1. YAZARLAR

  2. NURAY BAŞARAN

  3. Türkiye ne yapmalı?-2
NURAY BAŞARAN

NURAY BAŞARAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye ne yapmalı?-2

A+A-

Türkiye,  hem iç politika hem de dış politikada baş döndürücü gelişmelere sahne oluyor.  Aslında bölgemizdeki enerji bazlı çıkarılmak istenen 3. Dünya Savaşı , ABD’nin eski Dışişleri Bakanlarından Henry Kissinger tarafından da son zamanlarda sık sık çeşitli gerekçelerle aleni olarak ilan edilmektedir.  Başlıkta belirttiğim gibi Türkiye’de ‘devlet aklı’ nın Türkiye’nin ne yapmasına cevabı hazırdır ama diğer sorulması gereken , ‘ ABD’nin ne yapması ya da yapmaması gerektiği’ konusudur.

Bu çerçevede ABD’de başlayan proje davaları ve iç politikaya yansımaları ise gündemi altüst etmeye yetmektedir. Hem Rıza Zarrab’ın  sanık olmaktan çıkıp tanık olması,  hem de ikinci dava olan Micheal Flyyn Dosyasındaki son gelişmeler (Flynn ve oğlunun da itirafçı olması ihtimali konuşulurken) , Türkiye’de de bu davaların yansımaları özellikle iç politik gelişmelerde etkili olacaktır. Söz konusu dava ile başta Halk Bankası olmak üzere (daha önce başka ülkeler için örnekleri olduğundan ) Türkiye’ye ekonomik bir ceza verileceğini şimdiden söylemek mümkündür. 

Peki tüm bunlar olurken ABD,  bunca yıllık müttefiki olan Türkiye’yi de gözden çıkaracak mı? Yoksa ceza ülkeye değil kişilere mi kesilecektir? Ya da Kissenger’in anlattığı gibi bölgede 3. Dünya Savaşı için bu davalar ve sonuçları bir baskı unsuru mu olacaktır? Bunların cevaplarını zaman içinde hep birlikte göreceğiz.

Birkaç gündür bu köşede yazdığım gibi, Türkiye’de ‘devlet aklı’ nın olası bir 3. Dünya Savaşı’na karşın Türkiye’nin fabrika ayarlarından hareketle, Kemalizm çizgisini de göz önüne alarak,  1920’de olduğu gibi davranacağını dile getirdim. Bu çerçevede de ikinci bir Bakü Kurultayının toplanması noktasına bu köşede dikkat çektim. 

Büyük Ortadoğu Projesi ile bölgede yol alan ABD’nin,  son zamanlarda bölgedeki hayal kırıklıkları ve renkli devrimlerle Rusya’yı kendi arka bahçesi yapmak noktasındaki başarısızlıkları da ortadadır. ABD’nin Latin Amerika’daki kontrolü yitirmesi, binlerce kilometre öteden dünyanın merkezini tam olarak ele geçiremeyeceği de açıkça görülmektedir. ABD özellikle, Rusya ve Çin’in arka bahçelerini yönetme hayali de her geçen gün imkansızlaşırken,  Ukrayna ve Gürcistan örnekleri de bu durumu desteklemektedir. Bu aşamada da Rusya’nın hem Ukrayna, hem de Gürcistan üzerindeki baskısının arttığı da ortadadır. ABD’nin NATO’yu bir Amerikan hegemonya örgütü olarak Doğu’ya doğru genişletme çabalarına rağmen, Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO dışı kalması bu ülkeler üzerinden  ABD ve Rusya arasında büyük bir çekişme yaratmıştır. Bu da özellikle Gürcistan’da tam bir soğuk savaş etkisi yaratmış ve Abhazya ve Güney Osetya sorunları ortaya çıkmıştır. Bu sorunlar giderilmezse,  Rusya ve ABD’nin 3. Dünya Savaşı başlatmasına elverişli bir ortam yaratılmış olacaktır. Bu da Hazar Bölgesinin tehlikeli bir ortamla karşı karşıya olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Tam da bu noktada Astana’da başlayan  Soçi ile devam eden sürece,  ABD de dahil olup (en azından Rusya üzerinden olabilir. Ki, Putin ile ABD derin devletinin ve İsrail’in arka plan anlaşmalarına bakınca, bu durumun  kolay olabileceği anlaşılıyor.) bir an önce 2. Bakü Kurultayı toplanmalıdır. Ve bölge barışının inşası sağlanmalıdır. ABD’nin bu noktada yıllardır müttefiki olan Türkiye ile aynı paralelde yol yürümesinden  daha doğal bir durum da yoktur.  Aksi halde bugün NATO’dan bile çıkmayı tartışan bir Türkiye’nin,   ABD ile müttefik ilişkisi yürütmesi imkansız hale geldiğinde; bölgedeki sıkıntılar tüm küresel sermaye için daha zor hale gelecektir. Dolayısıyla ABD, son seçimlerinde ‘şefkat’ algısı için ‘kadın başkan olur mu?’ sorusunu sorabilen bir ülke olarak , şimdi bölge barışı için toplanacak Ortadoğu Barış Konferansını desteklemelidir. Müttefiklik de bunu gerektirir. Ayrıca en büyük ‘tehlike’ gördüğü İran da bu konferansın katılımcısı olarak,  bölgede artık kapılarını açmış   bir ülke olabilecektir. (Şah Rıza Pehlevi dönemindeki gibi) Aksi halde NATO’dan çıkmayı tartışan bir Türkiye ile yol yürümek ABD için her gün biraz daha imkansızlaşmaktadır. O nedenle müttefiklerin bu kadar gergin bir ortamda bulaşabilecekleri masa, ancak bölgesel bir barış masası olabilir. Ve ancak böyle bir ‘barış masası’ nda Ortadoğu’daki ‘ eş başkanlık’ sürebilir.

Yazıların her türlü yasal sorumluluğu Yazarın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.