünleşmesi de  böylece sağlanabilirse,  gelecekte Hazar Bölgesinin merkezi de Bakü olabilecektir. Hatta Rusya, Çin ve Hindistan gibi Avrasya’yı çevreleyen siyasal güçlerin ,  küresel güçlerin saldırılarına karşı Ön Asya ve Orta Asya ülkelerinin de birlikteliği ile oluşabilecek Avrasya yapılanmasında da Merkezi Devletler Birliği’nin başkenti de olabilecektir. Hazar ve Sibirya Bölgelerinde toplanmış olan enerji ve maden yataklarının dünyanın her bölgesine eşit olarak yönlendirilebilmesi içi böylesine bir yapıya da gelecekte şiddetle ihtiyaç olacaktır.

Bir zamanlar  Erbakan'ın öncülüğünü yaptığı D-8  - ( Gelişen ülkeler İttifakı ) gibi merkezi bölge ülkeleri arasındaki şimdiye kadar yapılmış olan ortak işbirliği ve dayanışma paktları da bir bütünlük içerisinde düşünerek  Türkiye-  İran ortaklığında,  bu ülkelerin ikinci Bakü Kurultayına davet edilmeleri bölgede barışı tesis edebilecektir.

Bugünkü çözüm ve  olması gereken, Merkezi Devletler Birliği oluşumuna giden yolu ortaya koymak gerekmektedir . Merkezi Devletler Birliği teröre ve savaşa karşı bir bölgesel barış, güvenlik ve işbirliği örgütü olacaktır ve bu nedenle de işin  başlangıcı olarak öncelikle Orta Doğu Barış Konferansı'nın,  ikinci Bakü Kurultayı olarak  toplanması gerekmektedir .  Zaten süreç Astana ile başlamıştır.

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.